Etiket arşivi: boşanma avukatı

Boşanmada Manevi Tazminat Verilmesinin Amacı

BOŞANMA DAVASI ( Boşanmada Manevi Tazminatın Amacının Boşanmaya Sebep Olan Olaylar Yüzünden Kişilik Hakkı Saldırıya Uğrayan Tarafın Bozulan Ruhsal Dengesini Telafi Etmek ve Manevi Değerlerindeki Eksilmeyi Karşılamak Olduğu – Kişilik Haklarını İhlal Eden Fiille Tazminat Miktarı Arasında Makul Bir Oranın Bulunması Gerektiğinin Gözetileceği )
BOŞANMADA MANEVİ TAZMİNATIN AMACI ( Boşanmaya Sebep Olan Olaylar Yüzünden Kişilik Hakkı Saldırıya Uğrayan Tarafın Bozulan Ruhsal Dengesini Telafi Etmek ve Manevi Değerlerindeki Eksilmeyi Karşılamak Olduğu – Kişilik Haklarını İhlal Eden Fiille Tazminat Miktarı Arasında Makul Bir Oranın Bulunması Gerektiği )
BOŞANMA DAVASINDA MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ BELİRLENMESİ ( Bir Tarafın Zenginleşmesine Yol Açacak Sonuçlar Doğurur Miktarda Manevi Tazminat Takdir Edilemeyeceği – Bir Yandan Kişilik Hakları Zedelenen Tarafın Ekonomik ve Sosyal Durumunun ve Boşanmada Kusuru Bulunup Bulunmadığının ve Varsa Kusur Derecesinin Fiilin Ağırlığını Öbür Yandan da Kişilik Haklarına Saldırıda Bulunanın Kusur Derecesinin Ekonomik ve Sosyal Durumunun Göz Önünde Bulundurulacağı )
4721/m. 4, 166, 174
ÖZET : Dava boşanma davasıdır.

Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır.

bosanmada-manevi-tazminat

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-)Boşanmada manevi tazminatın amacı,

  • boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın,
  • bozulan ruhsal dengesini telafi etmek,
  • manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır.

Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir.

Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır.

Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır.

Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı erkek yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/12460 K. 2016/2831 T. 17.2.2016

Eşiyle alay etmek boşanma sebebi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/22401 K. 2013/8209 T. 25.3.2013

• ORTAK HAYATIN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Müşterek Çocukları İhmal Etmek Suretiyle Birlik Görevlerini Yerine Getirmediği – Evliliğin Devamına İmkan Bırakmayacak Nitelikte Bir Geçimsizliğin Mevcut ve Sabit Olduğu )
• EVLİLİĞİN DEVAMINA İMKAN BIRAKMAYACAK NİTELİKTE GEÇİMSİZLİK ( Ortak Hayatın Temelinden Sarsılması – Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Eşinin Fiziksel Özrünü Alay Konusu Yaptığı – Eşleri Birlikte Yaşamaya Zorlamanın Artık Kanunen Mümkün Görülmediği )
• BOŞANMA DAVASI ( Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Eşinin Fiziksel Özrünü Alay Konusu Yaptığı Davacı Kocanın da Ailesiyle Birlikte Eşine Fiziksel Şiddet Uygulayıp Evden Kovduğu – Davanın Reddinin İsabetsiz Olduğu )
• TEDBİR NAFAKASI ( Boşanma Davası – Davacı Kocanın Ailesiyle Birlikte Eşine Fiziksel Şiddet Uygulayıp Evden Kovduğu/Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumları da Gözetilerek Dava Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Davalı Kadın Yararına Uygun Miktarda Tedbir Nafakasına Hükmedilmesi Gerektiği )
4721/m.166/1,169,185/3,186/3
ÖZET : Davalı kadının eşinin ameliyatları sırasında eşiyle yeterince ilgilenmediği, müşterek çocukları ihmal etmek suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin fiziksel özrünü alay konusu yaptığı; davacı kocanın da ailesiyle birlikte eşine fiziksel şiddet uygulayıp evden kovduğu, eşini istemediği söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinde sarsacak derecede ve evliliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmesi gerekir. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine , malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden almak zorundadır. O halde; tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı ( koca ) tarafından; tümü yönünden, davalı ( kadın ) tarafından ise; tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Davacı kocanın temyizine hasren yapılan incelemede;

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı kadının eşinin ameliyatları sırasında eşiyle yeterince ilgilenmediği, müşterek çocukları ihmal etmek suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin fiziksel özrünü alay konusu yaptığı; davacı kocanın da ailesiyle birlikte eşine fiziksel şiddet uygulayıp evden kovduğu, eşini istemediği söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinde sarsacak derecede ve evliliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK. md.166/1 ) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

2- Davalı kadının temyizine hasren yapılan incelemede;

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( TMK. md.186/1 ), geçimine ( TMK md.185/3 ), malların yönetimine ( TMK. m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( TMK. m.185/2 ) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden ( resen ) almak zorundadır ( TMK. m.169 ). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple davacı koca yararına, 2.bentte gösterilen sebeple davalı kadın yararına BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Dosya Yargıtay’dayken Davadan Vazgeçilmesi

Davadan vazgeçme, yani feragat, davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesidir.

Davadan vazgeçme, mahkeme kararı kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/19602
K. 2015/21131
T. 25.11.2015
• MAL REJİMİNİN TASFİYESİ VE ALACAK DAVASI ( Mahkemece Karar Verilerek Davadan El Çekildikten Sonra Temyiz Aşamasında Davacı Vekili Tarafından Davadan Feragat Edildiğine Ve Feragat Hakkında Karar Verme Yetkisi Yerel Mahkemeye Ait Bulunduğuna Göre Vaki Feragat Hakkında Bir Karar Verilmek Üzere Yerel Mahkeme Kararının Bozulması Gerektiği )
• FERAGAT ( Mal Rejiminin Tasfiyesi/Mahkemece Karar Verilerek Davadan El Çekildikten Sonra Temyiz Aşamasında Davacı Vekili Tarafından Davadan Feragat Edildiğine Ve Feragat Hakkında Karar Verme Yetkisi Yerel Mahkemeye Ait Bulunduğuna Göre Vaki Feragat Hakkında Bir Karar Verilmek Üzere Yerel Mahkeme Kararının Bozulacağı )
6100/m.307,310,311
ÖZET : Dava, mal rejiminin tasfiyesi ile alacağın tahsili istemine ilişkindir.Karar davacı vekili tarafından temyiz edildikten sonra vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat yetkisi bulunan davacı vekili davadan feragat etmiştir.Feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur, feragat edilmekle dava son bulur.Mahkemece karar verilerek davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı vekili tarafından davadan feragat edildiğine ve feragat hakkında karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre vaki feragat hakkında bir karar verilmek üzere yerel Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

DAVA : H. G. ile A. S. aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair Ankara 2. Aile Mahkemesi’nden verilen 26.02.2015 gün ve .. sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili mal rejiminin tasfiyesi ile davalıdan alacağın tahsilini talep etmiş; davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edildikten sonra 03.11.2015 tarihli dilekçe ile vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat yetkisi bulunan davacı vekili davadan feragat etmiştir.

HMK’nun 307. maddesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Aynı Kanun’un 310. maddesine göre feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Yine 311. maddesi hükmüne göre; feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur, feragat edilmekle dava son bulur.

Mahkemece karar verilerek davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı vekili tarafından davadan feragat edildiğine ve feragat hakkında karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre vaki feragat hakkında bir karar verilmek üzere yerel Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m.297/ç ) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Gelin Kızınızı Götürün Demek Boşanma Sebebi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/740 K. 2015/17272 T. 5.10.2015

• EŞLERİN KUSURU ( Boşanma İstemi – Davacı Kadın Eşini Sevmediğini Evlendiğine ve Başka Taliplerini Reddettiğine Pişman Olduğunu Söylediği/Davalı Erkeğin İse Kadının Ailesini Arayıp “Gelin Kızınızı Götürün” Dediği Kadının Baba Evine Geldiğinde Vücudunda Darp İzleri Bulunduğu – Boşanmaya Neden Olan Olaylarda Davalı Erkeğin Daha Ağır Kusurlu Olduğu )

• ZİYNET EŞYALARININ BEDELİ OLARAK TAZMİNAT İSTEMİ ( Boşanmanın Eki Niteliğinde Olmadığından Ayrıca Nispi Harca Tabi Olduğu – Peşin Alınması Gerekli Nispi Harcı Tamamlaması İçin Davacıya Önel Verilmesi Nispi Harç Tamamlandığı Takdirde Hasıl Olacak Sonuca Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• BOŞANMA İSTEMİ ( Erkeğin Ağır Kusurlu Olması – Kadın Eşini Sevmediğini Evlendiğine ve Başka Taliplerini Reddettiğine Pişman Olduğunu Söylediği/Davalı Erkeğin İse Eşinin Ailesiyle Görüşmemesi Yönünden Baskı Yaptığı Kıyafetlerini Kestiği Manevi Bağımsızlığı Olan Konut Teminine Yanaşmadığı – Erkeğin Daha Ağır Kusurlu Olduğu Gözetileceği )

• HARÇ EKSİKLİĞİ TAMAMLANMADAN YARGILAMAYA DEVAM EDİLEMEYECEĞİ ( Ziynet Eşyalarının Bedeli Olarak Tazminat İstemi Boşanmanın Eki Niteliğinde Olmadığından Ayrıca Nispi Harca Tabi Olduğu – Mahkemece Peşin Alınması Gerekli Nispi Harcı Tamamlaması İçin Davacıya Önel Verilerek Sonuca Gidileceği )

• MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Boşanmadan Kaynaklı – Davacı Kadın Eşini Sevmediğini Evlendiğine ve Başka Taliplerini Reddettiğine Pişman Olduğunu Söylediği/Davalı Erkek İse Kadının Ailesini Arayıp “Gelin Kızınızı Götürün” Dediği – Kadın Baba Evine Geldiğinde Vücudunda Darp İzleri Olduğu/Davacı Kadın Yararına Uygun Miktarda Manevi Tazminata Hükmedileceği )

4721/m.166/2,174/1-2

492/m.30,32

ÖZET : Dava, boşanma istemi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği, eşini sevmediğini, evlendiğine ve başka taliplerini reddettiğine pişman olduğunu söylediği, davalı erkeğin ise eşinin ailesiyle görüşmemesi yönünden baskı yaptığı, kıyafetlerini kestiği, manevi bağımsızlığı olan konut teminine yanaşmadığı, kadının ailesini arayıp, “gelin kızınızı götürün” dediği, kadın baba evine geldiğinde vücudunda darp izleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu kusur durumuna göre; boşanmaya neden olan olaylarda davacı kadının az, davalı erkeğin ise daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

Davacı kadın boşanma ve fer’leri yanında, ziynet eşyalarının bedeli olarak da maddi tazminat isteğinde bulunmuştur. Bu istek, boşanmanın eki niteliğinde olmadığından ayrıca nispi harca tabidir. Peşin alınması gerekli nispi harcı tamamlaması için davacıya önel verilmesi, nispi harç tamamlandığı takdirde hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, harç eksikliği tamamlanmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı kadın tarafından davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, manevi tazminat ile ziynet alacağı talebinin reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 5.10.2015 günü temyiz eden davalı-karşı davacı B. D. ile vekili ve karşı taraf davacı-karşı davalı S. D. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, her iki taraf geçimsizliğe neden olan olaylarda eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de, toplanan delillerden davalı-karşı davacı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği, eşini sevmediğini, evlendiğine ve başka taliplerini reddettiğine pişman olduğunu söylediği, davacı-karşı davalı erkeğin ise eşinin ailesiyle görüşmemesi yönünden baskı yaptığı, kıyafetlerini kestiği, manevi bağımsızlığı olan konut teminine yanaşmadığı, kadının ailesini arayıp, “gelin kızınızı götürün” dediği, kadın baba evine geldiğinde vücudunda darp izleri bulunduğu anlaşılmaktadır.Gerçekleşen bu kusur durumuna göre; boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının az, davacı-karşı davalı erkeğin ise daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.Davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2 maddesi koşulları oluşmuştur.Davacı-karşı davalı erkeğin davasında boşanma kararı sonucu itibariyle isabetli olmakla birlikte, gerekçesi yerinde olmamıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438 /son maddesi uyarınca hüküm sonucu itibariyle doğru olup da, gerekçesi buna uygun değil ise, hükmün gerekçesinin değiştirilip onanmasına karar verilebileceğinden, erkeğin davasında, boşanma hükmünün kusur belirlemesine ilişkin gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiş; davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.

2- ) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları ( TMK md. 4, TBK md. 50, 51, 52, 58 ) dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

3- ) Davalı-karşı davacı kadın boşanma ve fer’leri yanında, ziynet eşyalarının bedeli olarak da 30.000 TL maddi tazminat isteğinde bulunmuştur. Bu istek, boşanmanın eki ( TMK m. 174/1 ) niteliğinde olmadığından ayrıca nispi harca tabidir.Karşı davada başvurma harcı yatırılmıştır. Dava açılması sırasında yatırılan başvurma harcı dava dilekçesinde yer alan tüm talepleri kapsar. Peşin alınması gerekli nispi harcı tamamlaması için davalı-karşı davacıya önel verilmesi ( Harçlar Kanunu md.30-32 ), nispi harç tamamlandığı takdirde hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, harç eksikliği tamamlanmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple erkeğin davasında boşanma hükmünün gerekçesinin değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1100.00 TL. vekalet ücretinin Suat’tan alınıp Birgül’e verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.