Kategori arşivi: Ceza Avukatı

CEZA MUHAKEMESİNDE OLAĞANÜSTÜ İTİRAZ

CEZA MUHAKEMESİNDE OLAĞANÜSTÜ İTİRAZ

bosanmada-dogru-yanlis

Hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, kural olarak, Yargıtay Ceza Daireleri’nden birinin kararının Ceza Genel Kurulu’nda incelenmesi için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, ilamın kendisine verilmesinden itibaren 30 gün içinde Ceza Genel Kurulu’na yapılan başvuruya olağanüstü itiraz (davası); bu başvuru üzerine CGK’nda yapılan muhakemeye olağanüstü itiraz muhakemesi denmektedir (CMK m. 308).

Tanımdan da anlaşılabileceği gibi, olağanüstü itiraz davası yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılabilmektedir. Bu nedenle bu yol olağan bir kanun yolu değildir. Kesin hüküm otoritesini zedelemekle birlikte, olağan denetim muhakemesi yollarının sağlıklı işlemediği ülkemizde olağanüstü itiraz bir gereksinim olarak ortaya çıkmaktadır.

Savcı bu davayı açarken, Ceza Dairesi’nin kararında hukuka aykırılık yapılmış olduğu sebebine dayanacaktır. CMK m. 308’deki ‘’hukuka aykırılık’’ temyizde olduğu gibi bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması olarak anlaşılmalıdır (CMK m. 288).

Yargıtay C. Başsavcısı, bu yetkisini re’sen veya istem üzerine kullanabilir. Bu istemin kimler tarafından yapılabileceği açıkça belirtilmiş olmamakla birlikte, genel olarak denetim muhakemesine başvurma yetkisine sahip olanların (CMK m. 260 vd.) Yargıtay C. Başsavcısını harekete geçirebilecekleri düşüncesindeyiz. Yargıtay C. Başsavcısı bu itiraz, Yargıtay CGK’nca karar verilinceye kadar her zaman geri alabilir.

Yargıtay C. Başsavcısı, bu yetkisini yalnızca Ceza Dairesi tarafından verilen kararlara karşı kullanabileceği gibi, Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlara karşı itiraz yetkisi bulunmadığı gibi, BAM tarafından istinaf başvurusu üzerine verilen kararlara karşı da itiraz yoluna gidemez.

  • CMK m. 308’de Ceza Dairesi kararının bozma veya onama olması bakımından bir ayırıma gidilmiş değildir. Olağanüstü itiraz yoluna başvurulması, verilen kararın infazına engel değildir.
  • CMK, Yargıtay C. Başsavcısı’nın olağanüstü itiraz yetkisini kullanması bakımından, Ceza Dairesi kararının sanığın lehine veya aleyhine olması arasında bir ayırıma gitmemiştir.CMK m. 308 olağanüstü itiraz davasının açılmasını süreye bağlı tutmuştur. Bu süre ilamın (Ceza Dairesi’nin kararının) Yargıtay C. Başsavcılığı’na verilmesinden itibaren 30 gündür. Buna karşılık Yargıtay C. Başsavcısı olağanüstü itiraz yoluna sanık lehine gitmiş ise süre aranmaz.
  • Yargıtay C. Başsavcısı itirazında, itiraz nedenlerini göstermek zorunda olduğu gibi, CGK da incelemesini yalnızca bu nedenlerle sınırlı olarak yapabilir.
  • Olağanüstü itiraz muhakemesinde Ceza Dairesi’nin kararı Ceza Genel Kurulu tarafından yargılanmakta (CMK m. 308) ve inceleme dosya üzerinden yapılmaktadır. Gerçekten, karar düzeltmede yargılamayı yapan makam kararı veren makam iken, olağanüstü itirazda yargılama, kararı verenden başka bir yargılama makamı (CGK) tarafından yapılmaktadır (CMK m. 308). Bununla birlikte Yargıtay C. Başsavcılığı’nın itirazı üzerine dosya, doğrudan Ceza Genel Kurulu’na değil, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderir.

            Ceza Genel Kurulu, Başsavcı’nın iddiasını haklı bulmazsa, olağanüstü itiraz davasını esastan reddeder; haklı bulursa, duruma göre, iyileştirme veya bozma kararı verir. Genel Kurul’un kararına direnmek mümkün olmadığından (CMK m. 307/3), esas mahkemesi bozma kararına uymak mecburiyetindedir. Ceza Genel Kurulu’nun, zamanaşımı gibi bir düşme nedeninin ortaya çıkması durumunda düşme kararı da verebileceği açıktır.

Ceza Muhakemesinde Yargılama Giderlerini Kim Öder ?

Ceza Muhakemesinde Yargılama Giderlerini Kim Öder ?

ceza

Mahkemenin masrafları ile muhakeme masrafını birbirine karıştırmamak gerekir.

Mahkemenin masrafını, mahkûm olması halinde, sanığın ödeyebilmesinin olanağı yoktur. Çünkü örneğin, mahkeme binasının yapımından tutun, hâkimlerin ve savcılar ile diğer personelin maaşlarına kadar, harcanan tüm paralar mahkeme masrafı olarak nitelenebilir. Ki bu masrafları zaten mahkum olandan almak hayatın olağan akışına da aykırıdır.

Buna karşılık, muhakeme masrafı, muhakeme sırasında yapılan işlemlerin masrafıdır. Tanıklara, bilirkişilere, postaya ödenen paralar, yol giderleri, avukat ücretleri, zorunlu müdafi ya da vekile ödenen ücret muhakeme masraflarındandır.

Muhakeme masrafları konusunda kural, haksız çıkanın bunları ödemesidir. Muhakeme masraflarına, soruşturma evresinde yapılan masraflar da girer. Soruşturma evresinde yazılan müzekkereler, yeri geldiğinde yapılan diğer masraflar bunlara dâhildir.

Nitekim CMK m. 324’e göre, harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir (CMK m. 324/1). Demek oluyor ki, infaz masrafları, muhakeme masrafı değildir.

Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri olarak sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır (CMK m. 324/5). Yargıtay, AİHS m. 6/3’te yer alan ‘’sanığın duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından parasız yararlanmak hakkına sahip olduğu’’ hükmü karşısında, tercüman ücretinin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemeyeceğine karar vermiştir.

meşru

Yine bu konudaki Ceza Yargılama Mevzuatımıza bakmak gerekirse:

SANIĞIN YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.

(2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.

(4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar.

BAĞLANTILI DAVALARDA GİDERLER

Madde 326 – (1) Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm olmuş ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü değildir.

(2) İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.

BERAAT VEYA CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞI KARARI VERİLMESİ HÂLİNDE GİDER

Madde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.

(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.

KARŞILIKLI HAKARET HÂLLERİNDE GİDER

Madde 328 – (1) Karşılıklı hakaret hâllerinde taraflardan biri veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi; bunlardan birinin veya her ikisinin giderleri karşılamaya mahkûm edilmelerine engel olmaz.

SUÇ UYDURMA VE İFTİRA GİBİ HÂLLERDE GİDER

Madde 329 – (1) Suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse, bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir.

KANUN YOLLARINA BAŞVURU SONUCUNDA GİDER

Madde 330 – (1) Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri gelen giderleri öder. Kanun yollarına başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir.

(2) Kanun yoluna başvuranın istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme uygun gördüğü şekilde giderleri bölüştürür.

(3) Kesinleşmiş bir hüküm ile sonuçlanan bir duruşma hakkındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden ileri gelen giderler hakkında da aynı hüküm geçerlidir.

(4) Eski hâle getirme isteminden doğan giderler, hasım tarafının esassız karşı koymasından meydana gelmiş değilse, bu istemi ileri sürene yükletilir.

 

Türk Ceza Kanunumuzda Şikayete Tabi Suçlar

sikayet-var-sitesinden-komik-sikayetler-vol-2_780x521

Şikayete tabi suçlar şunlardır:

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuz da yer alan şikayete tabi suçları şu şekilde sıralanmaktadır.

TCK Madde 86/2 Kasten Yaralama suçunda daha az cezayı gerektiren hal:

-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması hali

TCK Madde 89/5 Taksirli Yaralama (Bilinçli Taksir hali hariç)

TCK Madde 102 Cinsel Saldırı

TCK Madde 104/1 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

TCK Madde 105 Cinsel Taciz

TCK Madde 106/2. cümle  Malvarlığına Yönelik Tehdit

TCK Madde 116/1 Konut Dokunulmazlığının İhlali

TCK Madde 117/1 İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali

TCK Madde 123 Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

TCK Madde 125-131 Hakaret (Kamu Görevlisine Görevinden Ötürü İşlenen Hariç)

TCK Madde 139 Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar (Kişisel Verilerin Kaydedilmesi, Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme ve Veri Yok Etmeme Hariç)

TCK Madde 144 Hırsızlık Suçunda daha az cezayı gerektiren haller

-Paydaş ve elbirliği ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık

-Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hırsızlık

TCK Madde 146 Kullanma Hırsızlığı

TCK Madde 151 Mala Zarar Verme

TCK Madde 155 Güveni Kötüye Kullanma

TCK Madde 156 Bedelsiz Senedi Kullanma

TCK Madde 159 Dolandırıcılık Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller:

-Hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla suç işlenmesi

TCK Madde 160 Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf

TCK Madde 167/2 Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep

TCK Madde 209/1 Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması

TCK Madde 233/1 Aile Hukukunda Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali

TCK Madde 239/1-2 Ticari Sır, Bankacılık Sırrı veya Müşteri Sırrı Niteliğindeki Bilgi ve Belgelerin Açıklanması

TCK Madde 342/2 Yabancı Devlet Temsilcilerine Karşı İşlenen Hakaret Suçu

 

Ceza Hukukunda Şikayet Nedir?

