Etiket arşivi: iş kazası tazminat davası

İş kazası tazminat davası, iş kazası geçiren işçinin veya işçinin yakınlarının açabileceği maddi tazminat davası ve manevi tazminat davasını ifade eder. İş kazası ve tazminat davası hakkında daha fazla bilgi için sayfamızı okumaya devam edebilirsiniz.

İş Kazasında İşçinin Hakları

İş kazası günümüzün en büyük problemlerinden biri. Bir işçinin hayatını sürdürmek için yaptığı iş nedeniyle hayatını kaybetmesi asla kabul edilemeyecek bir durumdur.

İşveren, işyerinde, işçinin iş sağlığını ve güvenliğini sağlamak zorundadır. Bir işçinin en temel hakkı, hayat, sağlık ve beden bütünlüğünün korunmasıdır. İşveren bu en temel hakların korunması için gereken her türlü önlemi almakla yükümlü tutulmuştur.

İş kazası nedeniyle işverenin hukuki ve cezai sorumluluğu:

İş kazası, işverenin işçiyi gözetme borcunu yerine getirmemesi nedeni ile ortaya çıkmış olabilir. Bu durumda iş kazası ve meslek hastalıklarından işverenin özel hukuk ve ceza hukuku yönlerinden sorumluluğu söz konusu olabilir.

İşveren iş kazasının olmaması için sadece mevzuatta yer alan önlemlerin alınması ile yetinemez, mevzuatta öngörülmemiş ancak bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı diğer iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de alması gerekeceği Yargıtay kararlarında da yer almaktadır.

İş kazası nedeniyle işveren tazminat ödeyebilir:

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması sonucunda iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan işçiye veya bu nedenle yaşamını yitiren işçinin desteğinden yoksun kalanlara maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda kalabilir.

İş Kazası halinde işçiye SGK yardımı:

İş kazası ya da meslek hastalığı nedeniyle zarar gören işçinin sigortalı olması halinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca kendisine gerekli sağlık yardımları yapılır. (5510 sayılı Kanun madde 63)

Yine bu işçiye, geçici ve sürekli iş göremezlik ödenekleri de bağlanması kabul edilmiştir. (5510 sayılı Kanun madde 18-19)

İş kazası nedeniyle SGK manevi tazminat ödemez:

İş kazası nedeniyle SGK, zarara uğrayan işçinin veya desteğinden yoksun kalanların manevi zararlarını karşılayacak herhangi bir ödeme yapılmaz.

İş kazası sonucunda zarara uğrayan işçi veya destek yoksun kalan yakınları SGK tarafından karşılanmayan zararları için işverene dava açma hakkına sahiptir.

SGK, işçiye ve hak sahiplerine yaptığı ödemeleri işçiyi gözetme borcunu kusuruyla yerine getirmeyen işverene rücu edebilir.

İş kazasında hakların zamanaşımı süresi:

Bir diğer yandan, 5510 sayılı Kanundan doğan haklar 5 yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Kanunun 97. maddesine göre iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle hak kazanılan gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmemesi halinde zamanaşımına uğrayacağı kurala bağlanmıştır.

Buna karşılık işverenin gözetme borcuna aykırı davranışından doğan tazminat davası için 10 yıllık zamanaşımı belirlenmiştir. Buna göre, yasal süre içinde SGK’ya başvurmamış işçi maddi ve manevi tüm zararlarını işverenden talep edebilecektir.

Hakları almak için takip edilmesi gereken sıra:

İş kazası nedeniyle işçi veya hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat haklarını almak için öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurmaları ve mahkemenin tazminata hükmetmeden önce bu başvurunun sonucunun beklenilmesi gerekir.

İş kazası nedeniyle işverenin sorumlu tutulabilmesinin şartları:

İş kazası nedeniyle işverenin  tazmin sorumluluğunun doğması için her şeyden önce;

  • bir kazanın olması,
  • bu kazanın bir iş kazası niteliğinde olması,
  • işverenin kusurlu olması,
  • iş kazası sonucunda bedensel veya ruhsal bir zararın ya da ölümün ortaya çıkması,
  • ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

İşçi, işverenin gözetme borcuna aykırı davranışı sonucunda meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğradığı bedensel zararlarının tazminini talep edebilir (Maddi tazminat) Bunun yanında işçi, koşulları varsa ayrıca manevi tazminat da isteyebilir.

