Kategori arşivi: Boşanmada Mal Paylaşımı

Edinilmiş Mal Şirket Hissesi

Edinilmiş Mal Şirket Hissesi

boşanmada şirket ortaklığı, aile şirketlerinde mal paylaşımı, boşanmada şirket üzerine alınan mallar, boşanma durumunda şirket paylaşımı, boşanmada mal paylaşımı 2017, şirket hissesine ilişkin katılma alacağı, evlilik öncesi şirket,

Boşanmada Şirket Ortaklığı

Türkiye’de 2017 yılında toplamda 30 bini aşkın şirket, 388 kooperatif ve 22.321 gerçek kişi ticari işletme ekonomiye dahil oldu.

2016 yılında Ankara’da her 100 bin nüfusa düşen net açılan şirket sayısı 91 seviyesinde. İstanbul ve Antalya, Ankara’yı takip ediyorlar.

Bilindiği üzere, limited yahut anonim şirketlerin tüzel kişilikleri bulunuyor. Yani kurulmasını takiben bir limited şirket, sözleşme imzalayabiliyor, bankalardan kredi kullanabiliyor, gayrimenkullerini satıp parasını bankaya yatırabiliyor.

İnsanoğlunun diğer canlı türlerinden en büyük farklarından biri olan hayal gücü sayesinde gerçekte olmayan, elle tutulamayan şirketler işveren olabiliyor, maaş ödeyebiliyor.

Boşanma davalarında da mal paylaşımında en fazla sorunlardan biri, bu şirketlerin paylaşılmasında karşımıza çıkıyor.

Boşanma davalarında eşlerin edinilmiş mallara dair alacak hakları içinde eşin ortak olduğu şirketler de giriyor.

Ancak, şirketlerin paylaşılmasında şöyle önemli bir nokta var: Şirket ortakları şirketin kendisine sahip değiller, sadece hisselerini ellerinde bulunduran kişiler. Bu nedenle paylaşıma tabi olacak olan değer, şirket değil şirketin hisse değeri.

Yani, şirketin tüm gayrimenkulleri, araçları, know-how’ı, akitleri ile birlikte değer biçilerek şirketin hisse değeri ve eşin hissesine düşen değer bulunurak paylaşıma tabi tutuluyor.

Aile Şirketlerinde Mal Paylaşımı

Aile şirketi, ailenin geçimini sağlamak ve/veya mirasın dağılmasını önlemek amacıyla kurulan, ailenin geçimini sağlayan kişi tarafından yönetilen, yönetim kademelerinin önemli bir bölümü aile üyelerince doldurulan, kararların alınmasında büyük ölçüde aile üyelerinin etkili olduğu ve aileden en az iki jenerasyonun kurumda istihdam edildiği şirket olarak tanımlandığına rastladım.

Aile şirketlerinde genellikle eş, sahip olduğu şirket hissesini karşılıksız olarak yani bir çalışmasının karşılığı olmadan sadece o aileye mensup olması dolayısıyla alır.

Örneğin, Türkiye’nin en köklü holdinglerinden olan Sabancı Holding’de Sabancı ailesinden bir çok kişinin hissesi bulunuyor. Bu kişiler zaman zaman bu hisselerini 3. şahıslara satarak paraya çeviriyor ve başka bir alanda yatırıma dönüştürüyorlar.

Aile şirketlerinde bu şekilde, dededen torunlara bile geçebilen hisseler kişinin kendi şahsi malvarlığına dahil kabul edilir, yani kişisel malıdır, edinilmiş malı değildir. Bu nedenle aile şirketlerinde sahip olunan hisselerin karşılığı verilerek mi yoksa karşılıksız olarak mı iktisap edildiği araştırılmalı, bundan sonra kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğuna karar verilerek tasfiyeye tabi tutulmalıdır.

Boşanmada Şirket Üzerine Alınan Mallar

Şirket üzerine alınan mallar, boşanma davalarında en çok kafa karıştıran husus. Şirketin bir çok gayrimenkulü, bir çok aracı, bankada nakdi bulunabiliyor. Hatta genelde kadınlara şirkete kayıtlı bir araç tahsis ediliyor ve kadın, evlilik süresince şirkete ait bu aracı kullanıyor.

Boşanma davası açıldığı zaman, şirketin bu aracının boşanma süresince de kendisine tahsisini istiyor ancak mevcut kanunlara göre bunun mümkün olamadığını görünce hayal kırıklığı yaşanabiliyor.

Boşanmada şirket üzerine alınan mallar konusunda kısaca belirtelim ki, şirketin mallarına tedbir konulmaz, ancak şirket hissesinin değerinin tespitinde bu mal varlığı önem taşır.

Boşanma Durumunda Şirket Paylaşımı

Yukarıda belirttiğimiz gibi, davalı eş, ister şirketin küçük ortağı olsun isterse şirket hisselerinin %100’üne sahip olsun, şirketler paylaşıma tabi değildir. Şirket hissesinin değeri paylaşıma tabidir.

Şirketin hisse değerinin tespiti, bir takım incelemeler ve dava yoluyla mümkün olabilmektedir.

Şirket Hissesine İlişkin Katılma Alacağı

Şirket hissesinin beher değeri ile davalı eşin elinde bulundurduğu şirket hissesinin toplam değeri bulunduktan sonra, bu değer üzerinden davacı eşin katılma alacağı hesap edilir.

Ancak davacı eşin katılma alacağı yanında, bazı durumlarda katkı payı alacağı da olabilir. Bu nedenle, şirketin nasıl kurulduğu, kuruluş sermayesinin nasıl ve kim tarafından kurulduğu, şirketin ne işler yaptığı incelenerek katkı/katılma alacağı bulunup bulunmadığı tespit edilir.

Evlilik Öncesi Şirket

Aile şirketlerine benzer olarak, çalışma hayatına evlilikten önce atılmış olan eşin kurduğu şirketlerde de kişisel mal ile birlikte edinilmiş mallar söz konusu olabilir.

Bunun için şirket ana sözleşmesi ile Ticaret odasında yayınlanmış tüm kararları, açılan-kapanan şubeler, mümkünse karar defteri de incelenmelidir.

Şirketin davalı eş tarafından evlilik öncesi kurulmuş olması, davacı eşin alacak hakkı olmadığının kesin delili değildir. Davacı eşin, şirket hisse değeri dışında da şirketle ilgili edinilen bir çok gelirde katılama alacağı hakkı bulunabilir.

 

Boşanma ve Mal Paylaşımı Davası Birlikte Açılır mı?

boşanma ve mal paylaşımı davası birlikte açılır mı boşanma ve mal paylaşımı davası birlikte açılır mı, boşanma durumunda mal paylaşımı boşanma durumunda mal paylaşımı, boşanmada mal paylasimi boşanmada mal paylasimi, boşanma sırasında mal paylaşımı boşanma sırasında mal paylaşımı, boşanma halinde mal paylaşımı, boşanma davasında mal paylaşımı istenebilir mi boşanma davasında mal paylaşımı istenebilir mi, boşanma ile mal paylaşımı boşanma ile mal paylaşımı

Boşanma ve Mal Paylaşımı Davası Birlikte Açılır mı?

Boşanma ve mal paylaşımı davası birlikte açılır mı sorusunun cevabı için öncelikle her iki davanın hukuki niteliğinin tespit edilmesi gerekir.

Öncelikle her iki dava da yani hem boşanma davası hem de mal paylaşımı davası 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Aile Hukuku Kitabı içinde yer almaktadır.

Mal paylaşımı davasının açılması için evlilik birliğinin sona ermiş olması zorunlu olmadığı gibi boşanmaya karar verilmiş olması halinde tarafların mal varlığının paylaşımına karar verilmesi de gerekmez.

Boşanma davasının ferileri olarak velayet, nafaka ve tazminat gösterilmektedir. Boşanma davasında davanın açılması ile birlikte hakim, TMK 169. maddeye göre bir takım önlemleri kendiliğinden almakla yükümlü tutulmuştur. Bu önlemler kamu hukukundan kaynaklanan yani kamusal yarar gözetilerek düşünülmüş kurallardır.

TMK 169’a göre hakim boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.

Görüldüğü üzere, malların yönetimine ilişkin olarak hakimin re’sen yani kendiliğinden karar vermesi gerekliliği öngörülmüşse de malların aidiyetinin belirlenmesi kanunlaştırılmamıştır.

Boşanma ve mal paylaşımı davası birlikte açılır mı sorusunun teorik incelemesinden çok pratik bir önemi vardır: Eşin malları kaçırması.

Edinilmiş malların paylaşılabilmesi için mal rejiminin sona ermesi gereklidir. Bu sona erme, dava şartıdır, yani mal rejiminin sona ermesinden önce, bir eş diğer eşten edinilmiş mallara katılma rejimi nedeniyle hakkı olan malvarlığına tekabül eden değeri talep edemez. Bunun için öncelikle mal rejiminin sona ermiş olması gerekir. Edinilmiş mallara katılma rejimi boşanma halinde sona ereceği tabiidir.

Ancak, boşanma davasının kabul edilmesi şartına bağlı olarak edinilmiş mallara katılma rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiş sayılmaktadır.

Buna göre bir eş, diğerinden olan alacak hakkını boşanma davasının açılması ile birlikte talep edebilecektir.

Boşanma davasının açıldığı dilekçe ile birlikte mal paylaşımı da talep edilmiş olabilir. Bu durumda mahkeme, boşanma talebi ile birlikte mal paylaşımı taleplerini birbirinden ayıracak yani tek bir dilekçe ile açılan iki ayrı dava olduğunu kabul edecek ve mal paylaşımı davasını ayrı bir esas numarasına kaydederek talepleri inceleyecektir.

Yani Boşanma ve mal paylaşımı davası birlikte açılır mı sorusunun cevabı olumludur, açılabilir. Mal paylaşımı davasının açılması için boşanma davasının kesinleşmesinin beklenmeyebilir.

Bu durumda, boşanma davası ile birlikte yahut hemen sonra açılmış olan mal paylaşımı davası için boşanma davası bekletici mesele olarak kabul edilir. Boşanma davasının sona ermesi beklenecektir.

Boşanma davasının kabul edilmesi halinde, bekletici mesele yerine gelmiş olur ve mal paylaşımına devam edilir.

Ancak boşanma davasının reddedilmesi halinde açılmış olan mal paylaşımı davası reddedilir.

Boşanmada Ev Eşyası Paylaşımı

ev eşyaları boşanma, ev eşyalarının iadesi boşanma davası, boşanmada ev eşyası paylaşımı, boşanmada ev eşyası, boşanma ev eşyası, boşanma ev eşyası paylaşımı, boşanma davasında ev eşyası

Boşanmada ev eşyası paylaşımı boşanma davalarında mal varlığının paylaşılması konusunda önemli sorunları teşkil etmektedir. Boşanma davalarının büyük çoğunluğunun evliliğin henüz ilk 5 yılı içinde, bunların önemli bir kısmının da henüz evlilik 1 yılı doldurmamışken açıldığı göz önüne alındığında ev eşyaları nedeniyle istenebilecek parasal talepler söz konusu olabilir.

Boşanmada Ev Eşyası Paylaşımı

Boşanmada ev eşyası paylaşımı söz konusu olduğunda bir kaç ihtimal gündeme gelebilir:

1.İhtimal: Ev eşyaları evlilik birliğinin kurulmasından önce taraflardan biri yahut onun ailesi tarafından alınmıştır.

2.İhtimal: Ev eşyaları evlilikten önce alınmış ancak ödemeleri evlilik içinde yapılmıştır:

3.İhtimal: Ev eşyaları evlilik birliği içinde alınmıştır ancak ödemeleri boşanma davasının açılmasından sonra da devam etmektedir:

Şimdi bu ihtimaller üzerinde sırayla duralım:

Birinci ihtimalde ev eşyalarının evlilik birliğinin kurulmasından önce taraflardan birinin yahut onun ailesi tarafından alınmış olması ihtimalini inceleyeceğiz.

Bu ihtimalde, eşlerin nikah tarihi itibariyle başka bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıkları için edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olduklarını varsayabiliriz ki bu rejim yasal olan mal rejimidir, ülkemizde evlenen kişilerin çok büyük bir oranı bu yasal mal rejimine tabidir.

Bunun nedeni evlilik sözleşmesi – mal rejimi sözleşmesinin yapılmasına ihtiyaç duyulmaması değil bunun nasıl yapılacağının bilinmemesi ve/veya yapılmak istense dahi karşı tarafı incitmeden/kızdırmadan söylemenin bir yolunun bulunamamasıdır. Bu evlilik sözleşmesinin yapılmak istenmesi nedeniyle sona eren bir çok nişanlılık mevcuttur.

Evlilik sözleşmesinin yapılmak istenmesi en başından itibaren boşanma ihtimalini çağrıştırmakta ve bu nedenle taraflar arasında güven problemine neden olmaktadır.

Eşyaların evlilikten önce alınmış olması halinde bu eşyalar, ödemeyi yapan tarafın kişisel mal varlığına dahil olur. Bu nedenle kişisel mal varlığı çerçevesinde geri istenebilir. Aynen iadesi yahut değeri karşı taraftan talep edilebilir.

Bu eşyanın ödemelerinin davacı eş yahut ailesi tarafından yapılmış olmasının önemi yoktur. Ödemelerin diğer bir kişi tarafından yapılmış olması halinde de davacı eş adına yapılmış kabul edilir.

İkinci ihtimal ise eşyaların evlilikten önce, yani nikah tarihinden önce satın alınıp ödemelerinin ise evlilik süresi içinde yapılmış olmasıdır.

Bir çok durumda, eşlerin düğün tarihinden önce ev tuttukları, ev eşyası aldıkları ve yaşayacakları evi çok önceden hazır ettikleri görülmektedir. Ancak, özellikle çalışan genç kesim, ev eşyası ödemesini kendi başlarına yapmakta ve bunun için genellikle kredi kartlarına taksit uygulamasından yararlanmaktadırlar. Bu durumda şöyle bir ayrım söz konusu olacaktır: Ev eşyaları için nikah tarihinden önce ödenen miktar tarafların kişisel mal varlığına dahil olacak, nikah tarihinden sonra maaş-ücret ve sair gelirleriyle karşıladıkları taksitlere tekabül eden kısım ise edinilmiş mal varlığı değeri olarak kabul edilecektir.

Üçüncü ihtimal olarak ise ev eşyalarının evlilik içinde alınmış olması ancak ödemelerine boşanma davası açıldıktan sonra devam edilmesidir.

Bu durum genellikle evliliğin süresi boyunca yıpranan ev eşyalarının kullanım nedeni ile yenilenmesi gerektiğinde söz konusu olmaktadır.

Yenilenen ev eşyaları bu nedenle evlilik içerisinde tarafların maaş ve sair kazançları ile ödenmiştir.

Bu eşyalar için bu şekilde yapılan ödemeler kimin tarafından yapılmış olursa olsun her iki eşe de eşit olarak ait olmaktadır. Ancak boşanma davasının açılması ile, davanın kabul edilmesi şartına bağlı olarak, eşler arasındaki edinilmiş mal rejimi sona erer ve yerine mal ayrılığı rejimi cari olur. Mal ayrılığı rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren yürürlüğe girmesi nedeniyle, ev eşyaları için bu tarihten sonra yapılan ödemeler ödemeyi yapan eşin kişisel mal varlığına dahil olur.

Boşanmada ev eşyası paylaşımı talebi üzerine hesaplama yapılırken yukarıda anlatılan nedenlerle eşyaların alındığı tarih kadar nikah tarihi, boşanma davasının açıldığı tarih ve eşyalar için yapılan ödemelerin tarihi ve miktarları da önem tutar.

Hesap bilirkişileri bu deliller üzerinden giderek talep edilebilecek alacak miktarını hesaplar.

Boşanmada ev eşyası paylaşımı davasında ev eşyasının kime ait olduğu ispatlanamamışsa bu durumda TMK 222. madde çerçevesinde hesaplama yapılarak sonuca ulaşılacaktır.

Ana-Babanızdan Kalan Evde Eşinizin Hakkı Ne Kadar?

Reşat Nuri Güntekin, bir eserinde “bir babanın çocuklarına bırakabileceği en kıymetli miras temiz bir isimdir der. Elbette babanızın vefatından sonra, eski tanıdıklarla karşılaştığınızda ismini güzellikle anmaları kadar gurur verici bir şey olmaz. Ancak bugüne kadar rahmetli babanın bıraktığı bu güzel şöhrete kıymet verilip sahiplenmek için dava açıldığına şahit olmadım.

Hem eşler hem de mirasçılar arasında en yaygın anlaşmazlıklar, dededen atadan kalan malların paylaşımında çıkıyor nedense. Hatta bazen sağlığında yapılan yapılan paylaştırmalar bile beğenilmiyor, “sulu toprak büyük abime kuru toprak bana kaldı” denilerek kapım aşındırılıyor.

Son zamanlarda buna bir de boşanma aşamasındaki eşler eklendi. Genellikle boşanmayı düşünen kadınların cevabını en çok merak ettiği konu, kocasına babasından kalan mallardan ne kadar pay almaya hakkı olduğu.

Hatta bazen, eşinin malı olmadığını ancak kayınpederinin bir çok malvarlığı bulunduğu için nafakayı daha yüksek alıp alamayacağını merak edenlerle de karşılaşıyorum.

Malumunuz olduğu üzere ülkemizde tapu sistemi vatandaşın işlem yapmasından para kazanmak üzerine kurulu. Hem de öyle bir sistem ki satış harcı olarak çok anlamlı harçları tıkır tıkır tahsil ediyorlar. Örneğin 150 bin liralık bir evin satış harcı 6 bin lira tutuyor. Hem alandan hem de satandan ayrı ayrı binde 20 oranında harç alınıyor.

Ancak babanız size bir malını sağlığında bırakmak istese ve sizden doğal olarak bir karşılığını almayı beklemese tapuda satış mı gösterirsiniz yoksa bağış mı?

Bunun cevabı hukuken “bağış gösterilmeli” olsa da pratik hayatta bağış gösterene biraz müstehzi bakışlar atılıyor. Çünkü, tapu dairesi bağış gösterildiğinde binde 68.31 oranında harç alıyor, yani satın aldığınızda ödediğinizin neredeyse 3.5 katı!!!

Eh, eğer sizin de paranız hemen herkes gibi sınırlıysa, doğal olarak aynı işlem için çok daha az harç ödemek için tapuda kendi ana-babanızdan satın almış gibi gösteriyorsunuz.

İşte tam bu noktada çarşı karışıyor: Çünkü ana-babanız dahi olsa tapuda bir gayrimenkulü satın aldığınızı belirttiniz, ana-babanız da “gayrimenkulü sattım, paramı aldım” dedi, imzasını da attı. Hem de devletin resmi memuru önünde!

HMK 200’e göre bunun aksini de yani gerçekte satış değil de bağış yaptığınızı ispatlayamayacağınıza göre:

“Madde 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.”

Bir resmi evrakın aksini aynı kuvvetteki bir resmi evrakla ispat etmeniz gerekeceği için hiç para vermeden ana-babanızdan aldığınız gayrimenkulü, sırf bir miktar harç parasından tasarruf etmiş olmak için satın almış oldunuz.

Türk Medeni Kanunu’na göre, eşlerin evlilik birliği içinde satın aldıkları gayrimenkullerin değerinin yarısı kadar diğer eşin hakkı vardır:

“Madde 236- Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar.”

Bu maddelere göre satın almış sayıldığınız ana-babanızdan geçen mallarda eşinizin de yarı oranında hakkı olduğu kabul edilebilir.

Ancak neyse ki yargıtay var da kanunların hatalarını uygulama sırasında düzeltebiliyoruz.

Yargıtay’ın ve Dairenin yerleşmiş uygulamalarına göre, eşlerden birinin anne veya babalarından gelen mallar söz konusu olduğunda; satış gösterilse dahi bu tasarrufi işlem, hayatın olağan akışına göre, fiili karine olarak bağış kabul edilmektedir.

Bu karinenin aksini, yani parasını vererek gerçek anlamda satın alındığını iddia eden eş iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

Kabul edilen bu fiili karine, ispat yükümlülüğü altındaki tarafı değiştirmektedir. Anne yada babadan gelen mala ilişkin tasarrufun bağış değilde gerçek anlamda satış olduğunu iddia eden eş, başta satış bedelinin ödendiğine ilişkin ödeme kayıtları olmak üzere iddiasını güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlamalıdır.

Hadi geçmiş olsun. Siz siz olun, kanunun etrafından dolaşmaya çalışmayın. Yargıtay her zaman bu kadar anlayışlı olmayabilir 😉