ŞİKAYET:

Soruşturması ve kovuşturması ‘’şikayete bağlı bir fiilden dolayı’’, şikayete yetkili kişinin, süresi içinde yazılı olarak ,yetkili makamlardan, bu fiil hakkında kovuşturma yapılmasını istemesine şikayet denir.

ceza

Not: Şikayet fiil için yapılır. Bu nedenle, failin adı anılmadan da şikâyet mümkündür. Şikayet re’sen kovuşturmanın bir istisnası sayılmaktadır. Suçun yetkili makamlara bildirilmesine ‘’ihbar’’ denilir. İhbarda, ihbarı yapanın önemi yoktur. Şikâyetten farklı olarak, kural olarak, süre de söz konusu değildir.

Takibi şikayete bağlı bir fiil hakkında dava açılabilmesi, bu fiilden zarar gören kişinin şikayet etmesine bağlıdır.

Suçları soruşturma ve kovuşturma konusunda devletin tekel yetkisi olup, devletin yetkili organları kendiliğinden harekete geçer. Ceza soruşturması ve kovuşturması için şikayetin gerekli olmaması, yalnızca devlete ve topluma karşı işlenen suçlarda değil, kural olarak kişilere karşı işlenen suçlarda da geçerlidir. Bununla birlikte gerek TCK ve gerekse yan ceza kanunları tarafından soruşturulması ve kovuşturulması geçerli bir şikayetin yapılması koşuluna bağlı tutulan bazı suçlar vardır. Bu tür suçlara şikayete bağlı suçlar adı verilmektedir. Bu suçlardan zarar gören kişi geçerli bir şikayette bulunmadığı veya yargılama sırasında bu şikayetini geri aldığı takdirde yargılamaya başlanmamakta veya başlanmış olan yargılamaya son verilmektedir. Buna göre şikayet, ancak kanun tarafından soruşturması ve kovuşturması açıkça şikayete bağlı tutulan suçlar bakımından söz konusudur. Kanunun, suçun şikayete bağlı olarak kovuşturulacağı konusunda açık bir düzenleme içermemesi durumunda, söz konusu suç re’sen kovuşturulur.

ceza-300x185

Şikayet konusunda şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Şikayetin yokluğu durumunda beraat değil, düşme kararı
  • Şikayetin yokluğu, mahkeme tarafından resen araştırılır.
  • Şikayet etmesi gereken kişi, bu fiilden zarar görmüş olmalıdır. Şikâyet hakkının, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan sayılması ve bu nedenle de mirasçılara geçmemesi karşısında, şikâyet bakımından ‘’suçtan zarar gören’’ kavramı, kural olarak, dar anlaşılması gerekir; ancak hukukumuzda istisnaen geniş anlamda suçtan zarar görenlere de şikâyet hakkının tanındığı durumlar vardır. Şikâyet hakkını, ancak eylem yeteneği olan kişiler kullanabilir. Eylem yeteneği olmayan suçtan zarar gören adına ise bu hak yasal temsilcisi tarafından kullanılır.

Şikâyet, 6 aylık süre içerisinde yapılmalıdır.

Hak düşürücü olan bu süre, suçtan zarar gören kişinin, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, fail ve fiili bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar (TCK m. 73/I – II). Fail bilinmeden de şikâyet yapılabilir; ancak fail bilinmediği takdirde süre işlemeye başlamaz. Suçtan zarar gören kişinin birden fazla olması durumunda şikâyet süresi her birisi açısından diğerinden bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

Şikâyet, yazılı olarak veya tutanağa geçirilecek bir beyan ile yapılabilir (CMK m. 158/V). Şikâyet herhangi bir koşula bağlanamaz. Fiilin işlenmesinden önce yapılan şikâyet geçerli olmadığı gibi, fiilin işlenmesinden önce şikayet hakkından vazgeçmek de mümkün değildir. Şikâyet fiil hakkında yapıldığı için failin adının belirtilmemiş veya yanlış belirtilmiş olmasının, şikâyetin geçerliliğine bir etkisi yoktur.

Şikayetten vazgeçme ve şikayetin geri alınması mümkündür. Şikayetten vazgeçme, süresi geçmemiş ve henüz yapılmamış şikayetin artık yapılmayacağının suçtan zarar gören kişi veya yasal temsilcisi tarafından açıklanmasıdır. Yapılmış şikayetin, suçtan zarar gören kişi veya yasal temsilcisi tarafından, geçersiz sayılmasının istenmesine de şikayetin geri alınması denmektedir. Bu açıklama, CMK m. 158’de belirtilen şikayetin yapılabileceği makamlara yapılmalıdır. TCK şikayetin geri alınmasını düzenlemiş, vazgeçmeyi ise düzenlememiştir. TCK’nın 73. Maddesine göre, hükmün kesinleşmesine kadar şikayet geri alınırsa dava düşer. Şikayetten vazgeçme, kabule bağlı olmayan, tek taraflı irade beyanı iken, şikayetin geri alınması iki taraflı bir işlemdir. Geri almanın geçerli olabilmesi için, bunun sanık tarafından kabul edilmesi gerekir (TCK m. 73/VI). Geri alma bir dilekçe ile olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek kaydıyla sözle de olabilir. Böyle bir geri alma ‘’açık geri alma’’ olarak anılır. Geri almanın örtülü olması da mümkündür.