Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davası

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

ZİNA SEBEBİ İLE BOŞANMA DAVASI

Zina mutlak , özel ve kusura dayanan bir boşanma sebebidir. Türk Medeni Kanunu 161. Maddesinde düzenlenmiştir. Zinanın mutlak bir boşanma olmasının sonucu olarak zinanın ispatlanması sonucunda hakim boşanmaya hükmetmek zorundadır. Sonuç olarak ispat yükümlülüğü vardır . Zinanın özel bir boşanma sebebi olmasını sonucu ise zinanın özel olarak ayrı bir kanun maddesinde belirtilerek düzenlenmesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 161. Maddesinde ayrı olarak bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu 161. Maddesi’ne göre :

(1)Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

(2)Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

(3) Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Zina Türk Hukukunda ;” Evli bir şahsın, eşinden başka birisi ile cinsi münasebetlerde bulunmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım çerçevesinde zinanın oluşması için 3 şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar ;

  • Evlilik koşulu
  • Cinsel ilişki koşulu
  • Kusur koşulu

Zinanın varlığı için davanın tarafları arasında geçerli bir evlilik ilişkisinin bulunması gerekir. Tarafların evli olmaması durumunda yani evlenmenin yokluğu durumunda zinadan söz edilemez. Sonuç olarak yokluk durumunda evlilik hiç kurulmamış sayılır. Batıl olan evliliklerde durum farklıdır. Batıl olan evlilikler hakimin kararı ile sona ereceği için batıl olan evlenme , hakim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğuracağından zinadan söz edilebilir.

Zinadan söz edilebilmesi için eşlerin birlikte yaşaması şart değildir. Taraflardan biri hakkında gaiplik kararı verilmesi , ayrılık kararı verilmesi, ayrı konut edinme kararı verilmesi , ayrılık veya boşanma davası açılması sonucu ayrı yaşama hakkının bulunması durumlarında eşlerden birinin karşı cinsten biriyle cinsel ilişki kurulması boşanma davası açılmasına sebep olur.

Ülkemizde “evlilik benzeri birliktelikler” ve “eş cinsel birlikteliklere” evlilik gibi bir sonuç bağlanmadığından bu tür ilişkilerde zinadan söz edilemez. Eşcinsel birliktelikler sonucu zinaya dayanarak boşanma davası açılamaz.

Zinanın objektif unsuru evli tarafların eşlerinden başka biri ile cinsel ilişkide bulunmasıdır. Her şekilde kurulan cinsel ilişki zina sayılır. Teşebbüs aşamasında kalsa dahi zina sayılır. Ayrıca cinsel ilişkinin zina sayılması için sürekliliği gerekmemektedir.

Bir defa yapılan cinsel ilişki zina sayılmaktadır. ” Aynı cinsle kurulan cinsel ilişkiler, hayvanla kurulan cinsel ilişkiler, yapay döllenme ve aşıkane hareketler zina sayılmaz.”

Aşıkane hareketler , ” okşama, kucaklaşma , öpüşme vb.” sadakat yükümlülüğünü ihlal etseler dahi zina sayılmamaktadırlar. Zinaya dayanarak boşanma davası açılamaz. Bu durumlarda , TMK m. 163’te düzenlenen “Haysiyetsiz yaşam sürme ” hükümlerine göre boşanma davası açılabilir.

Zinanın kusura dayanması gerekir. Bir eşin kusuru olmadan böyle bir cinsel ilişkiye girmesi , örneğin kadının kaçırılarak zorla tecavüze uğraması ve bunun gibi irade dışı durumlar zina sayılamaz.

Zinanın her türlü kanıtla ispatı olanaklıdır. İspat yükü davacıdadır. Tarafların ikrarı Türk Medeni Kanunu 184. Maddesi b.3 hükmüne göre hakimi bağlamaz. Bu nedenle davalının ikrarı başlı başına aile mahkemesi hakimini bağlayan bir kanıt sayılmaz. Ayrıca zina sebebi ile boşanma davasında yemin bir delil olarak kullanılamaz.

Zinanın “gebe kalmak, zührevi hastalığa yakalanmak, fotoğraflar, düğün yapmak, iletişim araçları, tanık anlatımları, kesinleşmiş hükümlülük kararı, soruşturma evrakı” gibi araçlarla ispatı olanaklıdır.

– Kadının kocası ile cinsel ilişkide bulunmasının veya kocası ile cinsel ilişkide bulunması sonucu gebe kalmasının imkansız olduğu durumlarda hamile kalması zina eyleminin kanıtlanma araçlarından biridir.

– Fotoğraflar zina eylemini kanıtlama araçlarından biridir. Ancak bu fotoğraflar zina eylemini kanıtlayıcı nitelikte olmalıdır.

– Mektuplar, bilgisayar kayıtları, telefon kayıtları, ses kayıtları vb. gibi iletişime ilişkin belge ve kayıtlar zina eylemini kanıtlama araçlarıdır.

– Tanık anlatımları zina eylemini kanıtlama araçlarından biridir. Zina eyleminin tam bir görgüye dayanılarak kanıtlanması oldukça zordur. Bu nedenle yaşam deneyimleri ve durumun gereklerine göre cinsel ilişkinin gerçekleştiğini gösterecek olan eylemlerin kanıtlanması yeterlidir. Davalı ile arasında husumet bulunan tanıkların çelişkili beyanlarına ya da tanıkların başkalarından aktardıkları olaylara dayanılarak hüküm kurulamaz.

– Kesinleşmiş bir hükümlülük kararı varsa zina eylemini kanıtlama için başkaca bir kanıt aranmasına gerek yoktur.

– Soruşturma evrakı içinde yer alan anlatımlarla da zina ilişkisi kanıtlanabilir.

Kuvvetli bir şüpheyi haklı gösterecek diğer deliller de zina sebebi ile boşanma davalarında ispat aracı sayılır.

Zina sebebiyle boşanma davasında davaya hakkı olan kadın veya kocanın , “Boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay, her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir. TMK 161. Maddede düzenlenmiştir. Zina tek eylem ile gerçekleşmiş ise bu süreler eylem günü, devam eden zinalarda ise zinanın sona erdiği günden itibaren hak düşürücü süreler işlemeye başlar.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af örtülü veya açık olabileceği gibi yazılı veya sözlüde olabilir. Af kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır.Temsilci aracılığı ile affedilme olanağı bulunmamaktadır. Affeden tarafın ayırt etme gücüne sahip olması şarttır. İradeyi sakatlayan sebepler varsa af geçersiz hale gelir.

Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Eşlerden birinin bu sadakatsiliği sebebiyle diğer eş evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası da açabilir. Davacı iki hakkını da ayrı ayrı dava konusu yapabileceği gibi aynı dava içinde de iki ayrı sebebe de dayanabilir. Ancak zina sebebi ile açmış olduğu boşanma davasından feragat ettikten sonra aynı olaya dayalı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanma davası açamaz.

Davacı davasını zina sebebiyle boşanma davası şeklinde açmışsa aile mahkemesi hakimi her ne kadar zina evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olursa da evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma kararı veremez.

Yine aynı şekilde davacı davasını zina sebebiyle boşanma davası değil de evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası olarak açmışsa tarafların zina sebebiyle boşanmalarına karar verilemez.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page
 
error: Content is protected !!