Kategori arşivi: Miras Avukatı

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası

VASİYETNAMENİN TENFİZİ DAVASI

Vasiyetnamenin tenfizi davası: Mirasbırakan tarafından mirasçı atanmaksızın kendisine belirli bir mal bırakılan kişiye vasiyet alacaklısı denilir.

Miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma şeklinde kazandırmada bulunmuşsa vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona karşı yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir talep hakkına sahip olur.

vasiyetnamenin tenfizi davası
vasiyetnamenin tenfizi davası

Uygulamada bu dava vasiyetnamenin tenfizi davası olarak adlandırılmaktadır (vasiyetnamenin yerine getirilmesi davası)

Vasiyeti tenfiz davasının açılabilmesi için doğal olarak bir vasiyet alacaklısının bulunması gerekir.

Aynı vasiyetname ile mal bırakılmış olsa bile bu kişiler vasiyetnamenin onlara ilişkin bölümünün yerine getirilmesini istemedikçe vasiyetnamenin onlara ilişkin bölümüyle ilgili hüküm kurulamaz. Yani usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmadan vasiyetnamenin tenfizi davasında karar verilemez.

Belirli mal bırakma durumunda vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.

Atanmış mirasçılar da yasal mirasçılar gibi mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yani atanmış mirasçıların hukuksal durumu da yasal mirasçılarınkine benzer.

Atanmış mirasçılar vasiyetnamenin tenfizi davası açmak zorunda değildir. Atanmış mirasçılar sulh hukuk mahkemesinden almış oldukları mirasçılık belgesi ile vasiyetname konusu taşınmazın adlarına tescilini talep edebilirler.

Vasiyetname ayakta kalmışsa vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmış ise ona karşı kişisel bir talep hakkına sahip olur. Mirasbırakanın ölümü ile birlikte mirası kendiliğinden bir bütün olarak mirasçılara geçer.

Vasiyet alacaklısı vasiyeti yerine getirme görevlisi yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir talep hakkına sahip olur.

Vasiyetnamenin tenfizi davası

Vasiyetnamenin tenfizi davası açılabilmesi için vasiyet alacağının muaccel olması gerekir. Vasiyet alacağı, vasiyetten aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesiyle muaccel olur. Yine vasiyet alacağı, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa mirası ret hakkının düşmesiyle de muaccel olur. Ölüme bağlı tasarrufta vasiyet alacağının muaccel olmasıyla ilgili düzenleme yapılabilir.

Vasiyetnamenin tenfizi davası yükümlülüğü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı açılabilir. Bırakılan belirli mal mirasın açılması anındaki durumuyla teslim olunur, yarar ve hasar mirasın açılması anında kendisine belirli mal bırakılana geçer.

Vasiyetnameye konu hak taşınır ise taşınır mülkiyetinin devrine yönelik zilyetliğin devri istenmelidir.

Vasiyetnameye konu hak taşınmaz ise taşınmaz mülkiyetinin devrine yönelik tescil talebinde bulunulmalıdır.

Vasiyet alacaklısı kendisine mal vasiyet edilen belirli malın mirasbırakan tarafından başkasına tapuda satış yoluyla devrine karşı muvazaa nedeniyle iptal ve tescil davası açabilir.

Belirli mal bırakmada mirasçılık belgesi verilemez.


Bu yazılarımızı okumanızda da yarar olabilir:

Tenkis Davası

TENKİS DAVASI

Tenkis davası, yakın kan hısımlığından doğan bağlar nedeniyle yasal mirasçıların miras paylarının kanun gereğince korunan kısmı için açılan davadır.

Yasal mirasçının kanunla korunan bu miras payını mirasbırakanın ihlal ve tecavüzlerine karşı tenkis davası açılır.

tenkis davası
tenkis davası

Kural olarak tenkis davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyerek gerek ölüme bağlı ve gerekse sağlararası kazandırmaları nedeniyle saklı paylarını alamayan mirasçılar tarafından açılır. Bu dava ile, bu kazandırma ve tasarruflar kanuni sınırlara çekilir.

Tenkis davası yenilik doğuran bir davadır. Tasarrufa konu malın lehdarın eline geçmiş olması halinde eda talebini de kapsar.

Tenkis davasında mirasbırakanın tasarrufları saklı pay sınırına indirilir ve kanuni sınırlara getirilir.

Vasiyetnamenin miras hisseleri oranında iptali talebi de tenkis davası olarak kabul edilmektedir.

Tenkis davası miras hukukuna özgü bir iptal davası olarak da kabul edilebilir.

Mirasbırakan, mirasçıları arasında alt soyu, ana ve babası, eşi yoksa mirasının tamamı üzerinde istediği gibi tasarruf edebilir.

Bu dava saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan bu yetmezse en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye doğru gidilmek üzere sağlararası kazandırmalar hakkında açılır.

Mirasbırakan ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş ise tenkis davası, saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan yapılır.

Ölüme bağlı tasarruf, bir kimsenin kendi ölümünden sonra sonuç doğurmak üzere gerçekleştirdiği işlemlere verilen isimdir.

Mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olduğu takdirde tenkis davası saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan yapılıp, ölüme bağlı tasarruflardan yapılan tenkis işlemi saklı payı karşılamaya yetmezse tenkise sağlararası kazandırmalardan devam edilir.

Miras sözleşmesi veya vasiyetnameyle yapılan ölüme bağlı kazandırmalar mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmın sonradan daralması yüzünden hükümsüz olmaz.

Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça sadece paylaştırma kuralı sayılır.

Saklı paylı mirasçılar lehine kazandırmaların tenkisi 4721 sayılı Türk Medeni kanunu madde 561 hükmüne göre yapılır:

Saklı paylı mirasçılar lehine kazandırmalar

MADDE 561.- Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tabi olur. Tenkise tabi birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması halinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir.


Bu yazılarımızı da okumalısınız:

Miras Davası Avukatı

MİRAS DAVASI AVUKATI

miras davası avukatı, miras davası avukatı antalya, miras davası avukatı izmir, miras davası avukat ücreti, miras davası avukatları kayseri, miras davası avukatları ankara, miras davası avukat ücretleri, miras davasında avukat ücreti, miras dava avukatları, miras davası için avukati, miras davası avukatları istanbul, miras davası avukatları izmir

Miras davası avukatı, miras davası avukatları
Miras davası avukatı, miras davası avukatları

Miras, ölen kişiden geriye kalan tüm hak, alacak, mal ve borçları ifade eder. Mirasbırakanın geride bıraktığı mirasına tereke adı verilir.

Kimi zaman mirasbırakanın, malvarlığını bir kısım mirasçılarına bırakmamak için çeşitli yollara başvurduğu görülmektedir. Mirasbırakanın mirasçılarının açma hakkına sahip oldukları bu davalara miras davası adı verilmektedir.

Miras davası avukatı ya da miras davası avukatları bu tür miras davalarına bakan avukatlar için kullanılan bir terimdir. Ancak ülkemizde her avukat, kendisine gelen her türlü davaya bakma hak ve yetkisine sahiptir. Bu nedenle miras davası avukatı resmi bir tanım değildir.

Bununla birlikte bazı avukatlar meslek yaşamında bu tür davalara yönelebilmektedir. Bu nedenle kısaca miras davasına baktıklarını ifade etmek üzere miras davası avukatı kalıbını da kullandıkları görülebilmektedir.

Miras davası avukatı, tenkis davası, miras sebebiyle istihkak davası gibi miras davası türlerinde müvekkillerine yardımcı olur. Bu davalarla ilgili daha fazla bilgi için bağlantıları takip edebilirsiniz.

Yine mirasın reddi, mirasın reddi süresi, mirasçılık belgesinin çıkarılması, mirasın paylaşılması, miras sözleşmesinin yapılması, mirasbırakanın tüm malvarlığının tespiti gibi konularda da miras davası avukatından yardım alınabilir.

Miras davası avukatlık ücretleri için ise avukatlık asgari ücret tarifesini okuyabilirsiniz.

Avukatlık asgari ücret tarifesi, her yılın başında Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenmekte ve Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmektedir. Bu tarifenin altında avukatların iş takip etmeleri kanunla yasaklanmıştır. Yine bu tarife ile birlikte avukatlık kanununda da bir çok yasak ve sınırlama mevcuttur.

Miras davası avukatı Ankara, İzmir ve İstanbul gibi nüfusu yoğun şehirlerle birlikte, Kayseri, Antalya gibi şehirlerde de önemli bir çalışma alanına sahip olmaktadır.

Aşağıda belirtilen yazıların üzerine tıklayarak miras konusunda daha fazla bilgiye ulaşabilir, sorularınız ve randevu için ofis numaralarımızdan randevu alabilirsiniz:

 

 

Miras Payının Devri

MİRAS PAYININ DEVRİ

Miras payının devri açılmış miras payının devri şeklinde gerçekleşebileceği gibi açılmamış miras payının devri şeklinde de gerçekleşebilir.

Miras payının devri TMK 677 hükmü paylaştırmadan önce devrini düzenlemektedir. Miras açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 hükmü ile düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmelere mirasbırakanın katılması veya izni yoksa bir mirasçı mirasbırakanın sağlığında

miras payını diğer mirasçılara devredemez.

Miras payının devri, mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.

Mirasın açılmasından sonra yapılan sözleşmeler için TMK 677/1 hükmünde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlı olmasına karşın bir mirasçının 3. bir kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenleme şeklinde yapılmasına bağlı tutulmuştur. Bu nedenle mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler için de aynı koşullar geçerlidir.

Açılmamış miras payının devri sözleşmesi mirasçılar arasında yapılıyorsa adi yazılı şekil yeterlidir. Yani tüm mirasçıların katılımı ile yapılan miras payının devri sözleşmesinde şekil şartı aranmamaktadır.

Buna karşılık bir mirasçı ile 3. kişi arasında açılmamış miras payının devri sözleşmesi noterlikçe yapılmalıdır.

Açılmamış miras payını devralan mirasçının sadece kendisine devredilen haklara yönelik bir alacak hakkı söz konusudur. Devreden zararlandırıcı hareketleri varsa sonuçlarına da katlanacaktır.

Miras payı üzerinde sözleşme

MADDE 677.- Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.

Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

III. Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler

MADDE 678.- Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir.

Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.

Miras payının devri sözleşmesine dayalı davada talep nisbi harca tabidir.

Miras taksim sözleşmesi nedeniyle mirasçıların birbirlerine karşı açacakları ayni hakka ilişkin davalarda zamanaşımı söz konusu değildir.

Miras Payının Devrine İlişkin Örnek Yargı Kararları

“Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davacılar vekilinin talebi mirastan feragat sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Mirastan feragat sözleşmesi miras bırakanla gelecekteki muhtemel mirasçısı arasında düzenlenen, ileride doğacak miras hakkına dair beklentiden karşılık alınarak veya bir karşılık alınmadan kısmen veya tamamen vazgeçmeye dair iki taraflı bir sözleşmedir. Mirastan feragat sözleşmesinin konusunu murisin halen hayatta bulunması sebebiyle miras geçmediğinden miras hakkı değil buna dair beklenti oluşturmaktadır. T.M.K.nun 528. maddesine göre, miras bırakan bir mirasçıyla karşılıksız veya karşılık sağlanarak böyle bir sözleşmeyi yapabilir. Bu açıklamalar ışığında dosyada bulunan ve aynı gün birbirini takip eden yevmiye numaralarıyla düzenlenen sözleşmeler birlikte incelendiğinde, ortak murislerin amacının davacı veya davalıları bir takım miras hakkına dair beklentiden mahrum etmek yönünde olmadığı, aynı şekilde davacılar veya davalıların da kısmen ya da tamamen de olsa miras hakkına dair beklentiden feragat etmedikleri saptanmıştır.”

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2013/10751 K. 2013/11676 T. 12.9.2013

“taraflar arasındaki sözleşmenin mirasçılar arasındaki sözleşmeleri düzenleyen T.M.K.nun 677.maddesine göre geçerli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Aynı “Kanunun Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmelere” ilişkin hüküm içeren 678.maddesine göre; mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya 3. bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir. Buna göre, adiyen düzenlenen sözleşmeler geçerli ise de, buna mirasbırakanın katılımı ya da izni aranmıştır.

Bir an için eldeki davaya konu sözleşmenin T.M.K.nun 678.maddesi kapsamında olduğu düşünülse dahi, bu halde de, murisin sözleşmeye katılmadığı ve onay da vermediği anlaşıldığından, bu yönden de geçerli kabul edilemeyecektir.”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/14-408 K. 2011/402 T. 8.6.2011


Bu yazılarımızı da okumanız faydalı olabilir

Miras Sebebiyle İstihkak Davası

MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI

Miras sebebiyle istihkak davası, mirasçı olmadığı halde terekeyi veya bazı tereke mallarını mirasçıymış gibi elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hak ileri sürülerek açılan davaya verilen addır.

Mirasçılar mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar. Bunun yanında mirasçılar, mirabırakanın borçlarından da kişisel olarak sorumlu olurlar.

Atanmış mirasçılar da mirastan olan haklarını mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar.

Miras sebebiyle istihkak davası mirasın açılmasıyla birlikte mirasçının şahsında doğan bir davadır.

Miras sebebiyle istihkak davası özel bir talep hakkını içeren eda davası niteliğindedir. Davacı haklı görülürse dava konusunun davacıya teslimine karar verilir. Miras sebebiyle istihkak davası külli bir davadır. Tüm tereke mallarının terekeye dönüşünü sağlar.

Miras sebebiyle istihkak davası konusu terekede yer alan ayni haklar ile diğer haklardan oluşur. Bu dava terekenin tamamı için açılabileceği gibi terekenin bir bölümü için de açılabilir.

Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kişiye karşı açılacak bu davada davacı olmak isteyen yasal veya atanmış mirasçı, mirasçılıktaki üstün hakkını ispat etmelidir:

TMK 637/1:

“Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.”

Miras sebebiyle istihkak davasında hakim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözmelidir.

Miras sebebiyle istihkak davası
Miras sebebiyle istihkak davası

Davacının talebinin olması halinde hakim, yasal veya atanmış mirasçının üstün haklarının korunması için gerekli her türlü tedbiri almaya da yetkilidir. Örneğin davalının teminat göstermesini isteyebilir, tapu kütüğüne şerh verilmesini isteyebilir.

Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.

Miras sebebiyle istihkak davası, mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması davaları da mirasbırakanın yerleşim yerinde görülür.


Bu yazılarımızı okumanızda yarar var:

Miras Ortaklığına Temsilci Atanması Ne Demek?

Miras Ortaklığına Temsilci Atanması Ne Demek?

Miras ortaklığına temsilci atanması, birden çok mirasçı bulunması halinde mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklığın meydana gelmesi ve bu ortaklığın yönetimi için bir temsilcinin atanması anlamına gelir.

Miras ortaklığına temsilci atanması sonrasında, terekedeki mallar alacaklar ve borçlar, miras ortaklığı temsilcisi tarafından tutulan deftere göre belirlenerek temsilcinin yönetimine verilir.

Tutulan bu defter sulh hakimine teslim edilir. Sulh hakimi defterin onaylı bir örneğini mirasçılara tebliğ ettirir. Mirasçılar defterdeki tespite tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde sulh hukuk mahkemesinde yazılı olarak itiraz edebilirler.

Miras ortaklığına temsilci atanması sonrasında temsilci, verilen malların belgelere dayanan hesabını her üç ayda bir mirasçılara ve bu hesabın bir örneğini de sulh hakimine verir.

Şikayet halinde hesap bilirkişiye incelettirilerek belirlenen duruma göre temsilci hakkında işlem yapılır. Temsilciye vasi hakkındaki hükümler uygulanır.

Miras ortaklığına temsilci atanması
Miras ortaklığına temsilci atanması

Miras ortaklığına temsilci atanması ile miras ortaklığı, temsilcinin tereke ile ilgili yapacağı harcamaları terekeden öğrenir. Harcamalar terekeden karşılanamazsa masraflar talepte bulunan mirasçıdan alınır.

Miras ortaklığına temsilci atanması, mirasçılardan birinin başvurusu üzerine sulh hukuk mahkemesi tarafından yapılır. Bu atama ile temsilci mirasın paylaşılmasına kadar görevlendirilmiş olur:

“TMK 640/3:

Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.”

Sulh hukuk mahkemesi, miras ortaklığına paylaşıma kadar bir temsilci atarken temsilcinin yetkilerini de belirler. Sulh hukuk mahkemesi, miras ortaklığı temsilcisine isteğe bağlı olarak genel yetkili temsilci yetkisi verebilir. Sulh hukuk mahkemesi miras ortaklığı temsilcisini isteğe bağlı olarak genel yetkili temsilci olarak atamış ise genel yetkili miras ortaklığı temsilcisinin yapacağı işlemler bütün mirasçıları bağlar.

Bunun yanında, sulh hukuk mahkemesi miras ortaklığı temsilcisine isteğe bağlı olarak sınırlı yetkili temsilci yetkisi verebilir. Yine sulh hukuk mahkemesi, miras ortaklığını temsil için talebe bağlı olarak bir davada terekeyi temsil etmek üzere de temsil yetkisi verebilir.

Miras ortaklığına temsilici atanması, özel kayyım niteliğindedir. Temsilcinin sıfatına yapılan itirazları veya temsilcinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini inceleme görevi bu nedenle vesayet makamına, onun kabul etmemesi halinde ise denetim makamına aittir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. (TMK 422 vd.)


Bu yazılarımız da yararlı olabilir:

Miras Eşin Saklı Payı

MİRAS EŞİN SAKLI PAYI

Bir kimsenin karşılık almaksızın kendi malvarlığı hak ve alacaklarından, diğer bir kimse yararına temin ettiği hukuki işlemlere kazandırma, ( tasarruf ) denir. Hukuki bir işlemin kazandırma, bağış sayılabilmesi için tamamen karşılıksız olması da koşul değildir.

Miras bırakanın yapmış olduğu kazandırma veya kazandırmalara karşılık lehine kazandırma yapılan kimse de bir karşılık vermiş, bir edimde bulunmuş olabilir. Bu halde de karşılıklı edimlerin bedelleri arasında önemli bir fark bulunuyor ve bu farkın kazandırma amacıyla yapıldığı açıksa, gerçek karşılıkla olan farklılık da karşılıksız kazandırma sayılır. Buna karma kazandırma da denilir.

Miras bırakan tasarruf edilebilir kısmı aşan karşılıksız veya karma kazandırmalarını ölüme bağlı kazandırma, sağlar arası kazandırma veya kazandırmalar şeklinde yapabilir.

Tasarruf özgürlüğü TMK 5005-513 hükümleriyle düzenlenmişken, tasarruf edilebilir kısım ise TMK 505-509 arasındaki kanun maddelerinde düzenlenmiştir.

Mirasbırakanın kanunun gösterdiği sınırlar içinde tereke üzerinde serbest olarak tasarruf etmesi tasarruf özgürlüğünü ifade eder. Mirasta tasarruf edilebilir kısım ise TMK 505 hükmüyle düzenlenmiştir:

MADDE 505.- (Değişik 1. fıkra: 5650 – 4.5.2007 / m.1) Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. 
Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.

Kan hısımlığından doğan yasal mirasçıların miras paylarının belirli kısmı üzerinde mirasbırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen bir hak tanınmıştır. Mirasbırakanın tasarruf edemediği bu kısma saklı pay adı verilir. Kanunun öngördüğü istisnalar dışında mirasbırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen hakka saklı pay denilmektedir.

Saklı paylı mirasçının hakkı, miras bırakanın iradesinden bağımsız olarak güçlendirilmiş olup, miras bırakanın bu hak üzerinde tasarrufta bulunması yasaklanmıştır

Miras hukukunda yukarıda belirtilen TMK 505. maddeye göre mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının ancak saklı paylar dışında kalan kısmı üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.

Miras eşin saklı payı, sağ kalan eş için birlikte mirasçı oldukları kişilere göre değişmektedir:

Miras eşin saklı payı, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamıdır. Yani sağ kalan eş bu durumda, payına düşmesi lazım gelen tüm mirası alır. Mirasbırakanın, sağ kalan eşin saklı payına tecavüz eden ölüme bağlı tasarruf geçerli değildir.

Miras eşin saklı payı, sağ kalan eş için altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı iken diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçüdür.


Bu yazılarımız da size yararlı olabilir

Miras Reddi Süresi

MİRAS REDDİ SÜRESİ

Miras reddi süresi, yasal süre içinde mirasçının red hakkını kullanabileceği süredir. Bu süre içinde mirasın reddi hakkının kullanılmaması halinde, miras kayıtsız şartsız kazanılmış olur.

Miras reddi süresi içinde mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçı mirası reddedemez. Bunun gibi, tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı da mirası reddedemez.

Miras reddi süresi yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar açısından ayrı ayrı incelenir. Yasal mirasçılar mirasbırakanın ölümünü ölüm tarihinde öğrenmiş olabilecekleri gibi daha sonra da öğrenmiş olabilirler.

Yasal mirasçılar açısından miras reddi süresi mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren başlar. Ancak yasal mirasçıların bu süreyi daha sonra öğrendiklerini de iddia ve ispatlamaları mümkündür. Yasal mirasçılar için miras reddi süresi mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 aydır.

Mirasın üç ay içinde reddolunmasına ilişkin bu süre hak düşürücü bir süredir. Hak düşürücü süreler, iddia olunmasa dahi hakim tarafından re’sen dikkate alınır.

Miras reddi süresi
Miras reddi süresi

Miras reddi süresi, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonraki bir tarihte ispat etmeleri halinde öğrenme tarihinden itibaren başlar.

Atanmış mirasçılar için miras reddi süresi, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar.

Bunun dışında önemli olan bir nokta da, ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Bu durum mirasın hükmen reddi olarak adlandırılır. Mirasın hükmen reddi için her zaman dava açılabilir. Ancak, yukarıda belirttiğim gibi, ret süresi içinde yani miras reddi süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlerine karışma, terekenin olağan işleri dışında kalan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapılması halinde veya tereke mallarının gizlenmesi, kendisine mal etme gibi hallerde açılacak dava reddolunacaktır.

Diğer bir önemli nokta da gerçek reddin 3 aylık süreye tabi olmasına karşın hükmen reddin bir süreye tabi olmamasıdır. Yani hükmen red için her zaman dava açılabilir.

Mirasın Reddi Süresi Örnek Yargı Kararları

Davaya konu edilen olayda, davalının verdiği cevap dilekçesinde ve davalıların verdikleri temyiz dilekçelerinde, mirasbırakanın terekesinin borca batık ve ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/1060 K. 2016/8298 T. 23.6.2016

Mirasın hükmen reddi davasının özelliği gereği ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır ( TMK m. 605/2 ). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.

YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2918 K. 2016/4100 T. 5.4.2016

Davacıların murisin banka hesabındaki parayı çekmesi TMK’nın 610/2 maddesine göre terekeyi sahiplenme anlamına gelen bir davranış şeklidir. Bu sebeple davacıların mirası hükmen ret hakkının düştüğünün kabulü gerekeceğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2896 K. 2016/4019 T. 4.4.2016

Davacı mirasçı … ve dava dışı diğer mirasçıların 20.10.2008 tarihli ve 2008/300 Esas, 298 Sayılı mirasçılık belgesine göre 5.8.2009 tarihli ve 3038 Sayılı resmi senette belirtilen ve murisleri … oğlu … adına kayıtlı taşınmazlardaki payları tapuda kendi adlarına intikal ettirdikleri ve aynı resmi senetle dava dışı …’a satmış oldukları anlaşılmıştır. Bu işlem TMK’nın 610/2 maddesine göre terekeyi sahiplenme anlamına gelen davranış olmakla davacının hükmen ret hakkı düşmüştür.

YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/12439 K. 2016/3994 T. 4.4.2016

Murisin ölümü ile, tereke bütün aktif ve pasifi ile mirasçılarına geçer. Murisin vergi, prim vb. borçları da terekenin pasifi içerisinde olup terekeye dahildir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden murisin Y… Ltd. Şti. ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. Borcun, murisin şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu şirketin sigorta primlerinden kaynaklanan borcudur. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.07.1998 tarihli 4369 Sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı kanuna 25.05.1995 tarihli 4108 Sayılı Kanunla ilave edilen mükerrer 35. madde hükmüne göre de tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince murisin; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur.

YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/5969 K. 2016/157 T. 12.1.2016

Mirasçıdan Mal Kaçırma

Mirasçıdan mal kaçırma uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür.

Mirasçıdan mal kaçırma, söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için ,mirasçıdan mal kaçırma, esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Mirasçıdan mal kaçırma durumunda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. ( Borçlar Kanunun 213. ) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Mirasçıdan mal kaçırma
Mirasçıdan mal kaçırma

Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur.

Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. ( HGK.’nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K. )

Esasen, yukarıda da değinildiği üzere, mirasçıdan mal kaçırma, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.


Diğer yazılarımızı da okumak isteyebilirsiniz: