Etiket arşivi: inşaat

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİN FESHİ

T.C. YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 2009/6610 K. 2010/498 T. 2.2.2010

DAVA : Hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu kaydındaki şerhin silinmesi istemiyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Fesih davasına konu teşkil eden Kadıköy 1. Noterliği’nin 28.07.2005 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Nihat ile davalı yüklenici şirket arasında imzalanmıştır. Dosyada bulunan tapu kaydına göre inşaat sözleşmesinin yapıldığı tarihte dava konusu M… İlçesi Y… Mahallesi 41 ada 86 parsel sayılı taşınmazda Nihat’ın 3/8, Nihal’in 3/8, Sefa’nın de 2/8 payı bulunmaktadır. Nihat tarafından tapudaki 3/8 payın sözleşmenin imzalanmasından sonra 22.11.2006 tarihinde tapuda Selma’ya satıldığı, sözleşmenin devrinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

TMK’nun 692. maddesi uyarınca kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin geçerli olabilmeleri için tüm tapu maliklerince yapılması gerekir. Somut olayda, kat karşılığı inşaat sözleşmesi Nihat tarafından yapılmıştır. Sözleşme tarihinde taşınmazın paydaşı olan Sefa ve Nihal’in sözleşmede imzaları bulunmamaktadır. Ancak sözleşmede imzası bulunmayan tapu paydaşları Nihal ve Sefa kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi davasını açmakla sözleşmeye muvafakat etmiş sayılırlar. Sözleşmenin feshi davasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi için sözleşmeyi imzalayan Nihat’ın de davanın tarafı olması zorunludur. Nihat aleyhine bu dosyanın davalısı olan yüklenici şirket tarafından Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/526 Esas sayılı dava dosyasıyla sözleşmenin feshi istemiyle dava açıldığı ve bu davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda taraf teşkilinin sağlanması ve her iki davadaki fesih istemlerinin birlikte değerlendirilmesi açısından HUMK’nun 45. maddesi uyarınca dosyaların birleştirilmesi zorunludur. Mahkemece bu husus üzerinde durulmadan, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde sözleşmenin feshine ve şerhin terkinine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yapılacak iş, derdest olduğu anlaşılan Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/526 Esas sayılı dava dosyasının HUMK’nun 45. maddesi uyarınca bu dosya ile birleştirilmesinden ve bu şekilde sözleşmenin tarafı olan Nihat’ın de davanın tarafı olmasının sağlanmasından her iki dosyanın birlikte değerlendirilip hüküm kurulmasından ibarettir.

Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yüklenici şirket yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı yüklenici şirketin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM TALEBİ

T.C. YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ E. 2004/8578 K. 2004/10283 T. 29.12.2004

DAVA : Dava dilekçesinde men’i müdahale ve kal istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar avukatı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Dava dilekçesinde, davalıların ortak yer olan bahçeye haksız el atarak burayı kapalı alana dönüştürdükleri ileri sürülerek bahçeye müdahalesinin önlenmesi ile eski hale getirilmesine karar verilmesi istenilmiş; mahkemece davacılardan S. Y.’nin davalıların bahçeyi kullanmasına muvafakatı olduğu, diğer davacı eşinin de bu muvafakatı bilecek durumda bulunduğu ve buna göre davayı açmakta iyiniyetli olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, kat maliklerinden biri tüm kat maliklerinin rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklikler yaptıramaz. Somut olayda mahkemece davacılardan S. Y.’nin muvafakatının bulunduğu, eşinin de bu muvafakatı bilecek durumda olduğu belirtilmiş ise de; sözü edilen 24.7.1990 tarihli taahhütname içeriğinden, davacı S. Y.’nin ortak bahçeyi hiçbir biçimde kullanmayacağını, davalıların bu yeri diledikleri gibi kullanma ve tasarruf etmekte serbest bulunduklarını öngördüğü anlaşılmaktadır. Ortak bahçenin kullanma hakkının davalı kat maliklerine tanınmış olması, bu yerin olduğu gibi kullanılması sonucunu doğurur ise de; bu yerde projeye aykırı inşaat, tesis ve değişiklikler yapılması hakkını vermez. Davalıların ortak bahçeyi olduğu gibi kullanmak yerine burada tüm kat maliklerinin ( bu bağlamda davacı kat maliklerinin ) rızaları dışında projeye aykırı inşaat yapmış olmaları karşısında bilirkişi raporunda belirtilen tadilat projesinin de tüm kat maliklerinin onayını taşıyıp taşımadığı araştırılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece davacıların böyle bir davayı açmakta iyiniyetli olmadıkları, gerekçesi ile davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MÜTEAHHİT VEKİLİNİN TAŞERONLUK SÖZLEŞMESİ YAPMASI

T.C. YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 1977/1234 K. 1977/1830 T. 7.10.1977

DAVA VE KARAR : 1 – Yüklenici davalı Mesut taahhüdünde bulunan Tekirdağ Kız Enstitüsü ikmal inşaatını yürütmek, istihkaklarını almak ve sözleşmeler düzenlemek üzere noterde hazırlanan 29.8.1973 tarihli vekaletname ile dava dışı Süleyman ı kendisine vekil tayin etmiştir.

Vekil Süleyman sıfatını açıklamak suretiyle inşaatın elektrik işlerini, malzeme ve işçilik dahil Bayındırlık Bakanlığı 1973 yılı birim fiatları üzerinden değerlendirme yapılmak kaydıyle 1.9.1973 tarihli sözleşme ile davacı Mustafa’ya vermiştir.

Anılan anlaşma hukuken geçerli, bundan doğan hak ve borçlar davalı Mesut’a aittir. Öyle ise, davacı taşeronun bu maksatla inşaat yerine getirdiği fakat, davalı yüklenici tarafından el konulup geri verilmediği saptanan fazla elektrik malzemelerine ilişkin 7266 liranın tahsiline karşı davalının ileri sürdüğü temyiz itirazları, toplanan delillere, dosyadaki yazılarla karar yerinde belli edilen gerektici nedenlere, mahkemenin bu açıdan delilleri değerlendirmede bir yanlışa düşmediği anlaşılmasına göre, yerinde bulunmamıştır.

2 – Davacı taşeron ayrıca, davalı Mesut’a dava dışı idarece verilmiş ( 9524,80 )lira ihzarat bedelinden % 10 indirilerek kendisine tediyesi lazım gelen ( 8572,32 ) lira ödenmediğinden bu paranın ve sözleşmede kararlaştırıldığı gibi günde ( 100 ) liradan 690 gün gecikme cezası ( 69.000 ) liranın tahsilini dilemiş, mahkemede istek uyarınca karar vermiş bulunmaktadır.

Davacı dava dilekçesinde eser sözleşmesiyle yüklendiği yapım borcunu ikmal ederek davalıya teslim ettiğini açıklamıştır. Anılan sözleşmede yer alan hükümlere göre, malzeme ve işçilik giderleri davacıya aittir. yaptığı eserin parasını davacının 1973 yılı Bayındırlık Bakanlığı birim fiatı üzerinden almış olması gerekmektedir. Esasen iş parasından davalı zimmetinde gerçekleşen bir alacağı bulunduğu hakkında olayda herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Öte yandan, davalı yükleniciye verilecek ihzarat bedelinin davacı taşerona ödeneceğine dair sözleşmede bir hükümde yoktur. Hal böyle olunca davacının istihkakı dışında kalan anılan parayı, dolayısıyla, bu paranın zamanında ödenmemiş olmasından ortaya çıkan cezaŒ şartı isteyemez.

3 – İhzarat bedelinin kendisine tediye olunması gereğine inanan davacı, borcun muaccel hale gelmesinden, davalıyı bu yolda uyarmasından ve normal bir sürede beklemesinden sonra borcunu yerine getirmeden kaçınan davalı hakkında daha fazla gecikmeden dava yoluna başvurması icap ederdi. Bu durumda borcun ödeneceği kanısı ile davacının beklemesi lazım gelen normal ve makul süre mahkemece tayin olunarak yalnız bu zamana ait cezaŒ şart tutarı yerine ( 8572,32 ) lira esas alacak için bir yandan davacının sebebiyet verdiği 690 günlük gecikmeye ilişkin ( 69.000 ) lira cezaŒ şarta karar verilmesi de yanlıştır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle mahkeme kararının ( BOZULMASINA ), karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dairemiz kararının üçüncü bendinde mahkeme kararı kabul şekli bakımından bozulmuştur. Oysa davacının ihzarat bedelinden alacaklı olduğu kabul edilirse, davalı dava tarihine kadar tahakkuk eden cezaŒ şartı ödemekle yükümlüdür. Çünkü davacı sözleşme gereği davalının edimini teşkil eden para borcunun ifasını, borç muaccel hale geldikten sonra zamanaşımı süresince istemek hakkına sahiptir. Bu hak, uygun süre bekleyip dava açmak şeklinde sınırlanamaz. Böyle olunca ifaya bağlı cezaŒ şartın varlığı da, kuralın değiştirilmesi için bir neden olamaz. Dairemiz kararının üçüncü bendindeki bozmaya bu nedenle katılmıyorum. Karara sadece bu yönden karşıyım.

Üye
( A.S.D. )

HAK EDİŞLERİN ÖDENME TARİHİ ( Davacı İdare Zararının Hakedişlerin Ödeme Tarihlerinde Gerçekleştiği – Dolayısıyla Faize de Bu Tarihten İtibaren Her Hakedişin Ödenme Tarihi İtibariyle Ayrı Ayrı Hükmedilmesi Gerektiği )

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2008/4-55

K. 2008/99

T. 6.2.2008

• ESER SÖZLEŞMESİ ( Davacı İdarenin Dava Dilekçesinde Talep Edilen Tazminattan Fazlasını İsteyebilmesi ve Islahla Miktarı Arttırabilmesi İçin Açıkça Fazlaya İlişkin Hakkını Saklı Tutmuş Olması Gerektiği )

• FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARIN SAKLI TUTULMASI ( Alacaklı Alacağın Tümü Hakkında Dava Açmak Zorunda Olmayıp Fazlaya İlişkin Hakkını Saklı Tutmak Kayıt ve Şartıyla Önce Bir Bölümünü Sonra Kalan Bölümünü Talep Edebileceği )

• FAZLAYA İLİŞKİN KISIMDAN ZIMNEN FERAGAT ( Alacaklı Talep Edilen Tazminattan Fazlasını İsteyebilmesi ve Islahla Miktarı Arttırabilmesi İçin Açıkça Fazlaya İlişkin Hakkını Saklı Tutulması Gerektiği – Saklı Tutulmaz İse Fazlaya İlişkin Kısmından Zımnen Feragat Edildiği Anlamı Doğurabileceği )

• HAK EDİŞLERİN ÖDENME TARİHİ ( Davacı İdare Zararının Hakedişlerin Ödeme Tarihlerinde Gerçekleştiği – Dolayısıyla Faize de Bu Tarihten İtibaren Her Hakedişin Ödenme Tarihi İtibariyle Ayrı Ayrı Hükmedilmesi Gerektiği )

• FAİZİN BAŞLANGIÇ ZAMANI ( Davacı İdare Zararının Hakedişlerin Ödeme Tarihlerinde Gerçekleştiği – Dolayısıyla Faize de Bu Tarihten İtibaren Her Hakedişin Ödenme Tarihi İtibariyle Ayrı Ayrı Hükmedilmesi Gerektiği )

• ISLAH ( Alacaklı Talep Edilen Tazminattan Fazlasını İsteyebilmesi ve Islahla Miktarı Arttırabilmesi İçin Açıkça Fazlaya İlişkin Hakkını Saklı Tutulması Gerektiği )

• İDARE ZARARININ TAZMİNİ ( Davacı İdare Zararının Hakedişlerin Ödeme Tarihlerinde Gerçekleştiği – Dolayısıyla Faize de Bu Tarihten İtibaren Her Hakedişin Ödenme Tarihi İtibariyle Ayrı Ayrı Hükmedilmesi Gerektiği )

818/m.355

1086/m.440, 442

ÖZET : Dava haksız eylem nedeniyle uğranılan idare zararının tahsili istemine ilişkindir.

Alacaklı alacağın tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kayıt ve şartıyla önce bir bölümünü, sonra kalan bölümünü talep edebilir. Dava konusu olayda, davacı idarenin dava dilekçesinde talep edilen tazminattan fazlasını isteyebilmesi ve ıslahla miktarı arttırabilmesi için açıkça fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olması gerekirdi. Saklı tutulmaz ise fazlaya ilişkin kısmından zımnen feragat edildiği anlamı doğurabileceğinden önceki dava kısmi dava değil tam dava sayılır ve artık ilk dava ile talep edilen alacak hakkında ikinci bir dava açılması veya ıslahla miktarın arttırılması mümkün değildir.

Davacı idare zararının hakedişlerin ödeme tarihlerinde gerçekleştiği, dolayısıyla faize de bu tarihten itibaren her hakedişin ödenme tarihi itibariyle ayrı ayrı hükmedilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “Tazminat “ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.01.2004 gün ve 75-39 sayılı kararın incelenmesi taraf vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.06.2005 gün ve 2004/9781-2005/7139 sayılı ilamı ile;

( … 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı taraflar temyiz etmişlerdir.

Davacı idare, Karaözü Jandarma Hizmet binası ve dört daire inşaatı işini yapan müteahhide davalılarca hazırlanıp imzalanan hakedişlerle fazla ödeme yapıldığından zararın tazminini istemiştir. Yerel mahkeme, bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Dosyadaki belgelerden davacı idarenin fazla ödeme yapılan müteahhit şirket aleyhine de tazminat davası açtığı ve tahsile hükmedilen miktarı icraya koyduğu ve hatta kısmi ödemede bulunulduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, müteahhit firmaca 9.1.2001 günlü ve varsa başka ödemelerin araştırılarak zarardan düşülmesi ve ödenmeyen kısım için müteahhit şirketten de tahsil olunabileceği gözetilerek tahsilde tekerrüre neden olmayacak biçimde hüküm fıkrası kurmak gerekirken yazılı biçimde verilen kararın bozulması gerekmiştir.

3-Hüküm fıkrasında yer alan “2.085.500.328 TL.nin Mevlüt K.’tan; 6.925.249.992 TL.nin Hurşit Ö.’ten mükerrer esas olmamak üzere “9.011.750.320 TL.nin Emir Ş. ve Raşit K.’ün sorumlu olmak üzere toplam 9.011.750.320 TL.alacağın dava tarihi olan 11.1.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline” biçimindeki kararın açık olmadığı, infazda tereddüt yaratacağı açıktır.Bir, iki ve üçüncü hakedişlerden davalılar Mevlüt K. ile Raşit K. ve Emir Ş.’un; dört,beş, altı ve yedi nolu hakedişlerden Hurşit Ö. ile Raşit K. ve Emir Ş.’un sorumlu olduğu gözetilerek sorumluluklarına karar vermek ve vekalet ücretinin de buna göre hesaplanması gerekirken, açık olmayacak ve infazda tereddüte neden olabilecek biçimde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

4-Davacının temyiz itirazlarına gelince; Davacı, davalıların ortak eylemi nedeniyle zarara uğradığını belirterek zararın müteselsilen davalılardan tahsilini istemiş olduğu halde, bu yönde tahsile karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.

5-Davacı idare zarara ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istediği halde, zararın hakedişleri ödeme ile gerçekleştiği göz önüne alınarak ödeme tarihinin belirlenerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmek gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de ayrı bir bozma nedeni sayılmıştır.

Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ve 3 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalılar, ( 4 ve 5 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının yukarıda ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine… ),

Gerekçeleri ile hüküm bozulmuştur.

Davalılardan Emir Ş. vekilinin Karar Düzeltme talebi üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 23.02.2006 gün ve 2006/770-1685 sayılı Karar Düzeltme ilamı ile;

( … 1-Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440.maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları reddedilmelidir.

2-Diğer karar düzeltme itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiş; karar tarafların temyizi üzerine dairece bozulmuştur. Davalılardan Emir Şurdum’un karar düzeltme istemi üzerine dosya dairece yeniden incelenmiştir.

Davacı idare, Karagözü Jandarma Binası ve dört daire inşaat işini yapan müteahhide davalılarca hazırlanıp imzalanan hakedişlerle fazla ödemede bulunulduğunu belirterek dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadan 7.919.670.557 TL’nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu üzerine davacı vekili 21/11/2003 tarihli ıslah dilekçesi ile miktarı 9.100.000.000 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, ıslah dilekçesindeki miktarı da kapsayacak şekilde 9.011.750.320 TL’nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Alacaklı alacağın tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kayıt ve şartıyla önce bir bölümünü, sonra kalan bölümünü talep edebilir. Dava konusu olayda, davacı idarenin dava dilekçesinde talep edilen tazminattan fazlasını isteyebilmesi ve ıslahla miktarı arttırabilmesi için açıkça fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olması gerekirdi. Saklı tutulmaz ise fazlaya ilişkin kısmından zımnen feragat edildiği anlamı doğurabileceğinden önceki dava kısmi dava değil tam dava sayılır ve artık ilk dava ile talep edilen alacak hakkında ikinci bir dava açılması veya ıslahla miktarın arttırılması mümkün değildir.

Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığından ıslahla arttırılan kısma hükmedilemez. Anılan yönün gözetilmemesi kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasını gerektirirse de bu konudaki temyiz itirazları reddedilmiş olduğundan davalı Emir Ş.’un karar düzeltme istemi HUMK’nun 440-442.maddeleri uyarınca kabul edilmeli, karar bu nedenle de bozulmalıdır.

Davalı Emir Ş.’un karar düzeltme isteğinin kabulüne, kararın ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle de davalı Emir Şurdum yararına BOZULMASINA, bozma ilamına bu şekilde bir bent eklenmesine, öteki itirazların ilk bentteki nedenlerle reddine… ),

Gerekçesiyle şeklinde hüküm bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda kısmen direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava haksız eylem nedeniyle uğranılan idare zararının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile tespit edilen idare alacağının her birinin sorumlu olduğu miktara göre ayrı ayrı davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Özel Dairece; Müteahhit firma tarafından yapılan ödemelerin zarardan düşülmesi, kararın infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık olarak yazılması, zararın müteselsilen tahsiline karar verilmesi ve ayrıca her bir zararın hak edişlerin ödeme tarihlerinde gerçekleştiği gözetilerek, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile ilk hüküm bozulmuştur.

Davalı Emir Ş.’un karar düzeltme talebi üzerine, bu kişi yararına olarak, “başlangıçta fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmaması nedeniyle ıslahla artırılan kısma hükmedilmeyeceği” hususu bozma ilamına eklenmiştir.

1-Mahkemece bozmanın faiz başlangıç tarihi dışındaki bentlerine uyulmuş ve Özel Dairenin incelemesinden geçmeyen yeni bir hüküm kurulmuştur. O halde bozma ilamının 5 numaralı bendinde geçen faiz başlangıç tarihi dışında kalan kısımlara yönelik olarak mahkemece kurulan hükmün incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4.Hukuk Dairesine gönderilmesi gerekir.

2-Davacı idare zararının hakedişlerin ödeme tarihlerinde gerçekleştiği, dolayısıyla faize de bu tarihten itibaren her hakedişin ödenme tarihi itibariyle ayrı ayrı hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından, bu yöne ilişkin Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : 1-Bozma ilamının 5 numaralı bendinde ve karar düzeltme ilamında sözü edilen faiz başlangıç tarihi dışındaki bozma kısmı yönünden mahkemece kurulan yeni hükme yönelik olan davacılar vekili ve davalılardan Mevlüt K. ile Emir Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4.Hukuk Dairesine gönderilmesine,

2-Faiz başlangıcı yönünden kurulan hükme yönelik davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden Özel Dairenin bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 06.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.