Nafakayla İlgili Yardıma mı İhtiyacınız Var?

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN
  • Anlaşmalı boşanmada çocuk ve yoksulluğa düşecek eş için nafaka verilip verilmeyeceği, verilecekse ne şekilde verileceği konularında danışmanlık yapıyoruz.
  • Çekişmeli olarak açılan boşanma davalarında da en uygun miktarda nafakaya karar verilmesi için dilekçeleri ve eklerini doğru bir şekilde düzenliyoruz.
  • Nafakanın ödenmesi için karşı tarafla görüşüyor, ödenmemesi halinde icra takibi ve ceza davası yoluyla tahsil ediyoruz.
  • Yine, ödenmemiş nafakalardan dolayı ceza alan borçlulara
    danışmanlık ve vekillik üstlenerek borçtan kurtulabilmelerini sağlıyoruz.

Nafaka artış oranları için bu yazıyı okuyun

Çocuk Nafakası (İştirak Nafakası)

Hâkim, kararında talebe bağlı olmaksızın, çocuk kendisine bırakılmamış olan tarafın çocuğun geçimine ve öğrenim masraflarına ne şekilde iştirak edeceğini (çocuk nafakası – iştirak nafakası) ve bu tarafın çocukla şahsi ilişkisinin ne şekilde süreceğini de belirtir.

İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. Bu nedenle doğmamış iştirak nafakasının talep edilmesinden geleceğe yönelik olarak feragat edilmesi sonuç doğurmaz.

Hükmolunan nafakaların gelecek yıllarda da artırımına ilişkin TMK’nın 176/4, 182/3, 330/3, 365/5. maddeleri, madde gerekçelerinde de belirtildiği gibi, bu hükümler, ekonomik yönden güçsüz olan nafaka alacaklılarının her yıl dava açmak suretiyle emek sarfından ve masraf yapmaktan kurtarılmaları amacıyla getirilmiştir.

Hükmolunan nafakaların gelecek yıllardaki artırımına ilişkin olarak kurulan ve bu konuda kesinleşen önceki hükümler, ilerleyen yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında, ihtiyaçlarında, ülkenin ekonomik yapısında vs. hallerde önemli değişiklik olması hallerinde, yetersiz kalabilir. Şartların değişmesi halinde nafaka her zaman artırılabilir.

Boşanma kararıyla verilen nafaka miktarı yeni durumların ortaya çıkmasıyla yeniden düzenlenebilir.

Velayetin değiştirilmesi ile talep halinde iştirak nafakası da kaldırılır.

Yoksulluk Nafakası

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanlar yoksul kabul edilir.

Yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır.

Öğretide Eğer yoksulluk nafakası isteyen taraf lehine maddi tazminata hükmedilmişse bu tazminat hesap edilirken kaybedilen nafaka menfaati göz önüne alınacağından lehine bir maddi tazminata hükmedilen kimse için artık yoksulluğa düşme şartı gerçekleşmez ve ayrıca bir de yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi gerekir. Ancak diğer eşin boşanmada kusuru bulunmadığı için tazminat istenemiyorsa veya kusurun hafif olması sebebiyle tazminat miktarı düşük tutulmuşsa o zaman yoksulluk nafakası talebi işe yarar. Gerektiğinde hem tazminat hem nafakanın birlikte istenebileceği kabul edilmektedir.

Yargıtay emekli aylığı almanın yoksulluk nafakası talep edilmesine engel olmadığı görüşündedir. Bununla birlikte çalıştığı işyerinden kendi isteğiyle ayrılan kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.

Nafaka, ödeyecek olan kişinin mali gücüne uygun olarak takdir edilecektir. Öte yandan borçlu ne derece zengin olursa olsun yoksulluk nafakası ancak hak sahibinin zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda olacaktır.

Medeni Kanunumuz, eşler arasındaki ilişkileri düzenlerken kadın-erkek eşitliği ilkesini göz önünde tutmuştur. Bu nedenleyoksulluk nafakasına sadece yoksulluğa düşecek kadın için değil, aynı durum söz konusu olduğu takdirde erkek için de hükmedilebilir. Boşanan taraflardan kadın yahut erkek, diğer tarafın yoksulluk içine düşecek olması halinde yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulmuştur.

Yoksulluk nafakası boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren geçerli olur.

Yoksulluk nafakası, boşanma davasından sonra da istenebilir. Boşanma davasından sonra açılacak dava hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılmadığı takdirde zamanaşımına uğrar. Bu takdirde dava, nisbî harca tabidir.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page