Av.Yasin GİRGİN tarafından yazılmış tüm yazılar

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

3 YIL BİR ARAYA GELMEME NEDENİYLE BOŞANMA

3 yıl boşanma süresi, 3 yıl boşanma davası, 3 yıl boşanma dilekçesi, 3 yıl sonunda boşanma, 3 yıl beklemeden boşanma, 3 yıl sonra boşanma davası, 3 yil ayrilik boşanma, 3 yıl sonra boşanma dilekçesi, 3 yıl bekleme boşanma, 3 yıl dolunca boşanma, 3 yıl süren boşanma davası, 3 yıl geçmeden boşanma davası, 3 yıl ayrılık nedeniyle boşanma dilekçesi, 3 yıl fiili ayrılık boşanma, boşanma feragat 3 yıl, 3 yıl geçmeden boşanma davası açılabilir mi, 3 yıl bir araya gelmeme nedeniyle boşanma, 3 yıl bir araya gelmeme nedeniyle boşanma dilekçesi, 3 yıl içinde boşanma, 3 yıl ayrılık nedeniyle boşanma, 3 yıl ayrı yaşama nedeniyle boşanma, boşanma reddi 3 yıl, 3 yıl ayrılıktan sonra boşanma, 3 yıl ayrı yaşamak boşanma sebebimi, boşanma davasında 3 yıl bekleme süresi, 3 yıl ayrı yaşama boşanma, 3 yıl ayrı yaşamak boşanma

Fiili ayrılık (eylemli ayrılık) nedeniyle boşanma aynı zamanda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu2nun düzenlediği mutlak boşanma sebeplerindendir.

3 YIL BİR ARAYA GELMEME NEDENİYLE BOŞANMA

Fiili ayrılık (eylemli ayrılık) nedeniyle boşanma aynı zamanda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu2nun düzenlediği mutlak boşanma sebeplerindendir.

Eylemli ayrılık sebebiyle boşanma, aynı zamanda Türk Medeni Kanunu’nun genel boşanma sebeplerindendir.

Önceki Medeni Kanun olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 134. maddesinde boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış olan boşanma davasının reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir, kuralı bulunuyordu.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde ise boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir, hükmüne yer verilmiştir:

“Dava, eylemli ayrılık sebebiyle boşanma (TMK m. 166/son) istemine ilişkindir. İlk boşanma davası 25.02.2007 tarihinde açılmış, davanın reddine dair karar 23.07.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayalı eldeki dava ise ilk boşanma davasının reddinden sonra süresi içerisinde açılmıştır. İlk boşanma davasının reddinden sonra tarafların farklı evlerde yaşadıkları kısa süreli bir araya gelmelerinin ortak hayatı yeniden kurmaya yönelik olmadığı, tarafların ve dinlenen tanıkların anlatımları ile toplanan diğer delillerden anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi koşulları oluşmuştur. O halde davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

Fiili ayrılığa dayalı olarak boşanma kararı verilebilmesi için öncelikle reddedilmiş bir boşanma davasının bulunması gerekir.

Bu boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmesi halinde boşanma davası açılabilir.

“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden: davacı erkek tarafından… 1. Aile Mahkemesinde açılan boşanma davasının reddedilip, 14.04.2011 tarihinde kesinleştiği, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıllık sürede ortak hayatın yeniden kurulamadığı, davalı kadın tanıklarının tarafların 5-10 gün kadar birlikte yaşadıklarına dair beyanlarının soyut nitelikte olduğu, kadının kabul edilen nafaka davaları nedeniyle nafaka almaya devam ettiği, tarafların evlilik birliğinin devamı amacıyla bir araya geldiklerinin yeterli delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında erkeğin fiili ayrılık (TMK m. 166/son) sebebine dayalı boşanma davasının kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırıdır.”

Ret kararı feragat üzerine de verilmiş olabilir. Bu takdirde üç yıllık bekleme süresi feragat tarihinde başlar. Feragat üzerine verilen ret kararında feragat kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur. Feragat talebinin mahkemeye ulaşması yeterlidir.

3 YIL BİR ARAYA GELMEME HALİNDE OTOMATİK BOŞANILIR MI?

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararının verilebilmesi için ilk koşul reddedilmiş bir boşanma davasının bulunmasıdır. Böyle bir davanın olmaması halinde, eşler ne kadar uzun süredir ayrı yaşarlarsa yaşasınlar bu maddeye dayalı olarak boşanma kararı verilemez.

Böyle bir reddedilmiş boşanma davası varsa, bu durumda yine bir boşanma davası açılır. Eşlerin reddedilen boşanma davasında verilen karardan itibaren en az 3 yıldır bir araya gelememiş olmaları halinde otomatik olarak boşanma kararı verilecektir. Zira yukarıda belirttiğim üzere, bu kural, mutlak boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.

 

Evi Terk Edip Boşanma Davası Açmak

evi terk etmek boşanma sebebi midir, evi terk etmek boşanma, terk eden eşin boşanma davası açması, evi terk edip boşanma davası açmak, evi terk edip boşanma, eşim evi terk etti boşanma davası, karım evi terk etti boşanma davası, boşanma evi terk ettim

EVİ TERK ETMEK BOŞANMA SEBEBİ MİDİR?

Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesine göre eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.

Buna göre,

  • eşin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek için evi terk etmiş olması ya da haklı sebep olmamasına karşın ortak konuta dönmemesi,
  • bu terk edişin en az 6 ay sürmüş olması halinde
  • ve terk eden eşin eve dönmesi için ihtar yapılmasına rağmen eş eve dönmemişse terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.

Yani, ancak yukarıdaki şartların varlığı halinde evi terk etmek bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.

TERK EDEN EŞİN BOŞANMA DAVASI AÇMASI

Yukarıda belirtilen teknik konunun dışında, eşin evden ayrılışı da terk olarak ifade edilmektedir. Ancak hukuken terk, sadece yukarıda belirttiğim 164. madde çerçevesinde söz konusu olabilir. Bunun dışındaki evden ayrılmalar “terk” olarak tanımlanmazlar.

Ancak müşterek konuttan ayrılıp başka bir yere yerleşen eşin dava açtığı oldukça sıkça rastlanan bir durumdur.

Bu aslında kanuni bir durumdur. Çünkü boşanma davasının açılması ile eşler ayrı yerde yaşama hakkına kavuşurlar.Yine Medeni Kanun’un 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Bu nedenle boşanma davası açacak eşin evden ayrılmasında sakınca yoktur.

Öte yandan diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır

Evden Uzaklaştırma Cezası

evden uzaklaştırma, evden uzaklaştırma cezası, evden uzaklaştırma dilekçesi, evden uzaklaştırma cezası sicile işler mi, evden uzaklaştırma kararını kim verir, evden uzaklaştırma kararına itiraz, evden uzaklaştırma ihlali, evden uzaklaştırma kararına itiraz dilekçesi örneği, evden uzaklaştırma kararı kaç günde çıkar, evden uzaklaştırma kararı bitince, evden uzaklaştırma kararı, evden uzaklaştırma aldım, evden uzaklaştırma almak, evden uzaklaştırma nasıl alınır, evden uzaklaştırma cezası nasıl alınır, 

Evden Uzaklaştırma Hangi Kanunda Yer Almaktadır?

Evden uzaklaştırma, 20.03.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’la düzenlenmiştir.

Evden Uzaklaştırma Kanununun Amacı Nedir?

6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan

  • kadınların,
  • çocukların,
  • aile bireylerinin ve
  • tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve
  • bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.

Ev İçi Şiddet Ne Anlama Gelir?

Ev içi şiddet, şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti ifade eder.

Kişinin,

  • fiziksel,
  • cinsel,
  • psikolojik
  • ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel
  • hareketleri,
  • buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da
  • özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış şiddet olarak kabul edilir.

Evden Uzaklaştırma Kararını Kim Verebilir?

6284 sayılı Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararları vermeye yetkilidir.

Aile Mahkemesi Hangi Tedbirleri Alabilir?

Mahkeme aşağıdaki tedbirleri almaya yetkilidir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.
b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.
c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.
d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.
e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.
f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.
g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.
ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.
h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.
ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

“Evden uzaklaştırma ev içi her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete uğrayan mağdurun korunması için mahkemece alınan tedbir kararıdır.”

Evden Uzaklaştırma Süresi ve Uzatılması

Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir.

Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.

Evden Uzaklaştırma Kararına İtiraz

6284 sayılı Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.

Evden Uzaklaştırma Kararına Yapılan İtirazı Kim İnceler?

Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir.

İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Evden Uzaklaştırma Kararı Nasıl Uygulanır?

Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir.

Kararın Uygulanması İçin Tebliğ Edilmiş Olması Şart mıdır?

Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez.