İşverenin gözetme borcuna aykırı davranması sonucunda iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan işçinin ölümü halinde desteğinden yoksun kalanlar da tazminat talebinde bulunabilirler. Buna destekten yoksun kalma tazminatı adı verilir.

İŞ KAZASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

iş kazası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı

T.C. YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/7635 K. 2009/13208 T. 20.10.2009

DAVA : Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün temyizen incelenmesi davacı vekilince süresinde, davalılardan O. M. Denizcilik Ltd. Şti. vekilince de süresi dışında istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.10.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili ile davalılardan İ. Denizcilik Tic. A.Ş. vekili, O. M. Denizcilik Ltd. Şti. vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : 1-Davalı N. England P&I Assosiaion Ltd. Şti’ne izafeten O. M. Denizcilik Hizm. Müm. Müş. Lti. Şti. vekili, 24.04.2009 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunmuş ise de, temyiz dilekçesi 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde öngörülen 8 günlük temyiz süresi içinde temyiz defterine kaydedilmediği gibi, harcı da yatırılmamıştır. Öte yandan, İş Mahkemesince verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin yasada hüküm de bulunmamaktadır. Bu halde, HUMK’un 434/2. maddesine göre karar süresinde temyiz edilmemiş olduğundan, 01.06.1990 gün ve E: 1989/03. K: 1990/04 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak anılan davalının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine,

2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

3-Dava 29.03.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli işgörememezlik nedeniyle maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davacının İstanbul 6. İş Mahkemesi’nin 2006/703E sayılı dosyasında aynı olay nedeniyle açtığı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine dair verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece varılan sonuç hatalı olmuştur. Gerçekten davacının İstanbul 6.İş Mahkemesinin 2006/703E sayılı dosyasında görülen davada 22.11.2006 tarihli dava dilekçesinde zararının 295.100.00 ABD doları olduğunu açıkladıktan sonra fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 1.000,00 TL talep etmiştir. Bu haliyle açılan davanın kısmı dava olduğu ortadadır. Öte yandan kısmı davadaki feragatin bu davada talep edilen miktarla sınırlı olduğu, fazlaya ilişkin haklardan da feragat edildiğinin açıkça belirtilmediği hallerde saklı tutulan alacak kesminden feragat edilmediğinin kabulünün gerekeceği, saklı tutulan alacak kesimi ile ilgili olarak her zaman dava açılmasının mümkün bulunduğu Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Hal böyle olunca davacının kısmi davadaki feragatinin saklı tutulan alacak kesimini de kapsadığını, diğer bir deyişle feragat nedeniyle redde ilişkin kararın tüm alacak miktarı bakımından kesin hüküm oluşturduğunu kabul eden yerel mahkeme kararının hatalı olduğu ortadadır. Öte yandan İstanbul 6. İş Mahkemesi’nin 2006/703 F sayılı dosyasında davacı avukatının imzaladığı 06.12.2006 tarihli dilekçede aynı tarihli sulh ibra protokolüne gönderme yapılarak davadan feragat edildiği açıklanmaktadır. Diğer bir deyişle kayıtsız şartsız bir vazgeçme değil yapılan sulh anlaşmasının tasdikinin amaçladığı açıktır.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda ( tazminat davaları ) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.

5510 Sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş Kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.

Öte yandan, 5510 Sayılı Yasa’nın 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş görmezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği; 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kuralları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.

Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediği anlaşılmaktadır. Kurumca sigortalıya gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir.

Yapılacak iş; öncelikle davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumu’na ihbarda bulunması, olayın kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na ve hak alanını etkileyeceğinden iş veren aleyhine “İş Kazasının Tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacıya Kuruma müracaat ederek sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi giderek iş kazası sigorta kolundan sürekli iş görememezlik geliri bağlanması için önel vermektedir.

