Kategori arşivi: Boşanma

Sevgiliye Tazminat Davası

aldatmada 3. kişiye tazminat 2017, aldatan eşin sevgilisine tazminat davası dilekçesi, aldatılan eşe tazminat yargıtay kararı 2017, aldatan eşin sevgilisine tazminat davası 2017, aldatmada 3. kişiye tazminat 2016, aldatan eşin sevgilisinin resmi nikahli eşe manevi tazminat ödemesi, aldatmada tazminat miktarı Sevgiliye Tazminat Davası yazısına devam et

Hamileyken Boşanma

hamileyken boşanma velayet, hamilelikte boşanma psikolojisi, hamileyken boşanma nafaka, hamile iken anlaşmalı boşanma, türkiyede hamileyken bosanmak, hamileyken hakim bosarmi, hamileyim boşanmak istiyorum, boşanma davasında doğmamış çocuğun velayeti Hamileyken Boşanma yazısına devam et

Kadın Boşanmak İstemezse

kadın boşanmayı kabul etmezse, kadın boşanmak istemezse dava ne kadar uzar, kadının boşanmak istememesi, boşanmak isteyen erkek ne yapmalı, erkek boşanma davası açarsa kadın istemezse, kadın boşanmak ister erkek istemezse, kadın boşanmak isterse ne yapmalı, eşlerden biri boşanmak istemiyorsa dava nasıl ilerler, çekişmeli boşanmada davalı gelmezse


KADIN BOŞANMAK İSTEMEZSE

Değişen kanunlarla eski bir söylem olan “nikahını vermemek” çok geride kalmıştır. Bugünkü kanunlar, davalı kadın boşanmak istemezse dahi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açacak davranışlarının olması halinde boşanma davasının kabulüne karar verilmesini mümkün kılmaktadır.

Evlilik birliği her iki eşin kanun koyucunun belirlediği yetkililer önünde evlenme iradelerini açıklamaları ile kurulur. Bu nedenle evlilik birliğinin sona ermesinde de aynı usule uyulması gerekir.

Evlilik birliğini çoğu zaman her iki eş de sona erdirmek isteyebilir, ancak bazı durumlarda eşlerden birinin boşanmayı istememesi söz konusu olabilir.

Boşanma davaları davacı, davalı ile birlikte üçüncü taraf olarak çocuk, geniş aile, arkadaşlar ve hatta toplumu da ilgilendiren davalardandır.

Bu nedenle boşanma davalarındaki bir çok konu hakkında mahkeme (hakim) re’sen düşünülmek ve karar vermek üzere kanun koyucular tarafından yetki ve görevlendirilmiştir.

Örneğin boşanma davasının açılmasıyla TMK 169. maddeye göre eşlerin barınma ve nafaka konuları hakkında mahkeme kendiliğinden bir karar vermekle yükümlü tutulmuştur.

Boşanma davalarında her iki eşin de boşanmayı istemesi halinde çekişmeli boşanma yanında anlaşmalı boşanma da söz konusu olabilir; ancak kadın boşanmak istemezse (ya da erkek) halinde ise anlaşmalı boşanma mümkün olmaz. Kadın boşanmak istemezse bu durumda erkek çekişmeli boşanma davası açmak zorundadır.

Kadın boşanmak istemezse boşanmanın gerçekleşmeyeceği yahut uzayacağı düşüncesi ise kamuoyunda yanlış bilinen konuların başında gelmektedir. Tazminat ya da nafaka istenmediğinde olduğu gibi (eşlerden birinin) kadın boşanmak istemezse de boşanma davası uzamaz:

Boşanma davası süreçleri, davanın açılması, dilekçeler aşaması, ön inceleme duruşması, tahkikat duruşması aşamalarıyla, tazminat talebi, nafaka talebi olsun olmasın aynı zaman aralığında ilerler. Bunun gibi taraflardan birinin elinde çok sağlam (!) delillerinin olduğu davalarda da süreç kısalmaz, bu süreler tebligat ve mahkemenin iş yoğunluğuna bağlıdır.

Bazı mahkemelerde sonraki duruşma günü (celse) bir ay sonrasına verilebilmekteyken kimi mahkemelerde iki duruşma arası 4 aya kadar uzayabilmektedir.

Kadın boşanmak istemezse, davayı açan erkek açısından değişen hiç bir şey olmaz. Yine davayı açan iddia sahibi – ister erkek isterse kadın olsun- iddiasını ispat etmek yani evlilik birliğinin karşı tarafın davranışları nedeniyle temelinden sarsıldığını ve bu nedenle kendisinden evlilik birliğini sürdürmesinin istenemeyeceğini ispat etmek zorundadır.

Kadın boşanmak istemezse, kadın mahkemeye gelmezse de bu süreçler değişmemektedir. Çünkü artık tarafların MERNİS adresine yapılan tebligat geçerli sayılmakta ve cevap verme hakkını kullanmayan, bunu ihmal eden, süresinde cevap vermeyen kadın hakkında gıyabında (yokluğunda) dahi karar verilebilmektedir.

Sosyal Medyanın Boşanmaya Etkisi

sosyal medya boşanma, sosyal medya boşanma nedeni, sosyal medyanın boşanmaya etkisi, sosyal medyanın boşanmalar üzerindeki etkisi, sosyal medyanın boşanma, sosyal medya ve boşanmalar, sosyal medya yüzünden boşanmalar, sosyal medya yüzünden boşanma, sosyal medya aldatma ve boşanmaları artırdı, boşanma davalarında sosyal medya, boşanma nedenleri sosyal medya, sosyal medya boşanma sebebi, sosyal medya ve boşanma


Sosyal Medyadaki Paylaşımlara Dikkat

Sosyal medya paylaşımları, hemen parmağımızın ucundaki, düşüncelerimizi kızgınlıkla, filtre etmeden, hızlıca paylaşabilme imkanını sunuyor. Üzerinde çok fazla düşünmeden, sonuçları nereye varır hesap etmeden yapılan bu paylaşımlar çeşitli sonuçlara neden olabiliyor.

Örneğin güzellik kraliçesinin tacı geri alınıyor, stadta çalışan bir güvenlik görevlisinin iş akdi feshediliyor, bir başkası ise hem ceza hem de tazminat davalarıyla karşılaşabiliyor.

Üç beş cümle ve sınırlı karakterle anlatılmaya çalışılan tam anlatılamıyor. Yüz yüze iletişimdeki vurgulama, jest ve mimikler de olmadığı için alegorik, metaforlu ya da sarkastik ifadeler hiç akla gelmeyen yerlere çekilebiliyor.

Eskilerin dediği gibi, hayvan yularından, insan sözünden tutulurmuş!

Boşanma davalarında da bu durum sıkça karşımıza çıkabiliyor. Örnek bir davada, kadın facebookta yaptığı eski eşine özlem içeren paylaşımları nedeniyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu tespit edilerek kusurlu bulunmuştu.

Yine bir başka dosyada da dosyaya sunmuş oldumuz “facebook yazışmaları dikkate alınarak” denilmek suretiyle “davacının bu evlilik birliğinden ve davalıdan daha kusurlu olduğu”, belirlenerek davanın kabulüne karar verilmişti.

Sosyal Medyada Eşin Soyadını Kullanmamak Boşanma Nedeni Olur mu?

Artık evlilik yaşı malumunuz ilerledi. Eskiden daha geç yaşlarda tanışan ve evlenen, çocuk sahibi olan insanlar görüyoruz. Ancak bu sadece bizde böyle değil: Geçen gün Arirang’da (Güney Kore televizyon kanalı) izlediğim bir programda, gençlerle yapılan röportajlarda evlenmek istedikleri yaş sorulduğunda %90’ının 28-20 yaş aralığı cevabını vermesi dikkatimi çekmişti.

Anne ve babalar, artık bin bir zahmetle çocuk okutuyorlar. En ucuz okulun yıllık ücreti ortalama 15 bin lira. Lisesi, üniversitesi, erkekler için askerliği, iş bulması derken zaten yaş 24’ü buluyor.

Bu yaşa gelene kadar da insan çeşitli sosyal ağlara giriyor, bir şekilde tanınıyor, kendi karakteri ve kimliği ile bilinmeye başlıyor. Facebook, twitter, instagram’da aldığı kullanıcı adını evlilikten sonra da aynen kullanmak isteyebiliyor.

Hangi nedenle olursa olsun, sosyal medyada kadının evlilik soyadı yerine kızlık soyadını kullanması kusur olarak kabul edilebilir mi?

Bununla ilgili bir dava karşımıza gelmişti. Yargıtay boşanma davasında, kadının facebookta kızlık soyadını kullanmasının kusur olarak yüklenemeyeceğine karar vermişti.

Sosyal Medya Üzerinden Başkalarıyla Görüşmek Kusur Olarak Kabul Edilir mi?

Sosyal medyanın chatleşme özelliği, kolay ulaşılabilir olma ve basit bir tık hareketiyle beğeniyi sergileyebilme bir noktadan sonra insan beyninde değişimlere yol açmaya başlıyor.

Bir paylaşımın yapılması farklı uyaranları ortaya çıkarıyor ve kişi her bir beğeniden sonra salgıladığı hormonların tutsağı olmaya başlıyor.