Evden Uzaklaştırma Kararına Uymamanın Cezası Nedir?

Hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.

Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır.

Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

Evden Uzaklaştırmaya Dair Yargıtay Kararları

“Dosya kapsamına göre, 6284 sayılı Kanunun 9. maddesinde, “(1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir. (2) Hakim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması halinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hakimi ile asliye hukuk mahkemesi hakiminin aynı hakim olması halinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir, (3.) İtiraz mercii kararım bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir” ve 5725 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 4. maddesindeki “Mahkumiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz” şeklindeki hükümleri karşısında, Mersin 2. Aile Mahkemesi tarafından verilen zorlama hapsi kararının itiraza tabi olduğu, kesinleşme işleminin bu aşamadan sonra yapılması gerektiği, bu nedenle itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”

“4320 Sayılı Yasaya muhalefet suçunda, hükümden sonra, 20.3.2012 tarih ve 28239 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 8.3.2012 gün ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 23/1. maddesiyle 14.1.1998 tarihli ve 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un tümüyle yürürlükten kaldırıldığı, anılan Kanun’un, 13/1. maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi halinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.” şeklindeki düzenleme ile tedbire muhalefet eyleminin yaptırımının yeniden düzenlendiği, tanımlar başlıklı 2. maddesinin ( c ) bendinde ise hakim tanımının Aile Mahkemesi hakimini ifade edeceği düzenlemesi karşısında tedbir kararlarına aykırılık halinde görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu ve bu sebeple görevli mahkemenin yeniden düzenlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında 4320 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılan davanın bu dosyadan ayrılarak, Aile Mahkemesine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesinin gerekmesi,”

Evden Uzaklaştırma Kararı Kaç Günde Çıkar

Tedbir kararı mahkemelerin yoğunluğuna göre 1-3 gün içinde çıkmaktadır.

Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme

boşanma davasında yetkili mahkeme, boşanma davasında yetkili mahkeme yargıtay kararı, boşanma davasında yetkili mahkeme neresidir, boşanma davasında yetkili mahkeme 2018, boşanma davası yetkili mahkeme hmk, boşanma davası yetkili mahkeme 2018, boşanma davasında görevli mahkeme, anlaşmalı boşanma davasında yetkili mahkeme, boşanma davasında yetkili yer mahkemesi, boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

Boşanma davasında yetkili mahkeme diğer davaların aksine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir.

Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Oysa HMK’nın 9. maddesinde düzenlenen genel kurala göre her dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri olan yer mahkemesinde açılır.

HMk’da yer alan bu genel kurala rağmen Türk Medeni Kanunu, boşanma davalarına özel olarak ayrı bir düzenleme öngörmüştür.

Türk Medeni Kanunu, boşanma veya ayrılık davasının açılmasını çeşitli nedenlerle kolaylaştırmak istemiş ve bu nedenle genel kuraldan ayrılarak 3 ayrı yer mahkemesinde davanın açılabilmesini mümkün kılmıştır.

Görev ve yetki itirazı aynı anda ileri sürülürse öncelikle mahkemenin görev konusu çözümlenir. Bu problem çözüldükten sonra mahkemenin yetkili olup olmadığı konusu incelenecektir.

Davacı eş, boşanma davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açabilir. Bu hüküm dava açmak isteyen eşe kolaylık sağlamak amacı güder.

Uygulamada sıkça rastlanıldığı üzere, dava açmak isteyen eş (genellikle kadın) eşinin iş, çalışma nedeniyle bulunduğu şehirden ayrılarak kendisine bu süreç içerisinde maddi ve manevi destek sağlayacağını umduğu ailesinin yanına dönmektedir. Bu aile şehrinde boşanma davasının açılması imkanı bulunmaktadır.

Davacı eşin kendi yararına konulmuş olan yukarıda belirtilen kurala rağmen diğer eşin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açması olanaklıdır.

İkametgah ise, yerleşmek niyetiyle oturulan yer olarak tanımlansa da boşanma davaları açısından daha esnek olarak uygulanmaktadır. Nüfusta kayıtlı olunan yer kural olarak yerleşim yeridir. Ancak bu bir karinedir ve karinelerin aksi her türlü kanıtla ispat olunabilir. Yerleşmek niyeti konusunda tanık da dinlenebilir.

Ayrı ev açma olanağı bulunmayan kadının yerleşim yeri baba evinin bulunduğu yer kabul edilir. Hayatın olağan akışı gereğince sığınabileceği ve yerleşebileceği tek yerin baba evi olduğu, ayrı ev açıp orada hayatını idame ettirmesi mevcut şartlarda mümkün bulunmayan kadının sürekli kalma niyeti ile baba evine gittiğinin ve hayatını burada devam ettireceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmiştir.

BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME YARGITAY KARARI

“Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dava, Medeni Kanunun 1341. maddesinden kaynaklanan boşanma istemine ilişkin olarak Elazığ Asliye 2.Hukuk Mahkemesinde açılmıştır.
Davalı, süresinde nüfusa kayıtlı oldukları yerin Mazgirt, ve son altı ay süre ile oturdukları yerin ise Hozat ilçesi olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki; bir davanın görülmesinden birden fazla yer mahkemesinin yasa gereği yetkili bulunması halinde seçim hakkının davacıya ait bulunduğu duraksamaya yer bırakmayacak kadar açık bir keyfiyettir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 22.9.1976 gün ve 19572554, 27.5.1987 gün 5061103 sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiş olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

“Dava 05.12.2011 tarihinde açılmış olup, dosya içerisinde bulunan 06.12.2011 tarihli nüfus kaydında davacının yerleşim yerinin Adana olduğu görülmektedir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 50/2. ve bu Kanuna dayanılarak çıkartılan 15.8.2007 tarihinde yürürlüğe konulmuş bulunan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin 13/1. maddesi gereğince yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanı esas alınır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Davalı bunun aksini ispatlayamamıştır.
O halde yetkisizlik itirazının reddiyle işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

“Nüfus yasasının 4. maddesi herkesin yasal ikametgahının bulunduğu yerde nüfusa kayıt edilmesini ön görerek doğum kaydının bulunduğu yerin aynı zamanda yasal ikametgah olduğu konusunda yasal karine koymuştur. Davalının bu kurallara uygun olarak, yetki seçimlik hakkı davacıya ait olmak üzere, birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğunu belirtmesi de mümkündür.”

“Yetki itirazının da cevap süresi içersinde ileri sürülmesi de zorunludur. (HUMK.md.187, 195) Dava dilekçesi davalıya 11.03.2003’te tebliği edilmiş, yetki itirazını ihtiva eden 21.03.2003 günlü cevap lahiyası, dilekçenin verildiği Şişli Hakimliğince havale kaydı konulmadan 31.03.2003’te Isparta’ya intikal etmiştir. Mahkemece öncelikle yetki itirazının süresinde yapılıp yapılmadığının araştırılması süresinde yapıldığının belirlenmesi halinde yetki itirazının hadise şeklinde incelemesi (HUMK. md. 222 – 225) tarafların delilleri toplanıp, birlikte değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.”

BOŞANMA DAVASINI HANGİ YER MAHKEMESİNDE AÇMAK DAHA AVANTAJLI OLUR?

Boşanma davaları uzmanlık isteyen davalardır. Bu sadece avukatlar yönünden değil hakimler yönünden de böyledir.

Ülkemizde hakimler arasında sınıf (derece) farklılığı bulunmaktadır. En üst dereceye yükselmiş hakimler, bulundukları şehirde ve atandıkları mahkemede daha fazla kalabiliyorlar. Örneğin Ankara adliyesindeki bir çok hakim 10 yıldan daha uzun bir süredir aile mahkemesinde görev yapıyor.

Hakimin daha uzun süredir aile mahkemesinde görev alması hem dezavantaj hem de avantaj olabiliyor: Boşanma davaları, diğer davalardan çok daha farklı usullere tabi olduğu için tanıklarının dinlenmesi, delillerinin incelenmesi, tarafların talepleri de diğer davalardan oldukça farklı.

Örneğin nasıl bir icra takipleriyle ilgilenen avukat ya da ticari davalarla ilgilenen bir avukat boşanma davasından anlamıyor ve yetersiz kalıyorsa aile mahkemesine yeni atanan bir hakim de yapılacak işler, değerlendirilecek deliller yönünden yetersiz kalabiliyor.

Daha az iş yükünün olduğu bir yerde dava açmak davanın süresi yönünden bir avantajmış gibi görünse de hakimin dosyayı ele alışı, nafaka, velayet ve kusur yönünden itirazları cevaplandırması yönünden dezavantaja dönüşebiliyor.

Bu nedenle, uzman aile mahkemelerinin bulunduğu yerlerde görülen davalardan daha adaletli kararlar çıkabiliyor.