Av.Yasin GİRGİN tarafından yazılmış tüm yazılar

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır. Av.Yasin GİRGİN'e 0850 840 0442 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

Nafaka Borcunun Ödendiğinin İspatı

 

İlama dayalı takipte borcun ödendiği iddiası, İİK’nun 33. maddesinde belirtilen belgeler ile ispat edilmelidir.

Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla, nafaka borcunun ödendiğine ilişkin iddianın ispatı yönünde sunulan ödeme belgelerinin geçerli olabilmesi için açıkça nafaka borcuna atfen yapıldığının yazılı olması gerektiği koşulu, yeni uygulamalarla objektif kriterlerle yumuşatılmıştır. Nafaka Borcunun Ödendiğinin İspatı yazısına devam et

Yargıtay Alkollü Araç Kullananları Neden Kolluyor?

Yargıtay Alkollü Araç Kullananları Neden Kolluyor?*

Olan her şeyi bir kadere bağlayabilirsiniz, hiç bir şey üzerinde tasarruf hakkım yok, ne yaparsam yapayım sonuç değişmeyecek diyebilirsiniz. Ya da meydana gelen sonuçların bir nedene bağlı olarak ortaya çıktığını kabul edebilir ve bu nedeni değiştirerek sonuçları değiştirmeye gayret gösterebilirsiniz. Yargıtay Alkollü Araç Kullananları Neden Kolluyor? yazısına devam et

Sürücü Alkollü Olsa Bile Sigorta Hasarı Karşılamalıdır

alkollü kusursuz sürücü, alkollü kazada kasko öder mi, trafik sigortası alkol rücu, alkollü araç kullanırken trafik kazası yapmak, trafik sigortası alkol sınırı, trafik kazasında karşı taraf alkollü ise, alkollü trafik kazası yargıtay kararları, kasko alkollü kazayı öder mi 2018


2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu‘nun 48. maddesinde;alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.

Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklanmıştır.

Trafik Sigortası Alkol Sınırı

Konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.

Trafik Sigortası Alkol Rücu

Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının … ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.

Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden …’nun 48. Maddesinin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde,yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır.

Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.

Alkollü Kazada Kasko Öder mi?

Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir.

Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.

Böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.

Yargıtayın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)

Velayet Hakkının Kaldırılması Şartları

Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesine göre anne ve babanın,

  • deneyimsizliği,
  • hastalığı,
  • başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi;
  • ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamaları halinde hakim velayet hakkını kaldırabilir.

Velayet Hakkının Kaldırılması Şartları yazısına devam et

Ödeme Gücü Olmayan Babadan İştirak Nafakası Alınamaz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi iştirak nafakası konusunda emsal niteliğinde önemli bir karara imza attı.

Bu karara göre velayet kendisinde olmayan babaların iştirak nafakasına katılması mutlak/zorunlu olmaktan çıkarıldı. Karara göre velayet hakkına sahip olmayan davalı babanın çalışmayacak durumda olduğu ve gelirinin bulunmadığı, sağlık kurulu raporu ve sosyal ekonomik durum araştırma yazısı ile ispatlanması halinde iştirak nafakası ödememesine karar verildi.

Kararda velayet hakkı kendisinde olmayan eşin çocuğa ödenen nafakaya katılma yükümlülüğü mutlak değildir. Bu durumda ödeme gücü bulunmayan babanın iştirak nafakası ile sorumlu tutulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir, denildi. ( YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2016/8491 Karar Numarası: 2017/14586 Karar Tarihi: 14.12.2017)

 

Düğünde Kadına Hediye Edilen Ziynetler Kadının Kişisel Malıdır

Düğünde hediye edilen altınlar kadının kişisel malıdır

Mahkemenin kabulünde olduğu üzere davalı erkek kadına düğünde hediye edilen ziynetleri bozdurarak harcamış ve iade etmemiştir. Düğünde kadına hediye edilen ziynetler kadının kişisel malı olup bunları harcayan erkek eş altınların kendisine iade edilmemek şartıyla verildiğini yani hibe edildiğini ispat edemediği müddetçe iade ile mükelleftir. Dosyamızda kadına ait olan ziynetleri bozdurarak harcadığı sabit olan erkek eş ziynetlerin kadın tarafından kendisine hibe edildiğini ispat edememiştir. Hal böyle iken kadının ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/11949 K. 2016/13666 T. 10.10.2016

İade edilmemek üzere verildiği ispatlanamazsa iade edilmelidir

Toplanan delillerden, dava konusu edilen ziynetlerin davacı-davalı erkek tarafından, kadının iddia ettiği gibi, erkeğin ailesine ait evin yapımında harcanmak üzere bozdurulduğu ve bu ziynetlerin erkeğe iade edilmemek üzere verildiği hususunun da kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında tanık beyanlarıyla varlığı ispatlanan 8 adet bilezik ve zincirin davalı-davacı kadının açtığı dava tarihi itibariyle değerlerinin belirlenerek davacı-davalı erkekten tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/5862 K. 2017/13116 T. 27.11.2017

Hakim tarafların talepleriyle bağlıdır, fazlasına veya başka bir şeye karar veremez

Davacı kadın dava dilekçesinde düğünde takılan ziynet eşyalarının aynen iadesini, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir [HMK m.297/ ( 2 )]. Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez

Yasal gereklilik yukarda belirtildiği şekilde iken, öncelikle mümkünse ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedele karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden ve karar yerinde tartışılmadan ziynet bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alman ziynetlerin cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3977 K. 2017/11461
T. 23.10.2017

Ziynet alacağı davası nispi harca tabidir

Davacı-davalı kadın dava dilekçesinde ziynet alacağı talebinde bulunmuştur. Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davacı kadının ziynet alacağı talebi boşanma talebinin eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Bu talep sebebiyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz. Mahkemece, davacı kadına talep edilen ziynet alacağı miktarı üzerinden nispi harcın ikmali için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde ise Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3915 K. 2017/9417 T. 13.9.2017

Mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli olarak yazılır

Anayasanın 141/3. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 3. bendine göre, mahkeme kararlarında iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16036 K. 2017/6729 T. 1.6.2017