Etiket arşivi: boşanma avukatı

Nafaka Artış Oranı

Yazı son güncelleme: 09.04.2017

nafaka artış oranı, nafaka hesaplama, nafaka hesaplama 2017, nafaka artırım davası, nafaka artış oranı 2017, nafaka artırım davası süre, nafaka artırım oranı, nafaka artışı, nafaka artırım davası vekalet ücreti kesinleşme, nafaka bedeli, nafaka en fazla ne kadar olur, nafaka en fazla ne kadar olabilir, nafaka gelirin yüzde kaçı, nafaka güncelleme, nafaka kanunu 2017, nafaka kaç para, nafaka kaç lira, nafaka kaç liradır, nafaka kaç lira olur, nafaka miktarı 2017, nafaka miktarının belirlenmesi, nafaka nasıl hesaplanır, nafaka oranı, nafaka oranı neye göre belirlenir, nafaka otomatik artar mı, nafaka ücreti ne kadar, nafaka ücretleri, nafaka uyarlama dilekçesi, nafaka ücreti neye göre belirlenir, nafaka uyarlama davası, nafaka ücretleri 2017, nafaka üfe hesaplama, nafaka ücreti nasıl hesaplanır, nafaka ücreti ne kadardır, nafaka ücretleri ne kadar, nafaka üst sınırı, 


Nafakanın Artırım Oranları

Boşanma davasında çocukların velayeti bir tarafa bırakılınca diğer tarafa da ödemesi için iştirak nafakası belirleniyor. Yine boşanma halinde yoksulluğa düşecek olan eşe ise yoksulluk nafakası verilmektedir.

Anlaşmalı boşanma davası ile sona eren evliliklerde bu nafakaların miktarı taraflarca belirlenir. Çekişmeli olarak açılan dava yoluyla sona eren evliliklerde ise iştirak ve yoksulluk nafakalarının miktarı (dava süresince tedbir nafakaları) hakim tarafından tespit edilir.

İster anlaşmalı boşanma davası isterse çekişmeli boşanma davası ile kararlaştırılmış olsun, belirlenmiş olan bu nafaka miktarı tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda nafakanın arttırılmasına ya da nafakanın azaltılmasına ve hatta nafakanın kaldırılmasına karar verilebilir.

Nafaka artış oranı ise, anlaşmalı yahut çekişmeli boşanma davası sonucunda mahkemenin gerekçeli kararına göre, nafakanın ÜFE oranında artırılarak karar verilmiş olmasını ifade eder.

Taraflar, anlaşmalı boşanma davasında hazırladıkları protokolde yahut çekişmeli boşanma davasındaki dilekçeleri ile takdir edilecek nafakanın, sonraki yıllarda ÜFE oranında artırılarak uygulanmasını talep etmiş olabilirler.

Bilindiği üzere, paranın satın alma gücü her yıl azalmaktadır. Paranın satın alma gücünün önceki yıla göre ne kadar azaldığı ise ülkemizde TÜİK yani Türkiye İstatistik Kurumu tarafından araştırılarak ilan edilmektedir. TÜİK’in açıkladığı bu verilere göre kira artış oranı ve nafaka artış oranı belirlenmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşen uygulamasına göre; nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.

Daha yüksek ya da farklı bir şekilde artış yapılması halinde mahkeme kararının bozulması gerekir.

Nafaka Artış Oranı

Yurt içi üretici fiyat endeksi ve değişim oranı, 2003=100, Mart 2017
Yıl Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Year Jan. Feb. March April May June July August Sep. Oct. Nov. Dec.
Endeks-Index
2006 123,51 123,83 124,14 126,54 130,05 135,28 136,45 135,43 135,11 135,73 135,33 135,16
2007 135,09 136,37 137,70 138,80 139,34 139,19 139,28 140,47 141,90 141,71 142,98 143,19
2008 143,80 147,48 152,16 159,00 162,37 162,90 164,93 161,07 159,63 160,54 160,49 154,80
2009 155,16 156,97 157,43 158,45 158,37 159,86 158,74 159,40 160,38 160,84 162,92 163,98
2010 164,94 167,68 170,94 174,96 172,95 172,08 171,81 173,79 174,67 176,78 176,23 178,54
2011 182,75 185,90 188,17 189,32 189,61 189,62 189,57 192,91 195,89 199,03 200,32 202,33
2012 203,10 202,91 203,64 203,81 204,89 201,83 201,20 201,71 203,79 204,15 207,54 207,29
2013 206,91 206,65 208,33 207,27 209,34 212,39 214,50 214,59 216,48 217,97 219,31 221,74
2014 229,10 232,27 233,98 234,18 232,96 233,09 234,79 235,78 237,79 239,97 237,65 235,84
2015 236,61 239,46 241,97 245,42 248,15 248,78 247,99 250,43 254,25 253,74 250,13 249,31
2016 250,67 250,16 251,17 252,47 256,21 257,27 257,81 258,01 258,77 260,94 266,16 274,09
2017 284,99 288,59 291,58
Bir önceki aya göre değişim oranı (%)-Monthly change (%)
2006 1,96 0,26 0,25 1,94 2,77 4,02 0,86 -0,75 -0,23 0,45 -0,29 -0,12
2007 -0,05 0,95 0,97 0,80 0,39 -0,11 0,06 0,85 1,02 -0,13 0,89 0,15
2008 0,42 2,56 3,17 4,50 2,12 0,32 1,25 -2,34 -0,90 0,57 -0,03 -3,54
2009 0,23 1,17 0,29 0,65 -0,05 0,94 -0,71 0,42 0,62 0,28 1,29 0,66
2010 0,58 1,66 1,94 2,35 -1,15 -0,50 -0,16 1,15 0,51 1,21 -0,31 1,31
2011 2,36 1,72 1,22 0,61 0,15 0,01 -0,03 1,76 1,55 1,60 0,65 1,00
2012 0,38 -0,09 0,36 0,08 0,53 -1,49 -0,31 0,26 1,03 0,17 1,66 -0,12
2013 -0,18 -0,13 0,81 -0,51 1,00 1,46 0,99 0,04 0,88 0,69 0,62 1,11
2014 3,32 1,38 0,74 0,09 -0,52 0,06 0,73 0,42 0,85 0,92 -0,97 -0,76
2015 0,33 1,20 1,05 1,43 1,11 0,25 -0,32 0,98 1,53 -0,20 -1,42 -0,33
2016 0,55 -0,20 0,40 0,52 1,48 0,41 0,21 0,08 0,29 0,84 2,00 2,98
2017 3,98 1,26 1,04
Bir önceki yılın Aralık ayına göre değişim oranı (%)-Rate of change on December of the previous year (%)
2006 1,96 2,22 2,48 4,46 7,36 11,68 12,64 11,80 11,54 12,04 11,72 11,58
2007 -0,05 0,89 1,88 2,69 3,09 2,98 3,05 3,93 4,98 4,84 5,78 5,94
2008 0,42 3,00 6,26 11,04 13,39 13,76 15,18 12,49 11,48 12,11 12,08 8,11
2009 0,23 1,40 1,70 2,35 2,30 3,27 2,54 2,97 3,60 3,90 5,24 5,93
2010 0,58 2,25 4,24 6,69 5,47 4,93 4,77 5,98 6,52 7,80 7,47 8,87
2011 2,36 4,13 5,40 6,04 6,20 6,21 6,18 8,05 9,72 11,48 12,20 13,33
2012 0,38 0,29 0,65 0,73 1,27 -0,24 -0,56 -0,30 0,72 0,90 2,58 2,45
2013 -0,18 -0,31 0,50 -0,01 0,99 2,46 3,48 3,52 4,43 5,15 5,80 6,97
2014 3,32 4,75 5,52 5,61 5,06 5,12 5,89 6,33 7,24 8,22 7,18 6,36
2015 0,33 1,53 2,60 4,06 5,22 5,49 5,15 6,19 7,81 7,59 6,06 5,71
2016 0,55 0,34 0,75 1,27 2,77 3,19 3,41 3,49 3,79 4,66 6,76 9,94
2017 3,98 5,29 6,38
Yıllık değişim (bir önceki yılın aynı ayına göre değişim) (%)-Annual change (%)
2006 5,11 5,26 4,21 4,96 7,66 12,52 14,34 12,32 11,19 10,94 11,67 11,58
2007 9,37 10,13 10,92 9,68 7,14 2,89 2,08 3,72 5,02 4,41 5,65 5,94
2008 6,44 8,15 10,50 14,56 16,53 17,03 18,41 14,67 12,49 13,29 12,25 8,11
2009 7,90 6,43 3,46 -0,35 -2,46 -1,86 -3,75 -1,04 0,47 0,19 1,51 5,93
2010 6,30 6,82 8,58 10,42 9,21 7,64 8,24 9,03 8,91 9,92 8,17 8,87
2011 10,80 10,87 10,08 8,21 9,63 10,19 10,34 11,00 12,15 12,58 13,67 13,33
2012 11,13 9,15 8,22 7,65 8,06 6,44 6,13 4,56 4,03 2,57 3,60 2,45
2013 1,88 1,84 2,30 1,70 2,17 5,23 6,61 6,38 6,23 6,77 5,67 6,97
2014 10,72 12,40 12,31 12,98 11,28 9,75 9,46 9,88 9,84 10,10 8,36 6,36
2015 3,28 3,10 3,41 4,80 6,52 6,73 5,62 6,21 6,92 5,74 5,25 5,71
2016 5,94 4,47 3,80 2,87 3,25 3,41 3,96 3,03 1,78 2,84 6,41 9,94
2017 13,69 15,36 16,09
On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı (%)-Rate of change in twelve months moving averages (%)
2006 5,45 5,04 4,49 4,09 4,27 4,97 5,82 6,49 7,06 7,76 8,60 9,34
2007 9,68 10,08 10,63 11,01 10,95 10,09 9,03 8,29 7,77 7,23 6,75 6,31
2008 6,08 5,94 5,95 6,39 7,20 8,39 9,76 10,68 11,29 12,03 12,56 12,72
2009 12,81 12,63 11,99 10,65 8,96 7,34 5,47 4,19 3,22 2,20 1,37 1,23
2010 1,14 1,20 1,63 2,52 3,50 4,30 5,33 6,18 6,89 7,71 8,27 8,52
2011 8,89 9,23 9,36 9,17 9,21 9,42 9,59 9,76 10,03 10,26 10,72 11,09
2012 11,11 10,96 10,79 10,72 10,57 10,24 9,88 9,33 8,65 7,80 6,98 6,09
2013 5,33 4,72 4,23 3,74 3,27 3,18 3,23 3,39 3,58 3,93 4,10 4,48
2014 5,22 6,11 6,95 7,89 8,66 9,03 9,26 9,55 9,84 10,11 10,32 10,25
2015 9,59 8,79 8,03 7,36 6,98 6,74 6,43 6,14 5,92 5,58 5,33 5,28
2016 5,50 5,61 5,64 5,47 5,19 4,91 4,77 4,51 4,07 3,83 3,93 4,30
2017 4,96 5,87 6,89
TÜİK, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, Mart 2017
TurkStat, Domestic Producer Price Index, March 2017

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?

a) Anlaşmalı Boşanma Davalarında Süre

Anlaşmalı boşanma davaları, eşlerin birlikte başvurdukları yahut bir eşin açtığı davadaki taleplerin diğer eş tarafından da kabul edildiği davalardır. Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer yazısına devam et

Boşanma Davası Açmadan Önce Bilinmesi Gerekenler

Boşanma

Aile avukatı, anlaşmalı boşanma, boşanma avukatı, boşanma avukatları, boşanma davası, boşanma davası nasıl açılır, boşanma dilekçesi, boşanma gerekçeleri, boşanma hukuku, boşanma sebepleri, boşanma nedenleri, çekişmeli boşanma, nasıl boşanabilirim

Boşanma Davası Türleri Nelerdir?

Boşanma davası genel olarak çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Kanuna göre boşanma sebepleri,

  • zina,
  • hayata kast,
  • eşe çok kötü muamele,
  • yüz kızartıcı suç işleyen eşten boşanma,
  • terk,
  • akıl hastalığı,
  • evlilik birliğinin temelinden sarsılması,
  • anlaşmalı boşanma ve
  • fiili olarak ayrı yaşama şeklinde sayılmıştır.

Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir?

Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşlerin evliliğinin 1 tam yılı doldurmuş olması gerekir. Bir tam yılı doldurmamış eşler anlaşmalı olarak boşanamazlar. Ancak bu durumda eşlerin yukarıda saydığım nedenlerle çekişmeli boşanma davası açmalarının önünde bir engel yoktur.

Boşanma Süreci Nasıl İşler?

Boşanmada tüm süreçler dava dilekçesinin hazırlanması ile başlar, davanın açılması, dilekçenin tebliği, ESD araştırmasının yapılması, cevap dilekçesinin verilmesi, cevap dilekçesine cevap dilekçesi ile bu dilekçeye cevap verilmesi ile devam eder.

Yine ön inceleme duruşması, tanıkların dinlenilmesi ve diğer delillerin toplanmasının akabinde esasa ilişkin beyanların sunulması ile ilk aşaması sona erer.

Bu aşamadan sonra, gerekçeli kararın tebliği, istinaf ya da temyiz merciine başvurulması aşamaları da mevcut olabilir.

Nihayetinde kararının kesinleşmesi ve nüfus müdürlüğüne işlenmesi ile süreç tamamlanır.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Genel olarak anlaşmalı davalar, davanın açılması, duruşmaya çıkılması ve kararın kesinleşmesi için yapılması gereken çeşitli işlemlerle birlikte yaklaşık 2-3 aylık bir süreç alıyor.

Çekişmeli davalar ise 10-12 ayda bitiyor. Kesinleşmesi ise temyiz edilirse yaklaşık 18 -20 ayı buluyor.

En Hızlı ve En İyi Nasıl Boşanılabilir?

Önemli olan en hızlı şekilde boşanılması değil, en doğru şekilde boşanılmasıdır. Tarafların tüm haklarını alabildiği sonuç en iyi boşanmadır.

Boşanma Davasını Hangi Tarafın Açması Avantajlıdır?

Boşanma davasını hangi tarafın açtığı değil, açan tarafın iddialarını ispatlaması önemlidir. Öte yandan bir taraf boşanma davası açtıktan sonra diğer tarafın da karşı boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır.

Boşanmada iddialarını en doğru şekilde sunan ve bunları ispatlayabilen taraf avantajlıdır.

Kadın ya da erkeğin davayı açmasının hiç bir önemi bulunmamaktadır.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası, aile mahkemesine, aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesine hitaben yazılacak 3 nüsha dilekçe ile açılmaktadır.

Davanın açılmış sayılması için başvuru harcı, peşin harç ve benzeri harçlar ile gerekli gider avansının yatırılmış olması gerekir.

Boşanma İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?

Boşanma için bugünkü internet ortamında tek gerekli olan belge TC Kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanıdır. Aile cüzdanı, pasaport, tapu kayıtları, ikametgah ilmuhaberi, doğum belgeleri gibi kayıtlara gerek yoktur.

Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalıdır?

Boşanma dilekçesinin hazırlanması için çeşitli kanunlarda belirlenmiş şekillere uyulması gerekmektedir. Dava dilekçelerinin içermesi gereken bazı ifadeler bulunmaktadır. Bunlara uyulmaması halinde dilekçe reddedilebileceği gibi, davanın açılmamış sayılmasına da karar verilebilmektedir. Bunun yanında, içerik olarak yanlış hazırlanmış bir dava dilekçesi, hak kayıplarına da neden olabilir.

İki Eş de Mahkemeye Gelmek Zorunda mıdır?

Evliliğin sona ermesi için açılan bu davaları ikiye ayırmak mümkündür: Bunlardan ilki anlaşmalı davadır.Anlaşmalı açılan davada her iki taraf mahkemeye çıkarak evliliğin sona ermesini hür iradeleriyle istediklerini hakime açıklamak zorundadırlar. Anlaşmalı davada, duruşmada tarafların temsili vekaletle olmamaktadır.

Diğer yandan çekişmeli olarak açılan davada tarafların mahkemeye çıkmasına gerek yoktur. Taraflar yerine vekil edecekleri avukatları da mahkemede kendilerini temsil edebilirler.

Duruşmaya Bizzat Katılmak Gerekir mi?

Duruşmaya eğer dava anlaşmalı değilse tarafların bizzat katılmasına gerek yoktur. Tarafların avukatları da katılarak davayı takip edebilir.

Davaya Gidilmezse Ne Olur?

Davaya gidilmediği ve dava avukatla da takip edilmediği takdirde dava düşer. Bu durumda davaya yetişemeyen, duruşma gününü yanlış hatırlayan, hatalı not eden tarafın davayı yenileme hakkı bulunmaktadır.

Davayı Takip İçin Avukat Tutulması Gerekir mi?

Hukukumuza göre dileyen herkes mahkemeler önünde işini kendi başına takip etme hakkına sahip. Ben de özellikle tarafların bir mal varlıklarının olmadığı, iki tarafın da çalıştığı, müşterek çocuklarının olmadığı ve iki tarafın da evliliğin sona ermesini isteyerek anlaşabildiği durumlarda avukat tutulmasına gerek olmayabileceğini düşünüyorum.

Ancak, özellikle çekişmeli davalarda mahkemelerin kusurlu eşe yüklediği maddi ve manevi tazminatlar çok yükseldi. Tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, kusurun ağırlığına göre 50.000,00 TL hatta 100.000,00 TL’ye varan maddi ve manevi tazminatlara hükmedilebiliyor.

Yine bazı durumlarda eşin durumuna uygun olmayan miktarlarda nafakaya karar verildiğini de görebiliyoruz.

Dava dilekçesi bir şekilde hazırlanabilse bile, cevap dilekçesi, replik ve düplik dilekçeleri, delil dilekçesi, ıslah, itiraz, esas hakkında beyan dilekçeleri, delillerin toplanması, tanıklara soru sorulması gibi iş ve işlemler göz önüne alındığında avukatsız olarak bir davanın yürütülmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.

Diğer yandan bu davalar teknik olarak ceza davalarıyla birlikte en zor davalardan. Yargıtay’ın 2. , 6. ve 8. Daireleriyle birlikte 4. ve 12. Daireleri’nin ve Hukuk Genel Kurulu’nun da tüm ilgili kararlarını takip etmeyi gerektiriyor. Bu benim gibi sadece bu konuyla ilgilenen, bu konuda her hafta makale, yılda bir kitap yazan bir hukuk adamı için bile oldukça yorucu bir mesai gerektiriyor.

Eşinden Şiddet Görenler Ne Yapmalı?

Şiddet gören eş mutlaka en yakın karakola başvurarak durumu tutanak altına almalıdır. Buradan şiddete uğrayan mağdur, hastaneye gönderilerek kendisine darp raporu aldırılır.

Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun üstün yararı gözönünde bulundurulur. Bunun için çocuğun yaşına, cinsiyetine, ebeveynlerin çocukla olan ilişkisine, ekonomik ve sosyal durumlarına da bakılmalıdır.

Boşandıktan Sonra Hemen Yeniden Evlenilebilir mi?

Davada verilen kararın kesinleşmesinden sonra erkeklerin hemen yeniden evlenmesi mümkünken, kadınların bekleme süresini doldurmaları gerekir.

İddet (Kadın için Bekleme Süresi) Nedir?

Boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için 300 günlük bekleme süresini tamamlaması gerekmektedir. Ancak bu süre, kadının hamile olmadığına dair bir raporu varsa kaldırılabilmektedir.

Yoksulluk ve İştirak Nafakası Nedir, Nasıl Belirlenir?

Nafaka, hem evliliğin sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş için hem de çocuklar için belirlenmektedir.

Nafaka belirlenirken, eşlerin gelirleri ve giderleri ile ekonomik ve sosyal durumları gözönüne alınır.

Davada Tazminat Nasıl Belirlenir?

Türk Medeni Kanunu’na göre maddi ve manevi tazminat, davanın açılmasına neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eş aleyhine, kusurun derecesine, maddi gücüne göre belirlenir.

Eşlerin evliliğin sona ermesinde kusuru yoksa yahut kusurları eşitse birbirlerinden maddi ve manevi tazminat alamazlar.

Anlaşmalı Davada Kararlaştırılan Nafakanın İptali ya da Artırılması Mümkün müdür?

Şartların değişmesi halinde, anlaşmalı davada kararlaştırılan nafakanın kaldırılması, azaltılması ya da artırılması mümkündür.

Ses ve Video Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Hukuka uygun elde edilmek şartıyla ses ve video kayıtlarının davalarda delil olarak kullanılabilmeleri mümkündür.

Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Mal paylaşımı, tarafların evliliklerinin başlangıcına, evlilik içinde edinilen malvarlıklarının bedelinin nasıl ödendiğine göre özel hesaplama yöntemleriyle yapılmaktadır. Eşlerin %50 şeklindeki standart hakları, malvarlığının bedelinin ödenme şekline bağlı olarak değişebilmektedir.

Avukat Ücreti Ne Kadardır?

Avukatlık ücretleri, davanın görüleceği yere, tarafların çekişme durumlarına, ekonomik ve sosyal durumlarına göre değişkenlik göstermektedir.

Davanın açılacağı yer baroları her yıl, ortalama bazı ücretler belirlemekte ve bunları yayınlamaktadır.

Anlaşmalı mı yoksa çekişmeli davayı  mı tavsiye ediyorsunuz?

Öncelikle bu eşlerin durumuna bağlı. Eşlerin kaç yıldır evli olduğu, yaşları, ne iş yaptıkları, mal varlıklarının olup olmadığı, mal varlıklarının ne kadarını evlilik öncesinden ya da miras-bağışlama yoluyla edindikleri, müşterek çocukların olup olmadığı, bunların yaşları, aylık masrafları ve bunlar gibi durumları değerlendirerek anlaşmalı ya da çekişmeli davayı tavsiye ediyorum.

Karşı taraf boşanmak istemese de boşanabilir miyim?

Bana gelen soruların önemli bir kısmı da bununla ilgili. Yıllar içinde eşten-dosttan duyduklarımız hafızamızda yer ediyor ve başımıza böyle bir iş geldiğinde çözümü eski bilgilerimizle bulmaya çalışıyoruz. “Karşı tarafın  istememesi halinde boşanılamayacağı” fikri de eski Kanun döneminden kalma bir bilgi. Yeni Medeni Kanunumuza göre böyle bir durumda boşanmanın gerçekleşmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Yine bu durum davayı da uzatmaz. Tabii kusur durumlarını ayrıca incelemek gerekir.

Hakimin açılan davayı reddetme hakkının olduğu doğru mu?

Genellikle “karakterimiz uyuşmuyor” “geçinemiyoruz” “uzun süredir zaten ayrı yaşıyoruz” şeklinde durumlarını izah etmeye çalışan insanlar, bunların yeterli olmadığını söylediğimde şaşkınlığa uğruyor. Evet, maalesef, Türk Hukuku’nda geçerli ve yeterli bir sebep olmaksızın boşanmak sadece anlaşmalı davalarda söz konusu olabiliyor, diğer davalarda (çekişmeli) boşanma sebebinizi ortaya koymalı ve bunu ispat etmelisiniz.

Kanun, bir kaç nedeni özel olarak saymış ve bunu düzenlemiştir. Aşağıdaki sebeplerden biri evliliğinizde mevcut ise çekişmeli dava açabilirsiniz.

– Zina,eşin hayatına kastetmek, eşe kötü muamelede bulunmak, eşin onurunu kırıcı davranışlarda bulunmak, küçük düşürücü, yüz kızartıcı suç işlemek, haysiyetsiz, ahlâka aykırı hayat sürmek, evi- eşi terketmek, akıl hastalığına yakalanmak, evlilik birliğini temelinden sarsacak davranışlarda bulunmak

Üç yıl ayrı yaşanırsa “hakimin otomatik boşayacağı” doğru mu?

Halk arasında en çok konuşulan ve yanlış bilinen konulardan biri de bu. Kanunumuzda böyle ayrı yaşama nedeniyle otomatik bir sona erme söz konusu değil. Ama şu olabilir: Taraflardan birisi dava açmıştır, bu davada yukarıda bahsettiğim  sebebinin varlığını, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat edememiştir ve bu nedenle davası reddedilmiştir.Bu ret kararından 3 yıl sonra ikinci bir dava açma hakları vardır. Yani otomatik bir boşanma olmaz, yine dava açmaları gerekir.

En çok hangi nedenle boşanılıyor?

Bu iki taraf için de çoğunlukla sır alanında yer alan bir konu. Kişisel gözlemim, istatistiklerin bu konuda sağlıklı bir sonuç vermediği. Öte yandan her aile birbirinden farklı ve olaylara yaklaşımları da son derece değişik: Örneğin üst gelir grubu daha çok şiddet ve sadakatsizlik nedeniyle dava açarken orta ve alt gelir grubu öncelikle ekonomik nedenlerle dava açıyor, şiddet ve aldatma fiillerinden önce kendi geçimleri konusunda kaygılanıyorlar.

Dava nerede açılır?

Dava açabileceğiniz yerler çok çeşitli. Oturduğunuz yerde, karşı tarafın oturduğu yerde, birlikte 6 ay boyunca oturduğunuz son yerde dava açabilirsiniz.

Ses Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir mi?

 “Bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir.” YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/4-1183

Hukukumuzda İspat Sorunu Olarak Ses Kaydı

ses-dinleme-cihaziHakkın var olması taraflar arasındaki ilişkilerde gerekli ve yeterli ise de var olan hakkın mahkeme önünde kabul edilebilmesi için ispat etmek gerekmektedir. İspat etmek, hâkimi bir vakıanın varlığına ikna etmeyi başarmak demektir. Haklılığın ispatı, mahkeme sonucunda elde edilecek sonuca yönelik temel unsurdur.

İspat ve inandırıcılık, hukuk sistemimizde paralel kavramlar olmakla birlikte aralarında nüans bulunmaktadır. İspat, var olan bir vakıayı mahkeme huzurunda da varlığına kanaat getirilmesini sağlarken; inandırıcılık ise bir olasılığı(hâkimin reddi, yalan tanıklık, adil yargılanma vb.) ortaya koymaktır.

İspat hukukunun en önemli ve temel kavramı ‘’delil’’dir. Hukuk usulü açısından delil, uyuşmazlığı oluşturan, daha doğrusu oluşturduğu iddia edilen vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda hâkimde bir kanı oluşturmaya yarayan ispat aracıdır. Delillerin konusu istisnalar hariç olmak üzere olaylardır. Hukuk kuralları ve hukukun evrensel ilkeleri ispat konusu yapılamaz.

Neler Delil Olarak Kullanılabilir?

Deliller, ispat için hukuk düzeninin kabul ettiği vasıtalardır.[1] Delillerin değerlendirilmesi konusunda birtakım sınırlandırmalar mevcuttur. Yargı makamının bu konudaki yetkisi bazı hallerde kanun koyucu tarafından sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmalardan birisi de, delillerin hukuka uygun olarak elde edilmesidir. Hakkın varlığını ispat etmede kullanılan delilin hukuka aykırı olması durumunda esas kural bu delilin yargı makamı tarafından kullanılmamasıdır. Ana kural bu olmakla birlikte, yargı içtihatları ve uluslararası kurallarla bu duruma bir takım istisnalar getirilmiştir.

Delil kavramı çok geniş bir kavram olması sebebi ile bu yazıda son günlerde gerek ceza yargılamasında gerekse boşanma davalarında sıklıkla gündeme gelen ‘’ses kaydı/ortam dinlemesi’’ sonucu elde edilen delillerin ispat hukukunda yerine değinilmekle yetinilecektir.

Ses Kaydının Hukukiliği Nedir?

Ortam dinlemesi ve ses kaydı olarak bilinen kavramlar Cezadelil yargılamasının ve hukuk yargılamasının üzerinde durduğu kavramlardır. Son zamanlarda meydana gelen teknolojik gelişmelerle hemen hemen herkes artık telefon görüşmelerini satın aldıkları uygulamalarla dinleyip bunları hak ispatı aracı olarak kullanmak istemekte, ortama cihaz yerleştirerek bir nevi ortam dinlemesi yapmaktadırlar.

Ses kaydının alınması, özel verilerin habersiz elde edilmesi kavramı Anayasa ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının bir uzantısıdır. Özel hayatın gizliliği hakkı geleneksel haklardan (yaşam hakkı, mülkiyet hakkı vb gibi) farklı olarak modernleşme ve teknolojideki ilerlemelerle paralel şekilde gelişen bir haktır. Özel hayatın gizliliği hakkı, bireyin kendisi ile ilgili olan her şeyin gizli kalması, ifade edilmemesi, kayıt altına alınmaması, gösterilmemesi ve ihlal edilmemesi talep hakkı verir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. Maddesi gereğince devletin, özel hayatın korunmasında konusunda negatif ve pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda devletin özel hayata müdahale etmemesi negatif yükümlülüğü iken özel bir kişinin başkalarının bu hakları etkili bir şekilde kullanımına engel olacak davranışlarına engel olması da pozitif yükümlülüğüdür.

Temel haklar çerçevesinde bakıldığında kural olarak bir kimseden habersiz alınan ses kayıtları hukuka aykırı delil olarak kabul edilip kullanılamayacağı gibi aynı zamanda suçtur. Bu durumun temel iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan ilki boşanma davalarında ikincisi ise ceza davalarında görülmektedir. (Ceza davaları ile ilgili olarak Gizlice Ses Kaydı Suç mudur? yazımızı okuyabilirsiniz)

Boşanma Davalarında Hukuka Aykırı Deliller

Boşanma davaları, delillerin değerlendirilmesi konusunda kanunun temel sistematiğinden farklılaşan ve uygulama ile oluşturulan birçok kurala dayanan dava türüdür. Uygulamada birçok kimse elinde evlilik birliğinin sona ermesini gerektiren nedenleri ispatlayan ses kayıtları olmasına rağmen bu kayıtların kullanılamayacağından bahisle boşanma davası açamamakta, açsa dahi bu delilleri sunmadığı için hak kaybına uğramaktadır.

Bununla birlikte Yargıtay, bir delili değerlendirirken, hukuka aykırı elde edilmesi ile hukuka aykırı üretilmesi yönlerinden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmiştir:

“Mahkemece, hükme esas alınan CD, davalı kadının rızası dışında kaydedildiği gibi sırf boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla bir kurgu sonucu oluşturulmuştur. O halde bu şekilde oluşturulmakla usulsüz olarak yaratılmış bu delilin hükme esas alınması mümkün değildir.” T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/2-703 K. 2012/70 T. 15.2.2012

“Yukarıda ifade edildiği üzere, bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir. Davacının konuşmalarının kendisinden habersiz olarak davalı Berrin’in yönlendirmesi ile diğer davalılarca kaydedildiği ve kayıt yapan davalıların davacıyı konuşmaya ve kendisini yönlendirmeye çalıştıkları bilirkişi tarafından dökümü yapılan ses kayıtlarından da anlaşılmaktadır. Bu nedenle, bu delilin hukuka aykırı olarak elde edildiği dosya kapsamı ile sabittir.”  T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/4-1183 K. 2014/960 T. 26.11.2014

Bunun yanı sıra boşanma davalarında sosyal medya araçlarında (facebook, twitter gibi) alınan görüntüler de delil olarak sunulabilecektir. Aile bireyleri arasında mahremiyet olmaz düşüncesi gereğince, eşler boşanma davasında bu verilerden de yararlanabilecektir.

Yargıtay 2007 yılında vermiş olduğu kararında eşler arasındaki giz alanının sınırlarını şu şekilde çizmiştir:

‘’Bir delilin elde edilişi, kişilerin Anayasa ile tanınmış hakların ihlali suretiyle gerçekleşmiş ise, onun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulü gerekeceğinde duraksama bulunmamaktadır. Delilin elde edilişinde hukuka uygunluk nedenleri varsa, o zaman kanuna aykırılık ortadan kalkar. Kuşkusuz Anayasaya göre; herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Ancak, evlilik birliğinde eşlerin, evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur. [2]Eşlerden birinin, bu alana ilişkin özel yaşamı, evlilikle bir araya geldiği ve birlikte yaşadığı hayat arkadaşı olan diğer eşi de en az kendisininki kadar yakından ilgilendirir. O nedenle, evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşamı alanıdır. Bu alanla ilgili de eşlerin tek tek özel yaşamlarının değil bütün olarak aile yaşamının gizliliği ve dokunulmazlığı önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan evliliğin yasal yükümlülükler alanı, diğer eş için dokunulmaz değildir. Bu nedenle, eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının, birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekânı olan konutta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde bu suretle sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayan davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez ve hukuka aykırılık bulunduğu kabul olunamaz.’’

Bu karar doğrultusunda hukuka uygun olarak elde edilmiş, yani yaratılmamış ses kaydının boşanma davasında delil olarak kullanabilmesinin mümkün olduğu görülmektedir.

“Boşanma davasının zaten kişilerin özel yaşamını ilgilendiren bir dava olduğu ve kocanın eşi ile birlikte yaşadıkları mekanda ele geçirdiği eşine ait fotoğrafları, not defterini veya mektupları mahkemeye delil olarak verilmesi halinde, bu deliller hukuka aykırı yollardan elde edilmediğinden mahkemede delil olarak değerlendirileceği; aynı evde yaşayan kadının, kocanın bu delilleri ele geçirilebileceğini bilebilecek durumda olduğu, kocanın yatak odasındaki bir dolabın içinde yada yatağın altında kadın tarafından saklanan bir not defterini ele geçirmesinin, bu mekan eşlerin müşterek yaşamlarını sürdürdükleri bir yer olduğundan kadın için gizli mekan kabul edilemeyeceği; hiç kimsenin evindeki bir mekanda bulduğu bir delili hukuka aykırı yollardan ele geçirmiş sayılamayacağı, özel hayatın gizli alanlarının, özel hayatın gizli alanını ilgilendiren delillerle ispat edilebileceği” vurgulanarak davalıya ait günlük delil olarak kabul edilmiştir.”  T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2002/2-617 K. 2002/648 T. 25.9.2002

Ancak boşanma davalarına temyiz mercii olarak bakan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi sonradan verdiği bazı kararlarında ses kaydı delilini, elde edilmiş veya yaratılmış olması ayrımına hiç girmeksizin, hukuka aykırı kabul etmiştir:

“Toplanan delillerden davacının eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, eşini kovduğu, birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından kadına ait olduğu iddia edilen ses kaydını ihtiva eden kaset, delil listesinde bulunmadığı gibi; davalının da buna muvaffakat etmediği, bu nedenle bu kasetin delil olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı görülmektedir.” T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2011/20038 K. 2012/28733 T. 30.11.2012

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2012 yılının Kasım ayında yayınladığı bu karardan sadece yaklaşık 10 ay sonra yayınladığı aşağıdaki kararda yer alan karşı görüş, yaşanan kafa karışıklığını ortaya koymaktadır. Bu kararda, koca tarafından eşinin cep telefonundan casus programla kaydettiği konuşmalar dahi hukuka uygun bir delil olarak kabul edilmiş ve mahkemenin kararı doğru bulunarak onanmıştır. Üye hakimin aşağıdaki gerekçelerle karşı oyu dikkat çekicidir:

“Taraflar arasında birleştirilerek görülmekte olan boşanma davasında, davacı-davalı (koca) tarafından mahkemeye delil olarak sunulan, davalı-davacıya (kadın) ait ses kayıtlarına dair cd.’lerin, davalı-davacının “özel hayatının gizliliği” ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği, bu sebeple delil olarak kullanılamayacağı ileri sürülmüş; mahkeme ve sayın çoğunluk tarafından da bu şekilde elde edilen delilin değerlendirilebileceği kabul edilmiştir.” T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/21108 K. 2013/21067 T. 17.9.2013

Boşanma Davasında Mesaj İçeriği Tespit Edilebilir Mi?

Boşanma davası süresince taraf vekilleri olarak en çok duyulan soruların başında ‘’mesaj içeriğinin tespit ettirilip ettirilemeyeceği’’ gelir. Ceza Muhakemesi Kanununun 135. Maddesi hangi koşullarda mesaj içeriğinin kayıt altına alınabileceği hususunu düzenlemiştir. Bu madde gereğince, mesaj içeriğinin tespit edilebilmesi için öncelikle yapılan bir ceza soruşturma veya kovuşturmasında bir suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe olmalıdır. Kuvvetli şüphenin varlığı tek başına yeterli değildir. Bunun yanı sıra yetkili merciin kararı gerekmektedir. Ancak bu şartlarda mesaj içeriğinin tespiti mümkündür.

Boşanma davalarında ise mesaj içeriğinin tespiti Aile Mahkemesinden istenemez. Aile Mahkemesi sadece ilgili operatörden isteyeceği bilgilerle mesaj atıldığı saati, numarayı, günü öğrenebilecektir. Ancak tarafların atmış oldukları mesaj, telefonlarının bünyesinde halen durmakta ise bu durumda var olan telefondan mesajın içeriği çıkartılabilecektir.

Ceza Yargılamasında Gizlice Elde Edilen Ses Kaydının Delil Olarak Kabul Edilmesi

hukukta delillerOrtamda karşı tarafın bilgisi olmaksızın alınan ses kaydının delil olarak değerlendirildiği ikinci istisna ise ceza hukukunda mevcuttur. Bu istisnai durum da yine Yargıtay içtihatları ile oluşturulmuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu vermiş olduğu kararında, “Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme imkânın bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânın olmadığı ani gelişen durumlarda, karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur” değerlendirmesi yapmış ve istisnai bir düzenlemenin altını çizmiştir.

Yargıtay uygulamaları ile gerek ceza yargılaması gerekse hukuk yargılamasında hukuka aykırı delil kavramına istisnalar getirilmiş, ayrıksı durumlar yaratılmıştır.


[1] Nur Centel, Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku

[2] Türk Medeni Kanunu 185. Madde