Boşanma ve Çocuk Üzerindeki Etkileri

Boşanmanın Çocuğa Etkisi*

boşanmanın çocuğa etkisiAnne babalar, boşanmanın çocukları üzerinde yarattığı yıpratıcı etkileri merak ederler. Kimi anne baba, bu güç dönemde kendi dertlerine düşerek çocuğun varlığını unuturken, kimi anne baba da, çocuklarının yaşamındaki en önemli kişiler olduklarını unutmadan onların derinden yara almasını, yıpranmasını önlemeye çalışır.

Boşanma, çocukların aile birliği tarafından temsil edilen güvenli üssü yitirmesi olarak görülebilir. Bunun nedeni, çocukların sadece anne ve babalarını değil, bütün aileyi bir sevgi ve şefkat birimi olarak düşünmeleri ve her aile bireyi ile eşit derecede yoğun ancak içerik olarak farklı ilişkiler geliştirmeleridir.

Bu karmaşık ilişkiler ani bir şekilde kesildiği ve ayrılmayı izleyen dönemde de değiştiği zaman çocuklar ve anne babaları, değişmiş aile koşullarına göre yeni bir güvenli üs oluşturmaya, yeni bir denge kurmaya çalışırlar. Bazı anne babalar, yeniden iç güvenlerini kazanabilmek için birbirlerinin desteğine ihtiyaç duyarlar ve boşanmaya rağmen birbirlerine ve çocuğa güvenli bir üs sağlamaya devam ederler.

Eğer anne babalar birbirlerini desteklerse, çocukta korunduğu, kollandığı ve değerli olduğu duygusu gelişir.

Boşanma süreci; boşanma öncesi, sırası ve sonrası olmak üzere birbirini izleyen dönemlerden oluşur. Bu süreçten etkilenme; boşanmadan önceki örselenmelere, boşanma sırası ve sonrası dönemdeki ilişkilerin niteliğine göre değişir.

Boşanmanın Anneye Etkisi

Her kadının durumu farklı olsa da, boşanma annenin günlük yaşantısını ve duygusal durumunu etkiler. Maddi kaygılar, kısıtlanmış ekonomik kaynaklar, çocuğun sorumluluğunu tek başına üstlenme gibi nedenlerle çoğu kez annenin yaşam kalitesi düşer ve tüm bunlar anneyi zorlar.

Özellikle bebeği ve küçük çocuğu olan anneler için süreç daha sancılı olur.

Çünkü, çocuk yetiştirme alışkanlıkları ve düzeni henüz tam oturmamıştır.Küçük çocuklar ise annelerinin enerjisine, sevgisine ve ilgisine daha çok ihtiyaç duyarlar.Bu zorlu dönemde ailesinden ve çevresinden her türlü desteği alabilen anne sorunlarla daha kolay baş edebilir.

Boşanmanın Babaya Etkisi

Babaların boşanmaya ilişkin duyguları genellikle nafaka ve çocuğu sınırlı görmenin psikolojik yükü üzerine yoğunlaşır. Bazen de velayet babaya verilir ve babalar annelerin yaşadıkları benzer sorunları yaşarlar. Birçok baba, annelerin nafaka alabilmek uğruna çocukları kullandığını düşünürler. Babaların çocuğa karşı mahkemece belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirmede ve eşlerine maddi destek vermede zorlanmaları da ortak yakınmalar arasındadır. Ayrıca, babaların çocuklarıyla ilişkisinin zaman zaman anne tarafından kısıtlanması ve çocuğunun önünde yükümlülüklerini yerine getirmediği için eleştirilmesi de babaların yaşadığı güçlükler arasındadır.

 “Çocuğu ikiye bölün !”

Çocuğun anne ve babası ile olan ilişkisi, ebeveynlerin birbirleriyle olan ilişkilerinden ayrı tutulmalıdır. Çocuklar, bir ebeveynin tarafını tutmaya zorlanmamalı, arada kalmamalı ve ebeveynlerin birbirlerinden karşılıklı şikâyetlerine tanık olmamalıdır. Birbirini çocuğun önünde küçük düşürmek, boşanan ebeveynlerde en sık rastlanan hatalardandır. Birbirini eleştiren ebeveynler nadiren çocuğun ne yediği veya günlük düzeni üzerine tartışırlar.

Aslında tartışılan çocuğun hayatı üzerinde tek kontrol sahibi olmaktır. Kendilerini farkına varmadan çocuğun daha çok sevdiği ideal ebeveyn olarak görmek isterler.

Oysa çocuklar, anne babalarının kendileri için güçlerini birleştirdikleri zaman rahatlar ve mutlu olurlar. Örneğin, çocuğuna, “Ne kadar sağlıklı ve keyifli görünüyorsun, annen sana çok iyi bakıyor ve seni çok seviyor” diyen bir baba ya da “Ellerinin boyası tam çıkmamış, babanla kim bilir ne güzel resimler yapmışsınız, baban da seninle birlikte olmaktan çok keyif alıyor, seni çok seviyor” diyen bir anne, çocuğa aksi şekilde davranan ebeveyne göre çocuğun iç huzuruna olumlu yönde katkıda bulunur. Çocuk da, biriyle iyi zaman geçirdiğinde, diğerine ihanet ettiğini düşünerek kaygı duymaz.

 Boşanma Süreci Çocukları Yaş Guruplarına Göre Nasıl Etkiler?

Çocukların boşanma olgusuna bakışları ve tepkileri yaşlarına ve boşanma süreci içindeki anne babalarıyla olan ilişkilerinin niteliğine göre değişir.

 Küçük Çocuklar Ne Anlar

 0-2 Yaş: Boşanan ebeveynler genellikle bebeklerin ve küçük çocukların çevrelerinde olup bitenin pek farkında olmadıklarını, tartışma ve kavgaları anlamadıklarını düşünürler.

Oysa bebekler ve küçük çocuklar, aile içinde yaşanan sorunların ve gerginliğin farkındadır.

Bebekler, günlük düzenlerinde ve çevrelerindeki değişiklikten etkilendiklerini; huzursuzluk, ağlama, uyku ve beslenme düzenlerinde değişiklik, ishal ya d kabızlık gibi belirtilerle anlatmaya çalışırlar. Ayrılık kaygısı geliştirebilir, evde kalan ebeveyne daha fazla yaklaşır, adeta ona yapışırlar.

Her an onunla vakit geçirmek isteyebilir. Her türlü ayrılıktan korkmaya başlayabilirler. Çevreye olan İlgilerini kaybedebilirler. Bazı uç durumlarda psikososyal ve zihinsel gelişmelerinde yavaşlama gözlenebilir. Tüm bu belirtiler, “Anne ve baba, bana ilgi gösterin, bana yardım edin” çağrısıdır.

Belirtiler değişebilir ancak altta yatan sorun çözümlenmediği sürece ortadan kaybolmaz.

Ne yapılabilir: Zorlu yaşam olayları sürecinde bebeklerin gösterdiği bu belirtilerin en kısa sürede değişmesi için, öncelikle anne baba sağlığına dikkat etmeli ve yaşantısını olabildiğince çabuk düzene sokarak bebeğin tepkilerine ve ihtiyaçlarına duyarlı hale gelmeye çalışmalıdır. Bebekler ve tüm çocuklar alıştıkları sağlıklı düzeni, sevecen, ilgili ve duyarlı bakımı ararlar. Düzenli bakım onların yaralarını çabuk ve en az zararla sarmalarına yardımcı olur. Bozulan dengeyi yeniden düzenleyen aile, çocuklarının temel güven duygusu geliştirmesine yardım edecektir. Anne ve baba, çocuğun diğer ebeveynle olan ilişkisini sürdürmesi için birbirlerine olan kızgınlıklarını zor da olsa bir kenara bırakmaya çalışmalıdır. Eski eş ve çocuğun ebeveyni rolleri birbirinden ayrılabilirse, zorlukların üstesinden gelinebilir. Çocuğu için bu zoru başaran pek çok anne baba vardır.

 3-6 Yaş: Bu yaş döneminde çocuklar, boşanmanın ne anlama geldiğini tam olarak anlayamasalar da, ebeveynlerinin kızgın ve üzgün olduğunu, ayrı yaşamaya başladıklarını fark ederler. Bu nedenle, yoğun bir üzüntü ve kayıp duygusu yaşarlar. Dış dünyadaki olayların merkezinin kendileri olduğuna inandıkları için, anne babaları arasındaki anlaşmazlıktan ve ebeveynin gidişinden kendilerinin sorumlu olduğunu düşünüp suçlanabilirler. Ayrıca, kendilerine ileride ne olacağı endişesi yaşarlar. Pek çok çocuk kendinden uzak olan ebeveynin, kendi yerine başka birini koyacağından korkar. Kızgınlıkların, suçladıkları ebeveyne öfke göstererek ya da içlerine kapanarak yansıtırlar. Reddedilmişlik duygusu, ayrılık kaygısı yaşarlar. Yeme ve uyku alışkanlıkları değişebilir. Tuvalet eğitimi gibi kazanılmış becerilerin bu dönemde kaydedilmesi söz konusu olabilir.

 Çocuklar, bir yandan ev daha sakin olduğu ve zor durumlar sona erdiği için rahatlarken öte yandan,  birlikte olunan zamanları özlerler. Giden ebeveyni özlemekle birlikte, bu özlemin kalan ebeveyne ihanet olduğunu düşünerek suçluluk duyarlar. Bir ebeveyni sevmelerinin, diğerini kızdıracağından kaygı duyarlar.

Boşanma sürecinde küçük çocukların dile getirilmeyen düşünce akışı, genellikle şu şekildedir:

*“Eğer babam gittiyse, demek ki insanlar uzaklara gidebiliyorlar. Öyleyse belki annem de beni bırakıp gidecek.”

*“Eğer annem ve babam artık birbirlerini sevmiyorlarsa belki bir gün beni de sevmeyecekler”

*“Eğer annem ve babam birbirlerine sinirlendikleri için birlikte yaşamak istemiyorlarsa, belki bana kızdıkları zaman benimle de yaşamak istemeyecekler.”

 Küçük çocukların, anne ve babalarının her zaman yanlarında olduğuna ilişkin temel güveni sarsıldıktan sonra yaşadıkları kaygılar farklılaşabilir. Çocukların gelişmekte olan düş gücü, onun gerçekte yaşadığı deneyimden daha korkutucu senaryolar üretmesine neden olur. Anne babasının kavgasından korkan bir çocuk, vahşi hayvanların saldırısına uğradığıyla ilgili veya bir yabancı tarafından kaçırılmaktan korkmayla ilgili senaryolar üretebilir. Boşanmakta olan ebeveynler, kendi bunalımlarına rağmen çocuklarına onu sevmeye ve ona bakmaya devam edeceklerini, anne ve baba birbirinden ayrılsa bile, çocuklarını kalplerinde kesinlikle terk etmeyeceklerini anlatmalıdır.

Ne yapılabilir: Çocuğun, kızgınlık da dahil bütün duygularını konuşarak, oynayarak, öykü anlatarak açıklamasına olanak tanınmalıdır. Anne ve baba, çocuğa onu sevdiği ve anladığı güvencesini vermeli ve düzenli olarak ona zaman ayırmalıdır. Gerekirse, boşanmadan çocuğun sorumlu olmadığı sık sık açıklanmalıdır.

7-12 Yaş: Bu yaştaki çocuklar, ayrılma nedenini daha anlayışla karşılamalarına rağmen anne babalarını suçlayabilirler. Daha küçük yaştaki çocuklar ayrılma nedenin kendileri olduğunu düşünürken, bu yaş çocukları kendilerinin yalnız bırakıldığını ve anne babalarının bir arada kalmak için yeterince çabalamadığını düşünerek öfke yaşayabilirler. Genelde ebeveynden birini iyi, diğerini kötü görme eğilimindedirler. Daha zayıf olan ebeveyninin tarafını tutup onu korumaya çalışırlar. Kendilerinin ve anne babalarının geleceğinden endişe ederler. Birlikte yaşayamadıkları ebeveynin onu görmeye gelmeyeceği endişesini taşırlar. Bu yaşta da yeme ve uyku bozuklukları, yaşama karşı ilgisizlik, dikkatini toparlamakta güçlük, ağlama, içe kapanma, umutsuzluk, okul başarısında düşme, okuldan kaçma ve karşı gelme görülebilir.

Ne yapılabilir: Çocuklar boşanma hakkında konuşmaya teşvik edilmelidir. Çocuklarla kaliteli zaman geçirilmeli, olabildiğince sakin bir aile ortamı sağlanmalıdır. Sorunlar dışında ortak ilgi alanlarının keşfedilmesi ve çocukların okul dışı aktivitelere yönlendirilmeleri yararlıdır. Geçici bir süre için ders başarısındaki düşüş anlayışlı karşılanabilir. Bu dönemde çocuğun öğretmeni ile birlikte hareket etmekte yarar vardır.

 13-18: Ergenlerin, boşanma sürecinden en az zarar gören grup olduğu düşünülse de bu yanlış bir inançtır. Bu dönemde çocuklar hem kendi ergenlik sorunları ile uğraşmak hem de aile içinde yaşanan sorunlarla baş etmek durumundadır. Baş etmekte zorlandıkları için ailelerine daha mesafeli durmayı seçebilirler. Ergenler, anne ve babalarının boşanmakta olduğunu arkadaşlarından gizlemeye çalışırlar. Kız çocukları bu dönmede daha hassas olabilir. Ancak hem kız hem de erkekler kendilerini ihanete uğramış, reddedilmiş hisseder ve hayal kırıklığı yaşayabilirler. Gelecekteki evlilikleri dâhil, genel olarak ilişkilere güvenlerini kaybedebilirler. Özsaygıları azalabilir. Sevilmediklerini düşünebilirler. Depresyon, içe kapanma, intihar düşünceleri ya da intiharı bir tehdit olarak kullanma görülebilir. Sigara, alkol, uyuşturucu kullanma, okula devamsızlık, sık kavga etme, bir şeyler çalma, cinsel ilişkiye girme gibi davranım bozuklukları ile her bir ebeveynden avantaj sağlamaya yönelik davranışlar sergileyebilirler. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri, yaşanabilecek boşluk duygusuyla farklı arkadaş gruplarına, hatta suça yönelmeleridir.

Ne yapılabilir: Ergenlerle de duyguları konuşulmalı ve tartışılmalıdır. Bu duygularla başa çıkabilmeleri için yol gösterilmelidir. Yaşam düzeni mümkün olduğu ölçüde eskiden olduğu gibi korunmalı, ebeveyn çocuğun nerede, kiminle olduğunu ve ne yaptığını izlemelidir. Bu dönemde ergenlerin, bağımsızlık duygusunda azalma gözlenir ve ebeveynden biriyle daha yakın olma ihtiyacı artabilir. Uyumlu davranışlarının anne babasının evliliğini kurtaracağı düşüncesiyle, daha uygun davranışlar sergileyen ergenler de vardır. Ebeveyn, giden eşin yerine çocuğunu koymamalı, rol kargaşası yaşanmamalıdır. Diğer yetişkinlerle sosyal yaşam sürdürülmelidir. Ergenlere, uygun duygusal destek verilir, aktiviteleri yeterince izlenir, gerekli disiplin sağlanır ve beklentiler uygun olursa ergen yeni aile düzenine daha iyi uyum sağlar.

Görüldüğü gibi, çocuğun boşanma sürecine kendiliğinden hazır hale geldiği ve boşanma için çocuklar açısından ideal olduğunu söyleyebileceğimiz bir yaş dönemi yoktur. Anne babaların boşanma nedenleri de oldukça farklı ve karmaşıktır. Dolayısıyla sorunların çözümünde de basit yanıtlar ve sihirli çözümler yoktur. Ancak çocukları boşanmanın yıpratıcı etkilerinden koruyabilmek ve gelecekteki riskleri önleyebilmek için atılması gereken temel adımlar vardır.

 ÖNEMLİ ON ADIM NEDİR?

1.Öncelikle, boşanma kararı kesinleştikten sonra bu karar çocuğa, anne ve baba birlikte çocuğun yaş dönemi dikkate alınarak açık ve yalın bir dille anlatılmalıdır. Bu anlatım birbirlerini suçlamadan, kötülemeden yapılmalıdır. Geçinemedikleri, anlaşamadıkları, birbirlerini daha fazla üzmeden, kırmadan bu ilişkiye son vermeye karar verdikleri açık bir dille anlatılmalıdır.

2.Boşanma kararında çocuğun bir suçu olmadığı belirtilmelidir.

3. Çocuğun yaşı ilerledikçe, ayrıntılı açıklamalar yapılabilir. Ancak temel olarak çocuğa verilmesi gereken mesaj “evliliklerin sonlanabileceği ancak anne-baba-çocuk ilişkisinin hiçbir zaman sona ermeyeceği ve anne baba olarak onu her zaman sevecekleri” yönünde olmalıdır.

4. Çocuk, yeni aile düzeninden haberdar edilmelidir. Örneğin babanın, “Ben bu evden ayrılıp başka bir eve taşınacağım/anne babamın evinde yaşayacağım, sen annenle birlikte bu evde kalıp kreşine, okuluna devam edeceksin. Hafta sonları seninle birlikte kararlaştıracağımız saat ve yerde düzenli aralarla sürekli olarak beraber olacağız. İstediğin zaman beni telefonla arayabilirsin” gibi boşanma sonrası neler olacağı konusunda çocuğun bilgilendirilmesi, onun sorunlarla baş etmesini kolaylaştıracaktır.

5. Hangi yaş döneminde olursa olsun, çocuğun diğer ebeveynin evinde de bir odasının ve özel eşyalarının olması ve yeni kurulan düzen içinde yeni arkadaşlar edinmesi, kendisini her iki eve de ait hissetmesini kolaylaştıracaktır. Çocuk, ayrı yaşayan ebeveynden koparılarak, adeta kaçırılarak bu eve getirilmemeli ve kendini bu yeni ortamda tedirgin hissetmemelidir.

6.Çocuk hangi ebeveynin yanında yaşarsa yaşasın, diğer ebeveynin de hala onun anne ya da babası olduğu vurgulanmalıdır. Bir arada yaşamasalar da çocuğun, hem anneye hem de babaya ihtiyacı olduğu belirtilmelidir.

7. Çocuk asla pinpon topu gibi bir ebeveynden diğerine savrulmamalı ve diğer ebeveyni tehdit etmek için kullanılan bir araç haline gelmemelidir. Bu durumda en fazla örselenen çocuk olacaktır.

8. Çocuğun bir ebeveynden diğerine gidiş-gelişlerinde çocuğa yardımcı olmalıdır. Anneden babaya gidiş-gelişler çocuklar için aile birliğinin kaybını ortaya koyar ki bu durum çocuklar için sancılı bir süreçtir. Bu geçiş süreci, çocuklar için şöyle kolaylaştırılabilir:

  • Gidiş-gelişler hakkında eski eşinizle konuşun. Bu konuşmada, diğer ebeveynle zaman geçirmeye çocuğun ihtiyacı olduğuna ve bundan yarar sağlayacağına değinin.
  • Çocukların, yerine getirilmeyen sözlere ve gerçekleşmeyen ziyaretlere karşı çok duyarlı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Mutlaka söz verdiğiniz saat ve günde çocuğunuzun yanında olun. Mazeretiniz varsa mutlaka bildirin. Çocuklar, “anne söz mü”, “baba söz mü?” diye sorarak sizi sınarlar. Size güvenme ihtiyacı içinde olduklarını hatırlamanızı isterler.
  • Çocuğunuz gitmeden önce kendinizi ayrılığa hazırlayın. Duygularınızın farkına varın. Ne hissediyorsunuz? Kaygılı? Kızgın? Tükenmiş mi? Çocuğunuz, duygularınızın mutlaka farkındadır. Davranışlarınızla belli etmemeye çalışsanız da gözlerinizden okuyordur. Duygularınızı güvendiğiniz yakınlarınızla paylaşın.
  • Çocuğunuzu gidiş-gelişler için hazırlayın.
  • Çocuğunuzla konuşurken güvenli ve destekleyici bir ses tonuyla konuşun.
  • Çocuğunuzun sevdiği bir oyuncağını, battaniyesini ya da size ait bir eşyayı beraberinde götürüp getirmesine izin verin. Sizin yokluğunuzda bu eşyalar çocuğunuzu rahatlatacak ve sizi çağrıştıracak bir geçiş objesi olacaktır.
  • Eski eşinizle telefon görüşmelerinde kısıtlama olmayacağı hakkında anlaşın. Sizinle birlikteyken, diğer ebeveynle konuşmasına fırsat verin.
  • Çocukla, diğer ebeveyn ve çocukla ilişkileri hakkında olumlu biçimde konuşun.
  • Çocuğu belli aralıklarla gören ebeveyn, görüşmelerin yaşamın normal bir parçası olduğunu, eğlencenin yanı sıra, günlük işler, dersler, sorumluluklar ve spor vb. etkinlikler için de zaman ayrılması gerektiğini unutmamalıdır.
  • Görüşmelere aile büyükleri de katılabilir; ancak çocuğun ebeveynle yeterince yalnız zaman geçirmesine özen gösterilmelidir. Birden fazla çocuğu olan aileler her çocukla ayrı ayrı zaman geçirmek için fırsat yaratmalıdır.
  • Çocuğa verilen ve iyi hissetmesini amaçlayan her tür mesaj, sadece özel olarak ifade edilmemeli davranışlarla da gösterilmelidir.
  • Eşler, çocuk aracılığıyla birbirine mesajlar yollamamalı, çocuktan eşin yaşamı konusunda bilgi vermesi istenmemeli, eşler kötülenmemeli ve çocuk çatışmalara ortak edilmemelidir. Aksi halde çocuk da yaşı ilerledikçe anne babanın yaptığı gibi her iki tarafı kendi çıkarı doğrultusunda kullanmaya başlar. Bu gibi durumlarda kazanan sorun olur, kaybeden ise ilişkilerdir.
  • Buluşma zamanları, yeri ve birlikte yapılacak etkinlikler konusunda net ve kesin olmalıdır. Görüşmeler sırasında çocuğu şımartarak, her istediğini alarak sevgisi kazanmaya çalışılmamalıdır.

9. Çocuğunuz hiçbir şekilde kendisinden vazgeçmeyeceğinizi duyma ihtiyacındadır. Desteğinizi ve sevginizi her zaman hissetme ihtiyacındadır. Çocuğunuzun hayatındaki en önemli kişiler olduğunuzu hiçbir zaman unutmayınız.

10. Dürüstlük, açıklık ve netlik ailenize güç kazandıracaktır.

Anne babanın boşanmasını kabul etmek çocuklar için kolay değildir. Anne babalar, öğretmenler ve sorumluluk sahibi tüm yetişkinler, çocukları dinleyerek, tutarlı ve destekleyici yanıtlar vererek çocuklara destek olabilirler. Sorularını rahatlıkla sorabileceği güvenilir bireyler bulduğunda çocuklar, zorlu olaylar ve deneyimlerle baş edebilir ve duygusal sorunların ortaya çıkma riskini azaltabilirler.

Yukarıdaki sözü edilen konularda yardım almak için Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı alanında çalışan uzmanlara danışmak yükünüzü hafifletecektir.

İşbirliği yapabilen boşanan çiftlerin çocukları ayrılık yaralarını daha kolay sarabilmektedir.

*Psikolog Prof. Dr. Neşe Erol ( Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı) ve Doç Dr. Gülsen Erden ( Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Psikoloji Bölümü ) tarafından 10. Aile Mahkemesi Hâkimi Sn. Mustafa Ateş’in önerisi ve işbirliğiyle, Mahkeme Yönetim Sistemine Destek Olmak Amacıyla Hazırlanmış Broşürdür.

Ankara Boşanma Avukatı, Boşanma Avukatı Ankara, En iyi boşanma avukatı, ünlü boşanma avukatı, en başarılı boşanma avukatı, avukatsız boşanma dilekçesi, boşanma dilekçesi örneği, boşanma dilekçesi nasıl yazılır, nafaka ödenmezse ne olur, nafaka alacağı davası, ziynet alacağı davası, ziynetlerin iadesi, çocuklar kimde kalır, boşanmada çocukları kim alır, boşanmada mal paylaşımı, evden uzaklaştırma, 6284 sayılı kanun, boşanma kanunu, aile kanunu, aile hukuku, aile avukatı, ankaranın en iyi avukatı