Etiket arşivi: boşanma avukatı ankara

Mal Beyanında Bulunma Dilekçe Örneği

Mal Beyanında Bulunma Dilekçesi Örneği

Ankara … İcra Müdürlüğü ‘ne

DOSYA NO                            :

MAL BEYANINDA

BULUNAN BORÇLU      :

KONU                           : Mal beyanımdır.

AÇIKLAMALAR             :

1- Alacaklı tarafından yukarıda esas no.su ve icra müdürlüğü belirtilen icra dosyası ile aleyhime yapılan icra takibi ile ilgili olarak yasal zorunluluk gereği süresinde mal beyanımı bildiriyorum.

2- Borcu kabul ediyorum. Ancak ödeme gücüm bulunmamaktadır. Üzerime kayıtlı hiçbir menkul ya da gayrimenkul malım ya da gelirim, üçüncü şahıslarda her hangi bir hak ve alacağım bulunmamaktadır. Geçimimi ailemin katkılarıyla sürdürmekteyim.

Gereği bilgilerinize arz olunur.

T.SONUCU : Mal beyanı dilekçemin kabulü ile dosyaya konulmasını talep ederim.

BORÇLU

___________________________________________

NOTLAR: 

* İcra ve İflas Kanunu’nun 74. maddesine göre, borçlu mal beyanında kendisinde ve üçüncü şahıslarda olan borç miktarı ile sınırlı olarak mal ve alacaklarını, geçimini ne şekilde sürdürdüğünü, borcu nasıl ödeyebileceğini ödeme emrini gönderen İcra Dairesi’ne bir dilekçe ile bildirir.

* İcra ve İflas Kanunu’nun 74. maddesine göre, mal beyanında bulunmayanların cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu maddeye göre mal beyanında bulunmamanın cezası İcra ve İflas Kanunu 337.maddede belirlenmişti.

* Anayasa Mahkemesi , ekonomik suçlara ekonomik ceza verilebileceğini ve bu nedenle mal beyanında bulunmamanın cezai yaptırıma tabi olmadığına karar vermiş, 16.4.2008 tarih ve 26849 sayılı R.G.’de yayımlanan, 28.2.2008 T., 2006/71 E. ve 2008/69 K. sayılı Kararı ile yayımından 1 yıl sonra yürürlüğe girmek üzere İcra ve İflas Kanunu‘nun  337. maddesini iptal etmiştir.

*Ancak, hapsen tazyik maddesi halen yürürlüktedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 76. maddesine göre, alacaklının şikayeti üzerine mal beyanında bulunmayan borçlu, 3 ayı geçmeyecek şekilde icra mahkemesi hakimi tarafından hapisle tazyik olunabilir.

* Dilekçe örneğindeki bilgiler, tavsiye niteliğinde olmayıp, sadece genel bilgi verme amaçlıdır. Dilekçenizi düzenlerken mutlaka, işin uzmanı bir avukata danışınız.

Velayet Davası

Velayet Davası

Velayet davası açma hakkı, henüz ergin olmayanlar hakkında terbiye,bakım, eğitim, barınma vb. her türlü ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda söz sahibi olma hakkını talepli dava türünü  ifade eder. Evlilik birliği süresince müşterek çocuklar hakkında bu hak eşler tarafından birlikte kullanılır. Boşanma davasının açılmasıyla, hakim bu hakkın hangi eşe bırakılacağına da karar verir, ayrıca velayet davası açmaya gerek yoktur. Bu hak kendisine bırakılmayan taraf, müşterek çocuğun giderleri için boşanma süresince tedbir nafakası, boşanma davasının kesinleşmesi ile ise iştirak nafakası öder. Velayet davası ile çocuklar genel olarak anaya bırakılmaktadır. Ancak bu mutlak bir kural değildir. Bu hak ve görevin gereği gibi kullanılmaması halinde kaldırılması ve değiştirilmesi ancak velayet davası ile söz konusu olabilir.

Velayet davası hakkı kural olarak sadece birbiriyle evli olan ana ve babaya tanınmıştır.Bunun gibi evlat edinenin de ergin olmayan evlatlık üzerinde velayet hakkı vardır. Ana ve baba evli iseler, onların velayet hakkı çocuğun dünyaya geldiği anda doğrudan doğruya kanundan doğar.

Evlatlık üzerinde evlat edinene tanınan velayet hakkı da evlilik içinde doğmuş çocuklarda olduğu gibi doğrudan doğruya kanundan doğar.Bu hakkı evlat edinen tarafından evlat edinme işleminin tamamlanmasıyla yani hakimin karar vermesiyle birlikte kazanılmış olur, ayrıca velayet davası açılmasına gerek bulunmamaktadır.

Çocuk üzerinde ana ve baba ile evlat edinenin dışında hiç kimsenin velayet davası açma hakkı yoktur. Bu kimseler örneğin yaşça büyük kardeşler veya büyük ana ve babalar ile amca, hala, dayı ve teyzeler gibi çocuğun ne kadar yakın dereceli kan hısımları olurlarsa olsunlar durum değişmez, velayet davası açamazlar.

Kanun, kural olarak velayet hakkını ana ve babanın ikisine birden ortaklaşa tanımış, böylece bu bakımdan da kadın-erkek eşitliği ilkesine uymuştur. Her iki taraf da velayet davası açma hakkına sahiptir.  

Velayet Davası Açarak Velayetin Değiştirilmesi  

TMK md 349’a göre aile mahkemesi hakimi, çocuğun menfaati gerektirdiği takdirde velaye- tin değiştirilmesine karar verebilir.

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri  

a)Çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi:  

Çocuk ile velayet hakkı kendisinde olmayan taraf arasındaki doğrudan doğruya veya dolaylı olan kişisel ilişkinin velayet kendisinde olan tarafça engellenmesi, velayetin değiştirilmesi hallerindendir. Bu engelleme hali kanıtlanmalıdır. Aksi halde Y2HD 28.06.2010 2485-12823 sy kararında olduğu gibi “..davalının kişisel ilişkiye engel olduğu ve velayet görevini ihmal ettiği kanıtlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.” bir sonuç ortaya çıkacaktır.

b)Çocuğun fiilen velayet hakkı olmayan ana babada veya 3.kişide bırakılması:  

Çocuğun velayet hakkı olmayan kişide  uzun süre fiilen bırakılması velayetin değiştirilmesine sebep olur. Y2HD 01.03.2010 2598-3800 kararında “..1997 doğumlu Feyza’yı kendi annesine bırakarak küçüğü eylemli olarak terk edip Denizli’ye yerleştiği, anneanne tarafından çocuğun davacının anne babasına teslim edildiği, bu suretle annenin velayet görevini savsakladığı anlaşılmaktadır. Küçüğün velayetinin babaya verilmesi gerekirken davanın reddi doğru görülmemiştir.” şeklinde hüküm kurarak yerleşmiş içtihadını devam ettirmiştir.

c)Çocuğun menfaatinin gerektirdiği diğer haller:  

Çocuğun menfaatinin gerektirdiği diğer hallerde de velayetin değiştirilmesine karar verilebi- lir. Ancak velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmediği, yükümlülüklerin savsaklandığı ve ilgi gösterilmediği kanıtlanamazsa dava reddedilir, bu yüzden ispat önemlidir. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

Maddi durumun iyi veya kötü olması velayetin değiştirilmesine sebep olmaz, yapılması gereken maddi durumu iyi olup velayet kendisinde olmayan ana veya babanın ödeyeceği iştirak nafakasını arttırmaktır.

Davalının davacıya göre var olan sosyal statü eksikliği de velayetin değiştirilmesine neden olmaz.  

Velayetin Değiştirilmesi Usulü  

Velayetin değiştirilmesine ilişkin davada görevli mahkeme aile mahkemesi, aile mahkemesi- nin olmadığı yerlerde Hsyk tarafından belirlenmiş asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mah- keme davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Bu davada mahkemenin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmadığından yetki itirazı en geç ilk oturumda yapılmalıdır. Dava basit yargılama usulüne tabidir. Koşulları varsa yargılamanın iadesi istenebilir. İlgili olan herkes bu davayı açabilir, vekiller için genel vekaletname yeterlidir. Husumet velayet hakkına sahip ana ve/veya babaya yöneltilir.

Gerekli olduğu takdirde uzman görüşüne başvurulur. Uzman ise gerekli görürse taraflarla ve çocukla konuşarak raporunu hazırlamalıdır.

Davada idrak çağındaki çocuklar dinlenmelidir. BM çocuk haklarına dair sözleşmenin 12.maddesine göre çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak özellikle sağlanacaktır. Çocuğun tercihi dikkate alınmalıdır, Y2HD 25.09.2007 13242-12638 kararında “..Çocuk 1991 doğumlu olup idrak çağındadır. Velayetle ilgili tercihini anneden yana kullanmıştır. Velayetin değiştirilmesinin koşulları gerçekleşmiştir. İsteğin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabet- sizdir.” şeklinde hüküm tahsis ederek çocuğun tercihinin değerini belirtmiştir. İdrak çağında olmayan çocukların yönlendirilmiş beyanları ise dikkate alınmamalıdır.

Velayetin değiştirilmesi harcı verilmek suretiyle usulüne uygun olarak açılmış dava veya karşı dava ile istenir. Ancak velayetin değiştirilmesine bağlı olmayan fakat birlikte yapılan istekler ayrı harca tabidir. Dava adli tatilde görülebilir. Evrak üzerinden veya sadece davalının kabulüne dayanılarak karar verilemez.

Çocuk dava sırasında ergin olursa, dava şartı kalmadığından davanın reddine karar verilmelidir.

Anlaşmalı boşanmadan sonra çocuğun esenliği ve güvenliği gerektiriyorsa velayetin değiştirilmesi gerekir. Böyle bir durum ispatlanamazsa davanın reddine karar verilir.

Velayetin Değiştirilmesinin Sonuçları  

1)Velayet hakkının getirdiği ödevler velayetin verildiği ana veya babaya geçer.  

2)Kişisel ilişki düzenlenir.  

Hakim velayet hakkına sahip olmayan ana veya babayla çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasını düzenler.  

3)İştirak nafakası verilir.  

Velayet kendisinde olmayan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Hafta İçi Sen Bak, Hafta Sonu Ben Gezdireyim !

Hafta İçi Sen Bak, Hafta Sonu Ben Gezdireyim !

boşanma velayet

Boşanma davaları içi içe geçmiş birçok problemin çözülmesini gerektiren oldukça karmaşık bir süreç. Eşler, müşterek çocuklar, eşin annesi, babası kardeşleri bir yana bazen eşin eskiden birlikte olduğu kişi, önceki evlilikten olma çocuk, açık kimliği bile belli olmayan telefonda konuşulan şahıs gibi bir çok bilinmeyen, yetersiz bilgi nedeniyle hakim tarafından çözülemeyen, çoğu zaman gözardı edilen konu var.

 Hakim, boşanma davasında kimin haklı kimin haksız olduğunu doğru bir şekilde tespit ettiğini varsayalım. Bu karar yanında hakim, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur durumundan (çoğu halde) bağımsız olarak çocukların geleceği ile ilgili de bir karar vermek zorunda. Bu karar çocuğun yaşı, cinsiyeti, yaşadığı çevre, ana-baba ile ilişkileri, ana-babanın çocuğa karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği gibi birçok değişkenin doğru bir şekilde tespitini gerektiriyor.

Bugün artık, geçmişte anlatılan “babamız bizi bir kere bile öpmedi, saçımızı okşamadı” babalarından daha çok, çocukları ile Hafta İçi Sen Bak, Hafta Sonu Ben Gezdireyim ! yazısına devam et

Babanın Parası mı Annenin Sevgisi mi?

Boşanmada velayet“Küçük bir çocuğun yetişmesi için bir köy dolusu insan gerekirmiş”. Bir çocuğun karakterinin büyük oranda çevresinde oluştuğunu örnekleyen güzel bir sözdür bu. Günümüzde, bir çocuğun yetişmesi için köy dolusu insan değilse de birbirinden farklı ortamlara ihtiyaç duyuluyor. Daha iki yaşında kreşe gönderilmeye başlanan çocuklar, dört yaşından itibaren de yüzmeye, baleye, ata binmeye, basketbol, tenis oynamaya teşvik ediliyor. On- on beş yıl önce çok az kişinin sahip olduğu cep telefonları, bilgisayarlar ufaklıkların elinde oyuncak olmuş durumda. Ama bunun bir nedeni de artık gönül rahatlığıyla çocuklarımızı sokağa salamamamız. Eskiden sokakta büyümesini seyrettiğimiz çocukların şimdi oyun alanları otopark, bina ve alışveriş merkezi olmuş durumda. Çocuk kaçırma olaylarını, açık bırakılan rögarlara düşen yavrularımızı hiç saymıyorum bile…

Bu şartlarda, çocuğun ihtiyaç duyduğu eğitimi alabilmesi için “para”nın en önemli şey olup olmadığı, bana çokça sorulur hale geldi. Boşanma davalarında çocuğunun velayetini almak isteyenlerin ilk söyledikleri “iyi bir işim var, Babanın Parası mı Annenin Sevgisi mi? yazısına devam et

Aile Konutu Şerhi Konulması Talebi

aile konutuÖlmekle Bitmez…

 

Davacı davasını açarken olayları açıklamakla birlikte hukuki sebepleri yanlış göstermişse ne olur? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, önüne gelen bir dosya hakkında verdiği kararda, olayları açıklama görevinin taraflara, bu olayların hukuki nitelendirmesini yapmak görevinin ise hakime ait olduğunu belirtti. Davacı bu davada, aile konutu şerhi konulması talebinin yanında, taşınmazın aile konutu olduğunun tespitini de istemiş ancak yerel mahkeme evliliğin ölümle bitmiş olması nedeniyle ailenin sona erdiğini ve bu nedenle taşınmazın da aile konutu olma vasfını yitirdiğine karar vermişti. Yargıtay, temyizen incelemesi sonucunda, her ne kadar aile konutu vasfı sona ermişse de davacının Türk Medeni Kanunu 240 ve 652. maddelerinden doğan haklarını kullanma hakkı olduğunu, bu hakları kullanabilmesi için taşınmazın aile konutu olduğunun tespitini istemesinde hukuki yararı olduğunu belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu. (Kararın tam metni için bkz: YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/11721 K. 2012/17517 T. 25.6.2012)

 

Sadakat yükümüne aykırı davranış manevi tazminat gerektirir

Sadakat denilen şey mazide mi kaldı?

sadakatsizlikEvlilik birliği sürerken eşlerin birbirlerine karşı en önemli yükümlülüklerinden bir tanesi de evlilik süresince sadık olmaktır. Bu yüküm, boşanma davasının açılmasından sonra da sona ermez, eşler hakkında boşanma kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Peki ama sadakat yükümüne uymamış eş aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi gerekir mi?

Bu sorunun cevabı bu günlerde basit gibi gelse de bundan 20-30 yıl önce Yargıtay farklı Sadakat yükümüne aykırı davranış manevi tazminat gerektirir yazısına devam et

Boşanma davasında hakimin kendiliğinden alacağı önlemler

Kadın Ne Yer Ne İçer Kimin Umurunda?

yiyecekBundan beş -on yıl kadar önce yapılan araştırmalarda kadınların eşlerinden şiddet görmelerine, hakaret işitmelerine, horlanmalarına, aldatılmalarına rağmen boşanma davası açmamaları ve yaşadıkları hayata razı olmalarının en büyük nedeni olarak kadınların ekonomik bağımlılıkları gösterilirdi.

Bugün, hem kanunlarda hem de zihniyetlerde yapılan değişikliklerle, evliliği sürdürmesi nedeniyle zarar gören kadının boşanma davası açabilmesinin önündeki ekonomik engeller büyük ölçüde kaldırıldı.

Boşanma davasının açılması ile birlikte hakim, talep olmasa bile bazı konularda karar vermekle yükümlü tutuldu. Kadın, boşanma davasını açtıktan sonra dilekçesi yaşadığı şehre göre ya Aile Boşanma davasında hakimin kendiliğinden alacağı önlemler yazısına devam et

Fiziksel Şiddet Uygulayan Anneye Velayet Bırakılır mı?

çocuk döven anneAnnenin Vurduğu Yerde …

Bir boşanma davası açıldığında dosyanın önüne geldiği hakim, varsa müşterek çocuğun kime bırakılacağına, eşlerden hangisi ile yaşamına devam edeceğine de karar vermek zorundadır. Teoride hakim, bu kararı verirken eşler ile çocuğun arasındaki ilişkiyi inceler, eşlerin çocuğa karşı olan yaklaşımını da göz önüne alır. Sadece bununla da kalmaz, ülkemizin de taraf olduğu Milletlerarası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 12 yaşına gelmiş çocuğa bu konudaki düşüncelerini de sorar. Tabii, teoride, kanun kitaplarında böyle yazsa da pratik yaşam da durum başka başka gelişebiliyor. Dosyanın taraflarının hataları, sevapları, yaşanmışlıkları, kusurları olan insanlar olması gibi, Fiziksel Şiddet Uygulayan Anneye Velayet Bırakılır mı? yazısına devam et

Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması gerekir

iki kardeşBi sana bi bana …

 

Bana çokça sorulan sorulardan biri de, müşterek çocuğun birden fazla olması halinde boşanma davasında mahkemenin çocuklardan birini anneye diğerini babaya mı bırakacağı. Bunu soranlarla bu sorularının nedenini, neden böyle düşündüklerini, bu sorunun akıllarına nereden geldiğini konuşuyorum.

Bazıları bunun nedenini ekonomik sebeplerle temellendiriyorlar: Kardeşleri ayrı ayrı verirse mahkeme, çocuğun masrafları paylaşılmış olacak, böylelikle her bir çocuğa daha fazla imkan sağlanmış olacak.

Bazıları bunun nedenini çocuğun bakım zorluğuna getiriyor. “Bir çocuk bir dert, iki çocuk dört dert vallahi avukat bey” diyorlar.

Bazıları ise örneğin kız çocuğun anneye, erkek çocuğun babaya bırakılması gerektiği Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması gerekir yazısına devam et