Etiket arşivi: ceza davası

Yılda 58 bin dosya zamanaşımına giriyor

Tutukluluk ve tahliye tartışmalarının kökeninde uzun süren yargılamalar yer alıyor. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün 2009 yılı verilerine göre öldürme, tecavüz gibi ağır cezalık bir davanın ortalama görülme süresi en iyi halde 4 yıl 4 ayı buluyor. Süre, davaların yarısının Yargıtay’ca bozulup yeniden görüldüğü için 6 yıla çıkıyor.

Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde ise bir dava en iyi ihtimalle ortalama 5.5 yılda, Yargıtay’ın bozma kararı vermesi durumunda ise 8 yılda bitiyor. Adli bir suçla ilgili savcılığın yaptığı soruşturma ortalama 310 gün sürüyor. Davanın açılmasından sonra mahkemelerde görülme süresi ise ağır ceza mahkemelerinde ortalama 270, asliye ceza mahkemelerinde 290 günü buluyor. Dosyanın tebliğname hazırlanması için gönderildiği Yargıtay Başsavcılığı’nda bekleme süresi ortalama 473 güne çıkıyor. Başsavcılığın tebliğnamesinin daireye gelmesinden sonra ilgili ceza dairesinde karar çıkması için ortalama 399 gün gerekiyor. Bu sürelere savcılığın iddianamesinin mahkemede kabul edilmesi için gereken 15 günlük süre ile yerel mahkemeden Yargıtay’a dosyanın gönderilmesi, Yargıtay Başsavcılığı’nın tebliğnameyi ilgililere tebliğ etmesi ve dosyayı daireye göndermesi, Yargıtay ceza dairesinden çıkan dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi için gereken süreler dahil değil. Bütün bu süreler dahil edilerek bir hesap yapıldığında ağır ceza mahkemesinde görülen bir davanın ortalama görülme süresi 4 yıl 4 ayı buluyor.

Bu süre özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde görülen davalarda daha da uzuyor. Çünkü özel yetkili savcılıklarda bir soruşturma ortalama 642 gün sürüyor. Özel yetkili ağır ceza mahkemesinde bir davanın ortalama görülme süresi ise 347 gün. Bu davalar örgütlü suçlara ilişkin olduğu için Yargıtay aşamasında da davanın karara bağlanması daha uzun sürüyor. Yargıtay aşamasında görülme süresi için özel bir istatistik bulunmuyor. Diğer davalar için çıkarılan ortalama süreler bu davalar için de geçerli kabul edilse bile, özel yetkili mahkemelerde görülen bir davanın görülme süresi 5.5 yılı buluyor. Bütün bu süreler, davanın Yargıtay’ca bozulması halinde yeniden başlıyor. 2009 yılında Yargıtay ceza dairelerinin dosyaların yüzde 58’inde bozma kararı göz önüne alındığında ceza davalarının yarısında ortalama görülme süresi en az 6 yılı, özel yetkili ağır ceza mahkemesinde görülen davanın görülme süresi ise 8 yılı buluyor. Uzun yargılama süreleri konusundaki en önemli istatistik ise zamanaşımı konusunda ortaya çıkıyor. 2009’da ceza mahkemeleri toplam 43 bin 461 davada zamanaşımı kararı verirken aynı yıl Yargıtay da 14 bin 791 davanın zamanaşımından düşmesine karar verdi. Buna göre 58 bin dosya zamanaşımından düştü.

-gazetevatandan-

Ceza Muhakemesi Kanunu ile 57.000 Kişiye Tahliye Kapısı Açıldı

Ceza Kanunu’nun uygulanmasını düzenleyen Ceza Muhakameleri Kanunu 5721 numarasıyla Aralık 2004 yılında kabul edilerek 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girmişti. Tutukluluk süresini düzenleyen 102.maddenin yürürlüğe girişi ise 1 Ocak 2011’e ertelenmişti.

Maddede, “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, uzatma süresi toplam 3 yılı geçemez” ifadesi yer alıyor.

CMK’nın 252. maddesinde ise “Devletin güvenliğine karşı suçlarda, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlarda, milli savunmaya karşı suçlarda ve devlet sırlarına karşı suçlarda tutuklama süresi iki kat uygulanacaktır” deniliyor.

Yasa Kimleri İlgilendiriyor ?

CMK’nın bu maddesi henüz yargılanmakta olan tüm tutuklular ile alt derece mahkemeleri tarafından haklarında verilen kararlar henüz temyiz aşamasında olan tüm tutukluları ilgilendiriyor. Yasa hükmü bu haliyle 57.000 civarındaki tutukluyu ve ailelerini ilgilendiriyor.

Yasanın Uygulanması İçin Nereye Başvurulacak?

Usûl hükümlerinin uygulanması genel olarak mahkemelerin sorumluluğunda. Bu nedenle tutukluların bir başvuru yapmasına gerek olmaksızın mahkemeler her 30 günde bir re’sen (kendiliğinden) tutukluluk sürelerini ve sebeplerini yeniden değerlendirmek , ve sankların lehine olan bu yeni yasa hükümlerini uygulamak zorunda. Bununla birlikte uygulamada çoğunlukla tutukluların veya vekillerinin hükmü veren mahkemeye başvurarak talepte bulundukları görülüyor. Dosyası Yargıtay’da olanların ise başvuruyu Yargıtay’a yapması gerekiyor .

Tutuklu ile Hükümlü Arasında Ne Fark Var?

Tutuklu, hakkında açılan dava sürerken çeşitli nedenlerle cezaevinde tutulmasına karar verilen sanığı ifade ediyor. Bir sanık tutuklu olduğu dönemde ‘suçlu’ sayılmıyor. Dava sonunda beraat ederse tahliye oluyor, mahkum olursa hükümlü oluyor. Yani hükümlü, hakkında açılan davada verilen mahkumiyet kararı kesinleşen sanığı ifade ediyor. Bir mahkumiyetin kesinleşmesi için mahkeme tarafından karar verilmesi yetmiyor. Kararın Yargıtay tarafından da onanması gerekiyor. Yargıtay mahkumiyet kararını bozarsa yeniden yargılama yapılıyor. Uzun tutukluluk sürelerinin en önemli nedenlerinden biri davaların uzun sürmesi. Cezaevlerindeki 121 bin kişinin yaklaşık 57 bini tutuklu, 64 bini ise hükümlülerden oluşuyor.