Anlaşmalı Boşanmada Dikkat Edilmesi Gereken 6 Nokta

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Anlaşmalı boşanma, genel olarak düşünülenin aksine, kadınların daha çok sorduğu konuların başında geliyor. Kadınlar, çatışmadan kaçmak, uzun sürebilecek bir boşanma davasına dayanamamak, çocukların ihtiyaçları ve benzeri nedenlerle erkeklerin anlaşmalı boşanma talebine karşı duramıyor. Gözlemlediğim kadarıyla “son kuruşuna kadar alacağım” diye düşünen ve bu kararını sonuna kadar götüren kadına gerçek hayatta çok az rastlanıyor.

Ancak, anlaşmalı boşanma gerçekleştikten, taraflar boşandıktan sonra bir çok kadın bana telefon ederek anlaşmalı boşanma protokolü nedeniyle uğradıkları mağduriyeti gidermemi istiyor.

Hemen belirtmek gerekir ki, anlaşmalı boşanma ile tarafların boşanmasından sonra, boşanma protokolünde kararlaştırılan konularda yeniden dava açmak mümkün olamıyor. Bunun istisnasını ise çocuklar lehine protokole madde konulmamış olması halinde iştirak nafakası oluşturuyor.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma ile çekişmesiz ve kısa bir süre içinde boşanmayı düşünenler için bu yazıyı hazırladım:

1. Hızlı davranmak ile aceleci davranmak arasında fark vardır:

Anlaşmalı boşanma davası, tahmin edilebileceği gibi çekişmeli boşanma davasından daha kısa sürede biter. Bir an evvel boşanmanın gerçekleşmesini ve hayata yeni bir başlangıç yapılması elbette daha iyidir, ancak buna karar verirken mutlaka iyi düşünmek gerekiyor.

Meslek yaşamımda, anlaşmalı boşanma duruşmasında (tek celsede biter (!) vazgeçenleri, çekişmeli boşanma davasının son duruşmasında barışanları, hatta dosya Yargıtay’da temyizdeyken biraraya gelip daha feragat ettiğimiz dosya yerel mahkemeye gelmeden yeniden anlaşmazlığa düşenleri gördüm.

Hızlı bir şekilde boşanma davası açmaya karar verilmesi, eşe bu kararın açıklanması ve karşı tarafın bunu kabul etmiş olması, çoğu kurtarılabilecek evlilikleri geri dönülemeyecek noktaya getirebiliyor. Boşanma kararını eşinize açmadan önce mutlaka siz tek başınıza almalısınız.

2. Boşanma kararını eşinizden önce avukatınızla paylaşın:

Eşlerin boşanma konusunda tereddütler içinde olduğu bir dönem vardır. Bu dönemin süresi bir günden yıllara uzayabilir. Belki de çoğu danışanım bana hikayelerini anlatmaya bu yüzden nişanlarından başlar: “Ah avukat bey, nişanımda kayınvalidem şöyle şöyle yapmıştı”

Bu tereddüt döneminde, diğer eş, durumun ciddiyetini kavrar ve mal varlığı ve varsa hatalı davranışları yönünden tedbir almaya başlar. Gayrimenkullerini devretmek için -soyadı tutmayan (!)- güvenilir arkadaşlar arar, banka hesaplarını boşaltır, arabayı değiştirme bahanesiyle satar ve genelde bir avukata telefon ederek cep telefonu konuşmalarının operatörden çıkartılıp çıkartılamayacağını sorar.

Bu nedenle, bence boşanma kararı almışsanız bunu eşinizden önce avukatınızla paylaşmanız menfaatinize olabilir.

3. Çocukların geleceği ne olacak?

Anlaşmalı boşanma davasında eşlerin üzerinde en az tartışmayla anlaşabildikleri konuların başında çocukların velayeti gelir. Genelde erkek çocuk babaları (ve dedeleri) çocuğun velayetini alıp alamayacağını danışır. Bu soru, çocuk daha iki aylık olsa bile hiç istisnasız sorulur. Kız babalarında ise sorunun danışılma ihtimalini, onda iki-üç olarak hesap ettim.

Biraz mantıklı düşündükten sonra, çoğu baba , çocuğun annede kalmasının daha doğru olacağını kabul eder. Bu kabulü, “çocuğu en erken kaç yaşında alabilirim” sorusu takip eder.

Çocuğun velayetinde anlaşan ebeveynler, iştirak nafakası konusunda çok da fazla uyuşmazlık yaşamaz, erkekler konu çocukları olunca eli açık davranmaya daha fazla meyilli oluyorlar.
Nafakayı belirlerken, çocukların yaşlarını, gidecekleri okulu, gıda, giyim ihtiyaçlarını hatta hafta sonu alacakları harçlıkları göz önünde tutmayı ihmal etmeyin.

4. Ceketimi alır çıkarım

Eski Türk filmlerinin klişesi günümüzde de hala geçerli. Boşanma söz konusu olunca, ev eşyaları genelde kadında kalıyor. Ancak son zamanlarda, özellikle 25-30 yaş arasındakilerin boşanmalarında, bu eşyaların da tartışıldığını görüyorum.
Eşlerin çeyiz olarak getirdikleri ev eşyaları tabii olarak kendilerine verilmeli, ancak ev eşyaları evlilikten sonra ödenen taksitlerle alındıysa eşitçe paylaşılmalı.

5. Eşe nafaka yok mu?

Kadınlar, bazen gurur yapıyor, nafaka istemiyor. Ama gerçeklerle yüzleşmeye başlayınca geçimini sağlayamayan kadın eski eşinden nafaka alıp alamayacağını öğrenmek için kapımızı sıkça çalıyor. Boşanma protokolünde nafakaya asgari bir miktarda da olsa mutlaka yer verilmeli.

6. Saçımı süpürge ettim, gençliğimin tazminatı bu kadar mı?

Özellikle, 45-55 yaş arasındakilerin boşanmasında karşılaştığım konu da tazminat meselesi. Kadınlar genellikle, evli kalma sürelerini, doğurdukları çocuk sayısını gözönünde bulundurarak bir tazminat belirlenmesini umuyorlar. Anlaşmalı boşanmada tazminat bedeli kocanın insafına kalmış. Tazminat miktarını belirlerken, eşin malvarlığının toplam değeri ile, yaşı, yeniden evlenme ihtimali, sizin yaşınız, eğitiminiz, yeniden evlenebilme ihtimaliniz, taşınma- yeni ev kurma masraflarınız, hayata yeniden başlayacak olmanız da düşünülmeli.

Sözün kısası, anlaşma pes etmek demek değildir, anlaşmalı boşanma eğer haklarınız gözetiliyorsa, adaletli ise ve boşanma kararı alınması gerçekten kaçınılmaz olmuşsa başvurulması gereken bir sosyal (ve hukuki) kuraldır, diyorum. 🙂

Bu yazılarım da işinize yarayabilir:

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir