Meşru Savunma mı? yoksa Zorunluluk Hali mi?

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page
Av.Fırat Bilici

Av.Fırat Bilici

Tam burslu olarak okuduğu Yakın Doğu Üniversitesi'nden 2015 yılında 3.lükle mezun olan Avukat Fırat BİLİCİ, mezuniyetini müteakip GİRGİN HUKUK BÜROSU'nda çalışmaya başlamıştır. 2016 yılında Ceza Hukuku ile ilgili CMK sertifikasını ve Çocuk Adalet Sistemi sertifikasını da almaya hak kazanan Avukat Bilici, büromuzda ağırlıklı olarak ceza davalarına bakmaktadır.
Sorularınız ve irtibat için 0507 897 8335'den direkt iletişime geçebilirsiniz.
Av.Fırat Bilici
MEŞRU SAVUNMA MI? YOKSA ZORUNLUK HALİ Mİ?

meşru

Meşru savunma ve zorunluluk hali zaman zaman birbirine karıştırılabiliyor. Bu konu üzerine bir yazı yazmamızın faydalı olacağını düşündük. Öncelikle tanımları vermek gerekirse meşru savunmayı ve zorunluluk halini şu şekilde tanımlayabiliriz.

Tanımlar:

Meşru savunma, kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıya karşı o anki durum ve imkanlarla saldırı ile orantılı bir şekilde saldırıyı engellemek için işlenen fiildir.

Zorunluluk hali, gerek kendisine gerekse başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşuluyla işlenen fiillerdir.

Farkları:

1- Meşru savunma ile zorunluluk hali arasındaki en önemli fark, saldırı veya tehlikeden korunma hareketinin yöneldiği kişi bakımındandır. Meşru savunmada savunma, saldırgana karşı yapılır; zaruret halinde, zaruret halinde bulunan kimse, tehlikeye gerçekleştirene değil de, “olayla herhangi bir ilgisi bulunmayan kusursuz üçüncü kişiye” yönelmektedir.

2- Meşru savunma ile zorunluluk hali arasındaki önemli farklardan biri de, saldırının veya tehlikenin niteliği bakımındandır. Hâlbuki zorunluluk halinde “haklı veya haksız olarak nitelendirilme imkânı bulunmayan bir tehlike” vardır.

3- Meşru savunmada bir insandan kaynaklanan saldırı söz konusudur. Zaruret halinde ise bir tehlike söz konusu olup, bu bir doğa olayından, bir hayvandan ya da insan hareketinden kaynaklanabilir.

4- Bir diğer fark, saldırı veya tehlikeye sebebiyet verme noktasındadır. Meşru savunmada bir hakkın kullanılabilmesi için, savunmada bulunanın kusursuz olması şart değildir. Kusurlu hareket eden kural olarak meşru savunma hakkını kaybetmez. Buna karşılık zaruret halinde meydana gelen tehlikeye bilerek sebebiyet verilmemiş olması gerekir.

5- Meşru savunma ile zaruret hali arasındaki farklardan biri de, korunan yarar ile zarar verilen yarar arasında bir oran bulunması zorunluluğunun olup olmaması noktasındadır. Meşru savunmada kural olarak böyle bir oranın bulunmasının gerekli değildir. Elbette bu oranda göz önünde bulundurulacak ise de önemli olan saldırının şiddeti, yoğunluğudur. Zaruret halinde ise tehlikeden kurtulmak isteyen kişi, tehlikenin oluşturulması hususunda hiçbir kusuru olmayan üçüncü kişilere zarar verebildiği için, tehlikeden kurtulmak isteyenin kurtulmak istenen hakkın değeri ile zarar verdiği değer arasında bir oran aramak zorunludur. Korunan yararın değeri, zarar verilen değerden daha yüksek olmalı ya da en azından bu değerler eşit bulunmalıdır.

6- Meşru savunmada saldırgana verilen zararın tazmini zorunluluğu bulunmadığı halde, zaruret halinde işlenen fiilin hedefi tehlikeyle bağlantısız olan, masum kişiler olduğundan ve  tazminat zorunluluğu bulunmaktadır. 

7- Meşru savunmada saldırıya uğrayana, kaçma yükümlülüğü yüklemez ise de, zorunluluk halinde kaçmak suretiyle tehlikeden korunma imkanı varsa, fail zorunluluk halinden faydalanamaz.

Hepsi Müdafa