Hukuki Yönüyle Anlaşmalı Boşanma Davası

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN (Tüm Yazıları Okuyun)

Genel boşanma sebeplerinden olan anlaşmalı boşanma Türk Medeni Kanunu’nun 166. Madde 3. fıkrada düzenlenmiştir. Anlaşma ile boşanmada tarafların başvurusu tek başına yeterli olmayıp boşanmaya karar verilebilmesi için bazı koşulların mevcut olması gerekmektedir. Anılan kanun maddesi şu şekildedir:

“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”Madde içeriğinden görüleceği üzere anlaşmalı boşanma koşulları şu şekilde sayılabilir:

1. Anlaşmalı Boşanma Davasında Evlilik Süresi

Anlaşmalı boşanmaya gidilebilmesi için evlilik birliğinin en az 1 yıl sürmesi gerekmektedir. Yasa koyucu bu kuralla bir nevi kısa süreli evlilikleri engellemeyi amaçlamaktadır. Bu sürenin birlikte geçirilmesi gerekmemektedir. Hakim bu süreyi kendiliğinden araştırmak durumundadır.
Yargıtay evlilik süresinin 1 yılı doldurmadığının anlaşılması durumunda anlaşmalı boşanma sebebiyle boşanmaya karar verilmemesini fakat Türk Medeni Kanunu’nun 1. fıkrasına göre taraf kanıtlarının toplanarak kanıtlara göre evlilik birliğinin temelden sarsılmış olup olmadığının kendiliğinden araştırılması gerektiğini düşünmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.11.2007 tarihli 1911-15180 sayılı kararında

“…davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak Medeni Kanun’un 166/1-2 maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken…”

diyerek bu konuyu içtihat etmiştir.

2. Eşlerin Anlaşmalı Boşanma Davası İçin Başvurusu

Burada yukarıda belirttiğimiz kanun metninden anlaşıldığı üzere taraflara iki seçenek sunulmuştur.

İlk olarak taraflar birlikte bir başvuru yapabilirler. Yargıtay burada açılan davada 2 davalı ve 2 davacı olduğu görüşündedir. Birlikte başvuru yapılması durumunda harç konusu da tartışma olmakla birlikte uygulamada tek başvuru harcı yatırıldığı görülmektedir.
Diğer başvuru biçimi ise eşlerden biri tarafından açılan davayı diğer eşin kabul etmesidir. Maddede belirtilen dava türü ise Medeni Kanun’un 166. maddesinde belirtilen davadır. Bunun dışında başka özel sebeplerle açılan boşanma davalarının diğer eş tarafından kabul edilmesi anlaşmalı boşanma koşullarını sağlamayacaktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu konuda verdiği 08.06.2009 tarihli 2008/8710 Esas 2009/10983 Karar sayılı kararında

“…Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. Maddesi ancak aynı yasanın 166. Maddesine dayanılarak açılan davalarda gerçekleştirilebilir.”

düşüncesindedir.

3. Anlaşmalı Boşanma Davasında Tarafların Dinlenilmesi

Anlaşmalı boşanma davasında hakim tarafları bizzat dinleyerek karar verir. Taraflar vekille temsil ediliyor olsalar dahi hakim tarafları bizzat dinler.
Tarafların bizzat dinlenilmesi şartı tarafların boşanma talebinin serbest iradeleriyle verilip verilmediğini kontrol amaçlı getirilmiş bir hükümdür.
Taraflarca duruşma tutanağı imzalanmalıdır. Tarafların imzadan kaçınmaları halinde Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 1. fıkrası gereği deliller değerlendirilip işlem yapılması gerekmektedir.

4. Hakimde Kanaat Oluşması

Anlaşmalı boşanmada hakim karar verirken tarafların iradeleri serbestçe açıkladığına kanaat getirmesi gerekmektedir.

5. Boşanma Protokolünün Uygun Bulunması

Tarafların, aralarında yaptıkları düzenlemeyi (uygulamada boşanma protokolü, anlaşma protokolü vb. gibi farklı isimlerle adlandırılan) hakimin uygun bulması gerekmektedir.
Taraflar boşanmanın mali sonuçları olan maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasına ilişkin anlaşma sağlamalıdırlar.
Taraflar çocuk(lar)ın durumu hakkında da bir uzlaşı sağlamalıdırlar. Burada tarafların iştirak nafakası, kişisel ilişki ve velayet hakkında anlaşma sağlamaları gerekmektedir.
Taraflar boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında yaptıkları anlaşmayı yazılı ya da sözlü olarak hakime bildirirler. Hakim taraflar tarafından yapılan bu düzenlemeyi uygun bulmazsa öngörülen düzenlemede gerekli değişiklikleri yapabilir. Taraflar da yapılan değişiklikleri kabul ederse düzenleme bu haliyle kabul edilir ve anlaşmalı boşanma sağlanmış olur. Hakim istekten fazla bir şeye hükmedemez.
Şarta bağlı olarak anlaşma metni düzenlenemez. Taraflar isterlerse anlaşmalı boşanma davasında mal rejimine ilişkin de düzenleme yapabilirler.

Anlaşmalı Boşanma İle İlgili Diğer Bilinmesi Gereken Noktalar

  • Anlaşmalı boşanmada kusur araştırılması yapılmaz.
  • İçerisinde vekalet ücretini de barındıran yargılama giderlerine tarafların istemleri doğrultusunda karar verilmelidir.
  • Anlaşmalı boşanma istemi karar kesinleşinceye kadar her aşamada istenebilir. Yani temyiz ve karar düzeltme aşamalarında da anlaşma boşanma protokolü sunma imkanı mevcuttur. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08.11.2010 tarihli 2010/19297 Esas 2010/18725 Karar sayılı kararında tarafların temyiz dilekçesine ekli protokol sunmalarını bozma sebebi olarak kabul etmiştir. 
  • Tarafların mali durumunun kendilerinden beklenmeyecek şekilde değişmiş olması durumunda anlaşmalı boşanmada tarafların kabul ettikleri nafaka yükümlülükleri değiştirilebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2006/5781 Esas 2006/9638 Karar sayılı kararında “…taraflar protokol esaslarına uymakla yükümlüdürler. Bu protokolün değiştirilmesi için ekonomik şartlarda tarafların kendilerinden beklenemeyecek şekilde olağanüstü değişikliklerin olması gerekmektedir…” şeklinde karar vermiştir. 
  • Tarafların mahkemeye sunduğu anlaşmanın, hakimin getirdiği son önerilerin de taraflar tarafından kabul edilmesi ile oluşan değişikliklerle birlikte hüküm kısmında yer alması gerekmektedir.
Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir