Kategori arşivi: Diğer Yazılar

İstinaf Nedir? İstinaf Yoluna Nasıl Başvurulur?

İstinaf, ilk derece mahkemelerinin verdiği nihai kararlara karşı başvurulacak kanun yoludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargı sistemimize girmiştir.

İstinaf, kelime anlamı ile “yeniden başlamak” anlamına gelir.

İstinaf, temyiz yolunun benzeri bir kanun yoludur. Ancak temyizden farklı olarak istinaf yolunda, son kararın hukuki veya maddi sebeplerle ortadan kaldırılması ve yeni bir karar verilmesi söz konusu olmaktadır. Bu sebeple istinaf yargılaması sonucunda verilen karar bozma ya da onama şeklinde ifade edilmez.

Yani istinaf yargılaması, ilk derece mahkemesinin nihai kararının ortadan kaldıran, yeni bir yargılamanın gerçekleştirildiği bir kanun yolu olarak anlaşılmalıdır. Hak arama özgürlüğü çerçevesinde istinaf yargılaması, bir mahkemece verilen kararın usule ve hukuka uygun olup olmadığının bir diğer yargı mercii tarafından denetlenmesidir.

Ankara istinaf mahkemeleri, başta Ankara olmak üzere, Bartın, Bolu, Çankırı, Düzce, Eskişehir, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat ve Zonguldak illerinden gelen dosyalarla görevlidir.

İstinaf kanun yoluna, ancak ilk derece mahkemesi kararları aleyhine gidilebilecektir. Hakem kararları aleyhine açılan iptal kararları aleyhine temyiz yoluna gidilmesi öngörülmüştür. (6545 sayılı Kanun)

Kural olarak ilk derece mahkemelerinden verilmiş tüm nihai kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür. Ancak nihai karar olmasına karşın değeri 1.500,00 TL’yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olup bu kararlar aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacaktır.

Sulh hukuk mahkemeleri, asliye hukuk mahkemeleri ve asliye ticaret mahkemeleri gibi genel mahkemeler ile kadastro mahkemeleri, aile mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, fikri ve sınai haklar mahkemesi, iş mahkemeleri, icra hukuk mahkemeleri gibi özel kanunlarla kurulmuş mahkemelerde verilmiş nihai kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir.

Mahkeme ya da hakimin, karar vermesinden sonra dosyadan el çektiği kararlar nihai karar; buna karşın dosyayı görmeye devam ettiği kararları ara karar olarak nitelenmektedir. Ara kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna gidilemez.

Tahliye Davası Dilekçe Örneği

Kira bedelinin ödenmemesi halinde, kiracının tahliyesi için genellikle önce 7/30 dediğimiz örnek 13 yoluyla icra takibi yapılmakta, süresi içinde ödeme veya itiraz olmadığı takdirde ise icra hakimliğine tahliye için başvurulmaktadır.  Tahliye Davası Dilekçe Örneği yazısına devam et

Kira Alacağı Davası Dilekçe Örneği

Kira alacağının tahsili için bazı durumlarda dava açılması gerekmektedir. Kanuna göre, kira alacağının tahsili davası sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girmektedir. Bu nedenle bu tür davalar sulh hukuk mahkemesinde açılmaktadır. Kira Alacağı Davası Dilekçe Örneği yazısına devam et

Kira Alacağının Tahsili Davası

Kira alacağının tahsili davası, kira alacağının kira sözleşmesine göre belirlendiği durumlarda sulh hukuk mahkemesinin görevi alanına girmektedir.

Kira alacağının tahsili davasının bu nedenle sulh hukuk mahkemesinde açılması gerekmektedir. Kira Alacağının Tahsili Davası yazısına devam et

Kira Alacağında Zamanaşımı Süresi

Kira alacağında zamanaşımı süresi beş yıldır. Ancak her olayda zamanaşımını kesecek olayların bulunup bulunmadığı incelenmeli ve buna göre kira alacağında zamanaşımı süresi değerlendirilmelidir. Kira Alacağında Zamanaşımı Süresi yazısına devam et

AVUKAT YASİN GİRGİN

GİRGİN HUKUK BÜROSU, 13 Kasım 2000 tarihinde, avukat Yasin GİRGİN tarafından kurulmuştur.

Kuruluşundan itibaren başta anonim şirket, limited şirketler ile çeşitli yapı ve esnaf kefalet kooperatifleri olmak üzere hem tüzel kişilere hem de gerçek kişilere ticaret hukuku, borçlar hukuku, medeni hukuk, icra ve iflas hukuku, ceza hukuku ile kooperatif hukuku alanlarında danışma, icra ve iflas takibi ile davalarda temsil konularında avukatlık hizmetleri verilmiştir.

2006-2008 yıllarından itibaren aile hukuku alanında da dava almaya başlayan hukuk büromuz aldığı başarılı sonuçlar karşısında bu alanda ünlenmiş ve iş yoğunluğu boşanma, velayet, nafaka ile eşlerin mal paylaşımı alanlarına doğru genişlemiştir.

Avukat Yasin GİRGİN ve ekibimizin 2011 yılında kaleme aldığı “Boşanma Davaları El Kitabı” ve 2013 yılında yayınlanan “Evlilik Birliğinin Sona Ermesi” isimli kitapları büromuzun boşanma alanındaki haklı ününü pekiştirmiştir.

Yine hukuk büromuz, ülkemizin en önemli medya kuruluşlarından olan Hürriyet Gazetesi için 120 hafta boyunca okur sorularını yanıtladığı bir köşe de hazırlamıştır.

Bu süreç içerisinde büromuz avukatları bir çok TV-Radyo programına, ana haber bültenine konuk olmuştur.

Avukat Yasin GİRGİN’in yazıları halen her hafta Pazar günleri superhaber.tv’de de yayınlanmaktadır.

Halen 9 avukat, 3 stajyer avukat ve 3 yardımcı personelin görev yaptığı hukuk büromuz müvekkillerinin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki işlerini takip edebilmektedir.

Davalı Adreslerinin Tamamlanması

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/22053 K. 2016/9084 T. 25.5.2016

Dava, mal kaçırma kastıyla yapılan satışların iptali ve tescil ile yapılan satışlar dolayısıyla tedbir talebine ilişkindir.

Davacı,

  • davalıların adresi olarak yalnızca “mernis adresi” ibaresinin yazıldığı,
  • mahkemece tensip zaptı ile, dava dilekçesinin yasada belirtilen şartları taşıdığı, davalıların tebligata yarar açık adreslerinin bildirilmediği anlaşıldığından davacı vekiline eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verileceğinin ihtar edileceğinin belirtildiği,
  • tensip zaptının tebliğ edildiği, bunun yanısıra davacı vekili tarafından verilen dilekçeyle davalılar … ve …’in adreslerinin bildirildiği görülmüştür.
  • Saptanan olgular karşısında, dava dosyasında yasal hususların tam olduğunun kabulü gereklidir.Mahkemece, tüm bu hususlar dikkate alınmadan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : … ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.12.2014 gün ve 371/525 Sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalılardan …’in evlilik birliği içerisinde edinilen gayrimenkulleri, boşanma davasına konu olmalarını engellemek için diğer davalılar … ve …’e devrettiğini açıklayarak, 408 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar ile 131 ada 9 parsel sayılı taşınmazın mal kaçırma kastıyla yapılmış olan satışlarının iptaline, satışlar dolayısıyla davalılar adına bu yerlerin satışından elde edilen gelirlerin üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.

Mahkemece, 21.7.2014 tarihli tensip zaptında davacı tarafa davalıların tebligata yarar açık adreslerinin bildirilmesi için 1 haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın davalının adresini bildirmediği gerekçesiyle HMK’nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki; dava dilekçesinin içeriğini belirten 6100 Sayılı HMK’nun 119/1-b maddesinde, davacı ile davalının adı, soyadı ve adreslerinin, 119/1-c maddesinde davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının dava dilekçesinde yer alacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hükmü yer almaktadır.

Somut olaya gelince; davacı vekilince dava dilekçesine davalıların adresi olarak yalnızca “mernis adresi” ibaresinin yazıldığı, Mahkemece 11.7.2014 tarihli tensip zaptı ile, dava dilekçesinin HMK’nun 119. maddesindeki a, b, c, ç, ğ, h bendinde belirtilen şartları taşıdığı, davalıların tebligata yarar açık adreslerinin bildirilmediği anlaşıldığından davacı vekiline eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verileceğinin ihtar edileceğinin belirtildiği, tensip zaptının davacı vekiline 24.7.2014, davalı …’e 24.7.2014, davalı …’e 13.10.2014, davalı …’e 8.10.2014 tarihlerinde tebliğ edildiği, bunun yanısıra davacı vekili tarafından 31.7.2014 havale tarihli dilekçeyle davalılar … ve …’in adreslerinin bildirildiği görülmüştür. Saptanan olgular karşısında, dava dosyasında HMK’nun 119/1-b maddesinde düzenlenen hususların tam olduğunun kabulü gereklidir.

Ayrıca, HMK’nun 119/1. maddesinde sayılan eksiklikler mevcut olduğu hallerde, aynı maddenin 2. fıkrası hükmü uyarınca “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması da usul ve Yasa’ya aykırıdır.

Hal böyle olunca; Mahkemece, dilekçeler teatisi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme yapılıp , duruşma açılarak tarafların gösterecekleri delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, tüm bu hususlar dikkate alınmadan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Mahkeme Kararı Tebliğ Edilmeden Temyizden Feragat Edilmesi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/3769 K. 2016/12631 T. 27.6.2016

Temyiz süreleri ilamın usulen taraflardan her birine tebliğ ile işlemeye başlar ( HUMK m. 432/1).

Davalı tarafa yapılan tebligatta, tebliğin ne zaman ve nerede yapıldığının yazılmadığı, tebligatı yapan memurun adı soyadı ve mahkeme kaleminde yapılması halinde sicil numarasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda yapılan tebligatın, tebligat kanununa uygun olmadığı gibi, taraflar karar günü olan 28.1.2005 tarihinde feragat dilekçesi vermiştir. Taraflarca verilen bu dilekçede mahkeme karar numarası bulunmamaktadır. Mahkeme kararı henüz usule uygun olarak tebliğ edilmeden, feragat belirtilen 28.1.2005 tarihli dilekçeyle yapılmıştır.

Doğmamış bir haktan peşin feragat geçerli değildir. Temyiz hakkı henüz doğmadığından; temyiz süresinin işlemeye başlaması da söz konusu olamaz. Bu sebeple, temyizden feragat beyanları sonuç doğurmayacağından ve temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla incelenmesi gerekmiş olup, temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince:

Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar hükümdür. Hüküm yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.

Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur ( HMK m. 294/1, 2, 3; HUMK m. 381). Mahkemece duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucunda ( kısa karar ) sadece ” davanın kabulüne” denilmiş; gerekçeli kararda ise hüküm sonucuna ayrıntılı olarak, yer verilmek suretiyle çelişki yaratılmıştır.

Bu haliyle sonradan yazılan gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırıdır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3.maddesi uyarınca, hükmün tefhimi; her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.

Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz, ( 6100 s. HMK m.298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.4.1992 tarihli 7/4 Sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.

Boşanma Davasında Otel Kayıtları İstenebilir mi?

Boşanma Davası Otel Kayıtları

Boşanma davalarında aldatma yani eşin sadakatsiz davranışları özel bir kanun maddesi ile düzenlenmiş ve hatta boşanma nedeni olarak ilk sırada sayılmıştır.

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma nedenleri 161. maddede sayılmaya başlamıştır ve bu ilk madde eşin sadakat yükümüne aykırı davranması ile ilgilidir:

Boşanmada eşin aldattığı, sadakate aykırı davranışları çeşitli delillerle ispat edilebilir. Bunlar örneğin, tanık, telefon dökümleri, e-mailler, whatsapp konuşmaları, facebook, twitter, snapchat, instagram gibi sosyal medya yazışmaları olabileceği gibi fotoğraf, video, ses kaydı ve hatta boşanmada otel kayıtları dahi olabilir.

Boşanma davasının niteliğine göre, her türlü belge, fatura, kredi kartı ekstresi, bir kartvizit arkasına yazılmış yazı da delil olarak kabul edilmektedir.

Bu itibarla eşin kusurunu ispat etmek amacıyla boşanmada otel giriş-çıkış kayıtları, güvenlik kamera kayıtları, ödeme belgeleri, otelde karşılaşılan kişiler, çıkan olaylar hakkında tutulan tutanaklar, yer bildirimleri gibi her türlü delil boşanma davasında ispat aracı olarak kullanılabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gerekli olan husus, bu delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmiş olmalarıdır.

Hukuka uygun olarak elde edilmemiş deliller, mahkemede geçerli olmaz, verilecek karar bu delile dayandırılamaz.

Boşanma Nedeninin İspatı, Boşanmada delil, boşanmada deliller neler olabilir, Boşanmada İspat, Boşanmada İspat Nasıl yapılır, Boşanmada Tanık, Tanık Gösterme