Evlilik Öncesi Alınan Dairenin Ödemelerine Evlilik İçinde de Devam Edilmesi

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN (Tüm Yazıları Okuyun)

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/15539 K. 2015/20137 T. 10.11.2015

• EVLİLİK ÖNCESİ ALINAN DAİRENİN ÖDEMELERİNE EVLİLİK İÇİNDE DE DEVAM EDİLMESİ ( Davalının Daireyi Davacının Hak İsteyebileceği Endişesiyle Üçüncü Kişilere Devrettiği/Dairenin Bedelinin Yarısının Dava Tarihinden Geçerli Yasal Faizi İle Davalıdan Tahsili – Davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla Bakılması Gerektiği )

• GÖREV ( Evlilik Öncesi Alınan Dairenin Ödemelerine Evlilik İçinde de Devam Edilmesi/Davalının Daireyi Davacının Hak İsteyebileceği Endişesiyle Üçüncü Kişilere Devrettiği – Dairenin Bedelinin Yarısının Davalından Tahsili/Davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla Bakılacağı )

• EVLİLİK İÇİNDE ÖDEMELERİ DEVAM EDEN DAİRENİN BEDELİNİN YARISININ DAVALIDAN TAHSİLİ İSTEMİ ( Davalının Daireyi Davacının Hak İsteyebileceği Endişesiyle Üçüncü Kişilere Devrettiği/Dairenin Bedelinin Yarısının Dava Tarihinden Geçerli Yasal Faizi İle Davalıdan Tahsili – Davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla Bakılması Gerektiği )

4787/m.4

ÖZET : Davacı, evlilik öncesi davalının üyesi olduğu ancak ödemeleri evlilik içinde de devam eden kooperatiften edindiği. ada.. parseldeki .. numaralı daireyi davacının hak isteyebileceği endişesiyle üçüncü kişilere devrettiğini, bu dairede kendisinin de hakkı bulunduğunu açıklayarak tespit dosyası ile tespit ettirdiği dairenin bedelinin yarısının dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Mahkemece, niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : G. S. ile M. K. aralarındaki tazminat davasının kısmen kabulüne dair Keşan 2. Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.12.2012 gün ve .. sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.11.2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı G., evlilik öncesi davalının üyesi olduğu ancak ödemeleri evlilik içinde de devam eden kooperatiften edindiği. ada.. parseldeki .. numaralı daireyi davacının hak isteyebileceği endişesiyle üçüncü kişilere devrettiğini, bu dairede kendisinin de hakkı bulunduğunu açıklayarak tespit dosyası ile tespit ettirdiği dairenin bedelinin yarısı olan 35.318 TL’nin dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı M. mirasçıları vekili, davalının evlilik öncesi üyesi olduğu Kooperatife yapılan ödemelerin hemen hemen evlilik tarihine kadar tamamlandığını, davacının hakkı olmadığını, davalının ihtiyacı sebebiyle devir yaptığını açıklayarak reddi savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 5.603,85 TL’nin dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı G. tarafından temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir ( 6100 sayılı HMK’nun 33 m ). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan ( TMK’nun 118-395 m ) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi’nde bakılacağını hükme bağlamıştır. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir ( H.G.K 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı ). Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Bu açıklamalar karşısında mahkemece, niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle davacı G.’nün temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına yönelen temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m.297/ç ) ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir