Kategori arşivi: Boşanma

Boşanan Eşlerin Birlikte Oturmaya Devam Etmesi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 34. HUKUK DAİRESİ E. 2017/34 K. 2017/61 T. 1.2.2017

• TESPİT İSTEMİ ( Eşinden Boşandığı Halde Boşandığı Eşi ile Fiilen Birlikte Yaşadığı Belirlenen Eş ve Çocukların Bağlanmış Olan Gelir ve Aylıkların Kesileceği/Emniyet Müdürlüğü Araştırmasında İlgilinin Eşiyle Belirtilen Adreste Birlikte Yaşadıklarının Tespit Edilip Bu Kayıtların Aksinin Resmi Belgelerle İspat Edilemediği – Davacının Boşandığı Eşi ile Fiilen Birlikte Yaşadığının Kabulü Gerektiği/İstinaf isteminin Kabulü ile Kararın Kaldırılmasına Karar Verileceği )

• BOŞANAN EŞLERİN BİRLİKTE YAŞAMAYA DEVAM ETMESİ ( Eş ve Çocukların Bağlanmış Olan Gelir ve Aylıkların Kesileceği/Emniyet Müdürlüğü Araştırmasında İlgilinin Eşiyle Belirtilen Adreste Birlikte Yaşadıklarının Tespit Edilip Bu Kayıtların Aksinin Resmi Belgelerle İspat Edilemediği – Tanıkların Beyanlarının Resmi Kayıtlar Karşısında Davalı İddiasına İspata Yeterli Deliller Olmadığı/Davacının Boşandığı Eşi ile Fiilen Birlikte Yaşadığının Kabulü Gerektiği/İstinaf isteminin Kabulü ile Kararın Kaldırılmasına Karar Verileceği )

• İSPATA YETERLİ DELİL ( Emniyet Müdürlüğü Araştırmasında İlgilinin Eşiyle Belirtilen Adreste Birlikte Yaşadıklarının Tespit Edilip Bu Kayıtların Aksinin Resmi Belgelerle İspat Edilemediği/ Tanıkların Beyanlarının Resmi Kayıtlar Karşısında Davalı İddiasına İspata Yeterli Olmadığı – Davacının Boşandığı Eşi ile Fiilen Birlikte Yaşadığının Kabulü Gerektiği/İstinaf isteminin Kabulü ile Kararın Kaldırılmasına Karar Verileceği )

5510/m.56, 96

ÖZET : Dava konusu uyuşmazlık eşinden resmi olarak boşanan davacıya murisinden dolayı bağlanan ölüm/yetim aylığının davacının boşandıktan sonra boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiği gerekçesiyle kesilmesi işlemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayağı 5510 S.Y.’nın 56/2 maddesidir. Buna göre eşinden boşandığı halde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir.

İlçe emniyet müdürlüğü araştırmasında ilgilinin eşiyle belirtilen adreste birlikte yaşadıklarının tespit edilip bu kayıtların aksinin resmi kayıt ve belgelerle ispat edilememiştir. Tanıkların beyanlarının resmi kayıtlar karşısında yargıtay içtihatları uyarınca davalı iddiasına ispata yeterli deliller olmadığı mahkemece toplanan delillere göre sosyal güvenlik denetmeni raporunun aksinin kanıtlanmadığı giderek davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesi kararının usül ve yasaya uygun olmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunun istinaf isteminin kabulü İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davacı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin talebinin kabulüne ve karar kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı vekili tarafından Bursa 1.İş Mahkemesine verilen dava dilekçesiyle davalı Reyhan D. ( A. ) ‘in müvekkili kurumdan yersiz olarak aldığı yetim aylıklarının tahsili için Bursa 6.İcra Müdürlüğünün 2014/1351 takip sayılı dosyası ile icra takibi yapıdığı, borçlunun takibe itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam etmesi nedeniyle itirazın iptaline ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince istinaf yoluna başvurulan ilamda belirtildiği şekilde davacı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması ve başvurunun süresinde olduğunun anlaşılması üzerine, ön inceleme aşaması tamamlandıktan ve Üye Hakim Necip Baş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, dosyadaki mevcut delil durumu ve yasal hükümlere göre, istinaf başvurusunun, duruşma açılmaksızın dosya üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, karar verilmesi mümkün bulunan hallerden olduğu anlaşılmakla işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Davacı vekili tarafından Bursa 1.İş Mahkemesine verilen dava dilekçesiyle özetle; davalı Reyhan D. ( A. )’in müvekkili kurumdan yersiz olarak aldığı yetim aylıklarının tahsili için Bursa 6.İcra Müdürlüğünün 2014/1351 takip sayılı dosyası ile icra takibi yapıdığı, borçlunun takibe itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam etmesi nedeniyle itirazın iptaline ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

Davalı tarafından kurum işleminin eksik ve yetersiz araştırmaya dayalı olarak yapıldığı, boşandıktan sonra boşanılan eş ile birlikte yaşamanın söz konusu olmadığı, namusuyla şerefiyle yaşama mücadelesi verdiğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İlk Derece Mahkemesince istinaf yoluna başvurulan ilamda belirtildiği şekilde davacı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Vekilinin davalı Reyhan D. ( A. )’in müvekkili kurumdan yersiz olarak aldığı yetim aylıklarının tahsili için Bursa 6.İcra Müdürlüğünün 2014/1351 takip sayılı dosyası ile icra takibi yapıdığı, borçlunun takibe itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam etmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dava konusu uyuşmazlık eşinden resmi olarak boşanan davacıya murisinden dolayı bağlanan ölüm/yetim aylığının davacının boşandıktan sonra boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiği gerekçesiyle kesilmesi işlemine ilişkindir.Davacının boşandığı ve boşamasını takiben yaptığı başvuru ile ölen babası nedeniyle davacıya ölüm aylığı bağlandığı uyuşmazlık konusu değildir.

Bu yönüyle davanın yasal dayağı 5510 S.Y.’nın 56/2 maddesidir. Buna göre “Eşinden boşandığı halde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96. Maddesi hükümlerine göre geri alınır.” Bu düzenlemeye göre boşandıktan sonra aynı çatı altında boşanılan eş ile fiilen eylemli olarak birlikte yaşanması halinde eş yada çocuğa bağlanan ölüm aylığının kesileceği kuşkusuzdur. Ancak boşanmadan sonra müşterek çocuklar nedeniyle zorunlu olarak birkaç saatliğine aynı ortamı paylaşmanın bu bağlamda değerlendirilemeyeceği açıktır. 5510 sayılı yasanın yürürlük tarihi 01/10/2008 tarihi olup davacı kurum tarfından davalıdan geri istenen ölüm/yetim aylıklarının 25/10/2008-24/09/2010 tarihleri arası dönemde davacıya ödenen yetim aylıklarının tarihleri arası dönem ödenen ölüm aylıklarıdır dolayısıyla burada 5510 sayılı yasanın 56.maddesi ile getirilen boşanan eşlerin boşandıktan sonra aynı çatı altında sürekli birlikte yaşamak iradesinin araştırılıp tespiti gerekmektedir.

Mahkemece davacı tarafından gösterilen ikametgah kayıtları, nüfus mernis kayıtlarını celp edildiği davalının eşinden boşandığı son mernis adresinin Güzelyalı Mah.Fatih Cad. Pınar Sok. No: … K:4/10 Mudanya /Bursa olduğu, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tespit edilmesi ve celb edilen nufüs kayıtalarına göre davalı Reyhan D.’in 12/07/2010 tarihinde yeniden evlendiği, davalı adına boşandığı dönem içerisinde herhangi bir elektrik , su aboneliğine rastlanmadığı, eşi Hakkı D. adına Güzelyalı Mah.Fatih Cad. Pınar Sok. No: … Tuğcu Apt. K:4/10 Mudanya /Bursa adresinde elektrik aboneliğini 06/12/2012 tarihi itibariyle başlatıldığı, Hakkı D.’in son adresinin bu adres olduğu, bundan önce Namık Kemal Mah. Deliçay Sok No: … iç kapı no:1 Osmangazi /Bursa adresiyle , Namık Kemal Mah. Çağlayan Sok. Ali K. Apt. No: … iç kapı no:1 Osmangazi/Bursa olduğu, 17/12/2014 tarihli Mudanya İlçe Emniyet Müdürlüğü araştırmasında da Reyhan D. ‘in eşi Hakkı D. ile birlikte Güzelyalı Mah.Fatih Cad. Pınar Sok. No: … K:4/10 Mudanya /Bursa adresinde birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu kayıtların aksinin resmi kayıt ve belgelerle ispat edilemediği, dinlenen muhtar ve ihtiyar heyeti üyesi tanıkların beyanlarının resmi kayıtlar karşısında Yargıtay içtihatları uyarınca davalı iddiasına ispata yeterli deliller olmadığı,Bu değerlendirmeler ışığında Mahkemece toplanan delillere göre Sosyal Güvenlik Denetmeni raporunun aksinin kanıtlanmadığı giderek davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının kabulünün gerektiği kurum tahkikat raporu, mernis kayıtları ile ortadadır. Dinlenen tanık beyanlarının fiili duruma aykırı biçimde beyanda bulunmaları mümkün bulunduğundan denetmen raporunun aksinin kabulüne yeterli değildir. Hal böyle olunca da İlk Derece Mahkemesi kararının usül ve yasaya uygun olmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunun istinaf isteminin kabulü ile HMK ‘nun 353/1.b-2 Maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davacı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin talebinin kabulüne karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki karar verilmiştir.

SONUÇ : Yukarıdaki nedenlerle,

Davacı Sosyal Güvenlik Kurum Vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK 353/1-b-2 Maddesi gereğince Bursa 1.İş Mahkemesinin 2014/762 Esas 2016/615 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Sosyal Güvenlik Kurumunun DAVASININ KABULÜ İLE davalı Reyhan D.’in Bursa 6.İcra Müdürlüğünün 2014/1351Esas sayılı dosyasındaki İTİRAZIN İPTALİNE, takibin devamına,

Takip konusu asıl alacak miktarı 24.956.43 tl.nin %20 ‘si 4.991.28 tl. tutarındaki inkar tazminatının davalı Reyhan D.’den alınarak davacı kuruma verilmesine,

Alınması gereken 1.704,77-TL karar ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

Davacı kurum tarafından yapılan 277,20-TL tutarındaki yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacı kuruma verilmesine,

Davalı birleşen dosya davacısı Sosyal Güvenlik Kurumu kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 2.994,77-TL tutarındaki vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesine,

Kararın tüm taraflara tebliğine,

Davalı kurum harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf yoluna başvurmayan taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Karar kesinleştiğinde, artan gider avansı var ise yatıran tarafa iadesine,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 8/3 maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, 01.02.2017 gününde Oy birliğiyle karar verildi.

İnsan ömrü 5 yıllık bir boşanma davası için çok kısa değil mi?

İnsan ömrü 5 yıllık bir boşanma davası için çok kısa değil mi?*

Adalet Bakanlığı her yıl, önceki yılın istatistiklerini derlediği bir kitap yayınlıyor. Bu yıl ki kitap da Mayıs ayında elimize ulaştı.

İstatistikler, ne oluyor ne bitiyor anlamak, büyük resmi görmek için oldukça önemli. Ve bu rakamlara baktığımızda ülkede inanılmaz olayların yaşandığını, sosyal yapının son derece hızlı bir şekilde değişikliğe uğradığını görmemek mümkün değil. Örneğin tüketici davaları istatistiklere göre patlamış durumda: 2016 yılında 160 bin dava dosyası mahkemelerin önüne gelmiş. Yani, tüketiciler aldıkları üründen-hizmetten bu denli yoğun bir şekilde memnuniyetsiz kalmışlar.

Bir davanın açılmasının, yürütülmesinin hem zaman hem de parasal yükü düşünüldüğünde memnuniyetsizliğin dava açacak kadar büyük olması gerekir. Demek ki, ürettiğimiz ürün ve hizmetler, tüketici tarafından bir şekilde vaadini karşılamaktan uzak bulunuyor. Ya hatalı, ya eksik ya da bir başka nedenle alıcı ile satıcı mahkemelerde karşı karşıya gelmiş.

Tüketici mahkemelerinde durum böyleyken aile mahkemelerindeki durum da bundan hiç farklı değil: 2015 yılında açılan 205 bin 871 davanın üzerine 2016 yılında 212 bin 945 dava dosyası daha eklenmiş. İki yılda açılan boşanma dava sayısı neredeyse yarım milyon. Bir davanın iki tarafı olduğuna göre en az 1 milyon kişi, son 2 yılda boşanma nedeniyle adliyeye uğramış. Bu 1 milyonun üzerine tanıklarını, çocuklarını eklemedim daha.

Bir de Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı kitapçıkta, boşanma davalarının ortalama karar verilme süresi 2006 yılında 153 iken 2016 yılında 166 güne yükselmiş görünüyor.

166 gün yani yaklaşık 5,5 ayda bir boşanma davasının sonuçlandırıldığı iddiasında Bakanlık görevlileri.

Ancak gerçekte durum hiç de böyle değil: Gerçekte açılan 212 bin 945 davanın 94 bin 662’si anlaşmalı boşanma davası.

Anlaşmalı boşanma davaları mahkemenin dosya durumuna göre 15-30 günde karara bağlanabiliyor. Oysa çekişmeli olarak açılan kalan 118 bin 283 dosyada tarafların ilk duruşmaya çıkabilmesi ortalama 5 aylık bir süreç istiyor.

Şu anda Ankara Adliyesi’nde 11 mahkeme bulunuyor. Bu mahkemelerin iş yükü o kadar ağır ki, bir sonraki duruşmayı 5 ay sonrasına verebiliyor. örneğin Temmuz ayında duruşmaya çıktınız. Bir tanığınız gelmedi, ya da bir evrak eksik. Geçmiş olsun, sonraki duruşmanız Aralık ayında.

Bir boşanma davasında yerel mahkemede karar verilmesi, istatistiklere göre 166 gün sürse de gerçek hayatta en erken 1,5 yılı buluyor.

Yerel mahkemenin kararından sonra, kararın yazılması, taraflara tebliği, tarafların istinaf yoluna başvurması, istinaf yolunda incelenmesi de yaklaşık 6-8 aylık bir süreyi alıyor maalesef.

Sonrasında da tarafların temyiz yoluna başvurabilme hakkının bulunduğu, yerel mahkemece verilen kararın bozulması halinde sürecin daha da uzayacağı herkesin malumu.

Bu nedenlerle, bugün boşanmaya karar veren bir kişi, anlaşmalı boşanma olmadığı takdirde, yeni bir hayata başlayabilmek için en az 1,5 – 2 yılı gözden çıkarmak zorunda.

Bu şekilde, evlilikleri örneğin 6 ay sürmüş insanların 2-3 yıl daha evli kalmaları sıkça görülen bir durum haline geldi.

Tabi, eşlerin anlaşamayıp çekişmesinin en önemli sebeplerinden biri de evlilik içinde edinilen mal varlıklarının paylaşılmasında uzlaşılamaması. Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden önce karara bağlanamadığı için, bu dava da boşanmadan sonra en az 2 yıl daha devam ediyor.

Oysa, kanun maddesi değişse ve iki tarafın da boşanma istediği durumlarda, mahkeme ilk celsede boşanmaya karar verse ve sonra davaya kusurun kimde olduğu, tazminatlar, malların paylaşılması yönünden devam edilse sorun çözülebilecek.

İnsan ömrünü düşündüğümüzde bu ömrün 4-5 yılını boşanmaya çalışarak geçirilmeye mahkum etmek haksızlık değil mi?

*superhaber.com yazılarımdan

Almanya’da boşananların sayısı 2016’da azaldı

Alman İstatistik Dairesi’nin açıkladığı rakamlara göre Almanya’da boşanmalar geçen yıl, bir önceki yıla oranla yüzde 0.6 oranında azaldı. En çok kadınlar boşanma davası açtı.

İstatistiklere göre, 2016’da 162 bin 397 çift boşandı.Buna göre bir önceki yıla oranla bin çift daha az boşandı.

Boşanma oranı yüzde 0.6 oranında azaldı. Almanya’da açılan davalarda boşanma başvurusu en çok kadınlardan geldi. İstatistiklere göre boşanma başvurusu yapanların yüzde 51.3’ü kadın, yüzde 40.9’u erkek.

Boşananların yarıdan fazlası (yüzde 50.5) çocuklu. Boşanmalardan 18 yaş altı 132 bin çocuk etkilendi. Boşanan çiftlerin yüzde 82.6’sı boşanmadan önce bir yıl ayrı yaşadı.

Boşanan çiftlerin büyük çoğunluğu 15 yıl evli çiftlerden oluşuyor. Yüzde 15.6’sı ise 25 yıldan daha uzun evli çiftler.

2016’da boşanan erkeklerin ortalama yaşı 46, kadınların 43. 1991 yılındaki boşanmalara kıyasla Almanya’da evlilikler daha uzun sürüyor. 1991’de boşananların büyük çoğunluğu 11 yıl 9 ay evli çiftlerden oluşuyordu.

*hurriyet.com.tr / 11.7.2017

Sorun kadına şiddet değil insana şiddet

Ülkemizde maalesef, her yaş ve cinsiyetten insana; her türden canlıya karşı inanılmaz ve artık görmezden gelinen bir itibarsızlaştırma eylemi var: Örneğin sabahleyin Ankara Adliye’sine gidiyorsunuz, vatandaşın arabasını otoparka bırakması yasaklanmış, avukat olduğunuz için bırakabiliyorsunuz; ama ertesi gün avukatların da araç park etmesi yasaklanıyor.

4 aydır beklediğiniz duruşmaya gireceksiniz, tanıklarınızı hazır etmişsiniz, hakim gelmemiş, duruşma 4 ay sonraya erteleniyor.

Kimsenin zamanı kıymetli değilmiş, herkesin bir 4 ay daha sorgusuz sualsiz beklemeye sabrı varmış gibi davranılıyor.

Hakimler kendini savcılardan, savcılar avukatlardan ve avukatlar da kendilerini vatandaştan üstün görüyor. Bir uçtan diğer uca kadar adı konmayan bir kast sistemi etrafında dönüyor ülke.

Medya ise insana yönelen bu şiddeti, sadece bir yönünden ele alıp, hemen her olayda sorunu “kadına şiddet” üzerinden tarif ediyor, çözümün kadının korunmasından geçtiğini dillendiriyor.

Mutsuzluk Ülkesinde Avukat Olmak

Önceki gün, Bursa Gemlik’te akıl sağlığından yoksun biri, çocuklarına ödemediği nafaka için aleyhine icra takibi başlatan avukatın ve adliye önündeki polis memurunun canını aldı; yetinmedi çocuklarının annesini de yaraladı.

Geride kendisinin 2; avukatın 2 ve polis memurunun 3 çocuğu kaldı. Tam 7 çocuğu babasız bıraktı.

Ana akım medya, hemen hemen her olayda olduğu gibi bu olayda da cinayeti işleyen meczubun yaraladığı kadının 3 yıl önce boşandığı eşi olması üzerinden haberi hikayeleştirerek, kadına karşı şiddeti öne çıkardı.

Ancak, olayla hiç bir ilgisi bulunmayan polis memuru ve avukattan sanki basit bir detaymış gibi bahsetti. Ulusal medyanın haber başlıkları genel olarak “eski eş dehşeti yine can aldı” şeklindeydi.

Artık, bu ve benzer olaylarda kadının cinsiyeti üzerinden değil zarar gören bir insan oluşu yönünden olaya yaklaşmamız gerekmiyor mu?

Zarar gören, kadın olmuş, erkek olmuş ya da bir başka canlı olmuş ne farkeder? Hepimiz bir şekilde insan olarak hakettiğimiz değeri göremiyoruz. Hakettiğimiz gibi yaşayamıyor, onurumuzu hakettiğimiz gibi koruyamıyoruz.

Sorunun çözümü kadına karşı şiddeti önlemek olarak görüldüğü için toplum kadın ve erkek olarak iki kutba ayrılıyor. Mahkeme önünde eşit olmadığına, maça 1-0 geride başladığına inanan erkek, karşısındaki kadına daha da kin duyuyor, içinde yenemediği nefreti hem kadına hem de olayla hiç ilgisi bulunmayan insanlara da zarar vermeye başlıyor. Bu olayda olduğu gibi suçu sadece adliye önünde bulunmak olan polis memurunu, icra takibi yapmak olan avukatı vurarak ilahi adaleti kendi bildiği yolla sağlamaya çalışıyor.

Lütfen artık insanları, cinsiyeti, cinsel tercihi üzerinden yargılamaktan vazgeçelim. Her haliyle her canlıyı olduğu gibi kabul edip yaşam hakkına saygı duyalım. Ancak bu halde, şiddeti önleyebilir, mutlu bir ülke yaratabiliriz.

Genç yaşında hakkın rahmetine kavuşan meslektaşım avukat Özgür AKSOY ve polis memuru İdris BÜYÜKDÖNMEZ’e rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum.