EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page
Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1999 yılında mezun olan Avukat Yasin GİRGİN'in boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularında yazdığı 2 kitabı bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA

Evlilik birliğinin sarsılması nisbî boşanma sebeplerinden ve genel boşanma sebeplerindendir. Türk Medeni Kanunu 166. Maddesinde düzenlenmiştir. Genel boşanma sebepleri sayılmıştır.

Madde kapsamında evlilik birliğinin sarsılması, anlaşmalı boşanma ve eylemli ayrılık sebebiyle boşanma düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu m.166 : “(1)Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. (2)Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. (3)Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde
tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (4)Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”

Evlilik birliği, müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının kusuru daha ağır ise davalının davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. TMK m. 166 f.1-2 hükmünün uygulanabilmesi için evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve ortak yaşamın çekilmez hale gelmesi şartlarının gerçekleşmesi gerekir. Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olayları önceden ilan etme olanağı yoktur. Evlilik birliğini çekilmez hale getiren tüm davranışlar sayılabilir.

Nikahtan sonra eşlerin birleşmemiş olmaları boşanma davası açılmasına engel değildir.

TMK m 166/1 hükmü kusura dayanan bir boşanma sebebi değildir. Eşlerin her ikisi de kusurlu olsa veya her ikisinin de kusuru bulunmasa bile boşanma davası açılabilir. Evlilik birliğinin onarılmaz biçimde sarsılması temel alındığından kusurlu veya daha fazla kusurlu tarafa da boşanma davası açma hakkı verilmiştir. Ancak tam kusurlu eş boşanma davası açamaz. Bu durumda davalının az da olsa bir kusuru bulunması gereklidir. Tam kusurlu eşin açacağı boşanma davası hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilebilir. Ancak evlilik birliğinin, ortak yaşamı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmasına sebep olan eylemlerin davalı tarafından gerçekleştirilmesi durumunda davacı kusurlu olsa bile boşanmaya hükmedilecektir.

Akıl hastası olan eşin davranışları iradi olmadığından kendisine karşı açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası reddedilir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan boşanma davasında davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla birlikte bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya hükmedilebilir. Aile mahkemesi hakimi davalı tarafından ileri sürülmedikçe kusur unsurunu incelemeyecektir.

Kanun koyucu tam kusurlu eşin dava açma hakkını engellememiştir. Davalı kusursuz iken davacının kusurlu olduğu durumlarda davanın reddedilebilmesi için bu durumun davalı tarafından ileri sürülmesi şarttır.

Evlilik birliğinin sürdürülmesinde gerek davalı ve gerekse çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamasına rağmen boşanmaya karşı çıkılması itiraz hakkının kötüye kullanılması sayılmaktadır. İtirazın hakkın kötüye kullanılması sayılan davranışlardan bazıları;” birlikte yaşamaktan kaçınanın itirazı, eşi uzun yıllar başkası ile yaşayanın itirazı, ağır hakaretler edenin itirazı, birden fazla şikayet edenin itirazı” vb. şekilde itirazlar örnek verilebilir.

İtirazın hakkın kötüye kullanılması sayılmayan davranışlara ;” Evlilik birliğini kurtarmak isteyenin itirazı, yabancı mahkemede boşanma kararı almış olanın itirazı, hakkı olduğu halde boşanma davası açmayanın itirazı, çelişkili davranış içinde olmayanın itirazı, kayın hısımlarınca fiziksel şiddete uğrayanın itirazı ve yurt dışında boşanma davası açanın itirazı” örnek olarak verilebilir.

Evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmışsa boşanmaya karar verilemez.

Ankara Boşanma Avukatı

 
error: Content is protected !!
Ankara boşanma avukatı, boşanma avukatı ankara, ankaranın en iyi avukatı, ankaranın en iyi boşanma avukatı, ankara boşanma avukatı tavsiye, en iyi boşanma avukatı ankara, ankara avukat, avukat ankara, en iyi boşanma avukatı kim,