Nafaka Davası 18 Yaş

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN (Tüm Yazıları Okuyun)

Üniversite öğrencisi 18 yaşını bitirdikten sonra da nafaka alabilir mi?

Eğitim ve eğitimin sürdürülebilmesi için Türk Medeni Kanunu özel hükümler koymuş. Medeni Kanunu’muza göre 18 yaşını dolduran bir kişi istediği gibi evlenme, ev alma, borçlanma hakkına sahip ancak 18 yaşını dolduran bir kişi kendi yaşamını idame ettirmekten aciz kabul ediliyor.

özel üniversitede okuyan çocuğa nafaka, 18 yaşını dolduran erkek çocuğa nafaka, okuyan erkek çocuğa kaç yaşına kadar nafaka ödenir, 18 yaşını dolduran çocuğun nafakasının kaldırılması, çocuğun babaya nafaka davası açması, yardım nafakası ne zaman biter, okuyan çocuğa yardım nafakası, yardım nafakası dilekçe örneği, 18 yaş sonrası nafaka, 18 yaş sonrası nafaka davası, 18 yaş üstü iştiraki nafaka, babama nafaka davası açmak istiyorum,


18 Yaş Nafaka

Türk Medeni Kanunu’nun 327/1.maddesinde; Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır.

Yine aynı yasanın, 328.maddesi hükmü gereğince; ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.

Bilindiği üzere, çocuk bazı durumlarda 18 yaşını doldurmadan önce de ergin olabilir.

Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

Türk Medeni Kanunu’nun 329/1 maddesine göre küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Kural olarak; müşterek çocuk lehine hükmedilecek iştirak ve tedbir nafakası velayetin eylemli olarak kullanılmasına bağlı bir alacak olup, velayet hakkını eylemli olarak kullanmayan ana veya baba diğerinden hükmedilen iştirak veya tedbir nafakasını isteyemez.

Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.

Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi)

TMK.’nun 331.maddesine göre; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler.

Yukarıda sayılan tüm bu maddeler doğrultusunda, mahkemece, iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır.

Nafaka davasında mahkemece; çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri göz önünde bulundurularak dava tarihinden itibaren nafakaya hükmedilmesi gerekir. Davada davalının gelir-gideri ve çocuğun ihtiyaçları ile orantısız şekilde nafaka miktarı belirlenir.

18 yaşının tamamlanmasından sonra ise iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Bu durumda eğitimine devam eden çocuklar için kanun özel bir hüküm getirmiş ve yardım nafakası adı altında çocuğa yapılacak ödemeyi düzenlemiştir.

Yardım nafakasını düzenleyen TMK’nun 364/son maddesinin yollamasıyla 328.maddesinde çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa ana ve babanın bakım görevinin çocuğun eğitimi sona erinceye kadar devam edeceği hükme bağlanmıştır.

Türk Medeni Kanununun 364/1. maddesine göre de; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” Aynı kanunun 365.maddesinin 2.fıkrasında; ise “Davanın; davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” denilmektedir.

Yoksulluk terimi kanunda tanımlanmış, Yargıtay hukuk genel kurulu da bu tanıma şu şekilde bir açıklık getirmiştir:

Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.1998 gün, 1998/656; 688 sayılı ilamında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir.

Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.

Eğitimine devam eden reşit birey kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise; ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir.

Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi de asıldır. Bunun için, belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde, Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 E-2005/235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır.

 

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page