Etiket arşivi: ankara

İş Mahkemelerinde Bilirkişilik

İş Mahkemesi Bilirkişi Raporu

Ücret karşılığı bir işyerinde çalışan veya çalıştıran bireylerin sıklıkla karşılaştığı kurumlardan bir tanesi de İş Mahkemeleri’dir. İş Mahkemeleri 5521 sayılı kanunla kurulmuştur. Mahkemelerde tek hakim görev yapmaktadır.

İş Mahkemelerinde alacak davalarından iptal davalarına, tespit davalarından itiraz davalarına kadar tüm davalarda hesap bilirkişisi ve kusur bilirkişisi incelemesine başvurulmaktadır.

Hesap bilirkişisine ,kıdem ,ihbar tazminatı,ücret ve diğer alacaklar başta olmak üzere tüm alacak davalarında; fazla ödenen kıdem tazminatının geri alınması vb. istirdat davalarında; hizmet tespiti , pirim borcu olmadığının tespiti, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti gibi bir çok davada başvurulmaktadır.

İş kazalarından kaynaklanan davalarda ve rücu davalarında kazadaki kusur dağılımı,işçinin kusuru ise kusur bilirkişileri tarafından hesaplanmaktadır.

Halk arasında genel olarak hakimlerin bilirkişi raporlarına göre karar verdikleri kanaati yaygınsa da hakimin bilirkişi raporunu benimsemesi yönünde bir kural bulunmamaktadır. Bilakis , hakim benimsemediği veyahut taraflarca itiraza uğrayan raporlardan sonra yeniden bilirkişi raporu alabilir.

İş hukuku içerisinde bordrolar, yıllık izin defterleri,özlük dosyası, sigortalıya ait SGK sicil dosyası, ödeme makbuzları, ibranameler, tanık beyanları, müfettiş tutanakları, puantaj kayıtları, işyeri sicil dosyası, toplu iş sözleşmeleri ve hizmet sözleşmeleri büyük önem arzederler.Tarafların işçi lehine yasada belirlenen hakların fazlasını toplu iş sözleşmeleri veya hizmet sözleşmeleriyle kararlaştırmaları halinde hesap bilirkişileri bu belgelere hesap yapar.

Aynı işverene karşı bir başka işçinin önceden açtığı davadaki mahkeme kararı emsal karar olup kararda fazla mesai yapıldığı,hafta tatillerinde de işyerinin açık olduğu gibi hususlar kesinleşmiş ise bilirkişi hesaplama yaparken bu emsal kararı nazara alarak hesaplama yapar.

İş davalarında tanık beyanlarının değerlendirilmesi bilirkişilerin yorumuna bırakılmıştır. Tanıkların haftada 45 saatten fazla çalışıldığını beyan etmeleri halinde fazla mesai alacağı hesap edilir. Bunun gibi ücretin miktarı,işe giriş tarihi,hafta tatili kullanılıp kullanılmadığı,ulusal bayram ve genel bayramlarda çalışılıp çalışılmadığı  gibi pek çok husus da tanık beyanları ile belirlenmektedir. Buna karşın işveren tanık beyanlarıyla işçisine yıllık izin kullandırdığını,fazla mesai dahil her türlü ödemesini yaptığını ispat edemez. İşveren bordro,hesap pusulası,yıllık izin defteri gibi yasal belgelerle edimlerini ispat edebilir.

Hesap bilirkişileri,müfettiş tutanaklarının tahkikat evraklarını tahkikat sonucunu çürütmeye elverişli delil olmaması halinde esas almaları gerekmektedir.Müfettiş tutanaklarının aksi ancak güçlü delillerle çürütülebilir.Örneğin müfettiş raporlarını soyut tanık beyanlarıyla çürütmek olanaklı değildir.

Yılda 58 bin dosya zamanaşımına giriyor

Tutukluluk ve tahliye tartışmalarının kökeninde uzun süren yargılamalar yer alıyor. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün 2009 yılı verilerine göre öldürme, tecavüz gibi ağır cezalık bir davanın ortalama görülme süresi en iyi halde 4 yıl 4 ayı buluyor. Süre, davaların yarısının Yargıtay’ca bozulup yeniden görüldüğü için 6 yıla çıkıyor.

Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde ise bir dava en iyi ihtimalle ortalama 5.5 yılda, Yargıtay’ın bozma kararı vermesi durumunda ise 8 yılda bitiyor. Adli bir suçla ilgili savcılığın yaptığı soruşturma ortalama 310 gün sürüyor. Davanın açılmasından sonra mahkemelerde görülme süresi ise ağır ceza mahkemelerinde ortalama 270, asliye ceza mahkemelerinde 290 günü buluyor. Dosyanın tebliğname hazırlanması için gönderildiği Yargıtay Başsavcılığı’nda bekleme süresi ortalama 473 güne çıkıyor. Başsavcılığın tebliğnamesinin daireye gelmesinden sonra ilgili ceza dairesinde karar çıkması için ortalama 399 gün gerekiyor. Bu sürelere savcılığın iddianamesinin mahkemede kabul edilmesi için gereken 15 günlük süre ile yerel mahkemeden Yargıtay’a dosyanın gönderilmesi, Yargıtay Başsavcılığı’nın tebliğnameyi ilgililere tebliğ etmesi ve dosyayı daireye göndermesi, Yargıtay ceza dairesinden çıkan dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi için gereken süreler dahil değil. Bütün bu süreler dahil edilerek bir hesap yapıldığında ağır ceza mahkemesinde görülen bir davanın ortalama görülme süresi 4 yıl 4 ayı buluyor.

Bu süre özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde görülen davalarda daha da uzuyor. Çünkü özel yetkili savcılıklarda bir soruşturma ortalama 642 gün sürüyor. Özel yetkili ağır ceza mahkemesinde bir davanın ortalama görülme süresi ise 347 gün. Bu davalar örgütlü suçlara ilişkin olduğu için Yargıtay aşamasında da davanın karara bağlanması daha uzun sürüyor. Yargıtay aşamasında görülme süresi için özel bir istatistik bulunmuyor. Diğer davalar için çıkarılan ortalama süreler bu davalar için de geçerli kabul edilse bile, özel yetkili mahkemelerde görülen bir davanın görülme süresi 5.5 yılı buluyor. Bütün bu süreler, davanın Yargıtay’ca bozulması halinde yeniden başlıyor. 2009 yılında Yargıtay ceza dairelerinin dosyaların yüzde 58’inde bozma kararı göz önüne alındığında ceza davalarının yarısında ortalama görülme süresi en az 6 yılı, özel yetkili ağır ceza mahkemesinde görülen davanın görülme süresi ise 8 yılı buluyor. Uzun yargılama süreleri konusundaki en önemli istatistik ise zamanaşımı konusunda ortaya çıkıyor. 2009’da ceza mahkemeleri toplam 43 bin 461 davada zamanaşımı kararı verirken aynı yıl Yargıtay da 14 bin 791 davanın zamanaşımından düşmesine karar verdi. Buna göre 58 bin dosya zamanaşımından düştü.

-gazetevatandan-

Ceza Muhakemesi Kanunu ile 57.000 Kişiye Tahliye Kapısı Açıldı

Ceza Kanunu’nun uygulanmasını düzenleyen Ceza Muhakameleri Kanunu 5721 numarasıyla Aralık 2004 yılında kabul edilerek 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girmişti. Tutukluluk süresini düzenleyen 102.maddenin yürürlüğe girişi ise 1 Ocak 2011’e ertelenmişti.

Maddede, “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, uzatma süresi toplam 3 yılı geçemez” ifadesi yer alıyor.

CMK’nın 252. maddesinde ise “Devletin güvenliğine karşı suçlarda, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlarda, milli savunmaya karşı suçlarda ve devlet sırlarına karşı suçlarda tutuklama süresi iki kat uygulanacaktır” deniliyor.

Yasa Kimleri İlgilendiriyor ?

CMK’nın bu maddesi henüz yargılanmakta olan tüm tutuklular ile alt derece mahkemeleri tarafından haklarında verilen kararlar henüz temyiz aşamasında olan tüm tutukluları ilgilendiriyor. Yasa hükmü bu haliyle 57.000 civarındaki tutukluyu ve ailelerini ilgilendiriyor.

Yasanın Uygulanması İçin Nereye Başvurulacak?

Usûl hükümlerinin uygulanması genel olarak mahkemelerin sorumluluğunda. Bu nedenle tutukluların bir başvuru yapmasına gerek olmaksızın mahkemeler her 30 günde bir re’sen (kendiliğinden) tutukluluk sürelerini ve sebeplerini yeniden değerlendirmek , ve sankların lehine olan bu yeni yasa hükümlerini uygulamak zorunda. Bununla birlikte uygulamada çoğunlukla tutukluların veya vekillerinin hükmü veren mahkemeye başvurarak talepte bulundukları görülüyor. Dosyası Yargıtay’da olanların ise başvuruyu Yargıtay’a yapması gerekiyor .

Tutuklu ile Hükümlü Arasında Ne Fark Var?

Tutuklu, hakkında açılan dava sürerken çeşitli nedenlerle cezaevinde tutulmasına karar verilen sanığı ifade ediyor. Bir sanık tutuklu olduğu dönemde ‘suçlu’ sayılmıyor. Dava sonunda beraat ederse tahliye oluyor, mahkum olursa hükümlü oluyor. Yani hükümlü, hakkında açılan davada verilen mahkumiyet kararı kesinleşen sanığı ifade ediyor. Bir mahkumiyetin kesinleşmesi için mahkeme tarafından karar verilmesi yetmiyor. Kararın Yargıtay tarafından da onanması gerekiyor. Yargıtay mahkumiyet kararını bozarsa yeniden yargılama yapılıyor. Uzun tutukluluk sürelerinin en önemli nedenlerinden biri davaların uzun sürmesi. Cezaevlerindeki 121 bin kişinin yaklaşık 57 bini tutuklu, 64 bini ise hükümlülerden oluşuyor.

Adi ve Ticari İşlerde Kullanılan Reeskont ve Avans Faiz Oranları

YÜRÜRLÜK TARİHİ İSKONTO
FAİZ ORANI

AVANS
FAİZ ORANI
1 Ocak 1990 40 45
20 Eylül 1990 43 48,25
23 Kasım 1990 45 50,75
15 Şubat 1991 48 54,50
27 Ocak 1994 56 65
21 Nisan 1994 79 98
12 Temmuz 1994 70 85
27 Temmuz 1994 63 75
1 Ekim 1994 55 64
10 Haziran 1995 52 60
1 Ağustos 1995 50 57
2 Ağustos 1997 67 80
30 Aralık 1999 60 70
17 Mayıs 2002 55 64
14 Haziran 2003 50 57
8 Ekim 2003 43 48
15 Haziran 2004 38 42
13 Ocak 2005 32 35
25 Mayıs 2005 28 30
20 Aralık 2005 23 25
20 Aralık 2006 27 29
28 Aralık 2007 25 27
9 Nisan 2009 19 20
12 Haziran 2009 18 19
22 Aralık 2009 15 16