Bu bağımlılık çeşitli seviyelerde gerçekleşebiliyor, örneğin Sırbistan’da yaklaşık 7 kadar önce yaptığı paylaşıma 20 dakika boyunca “like” alamayan bir kişi bileklerini keserek intihar girişiminde bulunmuştu. Hatta belki de benzeri durumların çokluğu nedeniyle Sırbistan’ın Novi Sad kentinde sosyal paylaşım sitesi Facebook’un ”like” (beğen) butonuna bağımlı olanlar için rehabilitasyon kliniği açılmıştı.

Beğeni hormonlarına bağımlı olan eşler, bir süre sonra kendilerini “beğenen” kişilerle konuşmaya da başlıyor ve hormonal salgı seviyelerini bu şekilde sürdürmeye çalışıyorlar. İnsan beyni için nihayetinde sanal ya da gerçek ayrımı yok. Gerçek dünya ya da sanal dünya olsun haz duyusu aynı şekilde çalışıyor.

Sonuçta, eşin -sanalda kalmış bile olsa- arkadaşlığı, boşanma davalarında kusur olarak kabul ediliyor. Ancak burada asıl gözlemim şu: Bana gelen dosyaların büyük kısmında, sosyal medya yoluyla arkadaş edinenlerin tek bir tane arkadaşlığı yok, bir çok kişiyle aynı anda görüşüyorlar.

Bir dava dosyasında da bu durum tespit edilmiş ve aynen şu cümlelerle mahkeme kararına yansımıştı:

“Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda, davacı kadının internetten facebook üzerinden başka erkeklerle görüştüğü ve buluştuğu böylelikle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilerek ağır kusurlu bulunmuştur.”

Facebook’ta Arkadaş Sayısının Çokluğu Boşanma Davasına Yol Açabilir mi?

Öncelikle şunu kabul edelim: Mahkemeler farklı bir dünyada yaşıyor!

Yukarıda bahsettiğim facebookta kızlık soyadını kullanmak gerçekte nasıl bir huzursuzluk nedeni ise, yine kim olduğu belli olmayan, paylaştığı yazı ve fotoğraflarla hiç de benimsenmeyecek kişilerle arkadaş olması da o denli huzursuzluk verici değil mi? Yani eşinizin facebook’ta kimlerle arkadaş olduğu sizi ilgilendirmez mi?

Elbette ilgilendirir, ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ne göre çok da üzerinize vazife değil anlaşılan:

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle bir kişinin köyde yaşaması ve facebook profilindeki arkadaş sayısının çokluğu bu kişinin sadakatsiz davrandığının kanıtı olarak kabul edilemiyeceği gibi, güven sarsıcı davranış olarak da nitelendirilemeyeceğinden…”

Tabi bunda iddia ve ispat arasındaki farklar üzerinde de durulması gerektiğini hatırlatmak gerekir. Örneğin eşin sürekli bilgisayarda gezinmesi ve facebook gibi sosyal medya kullanması -yanlış olarak- bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir:

“Davalının hem mobil telefonundan, hem de bilgisayardan sürekli olarak internete girdiği ve facebook isimli sosyal paylaşım sitesini kullandığı, bu şekilde kuşku çeken tutum ve davranışlarda bulunduğu”

Sosyal Medya Üzerinden Eşi Direkt Hedef Alan Mesajlar Boşanma Sebebidir

Yukarıdaki dolaylı olaylar yanında bir de doğrudan mesajlar da var: Örneğin whatsapp ve facebooktaki durum bildirimleri. Bunun gibi iletilerle direkt eşi hedef alan paylaşımların içeriği boşanmaya ve boşanmada kusurlu bulunmaya neden olabilir:

“davacı-karşı davalı kadın ve annesinin facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden eşine yönelik ağır hakaretler içeren paylaşımlarda bulundukları anlaşılmaktadır”

” davacı-karşı davalı erkeğin facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden eşine yönelik hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davalı-karşı davacı kadın dava açmakta haklıdır.”

 

Bağımsız Konut Sağlamamak Nedeniyle Boşanma

Bağımsız konut sağlamama konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu şu şekilde bir düzenlemede bulunmuştur:

“Madde 186- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.”

Yargıtay uygulamasında bağımsız konut sağlamama, kusur olarak kabul edilmiştir:

“Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadın davacı erkeğe nazaran daha fazla kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de;yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı kadının mahkemece belirlenen kusurlu davranışları yanında erkeğin de eşine ara ara fiziksel şiddet uyguladığı, ailesinin müdahalesine sessiz kaldığı manevi anlamda bağımsız konut sağlamadığı, birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davalı kadına oranla davacı erkeğin daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.”

