Etiket arşivi: hukuk haber

Boşanmanın Yaş Grubuna Göre Çocuk Üzerindeki Etkileri

Boşanma Avukatı AnkaraAraştırmalar boşanmış ailelerin çocuklarında ayrılığı izleyen dönemde duygusal ve davranışsal bozuklukların arttığını gösteriyor.

Prof. Dr. Aysel Ekşi, ‘Ben Hasta Değilim’ adlı kitabında anne baba ayrılığından hemen sonra görülen değişikliklerin, aileden aileye farklılık gösterdiğini belirtiyor. Buna göre bazı çocuklarda evde  okulda sosyal ilişkilerin bozulduğu gözlenirken, bazılarında yetişkinlere karşı saldırganlık, karşı gelme veya yakınlaşma görülüyor. Özellikle erkek çocukları diğer yetişkin erkeklerden yardım ister hale geliyor ya da aşırı saldırganlaşıyor. Kızlardaysa saldırganlık sözlü ve fiziksel olarak kendini belli ediyor. Kızlarda ayrıca küstahlaşma, zaman zaman ağlama veya bağımlılık eğilimleri görülüyor.

Çevrenin tavrı değişiyor
Çevresinin anne babası ayrılan çocuğa gösterdiği tepkiler de farklı oluyor. Prof. Dr. Aysel Ekşi, bunu şöyle açıklıyor: “Öğretmenler  büyük erkek çocukların anne babasının boşanmasına, kızların anne babasının ayrılmasından daha az olumlu bakıyor. Babalarıyla muntazam görüşen veya anneleri tarafından bağımsızlık yönünde cesaretlendirilen erkek çocukların maskülen kimliği benimsemeleri hiç de sorunlu olmamıştır.”

dönemlerine göre etkilenme
Okul öncesi çocuklar: Bu dönemdeki çocuklar ‘bebekleşme’ gibi geriye dönüş davranışları gösteriyor. Anne baba tarafından ‘başlarından atılmış’ olmak endişesini taşıyorlar.  Ayrılığa  olduklarını düşünüyor, kendilerini suçlu ve sorumlu hissediyorlar. Çevredeki bütün ayrılıkların farkına varmaya ve korkmaya başlıyorlar. Uyku bozuklukları yaşıyor,  huzursuz, ağlamaya hazır ve saldırgan oluyorlar. Oyundan çabuk sıkılıyorlar.

7-8 yaş grubu: yaş grubundaki çocukların bir kısmı depresif belirtiler gösterirken, çocukların aklı babalarının gidişinde oluyor. Açıkça acısını ortaya koyan çocuk, babasının dönmesini istediğini belirtiyor. Annenin yeninden evlenerek babalarının başkasıyla yer değiştirmesinden korkuyorlar. Babanın gidişini kendilerinin terk edilmesi gibi algıladıkları dikkati çekiyor. Anne babalarının yeniden birleşmesini umutla bekliyorlar. Erkek çocuklar özellikle anneye kızgın oluyor, babalarının kaybı için anneyi suçluyor.

9-12 yaş grubu: Bu yaş okul çocuklarının ayrılığa başlangıç tepkileri genellikle anne babadan birini tüm bu sorunlar için sorumlu bulmak biçiminde. Çocukların taraf tuttuğu fark ediliyor. Her iki ebeveyne veya ikisinden birine şiddetle kızgınlar. Anne babaların başkalarıyla ilişkisine karşı son derece duyarlılar. Bu yaş grubundaki  çocukların okul başarıları düşüş gösteriyor.
Gençler: Gençlerin anne baba ayrılığına tepkilerinde gençten gence büyük farklılık gözleniyor. Bazısı anne baba uyumsuzluğunu çok iyi bilebildikleri ve anlayabildikleri halde, onları acımasızca eleştiriyor. Kimisi de kendini başarıyla sıyırarak yeni koşullara çok iyi uyum sağlıyor. Bazılarının da hızla olgunlaştığı, aile içinde çok daha sorumlu roller yüklendiği, fakat aynı zamanda ev dışındaki etkinliklerini belirgin biçimde artırdıkları gözleniyor.

ÇOCUĞUN BAŞ ETTİĞİ ALTI GERÇEK
1 – Aile birliğinin dağıldığının bilinmesi. Bu küçük çocuklar için daha zordur.
2 – Alışılmış etkinlikleri sürdürmede yeniden bir amaca sahip olabilmek.
3 – İtilme, reddedilme duygularıyla başa çıkabilmek. Bu pek çok genç için en zor olanıdır. Başarılı şekilde bu duygunun üstesinden gelmek, anne babanın ikisiyle de iyi ve sürekli ilişkilerin yütürülmesiyle kolaylaştırılır.
4 – Anne babayı affetmek. Bu bazen yıllarca sürer.
5 – Boşanmanın sürekliliğini kabul etme ve ayrılık öncesi aile birliğine duyduğu özlemlerden vazgeçebilme.
6 – Uzun süreli sevme-sevilme yeteneği kazanabilmek. Bazı gençler bu ayrılığın tüm yaşamlarını etkileyiciğine inanıyor.
Kısa süreli ilişkiler kuruyorlar

Prof. Dr. Aysel Ekşi, anne babaları boşandıktan sonra gençlerin geri kalan hayatlarının nasıl etkilendiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Gençlerin çoğu kendi evliliğinde anne babasının mutsuzluğunu tekrarlamaktan korku duyuyor. Bu duygu, eş seçiminde dikkatli bir yaklaşıma yol açıyor veya evlilik ilişkisinin yürüyebileceğinden emin olabilmek yıllar alıyor.”

Araştırmalar, ayrılmayan ama sağlıksız ilişkilerin olduğu ailelerde büyümüş çocukların depresyona, anne babaları ayrılmış gençlerden daha sık yakalandığını gösteriyor.

ABD’deki bir araştırmada, anne babası boşanan kızların yüzde 62’si erkeklerinse yüzde 42’sinde duygusal sorunlar saptandı. Gençleri en çok üzen konu, anne ya da babanın tarafını tutma zorunluluğu. Kızgınlık en sık duyulan tepki. Gençlerin yüzde 77’si anne veya babanın geleceğiyle ilgili endişe duyuyor.

***** Kaynak : Milliyet


Mahkemeden “Yolda dayak yiyene yardımcı olmayın” Kararı

Boşanma Avukatı AnkaraAnkara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde asistan olan Cenk Yiğiter ile Hakan Mertcan geçen Şubat ayında gece dışarda gezerken, bir erkeğin bir kadını sokak ortasında dövdüğünü ve arada kalan bir kız çocuğunun adamı engellemeye çalıştığını gördü. İki asistan yolun karşısından “Ne oluyor?” diye seslendiler. Ancak bu ‘müdahale’ onlara pahalıya patladı. Karısı Cennet Koç’u döven Sedat Koç, asistanlara saldırdı. Asistanların korumaya çalıştığı kadın ise telefonla eşinin amcasının oğlunu arayarak “Burada olay çıktı, yetiş” dedi. Sedat Koç ile aynı adı taşıyan amcaoğlu iki asistanı feci şekilde dövdüler. Dayak sonucu asistanlardan Cenk Yiğiter’in burnunda 3 kırık oluştu ve 7 gün iş göremez raporu aldı.

Tarafların birbirinden şikayetçi olması üzerine savcılık, olaya karışan herkes hakkında dava açtı. Dava geçtiğimiz günlerde Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sonuçlandı. Hakim Hüseyin Ertuğral, kocasından dayak yiyen kadın Cennet Koç dahil herkese ceza verdi:

Kadına da ceza verildi

– Sedat Koç’a karısını dövmek suçundan 5 ay hapis verildi. Koç’a asistanları darp etmek ve hakaret etmek suçlarından önce toplam 1.5 yıl hapis verildi ancak bu suçu “tahrik” altında ve haksız bir eyleme karşı işlediği ve iyi halli olduğu gerekçesiyle cezası toplam 6 aya indirildi.

– Amcaoğlu Sedat Koç’a ise Yiğiter’in burnunu kırdığı için 1 yıl 2 ay hapis verildi. Ancak bu ceza da haksız tahrik altında işlediği ve iyi halli olduğu gerekçesiyle 5 ay 25 güne düşürüldü.

– Asistanlar Yiğiter ve Mertcan’a karısını döven Sedat Koç’a yönelik “müessir fiil” suçundan 4 ay hapis cezası verildi. Sanıkların duruşmalardaki iyi hali nedeniyle ceza 3 ay 10 güne düşürüldü. Mahkeme, iki asistanın “kendilerini korumak için” Sedat Koç’a vurmalarını “meşru müdafaa” saymadı.

– Mahkemenin ilginç bir kararı ise kocasından dayak yiyen Cennet Koç’a verilen ceza oldu. Mahkeme, kocasının amcasının oğlunu arayarak “Burada olay çıktı yetiş” demesini “azmettirme” olarak değerlendirdi ve Cennet Koç’u da 1 yıl hapse mahkum etti. Tahrik ve iyi hal indirimi ile ceza 5 ay 25 güne düşürüldü. Yani Cennet Koç da burun kıran kocasının amcaoğlunun aldığı ceza kadar ceza almış oldu.

– Mahkeme, sanıklara verilen cezaları hükmün açıklanmasının geri bırakılması (dolaylı af) kapsamına aldı ve 5 yıl denetim altında tutulmalarına karar verdi. Cezaların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamına alınması nedeniyle ceza alan asistanlar da Yargıtay’a temyiz için gidemeyecek. 5 yıl içinde başka bir suçtan mahkum oldukları takdirde bu olaydan aldıkları cezayı da yatacaklar.

“Karısını dövene karışmayın”

Öğretim görevlisi Yiğiter, kadına karşı şiddetin toplu katliam boyutuna vardığı bir ülkede yaşadığımıza dikkat çekerek “Bu somut olayda adalet sistemimiz bize şu mesajları veriyor: ‘karısını döven adama müdahale ederseniz; yaptığınız haksız tahriktir’. ‘Yok bir defa karıştıysanız; paşa paşa sopanızı yiyeceksiniz; kendinizi müdafaa etmeye çabalamayın. Çünkü meşru müdafaa halini bu tip durumlarda göz önünde bulundurmayacağız; size saldıran kişinin suratında ufacık bir çizik olursa sizi adam yaralamadan suçlu bulacağız” dedi.

*Kaynak : gazetevatan.com

“Keşke Boşanmasaydım” Diyeni Görmedim …

Mesleğim nedeniyle gördüğüm insanların boşanma öncesi ile boşanma sonrası durumlarını karşılaştırdığımda boşanma öncesinde yaşananların her zaman boşanma sonrasında yaşananlardan daha zor olduğunu görüyorum.

Çok ama çok büyük bir neden yoksa boşanmaya karar verme ve sonrasında bunun hayata geçmesi 3-5 seneden az bir zaman değil. Bu dönemde zaten bütün sıkıntılar yaşanıyor, insanlar çok ama çok mutsuz olmadan boşanmaya karar veremiyorlar.

Kadınlar senelerce bu duruma dayanmaya çalışıyor, eşlerini alttan alıyor, eşini kimi zaman sarsıyor, onu düzeltmeye çalışıyor ve tüm bu çabalar iyi sonuç verirse evlilik kurtuluyor. Ancak bütün çabalara karşın ortalık düzelmiyor, bir türlü ortak noktayı bulamıyorlarsa o zaman boşanma gündeme gelebiliyor.

Tabii gündeme gelen boşanmanın gerçekleşmesi de en az 3-4 seneyi buluyor. Hanımlar karar verdikten sonra bu süreç başlıyor ve cesaret ettiklerinde boşanma gerçekleşiyor ama erkekler ne kadar karar verirlerse versinler bunu hayata geçiremiyorlar.

“Ben boşanacağım” deyip de boşanan bir erkek görmedim ama “Seni boşayacağım” deyip 15 sene sonra boşanan çok kadın gördüm. Tabii bu süre evliliğin ne oranda sürdürülebildiğine ve insanların birbirine ne kadar tahammül edebildiğine bağlı olarak değişebiliyor.

Bu yüzden boşanma gerçekleşene kadar yaşananlar her zaman sonrasında yaşananlardan çok daha sıkıntılı oluyor. Bugüne kadar boşanıp da “Keşke boşanmasaydım” diyen ne bayan ne erkek tanıdım. Bunun nedeni zaten boşanmadan önce bütün her şeyi denemiş insanların boşandıktan sonra deneyecek bir şeylerinin kalmamış olmasıdır.

İster bayan olsun ister erkek, kimse aklına estiği zaman boşanmıyor. Boşanma lafını telaffuz etmekle boşanmak çok ayrı konular.

Herkes kızdığında “Senden boşanacağım” diye çıkıyor ama bunlar birikip birikip evliliği iyice çekilmez hale getiriyor. Ya da bir aldatma durumu olmadan kimse “Boşanacağım” diye çıkmıyor ortaya. Tüm bunlar olduktan sonra boşananlar da sonradan pişman olmuyor zaten.

“Çocuğum için katlanıyorum” diyen anne ya da baba, boşanma sonrasında da baba baba gibi, anne anne gibi davranıyor ve çocuğunu sahipleniyorsa çocuklar konusunda büyük bir sıkıntı yaşamıyorlar.

Sonuçta boşanma sonrasında yaşananlar, o büyük gerginlik ve öfke ortadan kalktığı için boşanma öncesinde yaşanan sıkıntılardan çok daha hafiftir. Bu  nedenle boşanma sonrasının üstesinden gelmenin öncesinden çok daha kolay bir durum olduğunu düşünüyorum.

Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul

13.10.2011

hürriyetaile.com

Nüfus’a her gittiğimde baba oluyorum !!!

Ankara’da bir restoranda aşçılık yapan M. K. (32), 2006’da garson V. K.(28) ile evlendi.

Nikâhtan 1 hafta sonra eşinin eski sevgilisinden 2.5 aylık hamile olduğunu öğrenen M. ayrılmaya karar verdi. Boşanma davası açıp eşinden ayrı yaşamaya başladı. Bu sırada V. ortadan kayboldu. Mahkemenin bir türlü V.’ye ulaşamaması nedeniyle boşanma davası reddedildi.

2 çocuğum daha olmuş

Nüfus Müdürlüğü’ne gittiğinde V.’den 4 çocuğu olduğunu öğrenen M., “Başka birinden daha çocuk yapmış. Kağıt üstünde evli olduğumuz için çocuklar benim gözüküyor. Artık Nüfus Müdürlüğü’ne gitmekten korkuyorum. 2 yıl önce nüfusta 2 çocuğum olduğunu öğrendim. Geçtiğimiz hafta tekrar kontrole gittim. 2 çocuğum daha olmuş. Her gittiğimde çocuğum olduğunu öğreniyorum. Evlenmeyi düşündüğüm kız arkadaşımın ailesine karşı da mahçup oluyorum. Yeni açtığım boşanma davasından umutluyum” dedi.

Kaynak : Hürriyet

Rekor Boşanma Tazminatı : Tam 60 Milyon Euro

Hazreti Muhammed’in soyundan gelen Şiilerin İsmaili tarikatının lideri 4. Ağa Han (75), 2003’te boşandığı karısı Prenses Begüm’e 60 milyon euro ödeyecek.

Fransa’nın Amiens Temyiz Mahkemesi, 2009 yılında Senlis Mahkemesi’nin verdiği 12 milyon euro’luk boşanma tazminatına Begüm Ağa Han’ın itirazını haklı buldu ve miktarı beş katına çıkardı. Rekor tazminat kararında Ağa Han’ın servetinin büyüklüğü konusunda mahkemeye net bilgi vermeyi reddetmesi etkili oldu. Mahkeme Ağa Han’ın tazminat bedelini, 10 milyar Euroluk tahmini malvarlığı üzerinden hesapladı. Fransa’da bu güne kadar ödenen en yüksek boşanma tazminatı 60 milyon Frank. Prenses Begüm, 40 milyon Euro’luk boşanma tazminatıyla dünya rekoru kıran şarkıcı Paul McCartney’in eski eşini de geride bırakarak rekor tazminat alacak. Asıl adı Kerim el Hüseyin Şah olan 4. Ağa Han, asıl adı Gabriele Thyssen olan Begüm İnaara Ağa Han (48) ile 1998 yılında evlendi. Eski bir pop şarkıcısı olan, evlendikten sonra Müslümanlığı kabul eden Begüm Inaara ile Kerim Ağa Han’ın evliliği 5 yıl sürdü. Çiftin 11 yaşında Ali adlı bir çocuğu var.

*Hürriyet web

Yargıtay: “Çeyizde zamanaşımı olmaz”

Yargıtay  boşanma sonrası çeyiz eşyalarının aynen geri verilmesi istemli davaların her zaman açılabileceğine, bu davalarda zaman aşımı uygulanmayacağına karar verdi.

Eşinden boşanan bir kadın, “evlenirken yanında götürdüğü çeyiz eşyalarının eski eşinin konutunda kaldığını, boşanmalarından bugüne kadar davalı tarafından eşyalarının geri verilmediğini” belirterek, çeyiz eşyalarının ve evlendikten sonra alınan eşyaların yarısının kendisine aynen iadesine, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibarıyla eşyaların tutarının yasal faiziyle birlikte eski eşinden tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açtı.
Pınarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi, çift arasındaki boşanma davasının 2006’da kesinleştiğini, eşya davasının ise 2008’de açıldığını belirterek, Türk Medeni Kanunu’nun, “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zaman aşımına uğrar” hükmünü içeren 178. maddesi gereğince bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu gerekçe gösterdi ve davayı zaman aşımından reddetti.
Pınarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.
Dairenin kararında, mahkemenin zaman aşımından davanın reddi yönündeki kararının, somut olguya uygun düşmediği belirtilerek, bir davada maddi olayları ileri sürmenin taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmanın ve dayanılan kanun maddesini belirlemenin ise hakime ait olduğu vurgulandı.
Davacının öncelikle eşyaların aynen iadesini, bu olmadığı takdirde eşyaların bedellerinin tazminini istediği anımsatılan kararda, eşyaların geri istenmesi davasının “istihkak davası” olarak kabul edilmesi gerektiğine işaret edildi.

“İstihkak davası her zaman açılabilir”

Kararda, davanın, Türk Medeni Kanunu’nun, “kişisel malların nelerden ibaret olduğunu” öngören 220, “her eşin yasal sınırlar içinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bu mallar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu” içeren 223/1, “her eş diğer eşte bulunan mallarını geri alır” düzenlemesine yer veren 226/1 ve “belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” hükmünü içeren 222/1 maddelerine dayalı olarak açıldığının kabul edilmesi gerektiği ifade edildi.
Dairenin kararında, şu tespitler yapıldı:
“Mahkemece yapılacak araştırma ve inceleme sonucu istenen eşyaların aynen mevcut olduğunun saptanması halinde uyuşmazlık bu açıdan mülkiyet hakkına dayandığından olayda zaman aşımı söz konusu olamaz. Eşlerden her biri kişisel eşyalarını her zaman mal rejiminin sona ermesinden önce ya da sonra isteyebilir. Bu istek mal rejiminin tasfiyesi halinde istenilecek katkı payı, değer artış payı veya artık değere katılma alacağı olarak nitelendirilemez ve değerlendirilemez. Bu tür eşyalarla ilgili dava boşanmanın eki niteliğinde davalar olarak da düşünülemez. O halde eşyaların aynen geri verilmesine ilişkin istihkak davaları her zaman açılabildiğinden zaman aşımına tabi değildirler.”

Eşyalar yoksa toplam bedel tazminat niteliğinde

Kararda, dava konusu eşyaların aynen mevcut olmadığının belirlenmesi halinde ise eşyaların toplam bedeline karar verilmesi gerekeceğinden, bu halde somut olayda zaman aşımının söz konusu olacağına dikkat çekildi.
Tarafların 2002’de evlenip, 2004’te açılan ve 2006’da kesinleşen kararla boşandıkları belirtilen kararda, başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre evlendikleri tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar eşler arasında yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu ve taraflar arasındaki geçerli mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihte sona erdiği kaydedildi.
Daire, eşyaların aynen mevcut olmaması halinde ise istenen eşya bedelinin tazminat niteliğinde olduğuna karar vererek, olayda Türk Medeni Kanunun 178. maddesi değil, aynı kanunun 5. maddesi yoluyla Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerekeceğini vurguladı.
Kararda, “Boşanma kararının kesinleştiği 2006 yılından eldeki eşya davasının açıldığı 2008 yılına kadar Borçlar Kanununun 125. maddesinde belirtilen 10 yıllık zaman aşımı süresi henüz geçmediğinden, işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken olayda uygulama yeri olmayan Türk Medeni Kanununun 178. maddesinde öngörülen 1 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiği görüşüyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir” denildi.

Hürriyet 3.10.2011