Av.Yasin GİRGİN tarafından yazılmış tüm yazılar

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

Tek Celsede Boşanma

tek celsede boşanmak, tek celsede boşanma dilekçesi, tek celsede boşanma ne kadar sürer, tek celsede boşanma sebepleri nelerdir, tek celsede boşanma nedir, tek celsede boşanma, tek celsede boşanma davası, tek celse boşanma, tek celsede boşanan ünlü kim, tek celsede boşanan ünlü, tek celsede boşanan ünlüler, tek celsede anlaşmalı boşanma, avukatsız tek celsede boşanma, amerika’da tek celsede bosanma, anlaşmalı boşanma tek celsede biter mi, çekişmeli boşanma tek celsede biter mi, boşanma davası tek celsede biter mi, cekismeli bosanma tek celsede biter mi, boşanma davası tek celsede nasıl biter, anlaşmalı boşanma davası tek celsede biter mi, tek celsede cekismeli bosanma, tek celsede boşanma gerekçeleri, tek celsede boşanmak için ne yapmalı, tek celsede boşanmak için, tek celsede boşanmak istiyorum, tek celsede boşanma nasıl olur, tek celsede boşanma sebepleri, tek celsede boşanma sebebi, tek celsede boşanmanın yolları

Tek celsede boşanma için iki tarafın da boşanma konusunda anlaşmış olmaları gerekir.

Tek Celsede Boşanma Nedir?

Tek celsede boşanma, boşanma davasının açıldıktan sonra bir duruşmada sona ermesidir. Genellikle anlaşmalı boşanma davası tel celsede tamamlanır, ancak daha önce çekişmeli bir boşanma davasını da tel celsede bitirmişliğim vardır. Bunun için bazı şartların birarada bulunması gereklidir. Ancak tek celsede boşanma denildiğinde akla anlaşmalı boşanma davası gelir.

Tek Celsede Boşanma Ne Kadar Sürer?

Tel celsede boşanma davası, boşanma davasının açılması, duruşmaya tarafların bizzat katılması, hakim önünde boşanma iradesinin ifade edilmesi ve boşanma protokolünün onaylanmasından sonra gerekçeli kararın yazılması ve bu kararın da kesinleşmesi aşamalarından oluşur.

Boşanma davası tek celse sürse dahi ortalama tüm bu aşamalarıyla birlikte yaklaşık 2 aylık bir süreçtir.

Tek Celsede Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Tek celsede boşanma sebepleri esasında önemli bir husus değildir. Tek celsede boşanılabilmesi için her iki tarafın boşanma konusunda, çocukların velayeti ile nafaka yükümlülüğü gibi mali konularda anlaşmış olmaları ve bunu bir protokolle tasdik etmeleri yeterlidir.

Anlaşmalı boşanma olduğu için hakimin boşanma sebeplerin varlığını ve yerindeliğini inceleme yetkisi bulunmamaktadır. Tarafların anlaşmış olmaları halinde hakim boşanma kararı vererek evlilik birliğini sona erdirir.

Çekişmeli Boşanma Tek Celsede Biter mi?

Teorik olarak anlaşmalı boşanma gibi çekişmeli boşanmanın da tek celsede bitmesi mümkündür. Bunun için, ön incelemeden tahkikat aşamasına aynı celsede geçilmesi ve tarafların delillerinin incelenerek esas hakkında karar  verilmesi gerekir.

Tek Celsede Boşanmak İçin Ne Yapmalı?

Tek celsede boşanma için tarafların bir boşanma protokolü hazırlaması, bunu imza etmeleri, bu imza edilen protokolle birlikte dava açmaları, açılan davada mahkeme önünde iradelerini serbestçe beyan ettiklerine kanaat getirilmesi ve hazırlanan boşanma protokolünün yasaya uygun bulunarak onaylanması gereklidir.

Tek Celsede Boşanmanın Yolları

Tek celsede boşanmanın gerçekleşebilmesi için iki tarafın da yani her iki eşin de boşanmanın en iyi seçenek olduğuna ikna olmuş olması gerekir. Bunun dışında çocuk varsa çocukların velayetleri ve görüş günleri kişisel ilişki sürelerinin çocuğun yaşı, oturulacak yer, sosyal çevre, çocuğun ihtiyaçları düşünülerek kararlaştırılmış olması gerekir.

Bunun dışında ihtiyaçlar doğrultusunda nafaka ödenip ödenmeyeceğine ve ödenecekse miktarına karar verilmesi gereklidir.

Bunlar da tamamlandıktan sonra dava açılmalı, duruşmaya çıkılmalı ve sonrasında da gereken diğer işler takip edilmelidir.

 

Boşanma Davalarında Delil

boşanma aldatma delil, boşanma delil dilekçesi örneği, boşanma delil dilekçesi, boşanma davasında delil listesi örneği, boşanma davasında delil bildirme süresi, boşanma davası delil listesi, boşanma davasında delil, boşanma davalarında delil sunma süresi, boşanma davası delil, boşanma davasında delil yetersizliği, boşanma davalarında delil, delil ile boşanma, boşanma delil listesi, boşanma delil listesi dilekçe örneği, boşanma delil listesi örneği, boşanma delilleri nelerdir, temyizde yeni delil sunma boşanma, boşanma delil tespiti

BOŞANMA DAVALARINDA DELİL

Boşanma veya ayrılık davasında taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanmasından sonra delillerin toplanması işlemine geçilir.

Dava dilekçesinde sözü edilen ve davasının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örnekleri mahkemeye sunulur ve bir tanesi de karşı tarafa tebliğe çıkarılır.

Ancak bu kesinlik, davacının elinde bulunan yazılı belgeler açısından zorunludur, tanık listesi ise yazılı belge olarak kabul edilemeyeceği için sunulması zorunluluğundan söz edilmez.

Boşanma Davalarında Delil Bildirme Süresi

Uygulamada aile mahkemelerinin tensip kararı ile birlikte delillerin bildirilmesi için kesin süre verildiği görülmektedir. Ancak bu durum Yargıtayca usulüne aykırı bulunmuştur:

“Dava 27.08.2014 tarihinde açılmıştır. Davalı davaya süresinde cevap vermiş ve tanık deliline dayanmıştır. Mahkemece ön inceleme tensip tutanağı ile taraflara delil ve tanıklarını bildirmeleri için iki haftalık kesin süre verilmiştir. 26.02.2015 tarihinde ön inceleme duruşması yapılmış, tarafların anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiş, tahkikate geçilerek tanık dinlenmiş ve taraflara dilekçelerinde bildirdikleri belgeleri sunmaları için iki haftalık kesin süre verilmiştir. Aynı duruşmada davalı taraf hakkında ise “süresinde tanık bildirilmediği” gerekçesiyle tanık dinletme ve bildirme talebinin reddine karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 140/5. maddesinde yer alan hüküm; “tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belge niteliğindeki delillerin ve başka yerden getirtilecek belgelerin, bulundukları yerlerle ilgili açıklama yapmaları için, ön inceleme duruşmasında iki haftalık kesin süre verilmesine” ilişkindir. Ön inceleme duruşması yapılmadan, tensiple taraflara, dilekçelerinde göstermiş oldukları ve belge niteliğindeki delilleri sunmaları veya bulundukları yerlerle ilgili açıklamada bulunmaları ve tanık bildirmeleri için süre verilmesi sonuç doğurmaz. Öte yandan; delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterilir. (HMK. m. 187/1) Ön inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeden, taraflardan tanıklarının isim ve adreslerini göstermeleri de beklenemez.
Bu sebeple ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, tahkikat aşamasına geçilerek davalıya cevap dilekçesinde açıkladığı savunma delilleri ile ön inceleme aşamasında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 140/5. maddesi hükmüne göre başka yerden getirileceğini belirttiği belgeler ile delillerini ve tanıklarını (HMK m. l29/l-e) bildirmesi için süre verilmesi, gösterildiği takdirde davalı delillerinin toplanması ve tanıkların usulunce çağrılarak (HMK m. 243) dinlenmeleri ile gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”

“Davalı, davaya süresinde cevap vermiş, cevap dilekçesinde dayandıkları delillerini bildirmiştir. Tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları “belge” niteliğindeki delilleri ile tanık isim ve adreslerini sunmaları için ön inceleme duruşmasında iki haftalık kesin süre verilmesi yasal olarak mümkün (HMK. md. 140/5) iken, uyuştukları ve ayrıştıkları hususlar henüz belirlenmeden tarafların, ön inceleme duruşmasından önce davanın daha başında (tensiple) ” dayandıkları belge niteliğindeki delilleri ve tanık isim ve adreslerini bildirmelerini, tanıkların isim ve adreslerinin bildirilmemesi durumunda ön inceleme duruşmasında hazır bulundurmasını” beklemek doğru olmadığı gibi, bu yönde tensiple kesin mehil verilse bile, bu mehilin hukuki sonuç doğurmayacağı da açıktır. Çünkü delil çekişmeli vakıalar için gösterilir (HMK m. 187/1). Taraflar arasındaki çelişmeli hususlar ise ön inceleme duruşmasında belirlenir (HMK 140/1). Tahkikat tespit edilen çekişmeli hususların çözümü için yürütülür. O halde davalının dayandıkları “belge” niteliğindeki delilleri ile tanık isim ve adreslerini sunmaları için iki haftalık kesin süre verilmesi, tanıkların isim ve adreslerinin bildirilmesi durumunda, davalı tanıkları savunması çerçevesinde dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucu uyarınca karar verilmelidir. Bu yapılmadan, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.”

Delillerin toplanması işlemi tam olarak gerçekleştirilmeden işin esası hakkında karar verilemez:

“Hukuk Muhakemeleri Kanununun 137. maddesinde, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilmeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği hükme bağlanmış, Kanunun 139. ve 140. maddelerinde ise dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra yapılacak ön inceleme duruşmasına davet ve ön inceleme duruşmalarının usulü ve yapılacak işlemler gösterilmiştir. Somut olayda, 26.01.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında sadece asıl dosya ile ilgili ön inceleme yapılarak uyuşmazlık konuları tespit edilmiş,birleşen 2015/48 esas sayılı dosya yönünden ön inceleme yapılıp,tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları vakıalar tesbit edilmemiştir. Davalı-karşı davacı erkek tarafından açılan birleşen davada, dilekçeler teatisi ve ön inceleme duruşması yapılmadan dosya birleştirilmiş, birleştirme kararı ile dosyanın gelmesinden sonra da, bu eksiklik tamamlanmadığı gibi, taraflara birleşen davaya ilişkin olmak üzere delil sunma imkanı tanınmadan davalı- karşı davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan bu husus davacı- davalı kadının savunma hakkını kısıtlayan ve adil yargılanma hakkını etkileyen önemli bir usul hatası olup, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.”

“Mahkemece, davalı erkeğe dava dilekçesi doğrudan davalının mernis adresine tebligat zarfının üstüne mernis adresi olduğu belirtilerek Tebligat Kanunun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Bu durumda dava dilekçesinin tebliği usulsüz olup, davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır. (HGK. 17.12.2014 tarih, 2013/1372 esas, 2014/1065 karar). O halde, mahkemece yapılacak iş; davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği, cevap dilekçesi sunma hakkı tanınması, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m. 140) taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği taktirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanıp, birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.”

Nafaka Davası 18 Yaş

Üniversite öğrencisi 18 yaşını bitirdikten sonra da nafaka alabilir mi?

Eğitim ve eğitimin sürdürülebilmesi için Türk Medeni Kanunu özel hükümler koymuş. Medeni Kanunu’muza göre 18 yaşını dolduran bir kişi istediği gibi evlenme, ev alma, borçlanma hakkına sahip ancak 18 yaşını dolduran bir kişi kendi yaşamını idame ettirmekten aciz kabul ediliyor.

Nafaka Davası 18 Yaş yazısına devam et

İhanet Nedeniyle Boşanma

İhanet Nedeniyle Boşanma

ihanet nedeniyle boşanma, ihanet boşanma dilekçesi, ihanet boşanma sebebi midir, boşanma ihanet tazminat, ihanet ve boşanma, ihanet durumunda boşanma, boşanma davalarında ihanet, boşanmada ihanet belgeleri, ihanet nedeniyle boşanma dilekçesi, ihanet yüzünden boşanma

İhanet Nedeniyle Boşanma

İhanet, aldatma yerine kullanılan bir söz. Ancak hukuki literatürde karşılığı eşin, eşine karşı olan sadakat yükümüne uygun davranmaması, karşı cinsten biriyle birlikte olması yani zina olarak bulunuyor.

İhanet etmeme kuralı Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde şu şekilde açıkça yazılmış:

TMK 185/3: “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.”

Bu maddede açıkça yazıldığı üzere, evlilik birliği süresince eşler birbirlerine sadık olmak zorundadırlar. Ancak, ihanet kelimesinin anlamında olduğu gibi burada da eşin sadakat yükümü sadece cinsel sadakatle sınırlı tutulmamıştır. Kanun yapıcı, bunu kastetmiş olsa idi, şüphesiz kanun metnini şu şekilde yazardı:

“Eşler birlikte yaşamak, birbirine cinsel olarak sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.”

Görüldüğü gibi, kanunda, eşlerin birbirine karşı olan sadakat yükümü en geniş manada kullanılmıştır. Bu madde gereğince eşler birbirlerine yalan söylememeli, herhangi bir kişi ve olay karşısında diğerinin çıkarını gözetmektedir.

Hatta başka kanunlarda da eşin sadakati korunmuştur:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 248. maddesi şöyledir:

“Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme
Madde 248- (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilirler:
a) İki taraftan birinin nişanlısı.
b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu.
ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları.
e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.”

Görüldüğü üzere, evlilik birliğinin sona ermiş olması halinde dahi, sadakat yükümünün devamını arzulayan eş, eski eşi söz konusu olduğunda tanıklık yapmama hakkına sahip olabiliyor.

İhanet Boşanma Sebebi midir?

İhanet etmeme, görüldüğü üzere, kanunda açıkça sayılmış vazifelerdendir. Bu nedenle bunun aksine davranışın bir sonucunun da bulunması gerekir.

İhanetin şekli eğer yukarıda bahsettiğimiz birbirlerinin çıkarına uygun davranma çerçevesinde gerçekleşmişse bu takdirde evlilik birliği temelinden sarsılmış olur.

Arkasından konuşulan, çıkarları korunmayan, kendisine karşı başkalarıyla birlikte hareket eden eşe karşı boşanma davası açmak, onunla kurulmuş bulunan evlilik birliğini sona erdirmek için mahkemeye başvurmak hakkı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde tanınmıştır.

Bu şekilde bir ihanete uğradığını düşünen eş, mahkemeye başvurarak boşanma davası açabilir.

Bunun yanında, kanun, cinsel yönden ihanete uğrayan eşe bir başka maddede daha hak tanımıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesine göre eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

Ancak bu dava açma hakkı sonsuza kadar sürmez. Eş bu ihaneti öğrendiği andan itibaren 6 ay içinde boşanma davası açmak için başvurmak zorundadır. Bu olayın çok eskide kalması da zinadan dava açma hakkını düşürür: Kanuna göre, 5 yıldan daha önce gerçekleşmiş olaylar çok eski kabul edilir. Bu olaylara dayanarak 161. maddeye göre dava açılamaz.

Yine kanun, ihanet eden eşi de bir başka şekilde cezalandırır: TMK 174’e göre, ihanete uğrayan eş, manevi tazminat isteyebilir.

Bunun dışında ihanet etmenin bir mühim sonucu da edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacak haklarının kaldırılabilir yahut azaltılabilir olmasıdır. Bunun için ihanet nedeniyle boşanma dilekçesi ile boşanma davası açılmış olması gereklidir.