Taşınmaz Ev Eşyası ve Ziynetlere Dair Alacak

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN (Tüm Yazıları Okuyun)

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2014/6860 K. 2015/13210 T. 15.6.2015

• BOŞANMADAN KAYNAKLI MANEVİ TAZMİNAT ( Taşınmaz Ev Eşyası ve Ziynetlere Dair Alacak – Bu Davaların Çözüm Yerinin Aile Mahkemeleri Olduğu/Aile Mahkemesi Kurulmayan Yerlerde İse Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca Belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde Davanın Aile Mahkemesi Sıfatıyla Görülüp Karara Bağlanması Gerektiği )

• EV EŞYASI VE ZİYNETLERE DAİR ALACAK ( Boşanmadan Kaynaklı – Bu Davaların Çözüm Yerinin Aile Mahkemeleri Olduğu/Aile Mahkemesi Kurulmayan Yerlerde İse Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde Davanın Aile Mahkemesi Sıfatıyla Görülüp Karara Bağlanacağı )

• GÖREV ( Boşanmadan Kaynaklı Manevi Tazminat/Taşınmaz Ev Eşyası ve Ziynetlere Dair Alacak – Bu Davaların Çözüm Yerinin Aile Mahkemeleri Olduğu/Aile Mahkemesi Kurulmayan Yerlerde İse Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde Davanın Aile Mahkemesi Sıfatıyla Görülüp Karara Bağlanacağı )

4787/m.4

ÖZET : Davacı vekili, dava dilekçesinde boşanmadan kaynaklı manevi tazminat ile mal rejiminin tasfiyesiyle dava dilekçesinde belirtmiş olduğu taşınmaz, ev eşyası ve ziynetlere dair alacağın davalıdan tahsilini istemiştir. Bu davaların çözüm yeri 4787 Sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi gereğince aile mahkemeleridir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekir. Görev kamu düzenine dair olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Dava, görevsiz Asliye Mahkemesi’nde açıldığı halde, davalının ikametgahına değinilerek yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, dava dilekçesinde boşanmadan kaynaklı manevi tazminat ile mal rejiminin tasfiyesiyle dava dilekçesinde belirtmiş olduğu taşınmaz, ev eşyası ve ziynetlere dair alacağın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili; yetki, görev ve derdestlik ilk itirazlarında bulunmuş, esasa dair olarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; davalının ikametgahının Antalya oluşu, yetki itirazının usulüne uygun yapılması gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili taraflarından temyiz edilmiştir.

Taraflar 31.8.1983 tarihinde evlenmiş, 19.7.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne dair kararın 9.4.2013 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir ( T.M.K.nun 225/2.m. ) Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı ( T.K.M.’nin 170.m. ), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. ( T.M.K.nun 202, 4722 Sayılı Kanunun 10. m. ).

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir ( H.M.K.nun 31.md. ). İddianın ileri sürülüş şekline göre talep, manevi tazminat ve mal rejiminin tasfiyesiyle oluşan alacak istemine ilişkindir.

Bu davaların çözüm yeri 4787 Sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi gereğince aile mahkemeleridir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekir. Görev kamu düzenine dair olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Dava, görevsiz Asliye Mahkemesi’nde açıldığı halde, davalının ikametgahına değinilerek yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece öncelikle görev hususunda bir karar verilmesi gerekir.

SONUÇ : Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu sebeple kabulüyle hükmün 6100 Sayılı H.M.K.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, H.U.M.K.nun 440/111-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 24,30 TL peşin harcın istenmesi halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 15.06.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 2/2. maddesi,”… Aile Mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bakılır…” hükmünü içermektedir. Anılan maddede Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Kanun kapsamındaki dava ve işlere, “Aile Mahkemesi Sıfatıyla” bakacağına yönelik bir açıklamaya yer verilmemiştir.

4787 Sayılı Kanun’un 2/2. maddesine uygun olarak, Elbistan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada yargılama yapılıp karar verilmiştir.

Mahkemece davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakıldığının belirtilmemesinin sonuca bir etkisi yoktur. Aile Mahkemeleriyle Asliye Hukuk Mahkemelerinde aynı yargılama usul ve yöntemleri uygulanmaktadır. Mahkemece, görevsizlik kararı verilerek dosya başka bir mahkemeye de gönderilecek değildir. Dava aynı mahkemede görülüp sonuçlandırılacaktır.

Elbistan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla baktığını belirtmemesi ancak sonuca etkili olmayan usuli bir eksiklik olarak kabul edilebilir. Sırf bu nedene dayalı olarak esasa yönelik temyiz incelemesi yapılmadan hükmün bozulmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının esaslı bir unsurunu teşkil eden makul süre içinde yargılanma hakkına, T.C. Anayasası’nın davaların en az gider ile ve mümkün olan suretle sonuçlandırılması gerektiğine yönelik 141/3. maddesine, H.M.K.nun 30. maddesinde hüküm altına alınan usul ekonomisi ilkesine uygun düşmeyeceği, bu sebeplerle kararın esas yönünden temyiz incelemesi yapılması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma neden ve görüşüne katılmıyorum.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir