Ahlaka Aykırı Meslek Edinen Annenin Velayet Hakkı

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

velayet 670x300

Sözlük anlamında velâyet; sevmek, sahip çıkmak, yardım ve idare etmektir. Hukuk alanında velâyet ise; bir başkasına sözünü geçirmek onun üzerinde egemenlik ve otorite kurmak yetkisidir.

Velâyet hakkı ise ana-babanın çocukların ve istisnai olarak da, kısıtlı yetişkinlerin, bakım ve korumasının sağlanması amacıyla, onların şahıslarının ve mal varlığının üzerinde sahip oldukları görev, yetki ve hakları ifade eder.[1] Velâyet hakkı kapsamına, çocuğun bakımı, eğitimi, kanunî temsili, ona uygun okul ve meslek eğitimi belirlenmesi; meslek eğitiminin belirlenmesinde çocuğun gittiği okulu seçme ve okul ile birlikte çalışma, çocuğun yardıma ihtiyaç duyması durumunda devlet kurumları ile birlikte çalışmayı, dini eğitim, çocuk mallarının yönetilmesi ve de çocuk ile aynı çatı altında yaşama yani onun ikametgâhını belirleme hak ve yükümlülüğünü kapsar.

Velâyet hakkı, ana babanın kişilik haklarının bir parçasıdır. Ayrıca velâyet hakkının kullanılması, çocukların korunması ve yetiştirilmesine yönelik kamusal bir temele dayandığından, bunun sağlararası bir sözleşme ya da ölüme bağlı tasarrufla sınırlanması mümkün değildir. [2]Bu hak başkasına devredilemediği gibi bu haktan feragat da edilememektedir.

Babanın Çocukla İlgili Fikri Anneninkinden Üstün Değil

Eski Medeni Kanunda, evlilik birliği devam ettiği sürece ana babanın velâyeti birlikte kullanacakları, anlaşamadıkları taktirde babanın oyunun üstün olacağı belirtilmişti. Bu ayrıcalığın sonucu şuydu: Çocuğun öz adının konmasında, onun okulunun seçilmesinde, işe verilmesinde, nişanlanmasında, kendisine uygulanacak tıbbi müdahalede son söz hep babanındı.[3]Ancak bu hüküm yeni Medeni Kanun döneminde kadın-erkek eşitliği gereğince kaldırılmış, babanın oyunun üstünlüğü düzenlemeye alınmamıştır.

Velayet Hukukunun Temel Noktası: Çocuğun Üstün Yararı

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin genel ilkelerinden biri olan “Çocuğun Yüksek Yararı İlkesi”, çocuk hukukunun en temel ilkesidir. İlkeyi düzenleyen Sözleşmenin 3. maddesine göre, çocuğu ilgilendiren her durumda ve her kararda mutlaka çocuk için mümkün olan en iyi çözüm tercih edilmelidir.

Türk Medeni Kanunu sistematiği içerisinde de velayet hukukunun temel dayanağı, çocuğun üstün yararıdır. Anne ve baba evli iken velayeti ortak kullanacaklardır. Anne ve baba boşanmış ise de bu hak, mahkemece kime tesis edilmişse onun kullanımına aittir. Velayet hakkını kullanan kimse, çocukla ilgili konularda çocuğun üstün yararı doğrultusunda karar almalıdır.

Türk Medeni Kanunu her ne kadar uluslarası sözleşmelerde düzenlenen esasları barındırsa da çocuğun yararı ile ana babanın yararının çatışması halinde çocuğun yararının öncelikli olacağını belirten açık bir hükmü düzenleme konusu yapmamıştır.  Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinde çocukla ilgili bütün faaliyetlerde çocuğun yüksek yararının temel düşünce olacağı açıkça ifade edilmiştir. Türkiye’nin bu anlaşamaya taraf olduğu dikkate alındığında çocukla anne babanın yararı çatıştığında çocuğun menfaatinin öncelikli olacağının kabulü gerekir.

Türk Hukuk Siteminde Ortak Velayet Yok

Ana baba birbiriyle evli ise çocuğun doğumundan itibaren ortak velayete sahiptirler. Ortak velayet sadece anne baba evli iken söz konusu olacaktır. Bunun dışında anne babanın ayrılması veyahut boşanması halinde çocuğun velayetinin iki tarafa ait olup olamayacağı doktrinde tartışmalıdır. İsviçre ve Alman Hukukunda, boşanma sonrasında ana ve babanın velâyeti birlikte kullanma imkânı kanunda düzenlenerek tartışma sona erdirilmiş olmasına rağmen Türk Hukukunda bu durum halen muğlâktır.

Kanunun lafzından evlilik birliği sona erdikten sonra Türk hukukunda, velayetin ortak olarak düzenlenemeyeceği anlaşılmaktadır. Evlilik devam etmekle beraber ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse, hakim velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet evliliğin ölüm ile sona ermesi halinde sağ kalan eşe, evliliğin boşanma ile sona ermesi halinde ise çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa ait olacaktır.

Torununun Velayetini Alabilmek

Türk Medeni Kanununun 335. Maddesi gereğince; ergin olmayan çocuk ana babanın velayeti altındadır. Bu hüküm bize, velayet hakkının sadece anne babaya ait olduğunu gösterir.

Büyükanne/büyükbabanın torunlarının velayetini alma hakkı bulunmamaktadır. İstisnai durumlarda, velayet hakkı sahibi olan anne ve/veya baba; deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeple velayet görevini gereği gibi yerine getiremiyor, çocuğa karşı yeterli ilgiyi göstermiyor, çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklıyorsa büyükanne/büyükbaba torunlarının vesayetini alabilecektir. Velayet ve vesayet farklı hukuki kavramlardır.

Vesayet dışında, büyükanne/büyükbaba torunlarının kendileri ile vakit geçirmesi amacıyla kişisel ilişki tesis edilmesini her zaman isteyebilirler.

Çocuk Kiminle Kalmak İstiyor?

Çocuk eğer olup bitenleri idrak edebilecek yaştaysa bu takdirde çocuk, velayet konusunda dinlenmelidir. Velayet konusunda karar verilirken idrak yaşındaki çocuğun dinlenmemesi Yargıtay’a göre bozma sebebidir.

Çocuğun dinlenmeden karar verilemeyeceği Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. Ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. Maddelerinin bir uzantısıdır.

“Çocuğunuzun karakterini, aynada gördüğünüz anne/baba şekillendirecektir.”

Velayet ve Genel Ahlaka Aykırı Meslekler

Velayet hukuku, çocukla anne/babası arasındaki ilişkiyi baz alır. Eşler arasındaki ilişkiler, çocuğu etkilememek kaydıyla o eşin velayet hakkını etkilemez. Örneğin boşanma davası sonucunda zina yaptığı kesinleşen eş, çocuğuna anne/baba olarak iyi bir şekilde bakabilecek durumda ise zina yaptığından bahisle velayetin kendisinden alınması gündeme gelmeyecektir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu konuda ‘’Boşanmada anne kusurlu olsa dahi annenin çocuğa karşı kötü davranışı ve istismarı da kanıtlanamamıştır. Küçük çocuğun da yaşı nedeniyle anne şefkatine ihtiyaç duyduğu ve velayetin anneye bırakılması gerektiği dikkate alınmalıdır. ‘’ diyerek konuyu açıklığa kavuşturmuştur.

Velayet hukukunda, çocukla velayet hakkı kendisinde bulunan taraf arasındaki ilişki her şeyin üzerinde tutulmuştur. Bu durumun en çarpıcı örneğini, Yargıtay’ın 1995 yılında verdiği kararı oluşturur.

‘’Davacı annenin mücerret genelevde çalışmakta olması onun kötü bir anne olduğunu göstermez. Anne çocuğu bu yaşantısının dışında tutabiliyorsa ve çocukla yaşam biçimi çocuğun yararına ise, velayet anneye verilebilir. Nitekim idrak çağındaki küçük de annesi ile birlikte kalmak istemektedir.“ Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 05.07.1995 Tarih 6964/7868 Sayılı Kararı

Tarafların kendi yaşantıları, çocukları ile olan ebeveynlik ilişkilerinden ayrılabildiği ölçüde velayet haklarını etkilemeyecektir.


[1] DURAL/ÖĞÜZ/GÜMÜŞ, Aile Hukuku s. 519

[2] 0 Köprülü, Bülent-Kaneti, Selim; Aile Hukuku, 2. Bası, İstanbul 1989, s. 243.

[3] Serozan, (Koruma), s. 384

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir