Kategori arşivi: Ceza Avukatı

Çocukların Ceza Ehliyeti

Çocukların Ceza Ehliyeti

Türk ceza kanununun 31. Maddesinde yaş küçüklüğü adı altında ceza ehliyeti bir takım sınırlamalarla düzenlenmiştir. Bu madde de çocukları 3 gruba ayırarak ceza ehliyeti değerlendirilmesi yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu gruplar: 0-12 yaş, 12-15 yaş ve 15-18 yaş olarak belirlenmiştir. Sağır ve dilsizler için ise yaş aralığı biraz daha artırılıp 0-15 yaş,15-18 yaş ve 18-21 yaş olarak ayrım yapılmıştır. Şimdi bu grupları tek tek inceleyelim.

ceza-628x417

Birinci grup 0-12 yaş aralığındaki çocuklar,

Bu yaş grubundaki çocukların ceza ehliyetlerinin olmadığı kabul edilir. Bu çocuklar işlediği suçlardan dolayı ceza alamaz. Ancak bu çocukların işlediği suçlardan dolayı haklarında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Sağır ve dilsizler için ise aynı şeyler geçerli olmakla beraber yaş aralığı olarak 0-15 yaş aralığında olanlar için bu statü geçerliliğini korur.

İkinci grup 12-15 yaş aralığındaki çocuklar,

On iki yaşını doldurup 15 yaşından küçük olanlar bir suç işlediğinde burada artık çocuğun ceza ehliyetinin olup olmadığının araştırılması gerekir. Yani burada çocuğun işlediği suçu sadece anlaması ve onun suç olduğunu bilmesi yetmez. Ayrıca işlediği fiilin bir cezai yaptırımının olduğunu ve sonuçlarının da bilincinde olması gerekir. Yine işlediği fiille ilgili hareketlerini de yönlendirebilmesi gerekir. Örneğin bir arkadaş grubu beraber dolaşırken birden bir pencere görüp oraya taş atmaya başlarlar. 2-3 arkadaş taş attıktan sonra dördüncü arkadaşta taşı eline alır ve atar. Burada arkadaş grubundan gelen bir baskı söz konusudur ve çocuk hareketlerini yönlendirebilir konumda değildir. Bu yüzden burada ceza ehliyeti araştırması yapılırken buna da dikkat edilmesi gerekmektedir. Yapılan inceleme sonucunda eğer çocuk olayın niteliklerini anlayamıyor veya yönlendiremiyorsa çocuğun ceza ehliyeti yoktur.  Sadece ilk gruptaki çocuklar gibi ona da güvenlik tedbirine hükmedilebilir. Eğer çocuk işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabiliyor ve yönlendirebiliyorsa işlediği fiile göre cezası indirilerek verilir. Yine burada da sağır ve dilsizler için bir kolaylık sağlanmıştır. 15-18 yaş aralığındaki sağır ve dilsizler için bu grup için anlatılanlar uygulanır.

cocuklara-odul-ceza-yontemi-uygulamayin-8374402_x_3478_o

Üçüncü grup 15-18 yaş aralığındaki çocuklar,

On beş yaşını doldurmuş olmakla beraber 18 yaşını bitirmemiş olan çocuklar bu gruba dahildir. Kural olarak bu gruptaki çocukların ceza ehliyetleri vardır. Yani bu gruptaki çocuklar için ayrı bir ceza ehliyeti araştırmasına gidilmez. Kanun bu gruptaki çocuklar için ceza indirimi öngörmüştür.18-21 sağır ve dilsizler içinde bu gruptaki çocuklar gibi işlem görür.

Konuyla ilgili kanun madde metni:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

Yaş Küçüklüğü

Madde 31 – (1) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

(2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./5.mad) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.

(3) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./5.mad) Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on sekiz yıldan yirmi dört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası on iki yıldan fazla olamaz.

Çocuk Yargılaması

                          ÇOCUK YARGILAMASI
çocuk yargılaması
çocuk yargılaması

En sık karşılaşılan sorulardan biri de çocuk yargılaması hakkındadır.  Çünkü çocuk yargılaması ÇHS ve Çocuk koruma Kanunu hatta Ceza Muhakemeleri Kanunu tarafından ayrı olarak düzenlenmiştir.

Kimdir bu çocuk?

Kanunda çocuk 18 yaşını henüz doldurmamış bireyler olarak tanımlanmıştır. Ayrıca bu statüdeki çocukların da korunmaya muhtaç olduğundan bahsedilmiştir. Çocuk yargılaması her şeyden önce diğer diğer yargılamalardan farklı usullere tabi olan bazı temel ilkelerle desteklenmiş bir yargılamadır.

Çocuk yargılamasında ilkeler:

Çocuk yargılamasına hâkim olan aslında iki tane ilke vardır. Bunlar:

1.Çocuğun üstün yararı

2.İkincil mağduriyetlere yol açmamak. Diğer ilkeler bu ilkelerin etrafında oluşan ilkelerdir.

              Çocuğun üstün yararı çocuğun her durumda korunması ve gözetilmesinden ileri gelir. Burada amaç çocuğu korumak ve desteklemek tekrar topluma kazandırmaktır. İkincil mağduriyetlere yol açmama ise yapılan işlemlerin tek seferde yapılması zaten bir çocuk için ağır olan bu sürecin daha da ağırlaştırılmamasıdır.

çocuk

              Normalde ceza kanunumuz ve sistemimiz fail odaklı değil fiil odaklı bir sistemdir. Ancak bu çocuk yargılamasında tamamen tersine dönmüştür. Çocuk yargılamasında fail odaklı bir sistem uygulanmaktadır. Çocuğun mümkün olduğunca en az zararı alması amaçlanmaktadır. Yine başka bir amaçta çocuğun sistemde kaybolmasının önlenmesidir. Bunun için bir sürü tedbir hukuk sistemimizde mevcuttur. Ancak uygulamada çoğu tedbir uygulanamamaktadır. Daha doğrusu sistemi bilmeden yargılama aşamaların nasıl işlediğini bilmeden hareket edilmesi buna yol açmaktadır.

content_cocuklara-oklava-ile-cinsel-iskence-yapan-uvey-anneye-46-yil-hapis-cezasi_3y4788yD58l60xW

              Uygulanan tedbirlere değinmek gerekirse bu tedbirleri şöyle sıralayabiliriz:

1.Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol gösterme,

2.Eğitim tedbiri, Eğitim tedbiri, çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesi,

3.Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesi,

4.Sağlık tedbiri, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılması,

5.Barınma tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya yönelik tedbirdir. Başvuruların yapılması durumunda koruyucu ve destekleyici olan bu tedbirlere hükmedilebilecektir.

Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu (TCK m.245)

Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu (TCK m.245)
Modern wireless POS-terminal with battery and GPRS module
Bu suç farklı şekillerde işlenebilir. Tck m.245
A.Bu suç şu şekillerde işlenebilir:

1.Başkasına ait banka veya kredi kartını ele geçirme ve elinde bulundurma,(cezası 3 yıldan 6 yıla hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası)

2.Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bu kartı kullanmak veya kullandırarak kendine yarar sağlamak, ,(cezası 3 yıldan 6 yıla hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası)

3.Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkili sahte banka veya kredi kartı üretmek /satmak /devretmek /satın almak veya kabul etmek, (cezası 3 yıldan 7 yıla hapis ve 10000 güne kadar adli para cezası)

4.Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak. (cezası 4 yıldan 8 yıla hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası)

B.Suçun Failleri kimler olabilir:

Bu suçun faili bir başkasına ait kredi kartını ele geçiren herkes olabilir. Ancak kanun bazı kişiler için bu suçu işlediğinde ceza verilemeyeceğini söylemiş, bunları aynı maddenin 4. Bendinde sıralamıştır. Bu kişiler:

1.Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler,

2.Üst soy veya alt soy veya bu derecede kayın hısımlarından biri veya evlat edinen veya evlatlık tarafından,

3.Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden biri tarafından bu suç işlenirse yakın akrabalıktan dolayı cezaya hükmedilemeyecektir.

İnternetten-kredi-kartı-başvurusu
Bazı kişiler bu suçun faili olamaz.
C. Bu suç şikâyete tabi midir?

Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu şikayete tabi bir suçtur. Yani bu durum başına gelen ilgili bu suçu kanundaki şikayet için belirlenmiş 6 aylık süre içinde bildirmek ve suç duyurusunda bulunmak zorundadır. Bu süre ilgilinin bu suçun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren başlayacaktır.

D.Dikkat edilecek hususlar!

Bu suçla beraber eğer dolandırıcılığın unsurları da oluşmuş ve dolandırıcılık suçundan da cezayı gerektirecek bir fiil gerçekleşmişse bu suçtan değil de dolandırıcılık suçundan ceza verilmesi gerekir. Bu suçta önemli bir hususta etkin pişmanlık hükümlerinin bu suçta uygulama alanı bulabilmesidir.  Etkin pişmanlıkta verilecek ceza indirilerek verilir. Tabi yargılama aşamasına göre etkin pişmanlıktan faydalanma ve indirimden yararlanma durumları yeniden değerlendirilecektir. Bu suçta banka ve kredi kartını haksız olarak ele geçirme yeterli değildir. Yararında sağlanmış olması gerekir. Eğer sadece ele geçirme varsa burada duruma göre hırsızlık vb. suçlardan cezalandırılma yapılacaktır.

 

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu ( TCK M.234)

Velayet Yetkisi Kendisinde Olmayan Anne/Baba’nın Çocuğu Kaçırması

55439

Bilindiği gibi velayet küçüklerin ve istisnai olarak kısıtlıların korunması ve gözetilmesi için ortaya çıkmış bir müessesedir. Evlilik birliği içinde anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Tabi bir takım istisnalar burada da mevcuttur. Ancak biz bu istisnalara değinmeyip velayet ilişkisi iki tarafın birinden alınıp diğerine verildiğinde velayet kendisinde olmayan taraf eğer çocuğu kaçırmaya çalışırsa veya alıkoyarsa ne olur onu inceleyeceğiz. Bunun aile hukuku açısından da yaptırımları olsa da  ceza hukuku açısından bu konu incelendiğinde karşımıza TCK madde 234 çıkmaktadır.

Velayet kendisinde olamayan taraf çocuğu kaçırırsa cezalandırılır mı?

Bunun cevabı EVET olmaktadır. Bu suçun incelemesini yapmak gerekirse bir kere bu suçu işleyebilmek için özel bir fail gereklidir. Bu da ‘velayet yetkisi kendinden alınmış ana ya da baba’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani bu suçu işleyebilmek için hem çocuğun annesi/babası hem de velayet yetkisi kendisinden alınmış bir taraf olmak gereklidir. Yine bu suçun işlenmiş sayılabilmesi için 16 yaşını bitirmemiş bir çocuğun kaçırılması gereklidir.

Gelelim bu suçtaki ayrım noktasına suçun temel şeklinin oluşması için yukarıda anlattığımız şartların dışında kanun cebir ve tehdit kullanıp kullanmamaya göre bu suçun cezasının artırılabileceğini söylemiştir.

Bu suçun faili ne kadar ceza alır?

Bu suçun faili eğer bu kaçırmayı cebir ve tehdit kullanmadan gerçekleştirmişse suçun temel halinden yani 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak cebir veya tehdit kullanılmışsa ya da kaçırılan çocuk 12 yaşından küçükse verilecek ceza 1 katı oranında artırılarak verilir.

İcra ve İflas Kanunu Değerlendirmesi
Madde 25/A ve Madde 341
Madde 25/A ve Madde 341

Bu konuyu İcra ve İflas kanunu açısından değerlendirmek gereklidir. İcra ve iflas kanunu m.341’de çocuğun velayet hakkı sahibine teslim edilmemesi düzenlenmişken, icra ve iflas kanunu m.25/a açısından ise velayet hakkı çerçevesinde kurulan kişisel ilişkinin engellenmesi düzenlenmiştir. Oysa Tck m.234’te çocuk velayet hakkı kendisinde bulunan kişiden kaçırılmaktadır. Dolayısıyla somut olaylar değerlendirildiğinde hem icra ve iflas kanunu açısından hem de Türk ceza kanunu açısından suç sayılabilecek bir davranışta bulunmak mümkündür. Ancak İcra ve İflas kanunu açısından verilebilecek ceza tazyik hapsi olacaktır. Tazyik hapsinden de kısaca bahsetmek gerekirse, tazyik hapsi istenilen edimin yapılması veya yapılmamasını sağlamak için o edim yerine getirilene kadar sürecek bir hapis türüdür. Yani eğer çocuk tesliminden imtina eden taraf ceza davası sürerken çocuğu teslim ederse bu durumda tazyik hapsine karar verilemez. Çocuk kaçırma suçu ise çocuğun kaçırılmasıyla suç tamamlanacaktır. Sonradan çocuğu getirip teslim etmesiyle ceza ortadan kalkmayacaktır.

 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması mı? (Hagb) Yoksa hapis cezasının ertelenmesi mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması mı? (Hagb) Yoksa hapis cezasının ertelenmesi mi?

5567

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarıyla hapis cezasının ertelenmesi arasında her ne kadar benzerlikler olsa da bir takım farklılıklar mevcuttur. Öncelikle benzerliklerine değinmek gerekirse bir kere ikisinde de öncelikle iki yıldan daha az bir cezaya hükmedilmesi lazımdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı için adli para cezasına hükmedilmesi engel teşkil etmemektedir. Ancak adli para cezasına karar verildiğinde hapis cezası ertelenemeyecektir. Çünkü erteleme burada hapis cezasının ertelenmesinden ibarettir. Ertelemede yine bir ayrıma gidilmiş bu suçu işlediği sırada 18 yaşından az ve 65 yaşını bitirmiş olan kişilerde üç yıldan daha az bir cezaya hükmedilmiş olması aranmıştır.

Ertelemenin bir diğer şartı sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan daha fazla sürede bir hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmasıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ise kişinin kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûm edilmemiş olması aranmaktadır.

Erteleme ve Hagb uygulanabilmesinin bir diğer koşulu da sanığın yeniden bir suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir yargının oluşmasıdır. Burada hâkim hagb kararı verirken sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak karar vermesi gerekir. Ancak erteleme kararı verirken mahkemede yargılama sürecinde sanığın gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması yeterlidir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi açısından bir diğer fark ise denetimli serbestlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında denetimli serbestlik süresi 5 yıldır. Kişi bu beş yıl içinde kasıtlı bir suç işlememelidir. Erteleme de ise denetimli serbestlik süresi kişinin aldığı cezadan az olamaz ve bu süre maksimum 3 yıl olarak belirlenebilir.

 Erteleme, infazın ertelenmesi sonucunu doğurur.
Erteleme, infazın ertelenmesi sonucunu doğurur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi kurumlarının en önemli fark:

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi kurumlarının en önemli farkı ise denetimli serbestlik süresince herhangi bir suç işlenmezse ne olacağındadır. Eğer kişi hagb kararının ardından denetimli serbestlik süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, açıklanması geriye bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilir. Erteleme de ise kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, ertelenen hapis cezası infaz edilmiş sayılır.

 

Özel Belgede Sahtecilikte Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması(HAGB)

Özel belgede sahtecilik suçunda hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilebilir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2011/11-243 K. 2012/7 T. 31.1.2012 kararında bu hususu şöyle ifade etmiştir. ‘…maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis cezasına karar verilmiş olup, ceza süresinin 2 yıldan fazla olması sebebiyle sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanma koşulları oluşmadığından, sanıklar G. K. ve İ. S. hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun değerlendirilmesi zorunluluğuna dayalı Özel Daire bozma nedeninde de isabet bulunmamaktadır…’ Kararda da görülebileceği gibi bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartları değerlendirilerek karara varılması gerekmektedir.

Peki, hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedir ve hangi şartlarda bu karar verilebilir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb), sanık hakkında kurulan hükmün hukuksal sonuç doğurmamasını ifade eder. Tabi bunun uygulanabilmesi için bir takım şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartları şöyle sıralayabiliriz:

hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-sartlari

1.Hagb kararı verilebilmesi için karara konu olan suçun öncelikle buna elverişli olması gerekir.

2.Hagb kararı verilebilmesi için sanığın bunu kabul etmesi gerekir.

3.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına veya adli para cezasına mahkûmiyet durumunda gündeme gelebilir.

4.Hagb kararı verilebilmesi için sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûmiyetinin olmaması gereklidir.

5.Hagb kararı verilebilmesi için mahkemede sanığın kişilik özelliklerine tutum ve davranışlarına göre bir daha suç işlemeyeceği kanısının uyanması gerekir.

6.Hagb kararı verilebilmesi için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi gerekir.

7.Hagb kararı verilebilmesi için verilecek olan suç uzlaşma kapsamına girmeyen bir suç olmalıdır.

Tüm bu şartlar bir araya geldiğinde hükmün açıklanması kararı verilecektir. Bu karar verildiğinde hak yoksunluklarına hükmedilmez. Yine açıklanması geri bırakılan hüküm erteleme konusu olamaz veya seçenek yaptırımlara(adli para cezası vs.) çevrilemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla birlikte kişiye bir de denetimli serbestlik süresi kararlaştırılır. Bu süre 5 yıldır. Bu beş yıllık süre içinde kişinin kasıtlı bir suç işlememesi gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus kişinin kasıtlı olarak bir suç işlememesi gerekmesidir. Kişi eğer taksirle bir suç işlerse verilen hükmün açıklanması kararı bundan etkilenmeyecektir.

Resmi Belgede ve Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Belgede sahtecilik suçlarını özel belgede sahtecilik(TCK m.207) ve resmi belgede sahtecilik olmak(TCK m.204) olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Peki nedir bu belge? Belgeyi Hukuki açıdan önem taşıyan ve ona dayanan kişinin iddiasını öne sürebileceği yazı olarak tanımlamak yerinde olacaktır. Belgenin de türleri bulunmaktadır. Resmi belge, Resmi belgeye benzetilen belge(emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname) ve özel belge olarak bunları ayırmak mümkündür.

Resmi belge de sahtecilik suçu bir resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek, başkalarını aldatacak biçimde değiştirmek veya kullanmak ve gerçeğe aykırı belge düzenlemek şeklinde işlenebilen bir suç olarak ceza kanunumuzda tanımlanmıştır. Bir önceki cümlede saydığımız unsurlardan birinin gerçekleşmesi sonucunda bu suç işlenmiş olur. Yine gerçek bir resmi belgeye herhangi bir şekilde zarar veren veya saklayan kişide bu hareketinden dolayı cezalandırılmalıdır.

Özel belgede sahtecilik suçu bir özel belgeyi sahte olarak düzenlemek veya bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek ve kullanmakla oluşan suçtur. Burada da görülebileceği gibi bir özel belgeyi sadece düzenlemek veya başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek bu suçun oluşmasında yeterli değildir. Bu suçun oluşabilmesi için özel belgeyi kullanmakta lazımdır. Resmi belgede sahtecilik suçundan temel farkı da buradadır.

Peki bu suçlardan birini işlersek ne kadar ceza alırız? Resmi belgede sahtecilik suçunu işleyen herhangi birisi 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Ancak bu suçu işleyen kişi görevi gereği bunu düzenlemeye yetkili bir kamu görevlisi olursa verilecek hapis cezası 3 yıldan 8 yıla kadar olmalıdır.  Özel belgede sahtecilik suçunun cezası ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için suçu işleyen kişinin bu özel belgenin sahte olduğunu bilerek kullanması lazımdır. Bu belgenin sahte olarak düzenlendiğini bilmeyen kişi bu suçun faili olamayacağı TCK m.207/’nin aksi yorumundan çıkmaktadır. Nitekim TCK m.207/2 madde metni de bu şekildedir.  ‘bir sahte belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükümlerine göre cezalandırılır.’