“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı ve manevi anlamda bağımsız konut sağlamadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır.”

“Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafın da kusurlu oldukları gerekçesiyle kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin bağımsız konut sağlamadığı ve ailesiyle birlikte yaşamaya zorladığı, davacı kadının ise eşinin askerde olduğu sırada ortak konuttan ayrılıp ailesinin yanına gitmesinin kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davacı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu, kadının kusursuz olduğunun kabulü gerekir.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı erkek tarafından usulünce ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıaların davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin tabi bulunmasına göre eşine hakaret eden, baskı uygulayan ve manevi yönden tam bağımsız konut sağlamayan davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalının tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı kadının annesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı ve kayınvalidesine hakaretler ve beddua ettiği, buna karşılık davalı erkeğin ise bağımsız konut sağlamadığı, birlikte yaşadıkları annesinin kadına yönelik baskılarına ve kadının akrabalarına yönelik olumsuz tutum ve davranışlarına destek olduğu, erkeğin annesinin kadın hakkında “defolsun gitsin, istemiyorum, alın gidin, oğlumu yeniden evlendireceğim” şeklinde sözler söylediği, erkeğin de “annem istemiyorsa bende istemiyorum” diyerek eşini evden kovduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre, davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.”

Görüldüğü üzere, bağımsız konut temin edilmemesi, evlilik birliği içinde bir huzursuzluk kaynağı olarak tespit edildiği vakit kocanın kusuru olarak kabul edilmekte ve kadının boşanma davası açmakta haklı olduğuna karar verilmektedir.

Kadının bu şekildeki bir konutta oturmayı kabul ederek evlenmesi halinde dahi, koca ve onun ailesinden kaynaklanan bir geçimsizlik varsa ya da başlamışsa kadının artık bu konutta oturmaya zorlanamayacağı ve erkeğin bağımsız konut temin etmesi gerektiği yönünde kararlar alınmaktadır.

Boşanmada Güven Sarsıcı Davranışlar

güven sarsıcı davranışlar nelerdir, güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanma yargıtay, güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanma dilekçesi örneği, güven sarsıcı davranış yargıtay kararı, boşanmada güven sarsıcı davranış, boşanmada güven sarsıcı davranışlar, güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanma, güven sarsıcı davranışlar

BOŞANMADA GÜVEN SARSICI DAVRANIŞLAR

“Davacı erkek tarafından zina (TMK m. 161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK166/l) hukuki sebeplerine dayanılarak boşanma isteminde bulunulmuş, mahkemece tarafların zina (TMK m.161) nedeniyle boşanmalarına karar verilmiştir. Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşul, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Davalı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış değildir. Davalı kadının bir başka erkekle telefonda konuştuğu anlaşılmakla beraber, evlilik sırasında, bir başka erkekle cinsel birleşmenin gerçekleştiği dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davalı kadının bu davranışları zina değil, “boşanmada güven sarsıcı davranışlar” niteliğinde olup; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanmayı gerektiren kusurlu davranıştır. Bu durumda, zina hukuki sebebine dayanılarak açılmış boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru bulunmamıştır.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenen sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediği vakıasının “boşanmada güven sarsıcı davranışlar” niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-kaşı davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen erkeğin kusurlu davranışlarının yanında, mahkemece sadakatsizlik olarak değerlendirilen eylemin bu boyuta ulaşmayan güven sarsıcı davranış olduğu, yinede erkeğin tamamen kusurlu bulunduğunun anlaşılmış bulunmasına göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Mahkemece işbu davada erkeğe kusur olarak yüklenen erkeğin kadına “seni artık sevmiyorum, başka kadını seviyorum dediği, bu sebeple “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğuna dair eylem reddedilen boşanma davasının gerekçesinde davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenmediği için bu davada da erkeğe kusur olarak yüklenemez.”

“Mahkemece davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne, davacı-karşı davalı kadının boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalı-karşı davacı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşini tek başına dışarıya göndermediği; davacı-karşı davalı kadının ise “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu, elindeki telefonu ve ilaçları eşinin yüzüne fırlattığı anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikle bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-karşı davalı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, kadının boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.”

“Mahkemece, davalı-karşı davacı erkek ağır kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, erkeğin “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu ispat edilemediğinden davalı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı-karşı davalı kadının da müşterek çocuklara şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına tazminat verilemez.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı – karşı davacı kadına kusur olarak yüklenen “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu vakıasının ispatlanamadığı ve bu sebeple kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, buna karşın mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre kadının boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalı – karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı- karşı davalı erkeğin birlik görevlerini ihmal ettiği, “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu, davalı-karşı davacı kadının ise eşine “Sen kimsin, senden koca olmaz” dediği, eşini tehdit ettiği, netice itibariyle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir”

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı erkeğin mahkemece kabul edilen kusurlarına karşılık davacı kadının da “boşanmada güven sarsıcı davranışlar”da bulunduğu, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı kadının tüm,davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

 

3 YIL BİR ARAYA GELMEME NEDENİYLE BOŞANMA

3 yıl boşanma süresi, 3 yıl boşanma davası, 3 yıl boşanma dilekçesi, 3 yıl sonunda boşanma, 3 yıl beklemeden boşanma, 3 yıl sonra boşanma davası, 3 yil ayrilik boşanma, 3 yıl sonra boşanma dilekçesi, 3 yıl bekleme boşanma, 3 yıl dolunca boşanma, 3 yıl süren boşanma davası, 3 yıl geçmeden boşanma davası, 3 yıl ayrılık nedeniyle boşanma dilekçesi, 3 yıl fiili ayrılık boşanma, boşanma feragat 3 yıl, 3 yıl geçmeden boşanma davası açılabilir mi, 3 yıl bir araya gelmeme nedeniyle boşanma, 3 yıl bir araya gelmeme nedeniyle boşanma dilekçesi, 3 yıl içinde boşanma, 3 yıl ayrılık nedeniyle boşanma, 3 yıl ayrı yaşama nedeniyle boşanma, boşanma reddi 3 yıl, 3 yıl ayrılıktan sonra boşanma, 3 yıl ayrı yaşamak boşanma sebebimi, boşanma davasında 3 yıl bekleme süresi, 3 yıl ayrı yaşama boşanma, 3 yıl ayrı yaşamak boşanma

Fiili ayrılık (eylemli ayrılık) nedeniyle boşanma aynı zamanda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu2nun düzenlediği mutlak boşanma sebeplerindendir.

3 YIL BİR ARAYA GELMEME NEDENİYLE BOŞANMA

Fiili ayrılık (eylemli ayrılık) nedeniyle boşanma aynı zamanda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu2nun düzenlediği mutlak boşanma sebeplerindendir.

Eylemli ayrılık sebebiyle boşanma, aynı zamanda Türk Medeni Kanunu’nun genel boşanma sebeplerindendir.

Önceki Medeni Kanun olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 134. maddesinde boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış olan boşanma davasının reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir, kuralı bulunuyordu.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde ise boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir, hükmüne yer verilmiştir:

“Dava, eylemli ayrılık sebebiyle boşanma (TMK m. 166/son) istemine ilişkindir. İlk boşanma davası 25.02.2007 tarihinde açılmış, davanın reddine dair karar 23.07.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayalı eldeki dava ise ilk boşanma davasının reddinden sonra süresi içerisinde açılmıştır. İlk boşanma davasının reddinden sonra tarafların farklı evlerde yaşadıkları kısa süreli bir araya gelmelerinin ortak hayatı yeniden kurmaya yönelik olmadığı, tarafların ve dinlenen tanıkların anlatımları ile toplanan diğer delillerden anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi koşulları oluşmuştur. O halde davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

Fiili ayrılığa dayalı olarak boşanma kararı verilebilmesi için öncelikle reddedilmiş bir boşanma davasının bulunması gerekir.

Bu boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmesi halinde boşanma davası açılabilir.

“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden: davacı erkek tarafından… 1. Aile Mahkemesinde açılan boşanma davasının reddedilip, 14.04.2011 tarihinde kesinleştiği, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıllık sürede ortak hayatın yeniden kurulamadığı, davalı kadın tanıklarının tarafların 5-10 gün kadar birlikte yaşadıklarına dair beyanlarının soyut nitelikte olduğu, kadının kabul edilen nafaka davaları nedeniyle nafaka almaya devam ettiği, tarafların evlilik birliğinin devamı amacıyla bir araya geldiklerinin yeterli delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında erkeğin fiili ayrılık (TMK m. 166/son) sebebine dayalı boşanma davasının kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırıdır.”

Ret kararı feragat üzerine de verilmiş olabilir. Bu takdirde üç yıllık bekleme süresi feragat tarihinde başlar. Feragat üzerine verilen ret kararında feragat kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur. Feragat talebinin mahkemeye ulaşması yeterlidir.

3 YIL BİR ARAYA GELMEME HALİNDE OTOMATİK BOŞANILIR MI?

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararının verilebilmesi için ilk koşul reddedilmiş bir boşanma davasının bulunmasıdır. Böyle bir davanın olmaması halinde, eşler ne kadar uzun süredir ayrı yaşarlarsa yaşasınlar bu maddeye dayalı olarak boşanma kararı verilemez.

Böyle bir reddedilmiş boşanma davası varsa, bu durumda yine bir boşanma davası açılır. Eşlerin reddedilen boşanma davasında verilen karardan itibaren en az 3 yıldır bir araya gelememiş olmaları halinde otomatik olarak boşanma kararı verilecektir. Zira yukarıda belirttiğim üzere, bu kural, mutlak boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.

 

Evi Terk Edip Boşanma Davası Açmak

evi terk etmek boşanma sebebi midir, evi terk etmek boşanma, terk eden eşin boşanma davası açması, evi terk edip boşanma davası açmak, evi terk edip boşanma, eşim evi terk etti boşanma davası, karım evi terk etti boşanma davası, boşanma evi terk ettim

EVİ TERK ETMEK BOŞANMA SEBEBİ MİDİR?

Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesine göre eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.

Buna göre,

  • eşin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek için evi terk etmiş olması ya da haklı sebep olmamasına karşın ortak konuta dönmemesi,
  • bu terk edişin en az 6 ay sürmüş olması halinde
  • ve terk eden eşin eve dönmesi için ihtar yapılmasına rağmen eş eve dönmemişse terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.

Yani, ancak yukarıdaki şartların varlığı halinde evi terk etmek bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.

TERK EDEN EŞİN BOŞANMA DAVASI AÇMASI

Yukarıda belirtilen teknik konunun dışında, eşin evden ayrılışı da terk olarak ifade edilmektedir. Ancak hukuken terk, sadece yukarıda belirttiğim 164. madde çerçevesinde söz konusu olabilir. Bunun dışındaki evden ayrılmalar “terk” olarak tanımlanmazlar.

Ancak müşterek konuttan ayrılıp başka bir yere yerleşen eşin dava açtığı oldukça sıkça rastlanan bir durumdur.

Bu aslında kanuni bir durumdur. Çünkü boşanma davasının açılması ile eşler ayrı yerde yaşama hakkına kavuşurlar.Yine Medeni Kanun’un 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Bu nedenle boşanma davası açacak eşin evden ayrılmasında sakınca yoktur.

Öte yandan diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır

Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme

boşanma davasında yetkili mahkeme, boşanma davasında yetkili mahkeme yargıtay kararı, boşanma davasında yetkili mahkeme neresidir, boşanma davasında yetkili mahkeme 2018, boşanma davası yetkili mahkeme hmk, boşanma davası yetkili mahkeme 2018, boşanma davasında görevli mahkeme, anlaşmalı boşanma davasında yetkili mahkeme, boşanma davasında yetkili yer mahkemesi, boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

Boşanma davasında yetkili mahkeme diğer davaların aksine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir.

Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Oysa HMK’nın 9. maddesinde düzenlenen genel kurala göre her dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri olan yer mahkemesinde açılır.

HMk’da yer alan bu genel kurala rağmen Türk Medeni Kanunu, boşanma davalarına özel olarak ayrı bir düzenleme öngörmüştür.

Türk Medeni Kanunu, boşanma veya ayrılık davasının açılmasını çeşitli nedenlerle kolaylaştırmak istemiş ve bu nedenle genel kuraldan ayrılarak 3 ayrı yer mahkemesinde davanın açılabilmesini mümkün kılmıştır.

Görev ve yetki itirazı aynı anda ileri sürülürse öncelikle mahkemenin görev konusu çözümlenir. Bu problem çözüldükten sonra mahkemenin yetkili olup olmadığı konusu incelenecektir.

Davacı eş, boşanma davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açabilir. Bu hüküm dava açmak isteyen eşe kolaylık sağlamak amacı güder.

Uygulamada sıkça rastlanıldığı üzere, dava açmak isteyen eş (genellikle kadın) eşinin iş, çalışma nedeniyle bulunduğu şehirden ayrılarak kendisine bu süreç içerisinde maddi ve manevi destek sağlayacağını umduğu ailesinin yanına dönmektedir. Bu aile şehrinde boşanma davasının açılması imkanı bulunmaktadır.

Davacı eşin kendi yararına konulmuş olan yukarıda belirtilen kurala rağmen diğer eşin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açması olanaklıdır.

İkametgah ise, yerleşmek niyetiyle oturulan yer olarak tanımlansa da boşanma davaları açısından daha esnek olarak uygulanmaktadır. Nüfusta kayıtlı olunan yer kural olarak yerleşim yeridir. Ancak bu bir karinedir ve karinelerin aksi her türlü kanıtla ispat olunabilir. Yerleşmek niyeti konusunda tanık da dinlenebilir.

Ayrı ev açma olanağı bulunmayan kadının yerleşim yeri baba evinin bulunduğu yer kabul edilir. Hayatın olağan akışı gereğince sığınabileceği ve yerleşebileceği tek yerin baba evi olduğu, ayrı ev açıp orada hayatını idame ettirmesi mevcut şartlarda mümkün bulunmayan kadının sürekli kalma niyeti ile baba evine gittiğinin ve hayatını burada devam ettireceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmiştir.

BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME YARGITAY KARARI

“Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dava, Medeni Kanunun 1341. maddesinden kaynaklanan boşanma istemine ilişkin olarak Elazığ Asliye 2.Hukuk Mahkemesinde açılmıştır.
Davalı, süresinde nüfusa kayıtlı oldukları yerin Mazgirt, ve son altı ay süre ile oturdukları yerin ise Hozat ilçesi olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki; bir davanın görülmesinden birden fazla yer mahkemesinin yasa gereği yetkili bulunması halinde seçim hakkının davacıya ait bulunduğu duraksamaya yer bırakmayacak kadar açık bir keyfiyettir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 22.9.1976 gün ve 19572554, 27.5.1987 gün 5061103 sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiş olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

“Dava 05.12.2011 tarihinde açılmış olup, dosya içerisinde bulunan 06.12.2011 tarihli nüfus kaydında davacının yerleşim yerinin Adana olduğu görülmektedir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 50/2. ve bu Kanuna dayanılarak çıkartılan 15.8.2007 tarihinde yürürlüğe konulmuş bulunan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin 13/1. maddesi gereğince yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanı esas alınır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Davalı bunun aksini ispatlayamamıştır.
O halde yetkisizlik itirazının reddiyle işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

“Nüfus yasasının 4. maddesi herkesin yasal ikametgahının bulunduğu yerde nüfusa kayıt edilmesini ön görerek doğum kaydının bulunduğu yerin aynı zamanda yasal ikametgah olduğu konusunda yasal karine koymuştur. Davalının bu kurallara uygun olarak, yetki seçimlik hakkı davacıya ait olmak üzere, birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğunu belirtmesi de mümkündür.”

“Yetki itirazının da cevap süresi içersinde ileri sürülmesi de zorunludur. (HUMK.md.187, 195) Dava dilekçesi davalıya 11.03.2003’te tebliği edilmiş, yetki itirazını ihtiva eden 21.03.2003 günlü cevap lahiyası, dilekçenin verildiği Şişli Hakimliğince havale kaydı konulmadan 31.03.2003’te Isparta’ya intikal etmiştir. Mahkemece öncelikle yetki itirazının süresinde yapılıp yapılmadığının araştırılması süresinde yapıldığının belirlenmesi halinde yetki itirazının hadise şeklinde incelemesi (HUMK. md. 222 – 225) tarafların delilleri toplanıp, birlikte değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.”

BOŞANMA DAVASINI HANGİ YER MAHKEMESİNDE AÇMAK DAHA AVANTAJLI OLUR?

Boşanma davaları uzmanlık isteyen davalardır. Bu sadece avukatlar yönünden değil hakimler yönünden de böyledir.

Ülkemizde hakimler arasında sınıf (derece) farklılığı bulunmaktadır. En üst dereceye yükselmiş hakimler, bulundukları şehirde ve atandıkları mahkemede daha fazla kalabiliyorlar. Örneğin Ankara adliyesindeki bir çok hakim 10 yıldan daha uzun bir süredir aile mahkemesinde görev yapıyor.

Hakimin daha uzun süredir aile mahkemesinde görev alması hem dezavantaj hem de avantaj olabiliyor: Boşanma davaları, diğer davalardan çok daha farklı usullere tabi olduğu için tanıklarının dinlenmesi, delillerinin incelenmesi, tarafların talepleri de diğer davalardan oldukça farklı.

Örneğin nasıl bir icra takipleriyle ilgilenen avukat ya da ticari davalarla ilgilenen bir avukat boşanma davasından anlamıyor ve yetersiz kalıyorsa aile mahkemesine yeni atanan bir hakim de yapılacak işler, değerlendirilecek deliller yönünden yetersiz kalabiliyor.

Daha az iş yükünün olduğu bir yerde dava açmak davanın süresi yönünden bir avantajmış gibi görünse de hakimin dosyayı ele alışı, nafaka, velayet ve kusur yönünden itirazları cevaplandırması yönünden dezavantaja dönüşebiliyor.

Bu nedenle, uzman aile mahkemelerinin bulunduğu yerlerde görülen davalardan daha adaletli kararlar çıkabiliyor.

Tek Celsede Boşanma

tek celsede boşanmak, tek celsede boşanma dilekçesi, tek celsede boşanma ne kadar sürer, tek celsede boşanma sebepleri nelerdir, tek celsede boşanma nedir, tek celsede boşanma, tek celsede boşanma davası, tek celse boşanma, tek celsede boşanan ünlü kim, tek celsede boşanan ünlü, tek celsede boşanan ünlüler, tek celsede anlaşmalı boşanma, avukatsız tek celsede boşanma, amerika’da tek celsede bosanma, anlaşmalı boşanma tek celsede biter mi, çekişmeli boşanma tek celsede biter mi, boşanma davası tek celsede biter mi, cekismeli bosanma tek celsede biter mi, boşanma davası tek celsede nasıl biter, anlaşmalı boşanma davası tek celsede biter mi, tek celsede cekismeli bosanma, tek celsede boşanma gerekçeleri, tek celsede boşanmak için ne yapmalı, tek celsede boşanmak için, tek celsede boşanmak istiyorum, tek celsede boşanma nasıl olur, tek celsede boşanma sebepleri, tek celsede boşanma sebebi, tek celsede boşanmanın yolları

Tek celsede boşanma için iki tarafın da boşanma konusunda anlaşmış olmaları gerekir.

Tek Celsede Boşanma Nedir?

Tek celsede boşanma, boşanma davasının açıldıktan sonra bir duruşmada sona ermesidir. Genellikle anlaşmalı boşanma davası tel celsede tamamlanır, ancak daha önce çekişmeli bir boşanma davasını da tel celsede bitirmişliğim vardır. Bunun için bazı şartların birarada bulunması gereklidir. Ancak tek celsede boşanma denildiğinde akla anlaşmalı boşanma davası gelir.

Tek Celsede Boşanma Ne Kadar Sürer?

Tel celsede boşanma davası, boşanma davasının açılması, duruşmaya tarafların bizzat katılması, hakim önünde boşanma iradesinin ifade edilmesi ve boşanma protokolünün onaylanmasından sonra gerekçeli kararın yazılması ve bu kararın da kesinleşmesi aşamalarından oluşur.

Boşanma davası tek celse sürse dahi ortalama tüm bu aşamalarıyla birlikte yaklaşık 2 aylık bir süreçtir.

Tek Celsede Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Tek celsede boşanma sebepleri esasında önemli bir husus değildir. Tek celsede boşanılabilmesi için her iki tarafın boşanma konusunda, çocukların velayeti ile nafaka yükümlülüğü gibi mali konularda anlaşmış olmaları ve bunu bir protokolle tasdik etmeleri yeterlidir.

Anlaşmalı boşanma olduğu için hakimin boşanma sebeplerin varlığını ve yerindeliğini inceleme yetkisi bulunmamaktadır. Tarafların anlaşmış olmaları halinde hakim boşanma kararı vererek evlilik birliğini sona erdirir.

Çekişmeli Boşanma Tek Celsede Biter mi?

Teorik olarak anlaşmalı boşanma gibi çekişmeli boşanmanın da tek celsede bitmesi mümkündür. Bunun için, ön incelemeden tahkikat aşamasına aynı celsede geçilmesi ve tarafların delillerinin incelenerek esas hakkında karar  verilmesi gerekir.

Tek Celsede Boşanmak İçin Ne Yapmalı?

Tek celsede boşanma için tarafların bir boşanma protokolü hazırlaması, bunu imza etmeleri, bu imza edilen protokolle birlikte dava açmaları, açılan davada mahkeme önünde iradelerini serbestçe beyan ettiklerine kanaat getirilmesi ve hazırlanan boşanma protokolünün yasaya uygun bulunarak onaylanması gereklidir.

Tek Celsede Boşanmanın Yolları

Tek celsede boşanmanın gerçekleşebilmesi için iki tarafın da yani her iki eşin de boşanmanın en iyi seçenek olduğuna ikna olmuş olması gerekir. Bunun dışında çocuk varsa çocukların velayetleri ve görüş günleri kişisel ilişki sürelerinin çocuğun yaşı, oturulacak yer, sosyal çevre, çocuğun ihtiyaçları düşünülerek kararlaştırılmış olması gerekir.

Bunun dışında ihtiyaçlar doğrultusunda nafaka ödenip ödenmeyeceğine ve ödenecekse miktarına karar verilmesi gereklidir.

Bunlar da tamamlandıktan sonra dava açılmalı, duruşmaya çıkılmalı ve sonrasında da gereken diğer işler takip edilmelidir.