Etiket arşivi: ankara boşanma avukatı

Anlaşmalı Boşanma Davası – Anlaşmış Olma Şartı

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/16485 K. 2008/16565 T. 3.12.2008

ÖZET : Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 166/1-2. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı asil dinlenilmeksizin vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili tarafından 6.3.2007 tarihinde Hüseyin Güneş aleyhine açılan boşanma davasının, taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 166/1-2. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı asil dinlenilmeksizin vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 03.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Davası – Sadakat Yükümü

T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/13429 K. 2008/12877 T. 9.10.2008

ÖZET : Davacı-davalı kocanın bir başka kadınla ilişkisinin olduğu bu suretle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Boşanma sebebi ispatlanmıştır. Kadının açtığı birleşen ayrılık davası, boşanmaya ilişkin olmadığına göre, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunsa bile isteğin yalnız ayrılığa ilişkin olması durumunda boşanma sebebi ispatlandığında, ayrılık kararı verilir. Boşanma sebebi gerçekleşmiş olmasına rağmen, ayrılığa ilişkin isteğin kabulü yerine, reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından birleşen ayrılık davası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı koca; evlik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak boşanma davası, davalı-davacı kadın da ayrılık ( TMK. 170/2. ) davası açmış; davalar birleştirilerek görülmüştür.

Toplanan delillerden, davacı-davalı kocanın bir başka kadınla ilişkisinin olduğu bu suretle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Boşanma sebebi ispatlanmıştır. Birleşen dava, boşanmaya ilişkin olmadığına göre, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunsa bile isteğin yalnız ayrılığa ilişkin olması durumunda boşanma sebebi ispatlandığında, ayrılık kararı verilir. ( TMK. 170/3 ) Boşanma sebebi gerçekleşmiş olmasına rağmen, ayrılığa ilişkin isteğin kabulü yerine, yasal olmayan gerekçe ile reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-davacının nafakanın süresine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,temyiz peşin harcının istek halinde iadesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Nafaka davası

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/13417 K. 2008/12976 T. 10.10.2008

ÖZET : Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Toplanan delillerden, davalı-davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği ve boşanmada kusurunun daha ağır olmadığı anlaşılmaktadır. O halde davalı-davacı kadın yararına uygun miktar da yoksulluk nafakası takdiri gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-davacı kadının, eşine mütemadiyen ağır sözlerle hakaret ettiği, eşinin ailesini eve almadığı ve eve zarar verdiği, davacı-davalı kocanın da; 23.04.2006 tarihinde eşini dövdüğü ve hakaret içerikli mesajlar gönderdiği gerçekleşmiş olup, gerçekleşen bu hadiselere göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların aynı oranda kusurlu olduklarının anlaşılmasına, davalı tarafından daha önce ( 17.01.2006’da ) bağımsız açılan birleşen nafaka davasından sonra da tarafların Mart – Nisan 2006 tarihlerinde bir araya gelmiş olmaları karşısında, bağımsız açılan nafaka davasının reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. ( TMK. m. 175 ) Toplanan delillerden, davalı-davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği ve boşanmada kusurunun daha ağır olmadığı anlaşılmaktadır. O halde davalı-davacı kadın yararına uygun miktar da yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru olmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple yoksulluk nafakası yönünden davalı-davacı yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Davası – Katkı Payı Davası

Boşanma Avukatı
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/1097 K. 2007/17749 T. 25.12.2007

ÖZET : Davacının ziynetleri satılmak suretiyle davaya konu aracın edinilmesine katkıda bulunduğu kanıtlanmıştır. Araç, evlilik birliği sırasında taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu dönemde edinilmiştir. Mahkemece, araç ve ziynetlerin katkı tarihindeki değerleri belirlenip davacının katkı oranının tespiti, daha sonra aracın tasfiye tarihindeki değeri esas alınarak değer artış payının belirlenmesi gerekir.

Değer artış payı ve katılma alacağı hesabında tasfiye tarihinin boşanma ve mal rejiminin sona erdiği tarih olmayıp, tasfiye veya değer artış payına yönelik açılmış bulunan davanın karar tarihi olduğu gözönüne alınmalıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalı tarafından 05.07.2002 tarihinde satın alınan 06 … … plakalı minibüsün edinilmesine ziynetlerini satmak suretiyle katkıda bulunduğundan bahisle, değer artış payı ( TMK. m. 227 ) alacağı isteminde bulunduğu gibi, aynı zamanda söz konusu aracın evlilik birliği içerisinde edinildiğini, edinilmiş mal olduğunu, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı ( TMK. m. 231/1 ) isteminde bulunmuştur.

Mahkemece yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporları denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir.

Toplanan delillerden tarafların 08.10.2000 tarihinde evlendikleri, 11.06.2003 tarihinde açılan boşanma davasının boşanma ile sonuçlandığı, kararın 04.04.2005 tarihinde kesinleştiği, taraflar arasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanma dava tarihi olan 11.06.2003 tarihinde sona erdiği ( TMK. m. 225 ) anlaşılmaktadır.

Davacının ziynetleri satılmak suretiyle davaya konu aracın edinilmesine katkıda bulunduğu kanıtlanmıştır ( TMK. m. 227/1 ) . Araç, evlilik birliği sırasında taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin ( TMK. m. 218-241 ) geçerli bulunduğu 05.07.2002 tarihinde edinilmiştir. Mahkemece, araç ve ziynetlerin katkı tarihindeki değerleri belirlenip davacının katkı oranının tespiti, daha sonra aracın tasfiye tarihindeki değeri esas alınarak değer artış payının belirlenmesi gerekir.

Katılma alacağı isteğinde ise, edinilmiş mal her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir ( TMK. m. 219/1 ) . Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait malvarlığı değerleri o eşin kişisel malıdır ( TMK. m. 220/2 ) . Bu ilkeler doğrultusunda tarafların varsa kişisel mallarının katılma alacağı hesabından düşülmesi, her eşin edinilmiş mallarından bu mallara ilişkin borçların çıkarılması suretiyle artık değerin ( TMK. m. 231 ) belirlenmesi ve artık değerin yarısı üzerinde diğer eşin hak sahibi olduğu düşünülmelidir ( TMK. m. 236 ) .

Değer artış payı ( TMK. m. 227 ) ve katılma alacağı ( TMK. m. 231, 236 ) hesabında tasfiye tarihinin boşanma ve mal rejiminin sona erdiği tarih olmayıp, tasfiye veya değer artış payına yönelik açılmış bulunan davanın karar tarihi olduğu gözönüne alınmalıdır. Mahkemece bu yönler üzerinde durularak gerektiğinde yanlar, yargıç ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak varılacak sonuç uyarınca kazanılmış haklarda gözetilerek karar vermek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Hükmün açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ) , temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.12.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ankara Boşanma Avukatı, boşanma avukatı ankara