GİRGİN HUKUK BÜROSU tarafından yazılmış tüm yazılar

Randevu ve diğer sorularınız için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

Terk Suçu ( TCK m.97 )

TERK SUÇU (TCKm.97)

Terk suçu somut bir tehlike suçudur. Terk edilen kişi ölürse, neticesi bakımından ağırlaşmış suç gündeme gelecektir.

71872_allahin_ve_dinin_aleyhinde_konusulan_ortami_terk_etmek

Bu suçta korunan hukuki yarar, kişinin bedenine, sağlığına gelecek tehlikeleri önlemedir. Bu suç, gerek faili gerekse mağduru açısından özgü bir suçtur. Yani bu suçun faili ya da mağduru olabilmek için belli kriterlere uygun olmak lazımdır. Bu suçun faili, ancak, mağduru korumak ve gözetmekle yükümlü bir kişi olabilir. Kimlerin bu sıfatı haiz olduğu konusunda Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri göz önüne alınacaktır. Örneğin Ana-babanın çocukları üzerinde denetim ve gözetim yükümlülükleri vardır. Bu örnek kanundan kaynaklıdır ama sözleşmeden kaynaklı da olabilir. Bu suçta mağdur olabilecek kişi yaşı veya hastalığı nedeni ile kendisini idare edemeyecek kişidir. Geçici olan ve o anlık sakatlık, kendisini idare edemez kapsamına girmez. Sakatlığı hastalık olarak görmek yanlış bir kanaat olacaktır. Burada ki hastalık akıl hastalığıdır. Yaştan kasıt ise yaş küçüklüğüdür, yani 18 yaşın altı olarak düşünülebilir.

erkek-terk-eder-de30f

Suçun maddi unsurunu oluşturan hareket; kişiyi kendi haline terk etmektir. Yani suçun tamamlanmasına sebebiyet verecek olan hareket kişiyi kendi halinde bırakıp gitmektir.

Tck 233 ve Terk suçunu karşılaştırmak gerekirse;

TCK m.233 farkı bir durum söz konusudur. Burada, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ihlali söz konusudur. Her iki suçta da terk iki şekilde olur:

 1.mağdurun bulunduğu yeri terk.

  1. Mağdurun yerini değiştirme.

TCK m.233’teki terkte, mağdurun kendisini idare edemeyecek durumda olması aranmamış, sadece mağdur olabilecek kişinin gebe olması yeterli görülmüştür. Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına göre. Bir çocuğu camii avlusuna bırakmak terk suçunu oluşturmuyor.

images

Terk suçunun gerçekleşmesi için kişinin beden bütünlüğü üzerinde bir tehlikenin oluşması gerekir.
Bu suça teşebbüs pek mümkün gözükmüyor; kısa süreli bırakmalar teşebbüs olarak değerlendirilemez. Örneğin bir çocuğu hastane bahçesinde hiç tanımadığı bir kişiye bırakmak bu yüzden terk suçunu oluşturmaz. Burada önemli olan, terk edilen kişinin, terk nedeni ile sağlığının, beden bütünlüğünün bir tehlike ile karşı karşıya bırakılmış olmasıdır. Terkle ilgili sürenin tehlike oluşturup oluşturmadığı ise, her somut olayda ayrı ele alınmalıdır.
Terk nedeni ile terk edilen kişi ölmüş ya da yaralanmış olur ise,

Bu takdirde m.97/2 gündeme gelir: “ Terk dolayısı ile mağdur hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.”  Öncelikle şunu söyleyelim ki, kişi, ölsün diye terk edilmişse, ihmali hareketle kasten öldürme suçu oluşur zaten. Buna karşı, fail neticeyi öngörebiliyorsa faili hem terk hem de taksirle öldürmeden cezalandırmamız lazım. Yani fail yaptığı hareket karşısında terk ettiği kişinin öleceğini bilebiliyor. Ama buna ihtimal vermiyorsa burada bu suçu işleyene hem taksirle öldürme hem de terk suçlarından dolayı ceza verilecektir.

 

CEZA MUHAKEMESİNDE OLAĞANÜSTÜ İTİRAZ

CEZA MUHAKEMESİNDE OLAĞANÜSTÜ İTİRAZ

bosanmada-dogru-yanlis

Hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, kural olarak, Yargıtay Ceza Daireleri’nden birinin kararının Ceza Genel Kurulu’nda incelenmesi için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, ilamın kendisine verilmesinden itibaren 30 gün içinde Ceza Genel Kurulu’na yapılan başvuruya olağanüstü itiraz (davası); bu başvuru üzerine CGK’nda yapılan muhakemeye olağanüstü itiraz muhakemesi denmektedir (CMK m. 308).

Tanımdan da anlaşılabileceği gibi, olağanüstü itiraz davası yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılabilmektedir. Bu nedenle bu yol olağan bir kanun yolu değildir. Kesin hüküm otoritesini zedelemekle birlikte, olağan denetim muhakemesi yollarının sağlıklı işlemediği ülkemizde olağanüstü itiraz bir gereksinim olarak ortaya çıkmaktadır.

Savcı bu davayı açarken, Ceza Dairesi’nin kararında hukuka aykırılık yapılmış olduğu sebebine dayanacaktır. CMK m. 308’deki ‘’hukuka aykırılık’’ temyizde olduğu gibi bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması olarak anlaşılmalıdır (CMK m. 288).

Yargıtay C. Başsavcısı, bu yetkisini re’sen veya istem üzerine kullanabilir. Bu istemin kimler tarafından yapılabileceği açıkça belirtilmiş olmamakla birlikte, genel olarak denetim muhakemesine başvurma yetkisine sahip olanların (CMK m. 260 vd.) Yargıtay C. Başsavcısını harekete geçirebilecekleri düşüncesindeyiz. Yargıtay C. Başsavcısı bu itiraz, Yargıtay CGK’nca karar verilinceye kadar her zaman geri alabilir.

Yargıtay C. Başsavcısı, bu yetkisini yalnızca Ceza Dairesi tarafından verilen kararlara karşı kullanabileceği gibi, Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlara karşı itiraz yetkisi bulunmadığı gibi, BAM tarafından istinaf başvurusu üzerine verilen kararlara karşı da itiraz yoluna gidemez.

  • CMK m. 308’de Ceza Dairesi kararının bozma veya onama olması bakımından bir ayırıma gidilmiş değildir. Olağanüstü itiraz yoluna başvurulması, verilen kararın infazına engel değildir.
  • CMK, Yargıtay C. Başsavcısı’nın olağanüstü itiraz yetkisini kullanması bakımından, Ceza Dairesi kararının sanığın lehine veya aleyhine olması arasında bir ayırıma gitmemiştir.CMK m. 308 olağanüstü itiraz davasının açılmasını süreye bağlı tutmuştur. Bu süre ilamın (Ceza Dairesi’nin kararının) Yargıtay C. Başsavcılığı’na verilmesinden itibaren 30 gündür. Buna karşılık Yargıtay C. Başsavcısı olağanüstü itiraz yoluna sanık lehine gitmiş ise süre aranmaz.
  • Yargıtay C. Başsavcısı itirazında, itiraz nedenlerini göstermek zorunda olduğu gibi, CGK da incelemesini yalnızca bu nedenlerle sınırlı olarak yapabilir.
  • Olağanüstü itiraz muhakemesinde Ceza Dairesi’nin kararı Ceza Genel Kurulu tarafından yargılanmakta (CMK m. 308) ve inceleme dosya üzerinden yapılmaktadır. Gerçekten, karar düzeltmede yargılamayı yapan makam kararı veren makam iken, olağanüstü itirazda yargılama, kararı verenden başka bir yargılama makamı (CGK) tarafından yapılmaktadır (CMK m. 308). Bununla birlikte Yargıtay C. Başsavcılığı’nın itirazı üzerine dosya, doğrudan Ceza Genel Kurulu’na değil, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderir.

            Ceza Genel Kurulu, Başsavcı’nın iddiasını haklı bulmazsa, olağanüstü itiraz davasını esastan reddeder; haklı bulursa, duruma göre, iyileştirme veya bozma kararı verir. Genel Kurul’un kararına direnmek mümkün olmadığından (CMK m. 307/3), esas mahkemesi bozma kararına uymak mecburiyetindedir. Ceza Genel Kurulu’nun, zamanaşımı gibi bir düşme nedeninin ortaya çıkması durumunda düşme kararı da verebileceği açıktır.

Ceza Muhakemesinde Yargılama Giderlerini Kim Öder ?

Ceza Muhakemesinde Yargılama Giderlerini Kim Öder ?

ceza

Mahkemenin masrafları ile muhakeme masrafını birbirine karıştırmamak gerekir.

Mahkemenin masrafını, mahkûm olması halinde, sanığın ödeyebilmesinin olanağı yoktur. Çünkü örneğin, mahkeme binasının yapımından tutun, hâkimlerin ve savcılar ile diğer personelin maaşlarına kadar, harcanan tüm paralar mahkeme masrafı olarak nitelenebilir. Ki bu masrafları zaten mahkum olandan almak hayatın olağan akışına da aykırıdır.

Buna karşılık, muhakeme masrafı, muhakeme sırasında yapılan işlemlerin masrafıdır. Tanıklara, bilirkişilere, postaya ödenen paralar, yol giderleri, avukat ücretleri, zorunlu müdafi ya da vekile ödenen ücret muhakeme masraflarındandır.

Muhakeme masrafları konusunda kural, haksız çıkanın bunları ödemesidir. Muhakeme masraflarına, soruşturma evresinde yapılan masraflar da girer. Soruşturma evresinde yazılan müzekkereler, yeri geldiğinde yapılan diğer masraflar bunlara dâhildir.

Nitekim CMK m. 324’e göre, harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir (CMK m. 324/1). Demek oluyor ki, infaz masrafları, muhakeme masrafı değildir.

Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri olarak sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır (CMK m. 324/5). Yargıtay, AİHS m. 6/3’te yer alan ‘’sanığın duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından parasız yararlanmak hakkına sahip olduğu’’ hükmü karşısında, tercüman ücretinin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemeyeceğine karar vermiştir.

meşru

Yine bu konudaki Ceza Yargılama Mevzuatımıza bakmak gerekirse:

SANIĞIN YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.

(2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.

(4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar.

BAĞLANTILI DAVALARDA GİDERLER

Madde 326 – (1) Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm olmuş ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü değildir.

(2) İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.

BERAAT VEYA CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞI KARARI VERİLMESİ HÂLİNDE GİDER

Madde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.

(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.

KARŞILIKLI HAKARET HÂLLERİNDE GİDER

Madde 328 – (1) Karşılıklı hakaret hâllerinde taraflardan biri veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi; bunlardan birinin veya her ikisinin giderleri karşılamaya mahkûm edilmelerine engel olmaz.

SUÇ UYDURMA VE İFTİRA GİBİ HÂLLERDE GİDER

Madde 329 – (1) Suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse, bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir.

KANUN YOLLARINA BAŞVURU SONUCUNDA GİDER

Madde 330 – (1) Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri gelen giderleri öder. Kanun yollarına başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir.

(2) Kanun yoluna başvuranın istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme uygun gördüğü şekilde giderleri bölüştürür.

(3) Kesinleşmiş bir hüküm ile sonuçlanan bir duruşma hakkındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden ileri gelen giderler hakkında da aynı hüküm geçerlidir.

(4) Eski hâle getirme isteminden doğan giderler, hasım tarafının esassız karşı koymasından meydana gelmiş değilse, bu istemi ileri sürene yükletilir.

 

Türk Ceza Kanunumuzda Şikayete Tabi Suçlar

sikayet-var-sitesinden-komik-sikayetler-vol-2_780x521

Şikayete tabi suçlar şunlardır:

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuz da yer alan şikayete tabi suçları şu şekilde sıralanmaktadır.

TCK Madde 86/2 Kasten Yaralama suçunda daha az cezayı gerektiren hal:

-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması hali

TCK Madde 89/5 Taksirli Yaralama (Bilinçli Taksir hali hariç)

TCK Madde 102 Cinsel Saldırı

TCK Madde 104/1 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

TCK Madde 105 Cinsel Taciz

TCK Madde 106/2. cümle  Malvarlığına Yönelik Tehdit

TCK Madde 116/1 Konut Dokunulmazlığının İhlali

TCK Madde 117/1 İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali

TCK Madde 123 Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

TCK Madde 125-131 Hakaret (Kamu Görevlisine Görevinden Ötürü İşlenen Hariç)

TCK Madde 139 Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar (Kişisel Verilerin Kaydedilmesi, Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme ve Veri Yok Etmeme Hariç)

TCK Madde 144 Hırsızlık Suçunda daha az cezayı gerektiren haller

-Paydaş ve elbirliği ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık

-Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hırsızlık

TCK Madde 146 Kullanma Hırsızlığı

TCK Madde 151 Mala Zarar Verme

TCK Madde 155 Güveni Kötüye Kullanma

TCK Madde 156 Bedelsiz Senedi Kullanma

TCK Madde 159 Dolandırıcılık Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller:

-Hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla suç işlenmesi

TCK Madde 160 Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf

TCK Madde 167/2 Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep

TCK Madde 209/1 Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması

TCK Madde 233/1 Aile Hukukunda Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali

TCK Madde 239/1-2 Ticari Sır, Bankacılık Sırrı veya Müşteri Sırrı Niteliğindeki Bilgi ve Belgelerin Açıklanması

TCK Madde 342/2 Yabancı Devlet Temsilcilerine Karşı İşlenen Hakaret Suçu