Kategori arşivi: Diğer Yazılar

Nafaka Davası 18 Yaş

Üniversite öğrencisi 18 yaşını bitirdikten sonra da nafaka alabilir mi?

Eğitim ve eğitimin sürdürülebilmesi için Türk Medeni Kanunu özel hükümler koymuş. Medeni Kanunu’muza göre 18 yaşını dolduran bir kişi istediği gibi evlenme, ev alma, borçlanma hakkına sahip ancak 18 yaşını dolduran bir kişi kendi yaşamını idame ettirmekten aciz kabul ediliyor.

Nafaka Davası 18 Yaş yazısına devam et

Aldatmayı İspat Edeyim Derken Sanık Olmayın

İnsanoğlunun birlikte yaşamak için bu denli çok, bu denli karışık ve birbiriyle çelişik kanuna ihtiyaç duyması çok garip değil mi? TBMM’nin sitesinden baktım, en son 2016 yılının Ağustos ayına kadar çalışan meclis tamı tamına 6745 numarasına kadar kanun çıkarmış. Kanun yapılıyor, kanunu değiştiren bir kanun, sonrasında yanlış yapıldığı anlaşılıyor ve kanunu değiştiren kanunu değiştiren bir kanun çıkarılıyor. Sonrasında aslında ilk yapılan kanunun daha mantıklı olduğu düşünülüp bir kanun daha çıkarılmışken onaylanan uluslararası bir sözleşmeye uyum sağlamak için yeni bir kanunla son yapılan değişiklik de değiştiriliyor.

Cicero’nun tam da bu durumumuza uygun düşen bir sözü yaklaşık 2bin yıl kadar önce söylemiş olması da işin daha da trajik olan yanı belki de: “Summum ius summa injuria – Ne kadar çok kanun,o kadar az adalet”

Eşiniz sizi aldatıyor ve bir şekilde bunu ispatlamanız gerekiyor. Ne yaparsınız? Dava açtığınızda henüz kimsenin kusurunu kabul ettiğini görmedim. O da inkar edecek hatta sizi en hafifi iftiracıdan başlayan sözlerle vuracak.

İspat için peşine düşüyorsunuz, bir şekilde birlikte olduğu kişiyle görüntülüyorsunuz. Fotoğraflarını, video kayıtlarını CD ile boşanma davası dosyanıza sunuyorsunuz. Hoopp! 3 ay sonra karakoldan çağrılıyorsunuz, hakkınızda eşinizin özel hayatını ihlal ettiğiniz iddiasıyla asliye ceza mahkemesinde dava açılmış.

Aldatılan eş olarak saatlerce adliye koridorlarında duruşmayı bekledikten sonra, başınız önünüze eğik, hakim cezayı açıklarken boynunda varsa indirim yapıyormuş diye duyduğunuz kravatınızı düzeltip ceketinizin en üst dahil tüm düğmelerini ilikleyip tam kürsünün karşısındaki tahta parmaklıklı bölgeye yanaşıyorsunuz.

Ceza da alıyorsunuz, ancak neyse ki yargıtay bazı durumlarda bu cezayı bozuyor:

“kendisine gönderilen isimsiz bir ihbar mektubunu okuduktan sonra resmi nikahlı eşi olan katılan …’nin sadakatinden kuşkulanmaya başlayan ve aldatıldığını düşünen sanık …’in, katılanla fiilen beraber yaşadıkları dönemde, onu gizlice takip ederek, katılanın bir başka erkekle buluştuğu ana ilişkin görüntülerinin ve katılana ait telefonda kayıtlı, “Ne oldu canım sana. Acı günde tatlı günde her zaman”, “Ay ben yerim senin inşaatlarını, çok güzel çok butikler… bana ne zaman ev yapıcaksın canımm… pembe ve turkuvaz panjur isterim… veranda ve küçük bir bahçe de isterim:) ama sensiz olmaz… sensiz saray olsa istemem…” biçimindeki katılanın tarafı olduğu mesajların fotoğraflarını çekip, bu fotoğrafları, zina hukuksal nedenine dayalı olarak açtığı boşanma davasına vekili aracılığıyla sunduğu olayda,
Katılana ait görüntüleri ve haberleşme içeriklerini, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırı altında ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, daha sonra açtığı boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın güven sarsıcı olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken” YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/13048 Karar Numarası: 2017/1992 Karar Tarihi: 15.03.2017

Yargıtay’ın 12. Ceza Dairesi böyle düşünürken dosyanızın incelemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından yapılıyorsa bu sefer hukuk ilkeleri aleyhinize çalışmaya başlıyor ama:

Somut olayda, toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesinden; nafaka alacaklısı olan davalının, tanık olarak dinlenen şarkıcı …’a ait şarkının klip çekimi nedeniyle E. K. isimli oyuncu ile birlikte yer aldığı çekim görüntülerinin, (klibin yayınlanmasından vazgeçilmesi üzerine) davacı nafaka yükümlüsü tarafından hukuka aykırı olarak elde edildiği sabittir.

Diğer taraftan, hukuka aykırı olarak elde edilen klip görüntülerinin, paylaşımlarının yapıldığı sosyal medya hesaplarının kendisine ait olduğu hususu da davalı tarafından kabul edilmediği gibi, davacı taraf sosyal medya hesaplarının (Facebook/WhatsApp) ve bu hesaplardaki paylaşımlarında davalı tarafından yapıldığı hususunu da ispatlayamamıştır.

Ayrıca, sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların, ancak hesabın sahibi veya aynı paylaşım ortamında (facebook/WhatsApp) bulunan kişilerce delil olarak kullanımının mümkün olduğu düşünülebilecektir. Diğer bir anlatımla, sahte profil oluşturup paylaşımlarda bulunmak veya kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, muvafakatı ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak sunulması halinde, bunların 6100 Sayılı HMK’nun 189/2. maddesi kapsamında hukuka aykırı delil kabul edilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacı nafaka yükümlüsü tarafından sunulan delillerin bir bölümünün hukuka aykırı olarak elde edilmiş olduğu, diğer delillerin ise hukuka aykırı bir şekilde yaratılmış olduğu gözetilerek, dosya kapsamındaki diğer delillerle de ispat edilemeyen nafakanın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken,” YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2016/14742 Karar Numarası: 2017/2577 Karar Tarihi: 07.03.2017

Evet, görüldüğü üzere yargıtayın bir dairesine göre hukuka aykırı olmayan fiiller diğer dairesinde hukuka aykırı kabul edilebiliyor. Aynı delil nedeniyle bir dava lehinize diğeri aleyhinize bitebiliyor.

Ne demişti Çiçero 2 bin küsür yıl önce? Summum ius summa injuria 😉

 

Ödediğiniz Nafakayı Yeniden Ödemek Zorunda Kalabilirsiniz

“Ödenmiş nafakanın yeniden ödenmek zorunda kalınması mı”diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet, mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen nafakayı öderken bazı noktalara dikkat etmeniz gerekiyor. Bunlara dikkat edilmezse yeniden talep edilebilir:

Yaklaşık 2 yıl kadar önce anlaşmalı boşanma davasında yardımcı olduğum bir müvekkilim (bundan sonra Ahmet bey diyelim) son derece telaş içinde aradı. O kadar sıkıntılı ve endişeliydi ki cümleleri dahi tam kuramıyordu. Neler olduğunu anlayabilmek için telefonda biraz sakinleşmesini sağlamaya çalıştım:

A: Yasin bey merhaba, yaklaşık 2 yıl önce boşanma davama bakmıştınız. Bu konuyla ilgili bir sorun çıktı, eski eşim olacak kadın beni icraya vermiş.

Y: Peki öncelikle sakin olalım. Nasıl ve nereden evrak geldi size? Fotoğrafını çekip whatsapptan gönderme imkanınız var mı?

Yaklaşık 2-3 dakika kadar sonra müvekkil gelen evrakların fotoğraflarını ulaştırmıştı bile. Eski dosyayı açıp, gerekçeli kararı ve o zaman hazırladığımız boşanma protokolü ile birlikte gelen icra evrakını incelemeyi tamamladıktan sonra hemen aradım:

Y: A.bey, yaklaşık 19 aylık iştirak nafakasının hiç ödenmediği iddiasıyla aleyhinize icra emri hazırlamışlar. Toplam yekunu 45.950,00 TL tutmuş. Hiç ödeme yapılmadı ise bu rakam doğru. Ödeme yapmadınız mı hiç?

A: Nasıl olur Yasin bey, o zamandan bu yana tüm nafaka borcumu ödedim. Hiç bir borcum yok. 

Y: Peki ama ödemelerinizi nasıl yaptınız, elden mi ödediniz?

A: Hayır, çocuğun okuluna ödeme yaptım, evin elektrik ve su ile diğer giderlerini ödedim. Eski eşimin kredi kartı ve bankaya olan kredi borcunu ödedim. Bu şekilde, üstüme düşenden hem de fazlasını yaptım.

Y: Peki o zaman, ödemelerinize dair belgelerinizle en kısa sürede sizi bekliyorum.

Bir mahkemenin verdiği ilam yani mahkeme kararına istinaden icra takibi yapıldığında bu icra dosyasının ödenmesi için 7 günlük süre vardır. Bu 7 günlük süre içinde ödeme yapmaz yahut icra emrini durdurmak için mahkemeden karar getiremezseniz icra işlemlerine devam edilir ve varsa gayrimenkulleriniz, araçlarınız, maaşınız, bankadaki paranız haczedilebilir.

Müvekkilin getirdiği belgelere göre ortada apaçık bir haksızlık vardı. Kendisinden istenen alacak miktarı yaklaşık 46 bin lira iken bankadan aldığı hesap dökümlerine göre 2 yıllık bir sürede yaklaşık 57 bin liralık bir ödeme yapmıştı.

Hesap makinesi ile yaptığımız kabaca toplama işleminden sonra Ahmet bey birdenbire çok rahatladı ve derin bir oh çekti. Oh, dedi. “Ben de maaşıma filan haciz koyacaklarını düşünüp endişeleniyordum. Dekontlara baksanıza, üstüne alacaklıyım bir de.”

Oysa endişelenmesi gereken şeyler daha yeni başlıyordu:

“Maalesef Ahmet bey, ödemelerinizi yaptığınız, hatta fazlasıyla yaptığınız doğru. kabaca 10 bin liradan fazla ödemeniz var. Ancak ödemenizi yaparken size önemle hatırlattığım bir noktayı atlamışsınız”

Ahmet bey birden duraladı: “Ne hata yapmışım, neyi eksik yapmış olabilirim ki”

“Hatırlarsanız size, ödemeleri mutlaka ve mutlaka eşinize yapmanız gerektiğini söylemiştim. Eşinize yapmadığınız ödemeleri Yargıyay nafaka borcundan düşemeyeceğinizi söylüyor.” Ahmet bey bir anda afalladı. “Nasıl yani”

Ben de davalarımda kullandığım yargıtay kararlarından hazırladığım içtihat kitabımdan okumaya başladım:

“Mahkemece, 11.05.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre; incelenen ödeme dekontlarında …, … ve ABK İthalat ve İhracat olmak üzere üç şahıs adına toplam 18.848,00 TL para yatırıldığı, toplam yatan paranın 4.128,00 TL’nin “diğer” ve “yurt ücreti” açıklaması ile, 14.720,00 TL’nın nafaka ödemesi açıklaması ile yatırıldığı, raporun denetime ve karar vermeye elverişli bulunduğu gerekçesiyle itirazın kabulü ile, borçlu hakkındaki takibin dava tarihine kadar olan kısmının iptaline karar verilmiş olup, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
İcra takibinin dayanağı 29.12.2009 tarihli … 11. Aile Mahkemesi’nin 2009/1712 Esas 2009/1593 Karar sayılı ilamında; müşterek çocuklardan yalnızca … lehine 200,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. İlam alacaklısı … (…) adına yapılan ödemelerin hükmolunan nafaka miktarına uygunluk arz eden ödemeler olup anılan ödemeler yönünden başvurunun kabulünde isabetsizlik bulunmamakta ise de, ilam alacaklısı olmayan ABK İthalat ve İhracat adına “yurt aidatı” açıklamasıyla yapılan ödemeler ve lehine nafaka hükmü tesis edilmeyen müşterek çocuk … adına yapılan ödemeler ‘nafaka’ açıklaması ile yapılmış olsa da alacaklıya yapılan ödeme olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda bu alacaklar yönünden itirazın reddi gerekirken tümden kabulü yönünde hüküm tesisi doğru değildir.” 

Ahmet bey olan biteni anlayamamıştı. İşin doğrusu, Ahmet bey, mahkeme tarafından belirlenen nafakayı doğrudan eski eşine ödemek istememişti. Ödeyeceği paranın çocuğuna harcanmayacağını düşünen çoğu erkeğin yaptığını yapmış ve nafakaya mahsuben kreş ücreti ile çocuğun diğer tüm masraflarına ilaveten eski eşinin kredi kartı borcu dahil bir çok ödemeyi kapatmıştı.

Ancak yargıtayın tüm kararları Ahmet bey aleyhineydi:

“Anadolu 18. Aile Mahkemesi’nin 16/04/2014 tarih ve 2013/383 Esas, 2014/259 Karar sayılı ilamı ile borçlunun 25/07/2012 tarihinden itibaren davalı alacaklı ve çocuğu için 500 TL tedbir nafakası ödemesine hükmedilmiş olup, bu tarihten önce nafakaya istinaden yapılmış ödemelerin herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığından nafakaya ilişkin olarak yapılmış olan bir ödeme olarak kabul edilemeyeceği, ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi niteliğinde olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir.” 8. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2017/11159 Karar Numarası: 2017/7319 Karar Tarihi: 18.05.2017

“Somut olayda; borçlunun itfa itirazına dayanak olarak sunduğu ve Mahkemece nafaka alacağına mahsuben yapıldığı kabul edilen ödemelerin takip dayanağı ilamın karar tarihinden önce yapılan ödemeler olduğu anlaşılmaktadır. Nafaka yükümlülüğü doğmadan yapılan bu ödemeler nafaka borcundan mahsup edilemez.”8. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2014/27236 Karar Numarası: 2016/13687 Karar Tarihi: 13.10.2016

“banka hesap ekstrelerinin incelenmesinde; bu ödemelerin bir kısmının alacaklı anne hesabına “okul aidatı ve servis ücreti” açıklaması ile yapılan ahlaki ödemeler olduğu, ilam alacaklısı annenin de, bu ödemelerin nafaka borcuna mahsuben yapıldığına dair kabulü olmadığı, bu durumda İİK’nun 33. maddesi kapsamında, ödemeden söz edilemeyeceğinden nafaka borcuna mahsup edilmesi doğru değildir.” 8. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2015/115 Karar Numarası: 2016/11094 Karar Tarihi: 23.06.2016

Bundan sonraki aşamayı anlattım, tek şansının menfi tespit yani borçtan kurtulma davası açmak olduğunu, bu davayı kazanması halinde borçtan ve icra takibinden kurtulabileceğini, ancak bu dava süresinde de maaş haczi ve diğer malvarlıklarının haczi ile karşı karşıya kalma ihtimalinin yüksek olduğunu tespit ettik. Çünkü eski eş, yapılan tüm bu ödemeleri kabul ediyor ancak Ahmet bey’in yeni bir kadınla olan ciddi ilişkisini duymuş olması nedeniyle zarar verme amacıyla hareket ediyordu. Eski eşin gönderdiği icra emri hakkaniyete aykırı olsa dahi kanuna uygundu ve yasalar ile yargıtayın kararları ondan yanaydı.

Ancak hemen her davada olduğu gibi ufak da olsa bir çıkış noktası yakalamıştım. Bunu Ahmet beye söylemedim, çünkü tek şansımız dava açmaktı, dava açmadığımız takdirde kaybedecek hiç bir şeyimiz olmayacaktı. Ben de bu stratejime güvenerek ve o güne kadar verilen tüm yargıtay kararlarını karşıma alarak davayı açtım.

Bu arada, haksız ve kötü niyetli eski eş, Ahmet beyin maaşına haciz koydurdu, yine banka hesaplarına da haciz gönderildi. Ahmet bey’in kredi kartları dahi iptal oldu. Tek kurtuluş ümidimiz, bu zamana kadar denenmemişi deneyeceğimiz bir dava olacaktı. Sonuç mu ne oldu. Gerekçeli karar yazılınca buradan paylaşacağım 😉

2017 Yılında adli tatil süresi ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor?

ADLİ TATİL TARİHLERİ ve ADLİ TATİLDE GÖRÜLECEK İŞLER

I – ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ

A- HUKUK MAHKEMELERİNDE ADLİ TATİL

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli tatil süresi” başlıklı 102. maddesinde: “Adli tatil, her yıl 20 Temmuzda başlar, 31 Ağustosta sona erer.

ADLİ TATİL SÜRESİ
MADDE 102 – (1) Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuzbir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar.”
MADDE 103- (1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:

a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.

b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.

c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.

ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.

d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.

e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve

davalar.

f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.

g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

ğ) Çekişmesiz yargı işleri.

h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.

(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.

(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.

(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.

MADDE 104- (1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

B- CEZA MAHKEMELERİNDE ADLİ TATİL

Ceza Muhakemesi Kanunu (Kanun No: 5271)
Adli tatil

MADDE 331 – (1) (1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.

(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.

(4) Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.

II – İDARİ YARGI (BÖLGE İDARE, İDARE ve VERGİ MAHKEMELERİ)

İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (KANUN NO: 2577)

Sürelerle İlgili Genel Esaslar
Madde 8 – 3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.

Çalışmaya ara verme
Madde 61 – 1. Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.Ancak, yargı çevresine dahil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan idare ve vergi mahkemeleri çalışmaya ara vermeden yararlanamazlar. Bu mahkemeler, 62 nci maddedeki sınırlamaya tabi olmaksızın görevlerine devam ederler.

2. Ara verme süresi içinde; bölge idare mahkemesi başkanının önerisi üzerine, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, her bölge idare mahkemesi merkezinde idare ve vergi mahkemesi başkan ve üyeleri arasından görevlendirilecek üç hakimin katıldığı bir nöbetçi mahkeme kurulur. Nöbetçi kalanlardan en kıdemli başkan, yoksa en kıdemli üye nöbetçi mahkemenin başkanlığını yapar.

3. (DEĞİŞİK BENT: 10/06/1994 – 4001/27 md.) Çalışmaya ara vermeden yararlanamayanlar ve nöbetçi kalanların yıllık izin hakları saklıdır.

Nöbetçi mahkemenin görevleri
Madde 62 – Nöbetçi mahkeme çalışmaya ara verme süresi içinde aşağıda yazılı işleri görür:

a) Yürütmenin durdurulmasına ve delillerin tespitine ait işler,

b) Kanunen belli süre içinde karara bağlanması gereken işler.