Av.Yasin GİRGİN tarafından yazılmış tüm yazılar

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

Bağımsız Konut Sağlamamak Nedeniyle Boşanma

Bağımsız konut sağlamama konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu şu şekilde bir düzenlemede bulunmuştur:

“Madde 186- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.”

Yargıtay uygulamasında bağımsız konut sağlamama, kusur olarak kabul edilmiştir:

“Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadın davacı erkeğe nazaran daha fazla kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de;yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı kadının mahkemece belirlenen kusurlu davranışları yanında erkeğin de eşine ara ara fiziksel şiddet uyguladığı, ailesinin müdahalesine sessiz kaldığı manevi anlamda bağımsız konut sağlamadığı, birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davalı kadına oranla davacı erkeğin daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.”

“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı ve manevi anlamda bağımsız konut sağlamadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır.”

“Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafın da kusurlu oldukları gerekçesiyle kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin bağımsız konut sağlamadığı ve ailesiyle birlikte yaşamaya zorladığı, davacı kadının ise eşinin askerde olduğu sırada ortak konuttan ayrılıp ailesinin yanına gitmesinin kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davacı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu, kadının kusursuz olduğunun kabulü gerekir.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı erkek tarafından usulünce ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıaların davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin tabi bulunmasına göre eşine hakaret eden, baskı uygulayan ve manevi yönden tam bağımsız konut sağlamayan davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalının tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı kadının annesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı ve kayınvalidesine hakaretler ve beddua ettiği, buna karşılık davalı erkeğin ise bağımsız konut sağlamadığı, birlikte yaşadıkları annesinin kadına yönelik baskılarına ve kadının akrabalarına yönelik olumsuz tutum ve davranışlarına destek olduğu, erkeğin annesinin kadın hakkında “defolsun gitsin, istemiyorum, alın gidin, oğlumu yeniden evlendireceğim” şeklinde sözler söylediği, erkeğin de “annem istemiyorsa bende istemiyorum” diyerek eşini evden kovduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre, davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.”

Görüldüğü üzere, bağımsız konut temin edilmemesi, evlilik birliği içinde bir huzursuzluk kaynağı olarak tespit edildiği vakit kocanın kusuru olarak kabul edilmekte ve kadının boşanma davası açmakta haklı olduğuna karar verilmektedir.

Kadının bu şekildeki bir konutta oturmayı kabul ederek evlenmesi halinde dahi, koca ve onun ailesinden kaynaklanan bir geçimsizlik varsa ya da başlamışsa kadının artık bu konutta oturmaya zorlanamayacağı ve erkeğin bağımsız konut temin etmesi gerektiği yönünde kararlar alınmaktadır.

Asgari Ücretli Nafaka Öder mi?

Asgari ücret ve nafaka hakkı konusu aslında oldukça tartışmalı bir konu. Bir yanda yargıtay hukuk genel kurulunun asgari ücretin yoksulluktan kurtaracak bir miktar olmadığı, bu nedenle asgari ücret alan kadının nafaka almaya devam edebileceğine dair kararı varken, öte yandan asgari ücretle çalışan erkeğin nafaka ödemeye mahkum edilmesi oldukça çelişkili değil mi?

Asgari Ücretli Nafaka Öder mi? yazısına devam et

Boşanmada Güven Sarsıcı Davranışlar

güven sarsıcı davranışlar nelerdir, güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanma yargıtay, güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanma dilekçesi örneği, güven sarsıcı davranış yargıtay kararı, boşanmada güven sarsıcı davranış, boşanmada güven sarsıcı davranışlar, güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanma, güven sarsıcı davranışlar

BOŞANMADA GÜVEN SARSICI DAVRANIŞLAR

“Davacı erkek tarafından zina (TMK m. 161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK166/l) hukuki sebeplerine dayanılarak boşanma isteminde bulunulmuş, mahkemece tarafların zina (TMK m.161) nedeniyle boşanmalarına karar verilmiştir. Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşul, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Davalı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış değildir. Davalı kadının bir başka erkekle telefonda konuştuğu anlaşılmakla beraber, evlilik sırasında, bir başka erkekle cinsel birleşmenin gerçekleştiği dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davalı kadının bu davranışları zina değil, “boşanmada güven sarsıcı davranışlar” niteliğinde olup; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanmayı gerektiren kusurlu davranıştır. Bu durumda, zina hukuki sebebine dayanılarak açılmış boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru bulunmamıştır.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenen sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediği vakıasının “boşanmada güven sarsıcı davranışlar” niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-kaşı davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen erkeğin kusurlu davranışlarının yanında, mahkemece sadakatsizlik olarak değerlendirilen eylemin bu boyuta ulaşmayan güven sarsıcı davranış olduğu, yinede erkeğin tamamen kusurlu bulunduğunun anlaşılmış bulunmasına göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Mahkemece işbu davada erkeğe kusur olarak yüklenen erkeğin kadına “seni artık sevmiyorum, başka kadını seviyorum dediği, bu sebeple “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğuna dair eylem reddedilen boşanma davasının gerekçesinde davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenmediği için bu davada da erkeğe kusur olarak yüklenemez.”

“Mahkemece davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne, davacı-karşı davalı kadının boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalı-karşı davacı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşini tek başına dışarıya göndermediği; davacı-karşı davalı kadının ise “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu, elindeki telefonu ve ilaçları eşinin yüzüne fırlattığı anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikle bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-karşı davalı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, kadının boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.”

“Mahkemece, davalı-karşı davacı erkek ağır kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, erkeğin “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu ispat edilemediğinden davalı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı-karşı davalı kadının da müşterek çocuklara şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına tazminat verilemez.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı – karşı davacı kadına kusur olarak yüklenen “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu vakıasının ispatlanamadığı ve bu sebeple kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, buna karşın mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre kadının boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalı – karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı- karşı davalı erkeğin birlik görevlerini ihmal ettiği, “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu, davalı-karşı davacı kadının ise eşine “Sen kimsin, senden koca olmaz” dediği, eşini tehdit ettiği, netice itibariyle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı erkeğin mahkemece kabul edilen kusurlarına karşılık davacı kadının da “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı kadının tüm,davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

 

BOŞANMA DAVALARINDA TAZMİNAT FAİZ BAŞLANGICI

boşanma tazminat faiz başlangıcı, boşanma tazminat faiz hesaplama, boşanma tazminat faiz, boşanma tazminat faiz başlangıç tarihi, boşanma davalarında tazminat faiz, boşanma davalarında tazminat faiz başlangıcı, boşanmada maddi tazminat faiz oranı, boşanma maddi manevi tazminat faiz başlangıç tarihi, boşanma maddi manevi tazminat faiz, boşanma davası manevi tazminat faiz, boşanma davasında manevi tazminat faiz başlangıcı, boşanma davası tazminat faiz başlangıcı, boşanma maddi tazminat faiz başlangıcı, boşanma manevi tazminat faiz başlangıç tarihi, boşanma maddi ve manevi tazminat faiz

BOŞANMA DAVALARINDA TAZMİNAT FAİZ BAŞLANGICI

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2016/23820
Karar Numarası: 2017/7464
Karar Tarihi: 14.06.2017

“Boşanmanın fer’i niteliğinde olan maddi ve manevi tazminatlar boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte muaccel hale gelir, faize de bu tarihten hükmedilmesi gerekir. O halde, davalı kadın yararına hükmolunan maddi ve manevi tazminata boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/24844
Karar Numarası: 2017/4418
Karar Tarihi: 17.04.2017

“Davacı-karşı davalı kadın, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden faize hükmedilmesini talep etmiştir. Hüküm altına alınan tazminatlar için boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken; bu husus nazara alınmadan faiz talebini de kapsar şekilde “fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmesi doğru bulunmamıştır.”

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/26744
Karar Numarası: 2017/4412
Karar Tarihi: 17.04.2017

“Boşanma kararıyla birlikte hüküm altına alınan boşanmanın fer’isi niteliğindeki manevi tazminat, ancak boşanma hükmünün kesinleşmesiyle muaccel hale gelir. Muaccel hale gelmeden de tazminatlara faiz yürütülemez. Bu husus nazara alınmadan hüküm altına alınan manevi tazminata “dava tarihinden itibaren” yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.”

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/24838
Karar Numarası: 2017/3583
Karar Tarihi: 30.03.2017

“Davalı-karşı davacı kadının tazminat ve nafakalar için faiz istemi olmadığı halde talep aşılarak kadın lehine takdir edilen maddi tazminat ve nafakalara faiz yürütülmesi doğru olmamıştır.”

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/23271
Karar Numarası: 2017/2713
Karar Tarihi: 14.03.2017

“Boşanmanın fer’i niteliğinde olan maddi ve manevi tazminatlar boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte muaccel hale gelir, faize de bu tarihten hükmedilmesi gerekir. O halde, davalı kadın yararına hükmolunan manevi tazminata boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerekmiştir.”

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/22906
Karar Numarası: 2017/1972
Karar Tarihi: 27.02.2017

“Boşanma kararıyla birlikte hüküm altına alınan boşanmanın fer’isi niteliğindeki maddi ve manevi tazminat, ancak boşanma hükmünün kesinleşmesiyle muaccel hale gelir. Muaccel hale gelmeden de tazminatlara faiz yürütülemez. Bu husus nazara alınmadan hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminata “Dava tarihinden itibaren” yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.”