Facebook Kayıtları Boşanmada Delil Olur mu?

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1999 yılında mezun olan Avukat Yasin GİRGİN'in boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularında yazdığı 2 kitabı bulunmakta, yine Hürriyet Gazetesi ve superhaber.tv'de köşe yazmaktadır.
Randevu ve iletişim için: 0212 909 3742 - 0312 911 3742
Av.Yasin GİRGİN

facebook kayıtları boşanmada delil olur muYasin bey merhaba, eşimle yaklaşık 6 yıldır evliyiz. Ancak son 1 yıldır ayrı evlerde yaşıyoruz. Kocam, başka kadınlarla çektirdiği fotoğrafları facebook’a koymuş. Restoranlarda, çeşitli ortamlarda çekilen bu fotoğrafların çıktılarını alsam açacağım boşanma davasında delil olarak kullanabilir miyim? Boşanma davasını kazanabilir miyim? Hamide K. 

Hamide hanım, sorunuz aslında son zamanlarda bana en çok yöneltilen ve cevabı en çok merak edilen sorulardan biri. Facebook ve benzer sosyal ağlarda fotoğraflar, yazılar, durum güncellemeleri ve iletiler yoluyla hayatımızın her anını herkese açık olarak paylaşıyor, bir nevi belgesini düzenliyoruz.

Özellikle Twitter ve Facebook’da paylaşılan mesajlar nedeniyle devlet büyüklerine hakaret ettikleri gerekçesiyle ceza alan, işini kaybeden insanlara dair haberleri okudukça, bu mecralardaki paylaşımların mahkemelerce geçerli delil olarak kabul edildiğine inancımız pekişiyor.

Aile Mahkemelerinin facebook Kararları

Ancak, Yargıtay’ın aile mahkemelerinin verdiği boşanma kararlarını temyizen inceleyen 2. Hukuk Dairesi bu konuda Yargıtay Ceza Daireleri’nden farklı düşünüyor. Konunun önemine binaen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin son verdiği kararın ilgili kısmını burada anmakta yarar görüyorum:

“Elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar, diğer delillerle desteklendikleri takdirde “delil” olarak hükme esas alınabilir. Bu veriler tek başına vakıaların ispatına yeterli değildir.” (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2013/19577 K. 2014/1926 T. 5.2.2014)

Yine aynı kararda Yargıtay, facebook’da kocasıymış gibi kocanın dayısı ile konuşarak, dayının ağzından laf alan kadının elde ettiği mesajlaşmaları hukuka aykırı delil olarak kabul etmiştir:

“Facebook isimli sosyal paylaşım sitesi kullanılarak kocanın, dayısıyla görüşmelerine ilişkin iletişim kayıtlarının da; davacının, sosyal paylaşım sitesinde kendisini “kocanın dayısı” yerine koymak suretiyle “dayısı ile koca” yazışıyormuş görüntüsü verilerek davacı tarafından oluşturulduğu, davacının da bunu kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan görüşme kayıtları da vakıaların ispatında dikkate alınamaz ( HMK md. 189/2 ).”  

Facebook’dan alınan delillerin diğer delillerle desteklenmesi halinde ise Yargıtay, bu delilleri geçerli delil olarak kabul etmektedir:

“Tarafların ayrılmasına neden olan olay, davacı-davalı kocanın başka bir kadınla olan güven sarsıcı davranışlarıdır. Davalı-davacı kadının evi terkinden sonra bile davacı-davalı kocanın Y. isimli kadınla görüşmeye devam ettiği, dosyada bulunan internet/facebook çıktısı, Y.’in çektiği mesajlar ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.” (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/8580 K. 2012/28405 T. 27.11.2012)

Ceza Mahkemelerinin facebook Kararları

Öte yandan, ceza davalarında durum biraz daha farklıdır. Boşandığı eşinin rızası dışında adı, soyadı ile özel fotoğraflarını kullanarak facebook’ta profil açan ve özel fotoğraflarını paylaşan eski kocanın özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile cezalandırılması uygun görülmüştür:

“…sanığın, boşanmış olduğu eşi mağdurenin bilgisi ve rızası dışında, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde üyelik işlemleri yaparak, oluşturduğu profilde, isim ve soyismini de açıkladığı mağdurenin özel yaşam alanı kapsamındaki fotoğraflarına yer vermesi eyleminin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden” (YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2013/1045 K. 2013/28322 T. 9.12.2013)

Yine eşinin şifresini kullanarak facebook sayfasına giren, orada hakaret içerikli ileti paylaşan eşe verilen hakaret fiilinden ceza da uygun görülmüştür:

“katılanla aralarında henüz boşanma davası açılmadığı ve fiilen ayrı yaşadıkları dönemde, katılana ait facebook adresinin daha önceden bildiği internet şifresini, hakkı bulunmadığı halde kullanmak suretiyle bilişim sistemindeki katılana özel kısma girip, katılana ait oturumda, söz konusu elektronik iletilerin içeriğini, “B.’nın bir bayan öğrencisine yazdığı duygusal mektuplar” başlığıyla beraber başkalarının görgüsüne sunacak kadar süreyle hukuka aykırı olarak sistemde kalmaya devam etmesinin ardından, katılanın bu yazıları sistemden kaldırma olanağını ortadan kaldırmak amacıyla, katılanın facebook’a girişi sırasında kullandığı elektronik posta adresini değiştirip, başka bir elektronik posta adresi oluşturarak, katılanın sistemdeki kendisine ait kısma erişememesine sebebiyet verdiği olayda  … hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemin, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığa tayin olunan temel cezada, TCK’nın 125/4. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak, sanık hakkında eksik cezaya hükmedilmesi” (YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2013/2454 K. 2013/25865 T. 18.11.2013)

Bununla birlikte, eşin, önceden şifresini bildiği facebook hesabına girerek, eşinin sadakatsizliğini ispatlamaya çalışması suç olarak görülmemiştir:

“Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmaya göre; resmi nikahlı eşi katılan A.’nin sadakatinden kuşkulanan sanık E.’in, katılanla aralarında henüz boşanma davası açılmadığı dönemde, daha önceden bildiği katılana ait elektronik posta adresinin ve bu adresle bağlantılı facebook hesabının internet şifrelerini kullanmak suretiyle bilişim sistemindeki katılana özel kısımlara girdiği ve katılanın S. isimli bir bayana gönderdiği elektronik iletileri ele geçirdikten sonra, eşi tarafından aldatıldığının eşinin yakınları tarafından öğrenilmesini sağlamak amacıyla, katılanla S. isimli bayan arasındaki haberleşme içeriklerini, katılanla fiilen ayrı oldukları 07.01.2010 tarihinde, katılanın amcasının kızı olan Z. isimli kişinin elektronik posta adresine gönderdiği ve 13.01.2010 tarihinde katılanın, 08.03.2010 tarihinde sanığın birbirleri aleyhine boşanma davası açtığı olayda,

Katılanın, sanığa yönelik olarak, 15.11.2009 tarihinde, hakaret ve kasten yaralama, 04.01.2010 tarihinde, hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında kamu davaları açıldığı ve sanığın da katılan aleyhine 06.01.2010 tarihinde nafaka davası açtığı nazara alındığında, taraflar arasında uzun süredir devam eden geçimsizlik olup, katılanın, amcasına, herhangi bir bayanla gayrimeşru bir ilişkisinin bulunmadığını beyan ettiğini öğrenen sanığın, katılanın kendisini zan altında bırakan sözlerinin doğru olmadığını, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiği kabul edilemeyeceğinden…” YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2013/21755

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir