Etiket arşivi: ankara boşanma avukatı

Boşanma davası – Çocuk için manevi tazminat

T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2006/4618 K. 2006/15120 T. 7.11.2006

ÖZET : Küçük için istenilen manevi tazminat, boşanmanın eki niteliğinde bulunmadığından nispi harca tabi olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kusur, tazminat, nafaka ve velayet yönünün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşılık davacı kocanın tüm, davacı-karşılık davalı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yersizdir.

2- Davacı-karşılık davalı kadın, dava dilekçesinde ortak çocuk Alp’in bozulan ruhi durumu sebebiyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Küçük için istenilen manevi tazminat, boşanmanın eki niteliğinde bulunmadığından nispi harca tabi olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Davacı-karşılık davalı kadın, küçük Alp için manevi tazminat istemi hakkında nispi harcı tamamladığı takdirde, görevsizlik kararı ile boşanma davasından tefrikine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ( ONANMASINA ), işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma davası – Manevi tazminat talebi

T.C. YARGITAY2. HUKUK DAİRESİ E. 2006/21926 K. 2007/17735 T. 25.12.2007

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1 – Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Boşanma davası davacı tarafından açılmış; davalı, boşanma davasına verdiği cevap dilekçesiyle, Türk Medeni

Kanunu’nun 174/1. ve 2. maddelerine daya arak maddi ve manevi tazminat istemiştir. Bu davanın devamı sırasında, tarafların boşanmalarına ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verilmesi ve tanıma kararının kesinleşmiş olması, davalının Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. ve 2. maddelerine dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin incelenmesine engel değildir. Yabancı mahkemece verilen boşanma kararının tanınmış olması, boşanma talebini konusuz kılar. Mahkeme; boşanma hususunda karar verilmediğinden bahisle, davalının maddi ve manevi tazminat talebinin esasını incelemekten kaçınamaz. O halde, gösterilen deliller değerlendirilerek davalının, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1 ve 2. maddesi kapsamındaki maddi ve manevi tazminat isteklerinin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA , hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA , duruşma için takdir olunan 550.00 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma davası – boşanma sebepleri

DAVA : Taraflar arasındaki davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yersizdir.

2- Davacı-davalı kocanın davalı-davacı kadını evden uzaklaştırmasına, evin anahtarını değiştirmesine karşılık davalı-davacı kadının aile sırlarını açıkladığı gibi boşanma ve birleşen nafaka davasından sonra bir başkası ile yaşamaya başladığı anlaşılmakla boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının ağır kusurlu bulunduğu gerçekleşmekle;

a- Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( MK.Md. 4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak davacı-davalı koca yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

b- Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kocanın ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları ( TMK. 4, BK. 42, 43, 44, 49 ) dikkate alınarak davacı-davalı koca yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

c- Davalı-davacı kadının başkası ile yaşamaya başladığı güne kadar geçerli olacak şekilde tedbir nafakası verilmesi ve bu tarihten sonra davalı-davacı kadına tedbir nafakası verilmemesi gerekirken bu yönün gözetilmemesi doğru bulunmamıştır.

d- Davalı-davacı kadının davadan sonra başkası ile yaşamaya başladığı gerçekleştiğine göre davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası isteminin reddine karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün 2/a-b-c-d bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, tarafların yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı harcın Hanım’a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran Mehmet’e geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.12.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Dava dosyasında davalı-davacı kadının boşanma ve birleşen nafaka davasından `sonra` bir başkası ile yaşamaya başladığı konusunda değerli çoğunluk ile aramızda `görüş birliği` vardır.

Çekişme nedir?;

1- DAVADAN SONRA GERÇEKLEŞEN OLAYLAR KUSUR BELİRLEMESİNDE DİKKATE ALINABİLİR Mİ?

Dairemin yerleşik uygulamasına göre;

– Her boşanma davası açıldığı gün ki şartlarına tabidir,

– Davadan `sonraki` olaylar boşanma hükmüne esas alınamaz.

( Emsal kararlarımız: Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 345-346 )

Sadakatsizlik bu konuda acaba bir istisna oluşturur mu? Dairemin yerleşik uygulamasında bu konuda bir istisna yoktur:

`…Her dava açıldığı gün ki şartlarına tabidir. Davadan sonraki hadiseler boşanmaya esas alınamaz. Davalının sadakatsizliğini gösterir, otel kayıtları ve fotoğraflar ‘davadan sonraki’ döneme ilişkindir. Bu davaya esas alınamaz.` Y.2HD, 28.06.2004, 7534-8492, GENÇCAN-Boşanma-2, s. 345, dip not: 1278 )

Dosyada toplanan delillere göre taraflar `eşit` kusurludur. Değerli çoğunluğun davalı-davacı kadını `ağır kusurlu` bulması görüşüne bu sebeplerle katılmıyorum.

O halde davacı-davalı kocaya maddi ve manevi tazminat verilemez. Yerel mahkemenin tarafları eşit kusurlu kabul ederek davacı-davalı kocaya maddi ve manevi tazminat vermemesi bu sebeplerle isabetlidir.

2- KABUL ŞEKLİ BAKIMINDAN

Değerli çoğunluk tarafından bir `zarar oluştuğu` da kanıtlanamamışken ` … koca yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir` görüşü sergilenmiştir.

Bilindiği üzere kadının `tam kusurlu oluşu` bile maddi tazminat ödemeye `zorunlu` olduğunun da bir göstergesi/ölçüsü değildir. Bu sebeple kadının kusuruna yönelik düşüncelerin karşı oyumuzu `etkileyen` bir tarafı doğrusu yoktur/olamaz.

Değerli çoğunluğun düşüncesine maddi tazminatın maddi koşullarından olan `zarar` koşulunun. ( Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, k 4. I, B, 4, a, aa, ccc ) gerçekleştiği dava dosyası içerisinde kanıtlanmadığından koca yararına maddi tazminat ( TMK. m. 174 f. I ) verilemeyeceği gerekçesi ile de katılmıyorum.

Maddi tazminatın `maddi koşullarını` ( Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, : I. Cilt ( TMK. m. 1-351 ), Ankara 2004, Kısaltma: GENÇCAN-TMK, s. 943-944 );

– Maddi tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olması,

– Maddi tazminat istenenin kusurlu olması,

– Zarar,

– Nedensellik bağı,

– Hukuka aykırılık olarak sıralayabiliriz.

TMK. m. 174 f.I hükmüne göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanma davasında koşulları varsa `hem kadın hem de koca yararına` maddi tazminat ( TMK. m. 174 f. I ) verilebileceği kuşkusuzdur.

Bu çerçevede/kapsamda dava dosyası incelenecek olursa;

A- MEVCUT MENFAATLER YÖNÜNDEN İRDELEME

Öncelikle belirtmeliyim ki `mevcut menfaatlerin` boşanma yüzünden zedelenmesi dava dosyasında kanıtlanmış değildir.

Bilindiği üzere TMK. m.185-186 hükümleri evliliğin genel hükümleri arasında yer alır. ( GENÇCAN-TMK, s.1068-1082, Ömer Uğur GENÇCAN, `4721 Sayılı Türk Medeni Kanununa Göre Evliliğin Genel Hükümleri`, Yargıtay Dergisi, Cilt:29, Ocak-Nisan 2003, Sayı:1-2, Sayfa:43-49. )

TMK. m.185-186 hükümlerine ilişkin `yoksunluk` tek başına `mevcut menfaatleri` boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir kuralının uygulanmasına bir gerekçe oluşturabilir mi?

TMK. m.185-186 hükümlerine göre `zarar mutlaka vardır/oluşur` anlayışı açılan `her boşanma davasında` sadece davanın kabul edilmesi olgusunu istekte bulunan tarafa ( kadın yada koca ) `otomatik olarak` maddi tazminat ( TMK. m. 174 f. I ) verilmesini gerektirir düşüncesini zorunlu kılar ki Kanun Koyucunun madde metninde yer alan `mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen` sözcüklerine bu takdirde gerek bile kalmaz.

Bu anlayışa göre;

– Zaten menfaatler TMK. m.185-186 hükümlerine göre `zorunlu olarak` zedelenmiştir,

– Zaten kanıtlamaya gerek de yoktur,

– Zaten kanıtlanacak bir olgu da yoktur.

Oysa boşanma davasında maddi tazminat ( TMK. m. 174 f. I ) verilebilmesi için maddi tazminat isteyen eşin mutlaka `maddi bir zararı` ( Bilge ÖZTAN, Aile Hukuku, Ankara-2004, s. 482 ) mevcut olmalı ve bu maddi zarar dava dosyasında `kanıtlanmış` olmalıdır.

Başka bir anlatımla ortada kanıtlanacak/kanıtlanması gereken bir `zarar` olgusu vardır.

Dava dosyasına göre maddi tazminat istenilen davalı kadın;

– Ev hanımı,

– Herhangi bir malvarlığı ve geliri bulunmayan,

– Üstelik ailesinin yardımı ile geçinen bir kişidir.

Görüldüğü üzere maddi tazminat istenilen kadın maddi anlamda `katkısı istenilecek` bir kişi olmayıp aksine başkalarının yardımına muhtaç bir kişidir.

Kadının `varlığı` ile `yokluğu` karşılaştırıldığında maddi tazminat isteyen kocanın sanılanın aksine değil zararı, boşanma sebebiyle elde ettiği bir menfaat ( = Kadının yeme, içme, giyinme, sağlık vs. giderlerinden kurtulma ) söz konusudur ( BGE 114 II 118ff ).

Kocanın boşanma sonucunda kendi hayat standardını kendi kazancı ile sağlayabileceği de ( ÖZTAN, s. 484 ) dosyada ki delillerle belli/açık olduğundan kendisi için maddi tazminat istemine gerek de yoktur.

B- BEKLENEN MENFAATLER YÖNÜNDEN İRDELEME

`Beklenen menfaatler` yönünden ise kocanın statüsü sadece bir beklentiden ( Hoffnung ) ibaret olup `somutlaşmış` bir menfaat bulunmamaktadır. ( Lüchinger/Geiser, Art. 151, n.2, s. 768, Öztan, s. 485 )

Gerek A gerekse B bendinde açıkladığımız gerekçelerle maddi tazminat ( TMK. m. 174 f. I ) isteyen kocanın bu isteminin `reddedilmesi` konusunda yerel mahkeme hakimi ile aramızda `görüş birliği` vardır.

Bu sebeplerle değerli çoğunluğun `farklı görüşüne` katılmıyorum. (T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2006/20936  K. 2006/18363 T. 25.12.2006)

Boşanma davası – şiddetli geçimsizlik nedeni

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/1924
K. 2006/9478
T. 14.6.2006
• BOŞANMA ( Kocanın Penil Protez Taktırmasının Taraflar Arasında Ortak Hayatı Temelinden Sarsacak Derecede ve Birliğin Devamına İmkan Vermeyecek Nitelikte Bulunması )
• ORTAK HAYATIN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Kocanın Penil Protez Taktırmasının Birliğin Devamına İmkan Vermeyecek Nitelikte Bulunması – Boşanmaya Karar Verilmesi Gereği )
• PENİL PROTEZ TAKILMASI ( Boşanma – Taraflar Arasında Ortak Hayatı Temelinden Sarsacak Derecede ve Birliğin Devamına İmkan Vermeyecek Nitelikte Bulunması )
4721/m. 166/1
ÖZET : Kocanın evlendikten sonra Penil Protez taktırdığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yapılan soruşturma, toplanan delillerle eşlerin 1991 senesinde evlendikleri, kocanın daha sonra Penil Protez taktırdığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK.md. 166/1 ) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Davacı kadın tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma ( TMK. m. 166 f. I-II ) davası açıldığı ve ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda `görüş birliği` vardır.

Çekişme nedir?;

Değerli çoğunluğun `davalı kocanın penil protez taktırması olgusunu evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma ( TMK. m. 166 f. I-II ) davasında bir boşanma sebebi olarak belirlemesine` katılmıyorum.

Şöyle ki;

Dava dosyasında gerçekleşen duruma göre;

-Davacı kadın 1973, davalı koca ise 1966 doğumludur,

-Taraflar 31.5.1991 tarihinde evlenmişlerdir,

-Dava dosyasında gerçekleşen olgu: Davalı kocaya 15.09.1992 tarihinde molleable penil protez implantasyonu ameliyatı uygulanmıştır,

-Tarafların penil protezli birliktelikleri Mayıs-2001 tarihine kadar sürmüştür,

-Davacı kadın tarafından 16.4.2002 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma ( TMK. m. 166 f. I-II ) davası açılmıştır,

-Davacı vekilinin 10.12.2002 günlü oturumdaki anlatımıyla: `Biz tanıkları usulen gösterdik, dinlendiler, ancak mesele karşı tarafın iktidarsızlığı meselesidir, tanıklar bu durumu tam söyleyemediler` denilmiştir,

-Dinlenen tanıkların anlatımı ile davalıdan kaynaklanan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmayı gerektirecek bir eylem kanıtlanmamıştır.

-Davalı koca hakkında verilen 18.6.2003, 25.5.2004 ve 1.3.2005 günlü raporlarda `Peniste tek taraflı penil protezi mevcut olup bu haliyle cinsel ilişki kurabilir` tanı ve kararı mevcuttur.

Dava neden reddedilmelidir?

A- Davada `nisbi boşanma` sebebine dayanılmıştır. Davacı kadın, `çekilmezlik` unsurunu ( Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 226-229 ) kanıtlayamamıştır.

B- Davacı kocanın penil protezi ile cinsel ilişki kurabileceği ve bu kapasitede olduğu alınan raporlar ile sabittir. Kadının bakire olduğu ileri sürülmüş olmadığı gibi cinsel ilişkiden yoksunluk kanıtlanmadığı için `elverişsizlik` ilkesinin de ( GENÇCAN-Boşanma-2, s. 75-76 ) uygulanma olanağı yoktur.

C- Davalı kocadan kaynaklanan başkaca bir eylem de kanıtlanamadığına göre `sadece penil protez takılması` olgusu davacı kadının boşanma davasının kabulüne gerekçe yapılamaz.

Bu sebeplerle davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının reddi konusunda yerel mahkeme hakimi ile `aynı görüşü` paylaşıyorum.

Bu sebeplerle değerli çoğunluğun `farklı görüşüne` katılmıyorum.