Etiket arşivi: boşanma

Kocanın Boşanma Davasına Yönelik Olarak İnceleme Yapılmadığı Halde Kocanın Talepleri Hususunda Dosyanın Kesinleştiği Gerekçesi İle Bu Hususta Karar Verilmesine Yer Olmadığına Hükmedilmesinin İsabetsizliği

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/9439 K. 2007/15583 T. 13.11.2007

ÖZET : Uyulmasına karar verilen bozma ilamında davalı-davacı kadının boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerektiği ve sonuç bölümünde de açık olarak ifade edildiği üzere bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığı belirtilerek, davacı-davalı kocanın boşanma davasına yönelik olarak inceleme yapılmadığı halde, davacı-davalı kocanın talepleri hususunda dosyanın kesinleştiği gerekçesi ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden Ümüş İlkim Küçük vekili avukat ve karşı taraf vekili avukat geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Uyulmasına karar verilen bozma ilamında davalı-davacı kadının boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerektiği ve sonuç bölümünde de açık olarak ifade edildiği üzere bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığı belirtilerek, davacı – davalı kocanın boşanma davasına yönelik olarak inceleme yapılmadığı halde, davacı-davalı kocanın talepleri hususunda dosyanın kesinleştiği gerekçesi ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Mahkemece yapılacak iş davacı-davalı kocanın boşanma davası konusunda da olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibarettir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 500.00 YTL. vekalet ücretinin Fuat’tan alınıp Ümüş’e verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Davası – Yeniden Biraraya Gelme

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/392 K. 2007/2595 T. 22.2.2007

ÖZET : Reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonraki üç yıl içinde tarafların biraraya geldiklerinin saptanması halinde 4721 Sayılı Kanunun 166. maddesine dayalı olarak açılmış olan boşanma davası reddedilmelidir. Dosya kapsamından tarafların biraraya gelerek birlikte yaşadıkları anlaşıldığından boşanma davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

DAVA : Hükmün; dairenin 19.10.2006 gün ve 11995-14356 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Sözü geçen dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Taraflar arasında 02.10.2000 tarihinde açılan ve retle sonuçlanan davada, verilen ret kararı davacı kocanın temyizi üzerine, dairemizin 19.10.2006 gün 2006/11995 Esas, 14356 sayılı kararı ile, davacı kocanın boşanma davasının kabulü ile boşanmaya karar verileceği yerde davanın reddi doğru bulunmadığından bozulmasına karar verilmiş ise de; tarafların boşanma davası devam ederken birlikte sağlık merkezine müracaat ederek tüp bebek yapmak istedikleri ve dinlenen davalı tanık beyanına göre bir araya gelerek birlikte yaşadıkları anlaşılmış,

Ancak;

Bu husus ilk incelemede gözden kaçırıldığından davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile, dairemizin 19.10.2006 gün 2006/11995 Esas 2006/14356 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

2- İşin esasının incelenmesine gelince;

4722 Sayılı Kanunun 1. maddesi hükmü de dikkate alındığında olaya 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Davalı kadının karar düzeltme isteminin 1. bentte gösterilen nedenlerle kabulü ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442. maddesi gereğince dairemizin 19.10.2006 gün 2006/11995 Esas 14356 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, 2. bentte gösterilen nedenlerle hükmün ONANMASINA, 22.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Davası – Tazminat Talebi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/174 K. 2007/1035 T. 5.2.2007

ÖZET : Boşanma talebinde bulunabilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmak gerekmez. Kusuru daha fazla olan eş de boşanma davası açabilir.

Ancak boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusuru tespit edilmiş olmalıdır. Dosya kapsamından evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup davalıya yüklenecek hiçbir kusur bulunmamaktadır. Bu durumda boşanma davasının reddi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı kocanın tamamen kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada madem ki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

Öyle ise Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boş anma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır ( TMK. md. 166/2 ) .

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Davası – Sadakat Yükümü

T.C.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/13429 K. 2008/12877 T. 9.10.2008

ÖZET : Davacı-davalı kocanın bir başka kadınla ilişkisinin olduğu bu suretle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Boşanma sebebi ispatlanmıştır. Kadının açtığı birleşen ayrılık davası, boşanmaya ilişkin olmadığına göre, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunsa bile isteğin yalnız ayrılığa ilişkin olması durumunda boşanma sebebi ispatlandığında, ayrılık kararı verilir. Boşanma sebebi gerçekleşmiş olmasına rağmen, ayrılığa ilişkin isteğin kabulü yerine, reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından birleşen ayrılık davası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı koca; evlik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak boşanma davası, davalı-davacı kadın da ayrılık ( TMK. 170/2. ) davası açmış; davalar birleştirilerek görülmüştür.

Toplanan delillerden, davacı-davalı kocanın bir başka kadınla ilişkisinin olduğu bu suretle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Boşanma sebebi ispatlanmıştır. Birleşen dava, boşanmaya ilişkin olmadığına göre, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunsa bile isteğin yalnız ayrılığa ilişkin olması durumunda boşanma sebebi ispatlandığında, ayrılık kararı verilir. ( TMK. 170/3 ) Boşanma sebebi gerçekleşmiş olmasına rağmen, ayrılığa ilişkin isteğin kabulü yerine, yasal olmayan gerekçe ile reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-davacının nafakanın süresine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,temyiz peşin harcının istek halinde iadesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.