3 Ay Evliliğe Ömür Boyu Nafaka

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Nafaka, Türk Medeni Kanunu’nun ilk yürürlüğe girmesinden beri, sürekli olarak tartışılmış ve bu tartışmalara karşın varlığını hemen hemen aynen sürdürmüş düzenlemeler içeriyor.

Yoksulluk Nafakasının Şartları: 

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre, yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için:

  • boşanmaya hükmedilmiş olması,
  • nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş ya da düşecek olması,
  • diğer eşle eşit kusurlu veya diğer eşe nazaran daha az kusurlu veya boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusursuz olması,
  • nafaka talep edilen eşin nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekir.

Nafaka Ödeme Borcu Ne Zaman Sona Erer?

Yoksulluk nafakası,

  • nafaka alacaklısının evlenmesi,
  • taraflardan birinin ölümü,
  • nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması,
  • nafaka alacaklısının yoksulluğun ortadan kalkması,
  • nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi,
  • nafaka borçlusunun ödeme gücünü tamamen kaybetmesi

durumlarında kendiliğinden ya da mahkeme kararıyla sona ermektedir.

Nafakanın Süresiz Verilmesi Mağduriyet Yaratıyor

Özellikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresinin birçok mağduriyet yarattığı savunuluyor.

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”

Bu maddenin 2. fıkrasında ise şu ifadelerle, nafakanın bir ceza olmadığı, sosyal ve ahlaki nedenlerle verildiği ifade edilmeye çalışılmış:

“Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Kanun maddesinde, nafakaya hangi hallerde hükmedileceği, davacı ve davalının ekonomik durumlarının ne şekilde dikkate alınacağı, tarafların evli kaldıkları süre, müşterek çocuklarının olup olmaması konularında bir açıklama bulunmamaktadır.

Yargıtay’ın genel içtihatları ise, boşanan taraflardan kusurlu görünen kişinin -genellikle erkeğin- aleyhine ekonomik olarak iyi bir durumda olup olmadığına bakılmaksızın eğer çalışamayacak şekilde özürlü değilse ekonomik durumu iyi olmasa da, iş veya geliri olmasa da kendisi dışındaki sebeplerle çalışamasa dahi sürekli olarak nafakaya hükmedilmektedir.

“Yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için tarafların evli kaldığı sürenin, tarafların çocuklarının olup olmamasının, nafaka alacaklısının çalışmaya engel bir özrünün olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.”

Lehine nafaka hükmedilecek kişinin erkek ya da kadın olması konusunda bir ayrım yoktur. Buna karşın uygulamada, erkek lehine hükmedilmiş nafaka yok denecek kadar azdır.

Yoksulluk nafakasının sürekli olması, nafaka borçlusu kişi açısından ömür boyu sürebilecek bir mali yükümlülük altına sokmaktadır.

Yine,boşanma kararı verilmesiyle ortak hayatları biten kişileri birbirlerine sürekli bağlı kılmaktadır.

“Pek çok durumda, yoksulluk nafakası borçluları evlilik içinde olduğundan daha ağır bir yük altına girmektedir.”

Birçok olayda görüldüğü üzere, nafakanın kesileceği düşüncesi ile boşanan kişilerin yeniden evlenmediği de görülmektedir.

Ayrıca, süresiz verilen nafaka nedeniyle kişilerin çalışmamaya teşvik edildiği de söylenebilir.

Kanımca, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş nafaka, uygulama şekli ile eşler arasında eşitliği düzenleyen Anayasa’nın 41. maddesine de aykırı bir fiili durum yaratmaktadır.

Bu ve yukarıda belirtilen düşüncelerle, TMK 175’te geçen “süresiz” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuşsa da Anayasa mahkemesi,

  • süresiz olarak ibaresinin her zaman ölünceye kadar yoksulluk nafakası ödeneceği anlamına gelmediği, süresiz ibaresine yer verilmesinin amacının, boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek olan eşin diğer eş tarafından şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi ve asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması olduğu,
  • evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olan yoksulluk nafakasının özünde ahlaki değerler ve sosyal dayanışma düşüncesinin yer aldığı,
  • bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olarak getirildiğinin kuşkusuz olduğu gerekçeleriyle başvuru reddedilmiş ve yoksulluk nafakasının süresiz olarak verilmesinin Anayasa’ya uygun olduğu sonucuna varılmış, kuralın Anayasa 10 ve 41. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin bu red kararı ile örneğin 3 ay sürmüş evlilikler için dahi ömür boyu nafaka ödenmesi hukuka uygun bulunmuştur.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir