Etiket arşivi: avukat

Katılma Alacağında Zamanaşımı Süresi

Merhaba Yasin Bey. 2003 yılında evlendik, 2004 yılında bir araç satın aldık. 2006 yılında boşandık. Bu aracın değeri üzerinde hakkım zamanaşımına mı uğradı? Figen N. 

Figen Hanım, evlilik birliğinin içinde eşlerin çalışmaları ile aldıkları malın değerinin yarısı kanunen diğer eşe aittir. Bu haklar boşanma kararının kesinleştiği günden itibaren başlayan 10 yıllık süre içinde talep edilebilir. Varsa hakkınızın henüz zamanaşımına uğramadığını söyleyebilirim.

Oturma İzni İçin Yapılan Evlilik Geçerli mi? 

Rus asıllı bir bayanla 25 Mart 2014 tarihinde resmen evlendim. Ancak amacının oturma izni almak olduğunu evlendikten sonra anladım. Oturum iznine müracaat ettikten sonra hal ve hareketleri değişti ve benimle yaşamak istemediğini söyleyerek bir ay kadar sonra evi terk etti. Ben de emniyet yabancılar şubesine oturum izninin verilmemesi için dilekçe verdim. Bu durumda benden tedbir nafakası talebinde bulunabilir mi, kandırıldığım için evliliğin iptalini isteyebilir miyim? Fazlı I. 

Fazlı bey, evliliğin iptali eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması, sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması, evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması, eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması sebepleri ile istenebilir. Aldatma halinde ise eş, eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı olmuşsa veya kendisinin veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse aldatma nedeniyle evliliğin iptali istenebilir.

Sizin durumunuzda her ne kadar aldatma olduğunu düşünüyorsanız da bu aldatma kanunun öngördüğü şekilde bir aldatma değil. Bu nedenle yaptığınız evliliğin sona erdirilebilmesi için boşanma davası açmanız gerekiyor.

Yapmış olduğunuz evlilik boşanma kararı kesinleşene kadar geçerli olduğu için eşiniz, kanunda yazan tüm haklarını talep edebilir. Yani eşiniz tedbir nafakası, edindiğiniz mallara katılma, miras gibi haklara sahiptir.

Eve İcra Getiren Eşe Dava  

Ben 5 senelik evli bir kadınım. Eşim babamın ismini kullanarak insanlardan borç istiyor, bunları ödemiyor ve kulağımıza sürekli eşimin insanları dolandırdığı gibi sözler geliyor. Evime icra gelmesinden korkuyorum. Babam kendisine güvenilen, ahlaklı bir tacirdir ve eşimin, babamın ismini kirletmesinden çok rahatsızım. Bu nedenle boşanabilir miyim? Özge A. 

Özge hanım, her eş, iş hayatını istediği gibi belirlemekte özgürdür. Herhangi bir işe başlarken eşinden izin alması gerekmez. Ancak bu işini yaparken, ailesinin saygınlığına, onuruna ve haysiyetine zarar vermeyecek şekilde davranması gerekir.

Türk Medeni Kanunu’unun 163. Maddesine göre, eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabileceği kabul edilmiştir.

Eşinizin babanızın itibarını kullanarak çevresinden borç alması, dolandırıcı olduğu şeklinde söylentilerin ortaya çıkması, TMK 166’ya göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının mahkemelerce kabul edildiği durumlardır. Bu nedenlerle boşanma davası açabilirsiniz.

 Altınları Alıp Giden Kadına Ceza Var mı?

 Kadının altınları evden alıp gitmesi nedeniyle kadına ceza uygulanır mı? Burçin A.

 Burçin Hanım, evlilik birliği içinde veya düğünde kadına takılan ziynet eşyaları kadının kişisel malı olarak kabul edilir. Her eş, diğer eşte bulunan kişisel malını evlilik birliği devam ederken dahi talep edebilir. Kişisel malı olan ziynet eşyalarını alıp giden kadın hakkında ceza uygulanmaz.

Bir Eşin Malını Diğer Eş Kullanabilir mi?

Eşlerin her ikisinin de arabası varsa bu arabaların her biri ortak yaşam alanına girer mi? Aydolu A.

 Eşlerin sahip oldukları malvarlıkları üzerinde, evlilikleri süresince tasarruf etme hakları bulunmaktadır. Bu kural kişisel malları için olduğu kadar evlilik birliği içinde edinilmiş malları için de geçerlidir.

 Yani eşiniz kendi adına kayıtlı olan aracı istediği gibi kullanabilir, kiralayabilir, satabilir. Bu eşyadan sizin de makul şartlarda yararlanma hakkınız bulunmaktadır.

 Nafaka Artışı Nasıl Sağlanır?

Eşimle 4 yıl kadar önce anlaşmalı olarak boşandık. Mahkeme kararı sonucunda oğlum için ayda 200 lira iştirak nafakası ödenmesine karar verilmişti. Şu anda eşim 350 lira ödüyor. Bunun artırıldığına dair resmi bir karar olması için ne yapmalıyım? Serap C.

Boşanma kararının verilmesiyle birlikte hakim, velayet, nafaka ve eşlerin birbirlerinden olan maddi-manevi tazminat alacakları hakkında da karar verir. Bu verilen kararlarda talebe göre nafakanın ÜFE oranında artırılmasına karar verilse de ülkemizde yaşanan reel enflasyona göre bazen nafakaların miktarının yetersiz hale geldiği görülmektedir. Bu durumlarda nafakanın artırılması için Aile Mahkemesine dava açmak gerekmektedir.

 Bir Yaşındaki Çocuğun Velayeti 

Zorunlu olarak yapılmış bir evliliğimizde yaklaşık 2 yıl doldu. Bir yaşında erkek bebeğimiz var, bu bebek annede mi kalır babada mı? Jülide S.

Çocukların velayeti düzenlenirken bazı durumlar gözönüne alınır. Bunlardan en önemlilerinden biri de çocuğun yaşıdır. Genel olarak 3 yaşından küçük çocuğun, anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu düşünülmekte ve bu nedenle eğer anne yönünden çocuğun gelişimini tehlikeye sokacak bir durum yoksa, küçük çocuğun velayeti anneye bırakılmaktadır.

Hem Kocadan Hem de Babadan Nafaka Alınabilir mi?

Eşim hem benden hem de babasından nafaka alıyor. Bu kanuni mi?Ferhat A.

Herkes yoksulluğa düşecek usul ve füruuna yardım etmekle yükümlüdür. Eşinizin de sorunuzdan anlaşıldığı kadarıyla evlenmeden önce babasına dava açarak yardım nafakası almaya hak kazandığı, evlendikten sonra da bu nafakanın ödenmesine devam edildiği anlaşılıyor. Eğer eşinizin sizden aldığı nafaka yoksulluktan kurtulmasına yetmeyecek miktarda ise babasından nafaka almaya devam edebilir.

Altınlar Kime Ait? 

Selam, benim kayınçomun eşini annesi evine götürdü. Giderken tüm altınları da aldılar. Geri dönmesi için evlerine gittik, ancak geri dönmedi. Resmi olarak 3 ay önce evlendiler, ancak fiili olarak evliliklerinin 26. gününde evi terk etti. Altınlar kime ait, mahkemeye başvursak altınları geri alabilir miyiz? Ali Rıza O.

 Ali Rıza bey, evliliklerde fiili olarak evlilik, resmi olarak evlilik şeklinde bir ayrım bulunmamaktadır. Eşler evlenme dairesinde nikah kıydıklarından itibaren evli sayılmakta ve Medeni Kanun’un tanımladığı hak ve borçları yükümlenirler.

Altınlar konusunda da şöyle bir ayrım bulunmaktadır: Genel olarak Yargıtay altınların kime takıldıysa o kişiye ait olmasına karar vermektedir, bununla birlikte bazı durumlarda erkeğe takılan altınlar da kadına bağışlanmış sayılmaktadır. Bu nedenle düğün CD’si ve sonrasındaki olaylara göre altınların kime ait olduğuna karar verilir.

 Mal Beyanında Bulunmamanın Cezası Var mı?

Hiçbir gelirim ve üzerime kayıtlı gayrimenkulüm yok. Mal beyanında bulunmalı mıyım? Bulunmazsam ne olur? Ayşe H.

 Ayşe Hanım, icra ve iflas yasasına göre eskiden mal beyanında bulunulmaması suç olarak kabul ediliyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi ekonomik suça ekonomik ceza olacağı görüşüyle cezayı içeren maddeyi iptal etti. Bu nedenle mal beyanında bulunmama suçu ortadan kalkmış bulunmaktadır.

Nafakayı Nasıl İptal Ettirebiliriz?

Eşim eski eşine boşanma davasında 30 bin lira kaybetti. Bu miktar faiz ve masrafları ile birlikte 43 bin lira oldu. Eşim, bu borç için eski eşine babasından kalan 85 bin lira değerindeki evi verdi. Eşimin 2 çocuğu eski eşinin yanında kalıyor ve bu çocuklar için 450 lira nafaka ödüyoruz. Bu nafaka tutarının iptali için dava açabilir miyiz? Heder A.  

Heder hanım, eşinizin eski eşine ödediği nafakalar anladığım kadarıyla çocukları için ödenen bir para. Kanuna göre nafakalar yoksulluk, yardım ve iştirak nafakası olarak üçe ayrılıyor. İştirak nafakası yani çocuklar için ödenen nafakayı iptal etmeniz anlattığınız olaylara göre mümkün görünmüyor.  

Tapusu Alınmamış (2B’li) Arazilerde Eşin Hakkı Var mı?

Boşanma davasında 2B durumunda henüz tapusu alınmamış yerler hakkında da eşlerin bir pay talebi olabilir mi? Yunus K.  

Parayla ölçülebilir değeri olan  her şey tapusu olsun ya da olmasın mal paylaşımı davasına konu olabilir. Eşler tapusu olmayan 2B durumundaki yerlerdeki haklarını isteyebilirler.

Aldatan Eş Manevi Tazminat, Nafaka Alabilir mi?

Şu anda eşimin beni aldatması sebebiyle boşanma davası açtım. Boşanma davası açmam sebebiyle eşimin ailesi tarafından saldırıya uğradım. Olaylardan sonra eşimin karakolda verdiği ifadeden hamile olduğunu öğrendim. Akabinde benim iznim olmadan dolaylı yollardan çocuğu aldırdıklarını öğrendim. Karşı tarafın nafaka, tazminat gibi talepleri oldu, alabilirler mi? Önder Ç.  

Boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu’nda sayılmış çeşitli nedenlerle açılabilir. Bu nedenlerin en başta geleni eşin zinasıdır. Zina, eşin açacağı boşanma davasında özel bir sebep olarak sayılmıştır. Eşinizin zinasını ispatlamanız durumunda boşanma davasında nafaka ve tazminat alamayacağı söylenebilir.

İştirak Nafakası Sonradan istenebilir mi?

2005 doğumlu yeğenimin annesi ve babası 6 yıl önce boşandılar. Boşanma davasında tek önem verdiğimiz şey çocuğun bizimle yani annesiyle kalmasıydı. Bu nedenle mahkemede nafaka talebinde bulunmamıştık. Boşanmadan sonra babayla yeğenimiz tek tük görüştü. Bir baba olarak 9 yaşındaki çocuğuna tek bir çorap dahi almadı. Çocuğuyla ne görüşüyor ne de maddi destekte bulunuyor. Baba memur, herhangi bir maddi sorunu da yok, ancak çocuğu yok sayıyor. Nafaka talep edebilir miyiz? Saniye R.  

Genellikle eşler boşanmanın kısa sürede tamamlanabilmesi için anlaşmalı boşanma yolunu seçiyorlar. Ancak boşanmayı anlaşmalı olarak sağlayabilmek için kendi haklarının yanında çocuğun haklarından da vazgeçiyorlar. Zaman içinde verdikleri bu kararın yanlış olduğunu görerek pişman oluyorlar.

Sorunuza gelince: Anlaşmalı boşanma davasında tarafların kendileri açısında feragat etmeleri halinde yoksulluk nafakasını sonradan talep etmeleri mümkün değildir. Ancak taraflar iştirak nafakasını sonradan talep edebilirler. Dava açabilirsiniz.

Evden Uzaklaştırılan Eşin Eve Bakma Yükümü Sona Ermez

Eşimin evden uzaklaştırılmasını talep ettim ve mahkeme 3 aylığına evden uzaklaştırdı. Şimdi evin geçimi için telefon ediyorum, ben o evde yaşamıyorum, size niye bakayım diyor. Ne yapmalıyım? Nilgün Ş.  

Eşler evden uzaklaştırılsa da halen birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülükleri devam eder. Bu nedenle eşinizin eve bakması gerekir. Eğer bunu kendi isteği ile yapmıyorsa boşanma davası açmadan nafaka bağlanması için mahkemeye başvurun. Mahkemenin verdiği nafakayı ödemek zorundadır.

Temyiz Aşamasında Velayetin Değişmesi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2014/28044 K. 2015/13396 T. 23.6.2015

• VELAYET DAVASI ( Çocuğun Velayeti Anneye Bırakılmış İse de Karardan Sonra Anne Çocuğa Bakabilecek Durumunun Bulunmadığını Kendisinin Şu Anda Bakıma ve Yardıma Muhtaç Durumda Olduğunu Velayetinin Davacı Babaya Verilmesini Kabul Ettiğini Beyan Ettiği – Davacı Babanın Velayeti Üstlenmeye Engel Bir Durumun Bulunup Bulunmadığı Araştırılarak Karar Verileceği )

• KARARDAN SONRA TEMYİZ AŞAMASINDA ANNENİN VERDİĞİ DİLEKÇE İLE VELAYETİN BABAYA VERİLMESİNİ KABUL ETMESİ ( Davacı Babanın Barınma Gelir Sosyal ve Psikolojik Durumuna Göre Çocuğun Sağlıklı Gelişimi İçin Velayeti Üstlenmeye Engel Bir Durumun Bulunup Bulunmadığının Araştırılarak Velayet Konusunda Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• VELAYET DÜZENLEMESİ ( Karardan Sonra Anne Çocuğa Bakabilecek Durumunun Bulunmadığını Kendisinin Şu Anda Bakıma ve Yardıma Muhtaç Durumda Olduğunu Velayetinin Davacı Babaya Verilmesini Kabul Ettiğini Beyan Ettiği – Davacı Babanın Velayeti Üstlenmeye Engel Bir Durumun Bulunup Bulunmadığı Araştırılarak Karar Verileceği )

4787/m.5

4721/m.337

ÖZET : Müşterek çocuk 2009 doğumlu Yaren’in velayeti, sosyal çalışma uzmanlarınca verilen rapor dikkate alınarak davalı anneye bırakılmış ise de; davalı anne karardan sonra 16.1.2015 tarihinde verdiği dilekçesinde “çocuğa bakabilecek durumunun bulunmadığını, kendisinin şu anda bakıma ve yardıma muhtaç durumda olduğunu, velayetinin davacı babaya verilmesini kabul ettiğini” belirterek çocuğun velayetinin davacıya verilmesini kabul ettiğini bildirmiştir. Velayetin kamu düzenine dair olması da dikkate alınarak davalının temyiz aşamasında sunduğu dilekçe de değerlendirilip 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenip; davacı babanın barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumuna göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması ve tüm delillerin hep birlikte değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonucuna göre velayet konusunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- )Müşterek çocuk 2009 doğumlu Yaren’in velayeti, sosyal çalışma uzmanlarınca verilen rapor dikkate alınarak davalı anneye bırakılmış ise de; davalı anne karardan sonra 16.1.2015 tarihinde verdiği dilekçesinde “… çocuğa bakabilecek durumunun bulunmadığını, kendisinin şu anda bakıma ve yardıma muhtaç durumda olduğunu, velayetinin davacı babaya verilmesini kabul ettiğini” belirterek çocuğun velayetinin davacıya verilmesini kabul ettiğini bildirmiştir. Velayetin kamu düzenine dair olması da dikkate alınarak davalının temyiz aşamasında sunduğu dilekçe de değerlendirilip 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenip; davacı babanın barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumuna göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması ve tüm delillerin hep birlikte değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonucuna göre velayet konusunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre çocuk için tayin edilen iştirak nafakasına dair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümünün ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana gen verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere davacının tazminat talepleri yönünden oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle, 23.06.2015 gününde karar verildi.

KARŞI OY :

Mahkemece, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin, “iddianın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra ileri sürüldüğü” gerekçesiyle, usulden reddine karar verildiği görülmektedir.

Oysa, bu talepler, boşanma sebebine bağlı ve boşanmanın eki niteliğindedir. Bu nitelikleri gereği, davacı bakımından iddianın, davalı bakımından da savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi kapsamında olmayıp, boşanma davasında tahkikat sona erinceye kadar, herhangi bir harca tabi olmaksızın yazılı veya sözlü olarak ilen sürülebilir. Sonradan ileri sürülmüş olması durumunda yeter ki, diğer tarafın savunma hakkı kısıtlanmamış olsun. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bu talepleri, iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi kapsamına dahil eden bir düzenleme getirmemiştir. Yasada yer alan diğer hükümlerden de böyle bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Karara bağlanması, boşanma kararı verilmiş olmasına, sebebine ve tarafların boşanmadaki kusur durumlarına bağlı olan ve bu özellikleri gereği de boşanmanın eki niteliğinde olan bu taleplerin, boşanma davası içinde çözümlenmesi, bu hususta ayrı bir dava açılmasına ve gider yapılmasına sebebiyet verilmemesi, usul ekonomisinin ( Anayasa m. 141/4 ve H.M.K. m. 30 ) de bir gereğidir. Bu bakımdan, davacının tazminat taleplerinin esasıyla ilgili bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına bu yönden katılamıyorum.

Boşanma Davası Sürerken Davacının ya da Davalının Ölümü

Ölüm, eşlerin yapmış olduğu evlilik birliğini sona erdiren nedenlerden bir tanesidir. Eşlerin evlilik birliği boşanma kararının kesinleşmesi ile olduğu kadar, evliliğin iptali, eşlerden birinin cinsiyet değiştirmesi, eşin gaipliğine karar verilmesi ile de sona erer.

Boşanma davaları, verilen boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte geleceğe etkili biçimde inşai olarak sonuç doğuran davalardandır. Evlilik birliğinin boşanma ile sona erdiği hallerde eşlerin birbirlerinin yasal mirasçısı olmaları da sona erer.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 181/1. maddesine göre:

Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

Yukarıda belirttiğimiz üzere, hakim tarafından verilen boşanma kararı dava açıldığı tarihten itibaren değil, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren sonuç doğurmaya başlar. Boşanma davasının açılmasından sonra eşlerden birinin ölmesi halinde davanın akıbeti kafaları karıştıran bir sorudur.

Boşanma Davası Sırasında Eşin Ölümü

 1 Ocak 2002’de yürürlükten kalkan 743 sayılı Medeni Kanun döneminde, davacı boşanma davasını ister zina, ister hayata kast, isterse eşe kötü muamele ya da terk nedeniyle açmış olsun, dava sürerken ölmesi halinde davalı eş yasal mirasçı oluyordu. O dönemde davacı mirasçılarının davaya devam etmelerini öngören bir yasal düzenleme kanunda bulunmuyordu. Yargıtay da boşanma talebinin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu ve bu nedenle davacının mirasçılarının davaya devam edemeyecekleri görüşündeydi.

4721 sayılı Yeni Medeni Kanun’un 181/2. maddesi eski Kanun dönemindeki bu adaletsizliği giderme amacıyla düzenlenmiştir:

Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Kanunun ilk halinde davalının ölümü halinde davalının mirasçılarının davaya devam edebilmesi öngörülmemişti. Ancak 31.3.2011 tarihinde 6217 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, her iki eşin mirasçılarına da davaya devam edebilme hakkı getirilmiştir.

Kanunun 181/2. fıkrasına göre boşanma davasının hangi nedenle açıldığının önemi bulunmamaktadır. Dava özel veya genel boşanma sebeplerinden biriyle açılmış olabilir, hangi sebeple açılmış olursa olsun boşanma davası devam ederken eşin ölmesi halinde mirasçıları davaya kusur yönünden devam edebilirler.

Eşin boşanma davası sırasında ölmesi halinde, evlilik boşanma ile değil ölümle sona erer. Mirasçıların davaya devam etmeleri halinde hakim, dosyada boşanma yönünden bir karara varmayacak, sadece kusur yönünden inceleme yapacaktır.

Mirasçılar Davaya Nasıl Katılır?

Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde mirasçıların davaya nasıl çağrılacakları konusunda Medeni Kanun’un 181. maddesinde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

a) Avukatın Yetkisinin Sona Ermesi

Borçlar Kanunu 43. maddeye göre “hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer.” Bu hükme göre eş, kendisini bir vekille (avukatla) temsil ettirmekteyse, ölümü halinde temsil ilişkisi sona erer.

b) Mirasçıların Davayı Takibi

Ölen eş, geride birden fazla mirasçı bırakmış olabilir. TMK 181/2. maddesinin 31.3.2011 tarihinde değişen hali ile mirasçılardan sadece birinin davayı takip etmesi mümkün kılınmıştır. Mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur.

Ölüm halinde, mirasçıların davadan haberdar olabilmesi ve takip edip etmeyeceklerinin sorulması hakim tarafından re’sen takip edilir. Mirasçılara mahkeme eliyle tebligat çıkarılır.

Tebligat masrafları, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere Devlet hazinesinden karşılanır.

Mirasçıların duruşmaya kendiliğinden gelmemeleri yahut tebligata rağmen katılmamaları halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.

Yeni Çıkan Yasalar Kadının Yanında mı?

Hocam ben memur olarak çalışmakta,14 yıllık evli biri olarak; eşimin bana ve aileme karşı saygısızlıkları ağza alınmayacak laflar, engelli durumundayım engelimle dalga geçmekte,yaşım ondan 10 yaş büyük olmasından bana ihtiyar diye hakaretler savurması, yeni çıkan yasaları bana karşı koz olarak kullanması (kanun benden yana -nizam benden yana, senin donuna kadar alırım),defalarca yuvamı kurtarmak adına insanları ailesine gönderişim, kendi her türlü isteğini yerine getirmeme rağmen evde huzur vermeyişi, elbiselerimi ütülemiyor, yemek vermiyor, istediğimde benim yaptığım yemeği yeme zıkkım ye, gidip çocuklarla beraber uyuyor vs. bir erkek olarak davayı ben açarsam durumum ne olur. Saygılarımla, Serdar K.

Serdar Bey, kamuoyunda bilindiğinin aksine, boşanma davalarını erkek ya da kadın tarafın açmasının bir önemi bulunmamaktadır. 2002 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanun’umuz kadın ve erkek eşitliğini getirmiştir. Bununla birlikte boşanma davasını açan kişi, evlilik birliğini sürdürmesini kendisinden beklenmeyecek hale getiren olayları ispatlamakla yükümlüdür. Yani önemli olan davayı açmak değil, iddiaları ispatlamaktır.

Sizin durumunuzda, size ve ailenize karşı hakaretler, engelli olmanızla ilgili sözler, yemek vermeme gibi hakaretler evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabulüne elverişli fiillerdir.

Öte yandan her ne kadar 6284 sayılı kanun’un başlığı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi ise de uygulamada hakimler gerçeği araştırmakta ve mağduru kadın-erkek olarak ayırmamaktadır, zaten mantıklı olarak düşünürseniz bir cinse pozitif ayrımcılık yapılması evrensel hukuk ilkelerine de aykırı olacaktır. Bu nedenle boşanma davası açmaya karar verdiyseniz açın.

Aldatan Eşe Boşanma Davası Açmak

Eşimin beni aldattığını yakaladım, oturduğumuz ev annesinin üstüne benim gidecek bir yerim yok 6 yaşında oğlum var elimde kanıtlar da var .Ne  olacak bilmiyorum ne yapacağımı bilmiyorum eşim ayrılmak ve sevgilisiyle evlenmek istiyor kızla eşim arasında 22 yaş farkı var kız da annesi de biliyor evli olduğunu. Ne yapıyım bana bir yol gösterin. Nesrin K.

Nesrin hanım, Medeni kanunumuza göre eşler, evlilik devam ettiği sürece birbirlerine karşı sadakatle yükümlüdürler. Bu sadece bizim kanunumuzda değil çok eskiden beri var olan hemen hemen tüm kültürlerde bu şekilde uygulanmaktadır. Öyle ki, aldatan eşten boşanmanın mutlak bir talep olduğu dahi söylenebilir.

Boşanma davasının açılmasıyla mahkeme, eşlerin geçinmesine ve barınmasına ilişkin önlemleri vakit geçirmeden tedbiren almalıdır. Her ne kadar kanunda mahkemeler kendiliğinden bu kararı alır dese de uygulamada bu yönde bir talebin arandığını görmekteyiz.

Eşin annesinin evinde oturuyor olsanız da bu konut aile konutu niteliğindedir, bu sebeple mahkemeden boşanma davasının sonuçlanmasına kadar eşin annesinin konutunun diğer eşe ve müşterek çocuklara kullanımına tahsis edilmesi istenebilir.

Sizin durumunuzda evliliğinizin sona ermesine yol açan eşinizin birlikte olduğu kadın aleyhine de manevi tazminat davası açabilme hakkınız bulunmaktadır.

Davada Çıkan Tazminat Borcu Ödenmezse Ne Olur?

Mal davası sonucunda mahkemenin kararı 62 bin TL satılmış olan evden  2 bin TL de takılan altınlardan ödeme çıkarttı. ben asgari ücretle çalışan  biriyim bunu ödemediğim takdirde üstüme kayıtlı hiçbir şey yok sadece asgari ücretim var ödemediğim takdirde neler olur öğrenebilir miyim acaba? Selçuk B.

Selçuk Bey, ödenemeyen icra borçları nedeniyle hapis yatmak bir çok durumda ortadan kalkmıştır. Sanıyorum sizin de asıl mesele ettiğiniz nokta bu olmalı. Ekonomik suça ekonomik ceza kuralı gereğince açılan davada kaybettiğiniz miktar sizin maaşınızın 1/4’üne haciz konulması, ev eşyalarınızın haczi ve benzeri şekillerde tahsil edilir.

Dedenin Toruna Bıraktığı Mal

Dedesine bakması karşılığı toruna tarla bağışlamış. Dede vefat etmiş tapu bozulur mu? Necmi E.

Ölünceye kadar bakma vaadi, bir kişinin diğer bir kişiye, kendisine bakılması karşılığı olarak bir malını vermeyi taahhüt etmesidir. Kişinin ölmesi ile vermiş olduğu mal terekesine geri dönmez, mal karşılığı ölünceye kadar bakmayı vaadeden kişinin bakım borcu sona erer.

Ses Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Merhabalar, eşim bana boşanma davası açtı. Benim sorum şu: ben açtığım karşı davada, eşimin akrabasıyla yaptığı ve bana hakaretlerini içeren telefon görüşmesi kaydını delil olarak sunabilir miyim, aile mahkemesi bunu delil olarak kabul eder mi? teşekkür ederim. Hakan Ö.

Hakan Bey, aile mahkemelerinin işleyişi ceza mahkemelerinden, ticaret mahkemelerinden, asliye hukuk mahkemelerinden biraz daha farklıdır. Çünkü aile mahkemelerinde görülen özellikle boşanma davalarında hukuken birbiri ile aynı kişi -eş- olarak kabul edilen kişiler arasındaki anlaşmazlıklar çözülmeye çalışılmaktadır. Durum böyle olunca davada kullanılabilecek deliller de diğer davalardan farklı olmaktadır.

Ses kayıtları da bir çok durumda delil olarak kullanılabilmekte ve mahkemelerce kabul edilmektedir; ancak elde ediliş biçimine, içeriğine göre elde eden ve kullanan kişi aleyhine ceza davası ve tazminat davası açılmasına da yol açabilmektedir.

Rus Eşin Ülkesine Götürdüğü Çocuğun Türkiye’ye İadesi Mümkün mü?

Rus vatandaşı olan imam nikahlı eşimle 3 yıldır beraber yaşıyorduk bu beraberlikten T.adında oğlum oldu ve henüz resmi evliliğimiz olmadığı için noterden tanıma senediyle nüfusuma kayıt yaptırdım fakat eşim oğlumun Rus vatandaşlığına geçmesini istedi bende resmi olarak evliliğimizin ardından olabileceğini söyledim fakat eşim evden ablasının yanına gideceğini söyledi ve gitti. Fakat bana yalan söyleyip ülkesine 26 04 2014 tarihinde oğlumu kaçırdığını anladım ve bana göndermiş olduğu SMS’de Rusya’da oldukları ve benden habersiz oğlumu kaçırdığını anladım ve hemen resmi makamlara başvurdum fakat bir netice alamadım 13 aylık oğlumun Türkiye’ye iadesi ve kişisel iletişim kurmak adına ne yapmalıyım ve nasıl bir dava açmalıyım . Velayeti hakkını kötüye kullanan ve alıkoyan için hakkım nedir ne yapmalıyım .Saygılarımla, Zafer C.

Zafer bey, eşlerin evli olmaları durumunda çocuğun velayeti iki eşe birlikte aittir. Ancak eşlerin resmi olarak evli olmamaları halinde müşterek çocuğun velayeti doğum ile birlikte kendiliğinden annesine aittir. Yani imam nikahlı-resmi nikahsız olmanız nedeniyle çocuğun velayeti size ait değil. Çocuğunuzun annesi, velayet tek başına kendisine ait olduğu için çocuğunu istediği gibi ülkesine götürebilir, bunun velayet hakkının kötüye kullanılması olarak addedilebileceğini düşünmüyorum.

Yeşil Kartlının Nafaka Borcu

Ben yeşil kartlıyım, gelir seviyem düşük nafakayı ödeyemedim şu anda ceza aldım.  Ne yapmalıyım ? Şakir E.

Şakir bey, yeşil kartlı olmanızın nafaka borcunuz ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Nafaka borcu mahkemenin eşlerin ve çocukların sosyal, ekonomik durumları göz önünde bulundurularak belirlenen bir miktardır. Bu borç mahkemece kaldırılmadıkça doğmaya devam eder. Bu nedenle borcu ortadan kaldırabilmek ve ceza davasından kurtulabilmek için aile mahkemesine başvurarak dava açmanız gerekmektedir.

Nafaka Ödemeleri Hakkında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Boşanma ile taraflar için bağlayıcı mali ve şahsi bazı sonuçlar doğar. Bu sonuçların bazıları kendiliğinden, bazıları ise boşanma kararında hakimin göstermesi ile ortaya çıkar. Kararda gösterilen hususların bir kısmını hakim kendiliğinden kararlaştırırken, bazı hususlar tarafların talebine bağlıdır.[1] 

Boşanmanın asli sonucu evlilik birliğinin sona ermesidir. Boşanmanın fer’i yani yan sonuçları ise kanundan doğan ve talep halinde doğacak olanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Boşanmanın kanundan kaynaklanan yan sonuçları; karının soyadı, tabiyeti, sıhri hısımlığın devam etmesi, boşanmadan sonra doğan çocukların nesebi, kanuni bekleme süresi, karı koca arasındaki mali sorunların çözümlenmesi, müşterek çocukların velayetinin tevdii gibi konulardır. Çocuklarla ilgili olan hususlar kamu düzeni ile ilgili olduğu için taraf talebine bağlı olmaksızın kanundan doğar. Talep halinde doğması muhtemel olan sonuçlardan en önemlileri ise eski eşe nafaka ve tazminattır.

Nafaka, tanım olarak bir kimsenin geçindirmekle yükümlü olduğu kişilere mahkeme tarafından bağlanan aylık olup ailenin ve dolayısıyla toplumun korunması amacına yönelik olarak konulmuş bir önlemdir. Nafaka, eşler lehine boşanma davası ile birlikte, boşanma davasından bağımsız olarak, boşanma davasından sonra talep edilebileceği gibi; müşterek çocuklar, altsoy, üstsoy ve kardeşler için de talep edilebilir.

Boşanma davasının bir sonucu olan yoksulluk ve iştirak nafakasının tahsili, diğer alacakların tahsilinden ayrı özellikler taşır.

Nafakalar Nasıl Tahsil Edilir?  

Aile Mahkemeleri boşanma süreci devam ederken ve boşanmadan sonra, eşlerin ve çocukların mağduriyetlerini önlemek amacıyla nafaka verilmesi kararlaştırılabilir. Boşanma davası devam ederken kararlaştırılan nafakaya tedbir nafakası denir ve ara kararla hükmedilir. Boşanma sonunda verilen nafaka ise çocuklar için verilmişse iştirak , eşler için verilmişse yoksulluk nafakası adını alır.

Aile Mahkemelerinin nafakaya hükmetmesi, nafaka alacaklısının nafakayı tahsil etmesi için gerekli ise de yeterli değildir. Mahkeme tarafından verilen nafakalar, icraya konularak tahsil kabiliyetini kazanırlar.

Boşanma davası süresince verilen tedbir nafakası ilamsız icra kanalı ile talep edilebilir. Uygulamada genelde bu nafakalar dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hükme konu edilir. Dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hüküm tesis edilmiş olsa dahi tedbir nafakasına hükmedildiği ara karar tarihinden itibaren nafakaya faiz işletilmelidir.

Boşanma davası sonucunda verilen iştirak veyahut yoksulluk nafakası ise ilamlı icra kanalı ile talep edilebilir. Boşanma davası sonucunda temyiz yolunun tüketilmesi, nafakayı talep etme hakkınızı ertelemez veyahut engellemez. Nafaka kararı verildiği andan itibaren kesinleşmesi beklenmeksizin icraya konabilir.

Nafaka Ödemeleri Nasıl Yapılmalıdır?  

Nafaka borçlusu aleyhine hükmedilen nafakayı kendisine yapılan bir icra takibi var ve şahsı bu takipten haberdar ise icra dosyası kapsamında ilgili icra müdürlüğünün hesabına, icra takibi yapılmamış veyahut yapılmış ancak haberi yoksa nafaka alacaklısının hesabına ödeyerek bu borcunu ifa edebilir.

Bu noktada uygulamada sıklıkla karşılaşılan durum nafaka borçlusunun nafakayı, nafaka alacaklısına başka bir şekilde ifa etmesinden kaynaklanan sorunlardır. Örneğin, iştirak nafakası ödemekle mükellef bir baba ödemesi gereken tutardaki nafaka ile çocuğunun dershane taksitini ödedi ise borcundan kurtulur mu? Ya da eski eşine yoksulluk nafakası ödemek durumunda kalan eski eş, nafaka yerine eski eşinin kredi borcunu aylık düzenli olarak ödüyorsa kendisi aleyhine hukuksal işlem başlatılabilir mi?

Yargıtay içtihatını değiştirmeden önce bu denli yapılan ödemelerin yanı sıra nafaka alacaklısının banka hesabına açıklama yapılmaksızın yapılan ödemeler dahi borçluyu borcundan kurtaran ödemeler olarak sayılmıyordu. Yargıtay’ın bu görüşü nedeni ile de yerel mahkemeler, nafaka borçlusu aylık nafakasını düzenli bir şekilde yatırmış olsa dahi nafaka ödemesi olduğuna dair bir açıklama bulunmadan ödemeleri geçerli saymıyor ve ikinci kez tahsilat gündeme geliyordu.

Hakkaniyete aykırı olan bu durum Yargıtay’ın içtihat değişikliğine gitmesi ile sona erdi.

           ‘’… Genel haciz yolu ile başlatılan takipte borçlu bir takım ödemelerde bulunduğunu belirterek takibe itiraz etmiştir. İtirazın kaldırılması aşamasında mahkemece Dairemizin önceki içtihatları doğrultusunda inceleme yaptırılarak, ödeme belgelerinde “nafakaya ilişkindir” kaydını taşımayanlar nazara alınmayacak yazılı şekilde sonucu görülmektedir. Ancak Dairemizce oluşturulan yeni içtihat gereğince borçlunun somut olayda, gözlendiği gibi birbirini takip eden tarihlerde, tüm nafaka borçlarını kapsamasa dahi birtakım ödemeler yaptığı ve yaptığı bu ödemelerin nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair bir açıklama olmasa bile, ödenen miktar nispetinde nafaka borcundan kurtulacağına kabulü gerekmektedir. Zira işleyen nafaka borcu bulunan bir borçlunun yaptığı ödemelerin bu borç dışında, ahlaki bir ödeme olduğunu kabul etmek hak kaybına neden olmaktadır. Kaldı ki zorunlu olsa dahi, nafaka borcu da nitelik itibarıyla temelde ahlaki bir ödemedir. Açıklanan nedenlerle Dairemizce içtihat değişikliğine gidilmiş ve az yukarıda belirlenen ilkeler kabul edilmiştir…’’ Yargıtay 12. Hukuk Dairesi  2009/22641 E. 2010/3781 K. 19.02.2010 T. Kararı

Yargıtay’ın bu kararı ile artık nafaka borçlusunun yapmış olduğu nafakaya mahsuben ödemeler de nafaka borcunu ifa ettiği sonucun doğuracaktır.

 Nafakanın Ödenmemesi Halinde Hapis Cezası Var Mıdır?  

Mahkemenin eşlerden biri lehine ödenmesine karar verilen nafakanın ödenmemesi İcra İflas Kanununda düzenlenen Nafaka Ödememe Suçunu oluşturur. Nafakanın ödenmemesi üzerine nafaka alacaklısının İcra Ceza Mahkemesine şikayeti üzerine nafaka borçlusu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapis cezası uygulanmaya başlandıktan sonra nafaka borcunun ödenmesi halinde nafaka borçlusu tahliye edilir. Nafaka borçlusunun, nafaka alacağının azaltılması veya arttırılması gibi bir davası devam ediyorsa, hapis cezasının uygulanmasını hakim bu davaların sonuna bırakma kararı verebilir.

Tedbir nafakası ödememenin tazyik hapsi cezası önceki İcra İflas Kanununda yer almazken, yeni kanunla birlikte tedbiren hükmedilen nafakanın ödenmemesi halinde nafaka borçlusu aleyhine de ceza verilmeye başlanmıştır.

Cezadan söz edebilmek için hükmedilen nafakanın icraya konduktan sonra tebliğinin nafaka borçlusunun vekiline değil, nafaka borçlusunun kendisine yapılması aranır. Ayrıca cezanın söz konusu olabilmesi için üç aylık şikâyet süresi göz ardı edilmemelidir. Nafaka şikâyetinde bulunabilmek için öngörülen yasal sürenin geçmesinin ardından ödenmeyen nafaka birikmiş nafaka alacağı sayılır ve icra ceza mahkemesinde ceza davası konusu edilmez.

 [1] ÖZTAN, s. 354.; ZEVKLİLER , s.829.

Usulsüz Fesih Nedeniyle İşçi ve İşverenin Maddi-Manevi Tazminat Hakkı

Usulsüz fesih nedeniyle işçi ve işveren lehine ihbar tazminatından başka maddi ve / veya manevi tazminat hakkı da doğabilir. 1475 sayılı Eski İş Kanunu’nun 13. maddesinin son fıkrasında ” tarafların ayrıca tazminat isteme hakkı saklıdır” hükmü de bulunuyordu. Usulsüz Fesih Nedeniyle İşçi ve İşverenin Maddi-Manevi Tazminat Hakkı yazısına devam et

Çocuğun Göbek Adını Sildirmek İstiyorum

Merhaba Yasin bey, ben eşim ile uzun bir süredir ayrı yaşıyorum. Oğluma evlenirken eşimi mutlu etmek için onun soy ismi olan efe’yi ikinci isim olarak koydum fakat bunun benim açımdan sorun yaratacağını bilemedim. Şimdi bu ikinci ismi ben sildirmek istiyorum. Henüz boşanmadık bu yüzden sanırım eşim olmadan bu işlemi yapamıyorum. Boşandıktan sonra oğlumdaki efe ismini sildirebilir miyim? Velayetini annesi alacak muhtemelen nasıl bir yol izleyebilirim yardımcı olmanızı rica ederim. Şimdiden çok teşekkür ederim. Demir Y.

Demir bey, rahatsız edici bir ismin değiştirilmesi elbetteki mümkündür. Ancak sizin durumunuzda, oğlunuza doğarken verdiğiniz ikinci ismin oğlunuzu değil de sizi rahatsız etmesi söz konusu. Bu isim değişikliği davasını boşansanız da yapamazsınız.

 Babasını Tehdit Eden Oğul, Yardım Nafakası Alabilir mi?

8 yıldır benimle görüşmeyen, bana hakaret ve ölüm tehditlerinde bulunan, şikayetim üzerine lehimde koruma kararı çıkarılan oğluma yardım nafakası bağlandı. Yapabileceğim bir şey var mı? Adem H.

 Medeni Kanun’un 364. Maddesine göre “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” Ancak sizin olayınızda belirttiğiniz şekilde oğlunuzun aile bağlarının kendi kusuru ile temelinden sarsılmasına neden olduğunu ve bu nedenle aile birliğinin sağladığı hak ve yükümlülüklerin ortadan kalktığı görüşündeyim. Diğer yandan hakaret ve ölüm tehditlerinde bulunan oğlunuzun yardım nafakası talep etmesi Medeni Kanun’un 2. Maddesine de aykırıdır. Adem bey, eğer karar henüz kesinleşmedi ise temyize gitmenizde yarar görüyorum.

 “Artık Sevmemek” Boşanma İçin Yeterli mi?

Merhaba Yasin Bey. Ben eşimle 4 yıllık bir evliliği var. Ben boşanma davası açmak istiyorum. Nedeni ise: Ben artık kocamı sevmiyorum, istemiyorum onu. Zamanında istemediğim bir evlilikti ama mecbur kaldım ve evlendim. Kocamdan nefret ediyorum, istemiyorum onu. 2 tanede erkek çocuğum var. Ben boşanma davası açmak istiyorum. Açsam boşanabilir miyim ve çocuklar bende mi olur, babasında mı kalır? Çocuklarımı da bırakmak istemiyorum ama bir yandan da mutsuz bir evliliğe devam etmek istemiyorum… Bu konuda beni aydınlatabilirseniz sevinirim. Feza T.

 İki insanın bir araya gelerek hayatlarını birlikte sürdürmek istemeleri kadar, bu ortak hayatı sürdürmek istememeleri, ayrılmaya karar verilmeleri de doğal bir süreç. Medeni Kanun’umuza göre bir evliliği sona erdirmek için eşinizle anlaşmalı, anlaşamıyorsanız evlilik birliğini sürdürmenizin beklenemeyeceği durumları ortaya koyarak bunları ispat etmelisiniz. Yani sadece, ben eşimi artık sevmiyorum demek tek taraflı olarak boşanmayı sağlamıyor.

Velayet konusuna gelince: Çocukların yaşlarını yazmamışsınız. Çocuklar 12’den büyükse hakim hangi ebeveynde kalmak istediklerini çocuklara sorar. Küçüklerse, iki taraf da velayeti istiyorsa, çocukların yaşına, cinsiyetine, eşlerin sosyal durumlarına göre bir inceleme yapılır. Genelde küçük çocukların anneye bırakıldığı doğrudur.

 Emekli Maaşına Haciz Konabilir mi?

Emekliyim, şirket ortaklığımdan dolayı şirketin SGK’ya olan borcu var ve benim maaşıma kesinti uygulanmış,  nasıl kaldırtabilirim kesintiyi? Teşekkür ederim. Hüseyin E.

 5510 Sayılı Kanun’un 93 üncü maddesinde; Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu kanuna göre emekli maaşına, SGK prim borçları ile nafaka borçları için haciz konulabilmektedir. Ancak, sizin durumunuzda SGK öncelikle şirkete icra takibi yapmalı, bu takipten bir sonuç alamazsa borcu size yansıtmalı. Bunlar yapılmamışsa dava açıp haczi kaldırtabilirsiniz.