Dava konusu olayın iş kazası olduğunu ve davacının sürekli işgörememezlik oranının belirlenmesinden sonra ise geçerli bir ibranamenin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Sulh ve ibra sözleşmesine gelince; Dava, iş kazası sonucu sürekli işgörememezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, sigortalı tarafından düzenlenen “ibranamenin” içeriği ve kapsamı yönünden davacıların tüm alacaklarını aldıkları ve bu suretle borçluyu borcundan kurtardıkları biçiminde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacıya, oluşan zarar nedeni ile, maddi tazminatına karşılık toplam 60.000,00 ABD. Dolarının ödenmiş olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kazadan sonra yapılan ödemenin davada en son hesaplanan tazminattan hangi kıstaslar nazara alınarak indirileceği konusunda toplanmaktadır. Kural olarak işçiye yapılmış ödemenin bu miktarı ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumun, ödemenin yapıldığı tarih göz önünde tutularak davacının gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Yapılacak iş; ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri “kısmı ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin, ödeme tarihindeki, gerçek zararın hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan davalı tarafın; ödeme yapılan tarihe göre; zararın karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek, açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacının maddi tazminat talebinin reddine karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, davacı yararına taktir edilen 625,00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

avukat, avukat ankara

İŞ KAZASI SONUCU MALULİYETTEN DOĞAN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

iş kazası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı,

T.C. YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/9982 K. 2010/10364 T. 25.10.2010

DAVA : Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, mahkemenin yetkisizliğine karar vermiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren işçinin uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davacının işini yaptığı yer Akhisar olduğundan davalı tarafın yetki itirazının kabulü ile yetkili mahkemenin Akhisar İş Mahkemesi olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili Akhisar iş mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 29.08.2008 tarihinde Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş’nin Manisa İl Müdürlüğüne bağlı Akhisar İşletme Şefliğinde çalışırken iş kazası geçirdiği iş kazası tarihinden önceki bir tarihte sermayesinin tamamı TEDAŞ’ a ait İzmir ve Manisa Elektrik Dağıtım Müesseselerinin birleştirilerek, iki müesseseden oluşan ve merkezi İzmir olan Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin kurularak Ticaret Sicil Gazetesi’nin 04.03.2005 tarihli nüshasında yayınlanarak faaliyete geçtiği, anlaşılmaktadır.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5.maddesi uyarınca “İş mahkemelerinde açılacak her dava açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz.” Öngörülen bu düzenleme kamu düzenine ait bir yetki kuralı olup, emredici kural olduğundan bu iki mahkeme dışında başka bir mahkemenin sözleşme ile yetkili kılınması imkanı yoktur.

Somut olayda husumet Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.’ne yöneltilmiş olup her ne kadar iş kazasının meydana geldiği ve işçinin işini gördüğü yer Akhisar ise de davalı Anonim Şirketin merkez adresi İzmir ilinde bulunduğundan dava yetkili mahkemede açılmıştır.

Mahkemece Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş. merkez adresinin İzmir ilinde bulunması nedeniyle işin esasının incelenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

avukat, avukat ankara

İş Kazası Davalarında Ne Talep Edilebilir ?

iş kazası tazminat davası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı, iş kazasında yapılacaklar, iş kazası sayılan durumlar, iş kazası avukat, iş kazası bilirkişi

İş Kazası Sayılan Durumlar Nelerdir?

Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada; işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla; sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmak için geçen zamanlarda; sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere götürülüp getirilmesi sırasındaki hal ve durumların birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaya iş kazası denir.

İşveren, koruma önlemini almamış veya yasal yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve bundan dolayı işçi zarara uğramışsa işveren bu zararı tazmin etmek zorundadır.

İş mahkemesinde işçi tarafından işveren aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davası ile ölüm meydana gelmişse destekten yoksun kalma tazminatının konusu hep bu iş kazası olmaktadır.

İş Kazası Davası Nerede ve Hangi Mahkemede Açılır?

İş kazası nedeniyle dava, işverenin ikametgahı mahkemesinde yahut işin yapıldığı yer mahkemesinde, iş kazasının olduğu yer iş mahkemesinde açılabilir.

İş Kazası Davasını Kim Açabilir ?

Kural olarak bu davaları zarar gören kişi açabilir.İş kazası sonucu ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişi veya kişiler de dava açabilir.

Manevi tazminat davasını sadece cismani zarara uğrayan kişiler açabilmektedir. Kişi bu davayı açmadan ölmüşse dava açma hakkı mirasçılara geçmez. Ancak kişi dava açmış ve sonra ölmüşse mirasçıları bu davayı takip edebilirler. İşçi iş kazası neticesinde hayatını kaybetmişse bu takdirde ilgililer kendi açılarından manevi tazminat talepli dava açabilirler.

İş Kazası Davası Kime Karşı Açılır?

İş kazası davası, zararlandırıcı olayın meydana gelişine sebep olan veya olanlara yöneltilir. Asıl olan önlem alma görevini yerine getirmeyen ve tam kusurlu olan kişiye husumet yöneltilmesidir.Bu kişi veya kişiler işveren,işverenin çalıştırdığı kişi veya aracı olan kişi olabilir. Zarara uğrayan tüm zararının tazminini bütün sorumlulardan birlikte veya sorumlulardan her birinden ayrı ayrı ya da bunlardan sadece birinden müteselsil sorumluluk sebebiyle isteyebilir.

İş Kazası Davası Ne Zamana Kadar Açılabilir?

Bu tür davalar 10 yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Kural olarak zaman aşımı başlangıç tarihi zararlandırıcı olayın olduğu tarihtir. Eğer zararlandırıcı olay malüliyet artışı şeklinde artışlar göstermekteyse ortada yeni bir malüliyet surumu vardır ve bu artış tarihi de artışa ilişkin dava için zaman aşımı başlangıç tarihi olur.

İş Kazası Davasında Neler Talep Edilebilir?

İş kazasına uğrayan işçinin veya işçinin ölümü halinde onun hak sahiplerinin iş kazalarından dolayı açacakları davaların konusu , SGK tarafından sağlanan haklar ve menfaatler dışındaki zararların ödetilmesidir.

Bunlar maddi ve manevi zararlardır.

Maddi zararlar tedavi giderleri,çalışamamaktan doğan zarar, daimi iş görememezlik halinde ileride uğrayacağı zarar ve kaybı; işçinin kaza sonucunda ölümü halinde ise hak sahipleri destekten yoksunluk ile manevi üzüntülerinin dindirilmesine yönelik manevi tazminat talep edebilirler.

İş kazası tazminat davası hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın. http://girginconsulting.com/is-kazasi-tazminat-davasi/

TRAFİK KAZASI ÖLÜMLE SONUÇLANAN İŞ KAZASI

iş kazası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı, iş kazasında yapılacaklar, iş kazası sayılan durumlar, iş kazası avukat, iş kazası bilirkişi

T.C. YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ E. 2008/11747 K. 2008/11293 T. 23.9.2008

DAVA : Trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile kaza sonucu yaralanan sigortalı için yapılan harcamaların rücuan tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalılardan A. .. Giyim Tekstil Boya Apre san. TIc. A.Ş. avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldı. Tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : A … Giyim Tekstil Boya Apre san. TIc. A.Ş. taşeronu konumundaki T… Elektrik İnş. Tem. Hiz. TIc. Ltd. Şti. işçilerinin, A … Giyim Tekstil Boya Apre San. Tic. A.Ş. çalışanı Necmettin yönetimindeki şirkete ait araçla işe getirilmesi sırasında oluşan trafik iş kazası sonucunda ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile kaza sonucu yaralanan sigortalı için yapılan ödemelerin, 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesi uyarınca tazminine yönelik davanın yargılaması sonucunda; T … Elektrik İnş. Tem. Hiz. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki davanın reddine; yönetimindeki aracın direksiyon hakimiyetini yitirerek %100 kusurlu eylemiyle kazaya neden olduğu belirlenen sürücü ile aracın işleteni konumundaki A… Giyim Tekstil Boya Apre San. TIc. A.Ş.’nin tazminle sorumluluğuna hükmedilmiştir.

506 sayılı Yasa’nın 26/1. maddesi, kasdı, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir eyleminin varlığı halinde işverenin rücu alacağından sorumluluğu olanağını tanımıştır. Aynı Yasa’nın 26/2. maddesinde ise, 3. kişinin rücu alacağından sorumluluğu için, kasıt veya kusuruyla iş kazasının oluşumuna etkide bulunma koşulu öngörülmüştür. İşveren veya üçüncü kişiler ile üçüncü kişileri çalıştıranlara rücu olanağı, anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda mümkün bulunmakta olup; A … Giyim Tekstil Boya Apre san. Tic. A.Ş.’nin, salt kusurlu sürücünün yönetimindeki aracın işleteni olduğundan bahisle tazminle sorumlu tutulması olanağı bulunmadığı yönü öncelikle belirlenmelidir.

Çorlu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2000/1153 E., 2003/148 K. sayılı dosyasındaki yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak karara dayanak yapılan raporda, aracı özensiz ve önlemsiz biçimde kullanan sürücü Necmettinin 5/8 oranında kusurlu olduğu tespitine yer verilirken, “Arkasında yolcu taşımaya müsait olmayan kapalı kasa kamyoneti işçi servisi yapmakla görevlendiren fabrikanın personel müdürü İrfan” da 3/8 oranında kusurlu bulunmuş ve İrfan’ın da bu kusur oranı üzerinden mahkumiyetine karar verilmiştir.

Hukuk hakiminin kesinleşmiş ceza kararıyla ortaya konan maddi olgularla bağlılığı, Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereği olup; işçi taşımaya elverişli olmayan kamyonetin servis olarak kullanıldığı ve bu konuda A … Giyim Tekstil Boya Apre san. Tic. A.Ş. yetkililerinin talimat verdikleri bu kapsamda kesinleşmiş maddi olgu hali aldığı halde, kazaya etken kusur oranlarının belirlenmesinde, bu yön üzerinde durulmaksızın; makine mühendisi tarafından düzenlenen, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden herhangi bir irdeleme içermeyen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur.

Ceza yargılamasına ilişkin dosya ile sigorta müfettişi tarafından düzenlenen rapor tüm içeriğiyle dosyaya katıldıktan; ceza yargılaması sonucu kesinleşen maddi olgular ve aynı zamanda güvenlik görevlisi olarak çalışan kişinin, yolcu taşımaya uygun olmayan kamyonetle servis şoförü olarak görevlendirildiği yönü de gözetilmek suretiyle; iş kazasının gerçekleştiği alan ile işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, tüm davalıların 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesi uyarınca iş kazasının oluşumunda kusurlarının bulunup bulunmadığı ve kazanın oluşumundaki etki oranının tespiti gereği üzerinde durulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 23.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

TAŞERONUN İŞÇİSİNİN İŞ KAZASINDA ÖLÜMÜ ( Kusursuz İşverenin İstihdam Eden Sıfatıyla Sorumlu Tutulamaması )

iş kazası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı, iş kazasında yapılacaklar, iş kazası sayılan durumlar, iş kazası avukat, iş kazası bilirkişi

T.C. YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ E. 1990/193 K. 1990/4275 T. 7.5.1990

DAVA : Davacı, işkazasında ölen sigortalı işçinin haksahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.”

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hükmün, davacı ve davalılardan Esen avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı kurumun tüm, davalı işverenin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- İşveren Esen’in bir mağazanın dekorasyon işini alıp iç dekor ve tefriş işlerini üstlendiği, alçı dekor işlerini taşaron ……… Maden’e, demir işlerini ise, taşaron Nazif’e verdiği, alçı dekor işleri taşaronu ……….. Maden’in işçisi Esen alçı işinde çalışırken geçirdiği işkazası sonucu öldüğü, zararlandırıcı sigorta olayında tüm kusurun demir işleri taşaronu Nazif’de olduğu, işverenin Esen, alçı taşaronu …………. Maden ve sigortalıya atfı kabil herhangi bir kusur bulunmadığı mahkemece kabul edildiğine göre, çözümlenmesi gereken hukuksal sorun, işverenin, 3. kişi durumunda olan Demir işleri taşaronu Nazif’in kusurundan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 87. maddesi çevresinde sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Sigortalı Esen’in taşaron …………… Maden’in işçisi olduğu, demir işleri taşaronu Nazif’le aralarında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Alçı taşaronu ………….. Maden’in kazalı işçisini, demir işleri taşaronu Nazif’in işinde çalıştırmak gibi bir durumda sözkonusu değildir. Bu nedenle zararlandırıcı sigorta olayında sigortalıyı çalıştıran ve alçı işlerini yapan …………… Maden taşaron, Esen işveren, % 100 kusuru ile sigortalının ölümüne neden olan ve demir işlerini yaptıran Nazif, 3. kişi durumundadır ve Nazif 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 26/2. maddesi gereğince sorumludur. işverenin sorumluluğu ise anılan maddenin 1. fıkrasındaki koşulların gerçekleşmesi halinde sözkonusudur. İşverenin, demir işlerini alan Nazif’in kusurundan istihdam eden sıfatı ile rücu davalarında sorumlu tutulamayacağı ortadadır. 506 sayılı Yasanın 87. maddesi gereğince işverenin sorumlu tutulabilmesi için hizmet akdi ile sigortalıyı çalıştıran aracı ( taşaron ) …………… Maden’in kusurlu olması koşuludur. Gerek işveren, gerekse sigortalıyı çalıştıran alçı taşaronu ………….. Maden’in zararlandırıcı sigorta olayında kusurları bulunmadığı, tüm kusurun 3. kişi durumunda olan demir işleri taşaronu Nazif’de olduğu kabul edildiğine, işveren istihdam eden sıfatı ile 506 sayılı Yasaya göre zarardan sorumlu bulunmadığına göre, işveren hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usule ve yasaya aykırıdır.

O halde, davalı işverenin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.5.1990 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İŞ KAZASI NEDENİYLE HİZMET AKDİNİN FESHİ ( Davacı İşçinin Delil Verememesi )

iş kazası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı, iş kazasında yapılacaklar, iş kazası sayılan durumlar, iş kazası avukat, iş kazası bilirkişi

T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 1998/19680 K. 1999/1498 T. 4.2.1999

• İSPAT KÜLFETİ ( İş Kazası Sebebiyle Hizmet Akdinin Feshi )

• HİZMET AKDİ ( İş Kazası Sebebiyle Fesihte İsbat Külfeti )

• İŞ KAZASI NEDENİYLE HİZMET AKDİNİN FESHİ ( Davacı İşçinin Delil Verememesi )

• MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASINDA KESİN MEHİL ( Davacı İşçinin Delil Verememesi )

1475/m.13, 14

818/m.41, 47, 49

1086/m.163, 165

743/m.6

ÖZET : Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemiş; mahkeme ise; kesin mehle rağmen davacının delil listesi vermediğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir. Davalı veren ise Hizmet Aktini ve davacının kazası geçirdiğini kabul ettiğine göre; haklı nedenle sona erdirildiğini, kazasında kusursuz olduğunun isbat külfeti kendisine düşer.

Ayrıca; işyeri şahsi dosyası, işyeri ve SSK. kayıtları; kazası evrakları ve belgeler getirtilmeden eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi de doğru değildir.

DAVA : Davacı, ihbar, kıdem tazminatıyla maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığı sırada kazası geçirdiğini, raporu sonunda verilmeyerek davalıca hizmet sözleşmesinin haksız olarak sona erdirildiğini iddia ederek ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat isteklerinde bulunmuştur.

Davalı cevap layihasında hizmet akdini 1475 sayılı Yasanın 17/2-f maddesine göre haklı nedenlerle sona erdirdiklerini kazasının oluşunda kusursuz olduklarını ve kusurun davacıda bulunduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece kesin mehile rağmen davacının delil listesi vermediğini gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir. Davalı davacının hizmet akdi ile çalıştığını ve kazası geçirdiğini kabul ettiğine göre, hizmet akdini haklı nedenle sona erdirdiğinin ve kazasında kusursuz bulunduğunun isbat külfeti davalı işverene düşer. Bu nedenlerle işyeri şahsi dosyası, işyeri ve SSK. kayıtları, kazası tahkikat evrakı ve bu yoldaki belgeler celb edilmeden ve tüm deliller toplanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi hatalı olup bozma nedenidir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 4.2.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İŞ KAZASI SONUCU ÖLEN İŞÇİNİN HAK SAHİPLERİNE ÖDENEN TAZMİNAT ( Rücu Davası/Görevli Mahkeme – Olaya Karışan Davalıyla İşçi ve İşveren İlişkisinin Bulunmaması )

iş kazası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı, iş kazasında yapılacaklar, iş kazası sayılan durumlar, iş kazası avukat, iş kazası bilirkişi

T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2001/17847 K. 2001/17276 T. 5.11.2001

• İŞ KAZASI SONUCU ÖLEN İŞÇİNİN HAK SAHİPLERİNE ÖDENEN TAZMİNAT ( Rücu Davası/Görevli Mahkeme – Olaya Karışan Davalıyla İşçi ve İşveren İlişkisinin Bulunmaması )

• İŞÇİNİN HAK SAHİPLERİNE ÖDENEN TAZMİNAT ( Rücu Davası/Görevli Mahkeme – Olaya Karışan Davalıyla İşçi ve İşveren İlişkisinin Bulunmaması )

• GÖREVLİ MAHKEME ( İş Kazası Sonucu Ölen İşçisinin Hak Sahiplerine Ödenen Tazminat/Rücu Davası – Olaya Karışan Davalıyla İşçi ve İşveren İlişkisinin Bulunmaması )

5521/m.1

ÖZET : Dava konusu olayda davacı işveren kazası sonucu ölen işçisinin hak sahiplerine ödediği tazminatı kusur oranına göre olaya karışan davalıdan rücu yolu ile talep etmekte olup, taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmadığı gibi, uyuşmazlıkta kanunundan kaynaklanmadığından, davanın mahkemelerinde görülmesi olanağı yoktur.

DAVA : Davacı, kazası sonucu ölen işçinin hak sahibine yapılan harcamaların olayda kusurlu bulunan davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.

Hüküm süresi içinde, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR : Davacı şirket kazası sonucu ölen işçisinin hak sahibine ödediği tazminat, gecikmiş faiz ve yargılama giderini olayda kusuru bulunduğunu iddia ettiği davalıdan kusuru oranında rücuan tahsili için istekte bulunmuştur.

Mahkemece savunmaya değer verilerek, olayın Iğdır ilinde meydana geldiği, Tedaş Kars ve Iğdır Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüklerinin tüzel kişillik kazandığı, husumetin anılan tüzel kişiliklere yöneltilmesi gerektiği gerekçe gösterilerek davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesine göre “İş Mahkemeleri İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında aktinden doğan veya kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeridir. Somut olayda davacı işveren kazası sonucu ölen işçisinin hak sahiplerine ödediği tazminatı kusur oranına göre olaya karışan davalıdan rücu yolu ile talep etmekte olup, taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmadığı gibi, uyuşmazlıkta kanunundan kaynaklanmadığından, davanın mahkemelerinde görülmesi olanağı yoktur. Mahkemece genel hukuk mahkemeleri yetkili olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, husumet nedeniyle red kararı verilmesi hatalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx

RÜCUAN TAZMİNAT ( Kurumun Davalılardan Bir Şahsa Ait Olan ve Diğer Davalıların Murisi Tarafından İşletilen Araçta İş Kazası Geçiren Personeline Ödenen Tazminat )

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/9943

K. 2001/10886

T. 25.6.2001

• RÜCUAN TAZMİNAT ( Kurumun Davalılardan Bir Şahsa Ait Olan ve Diğer Davalıların Murisi Tarafından İşletilen Araçta İş Kazası Geçiren Personeline Ödenen Tazminat )

• GÖREVLİ MAHKEME ( Taraflar Arasında İşçi ve İşveren Sıfatı Olmaması Nedeniyle Davaya İş Mahkemesinde Bakılamaması )

5521/m.1

ÖZET : Davacı kurum, davalılardan bir şahsa ait olup ve diğer davalıların murisi tarafından işletilen araçta, kazası geçiren personeline yargılama ve icra yolu ile ödediği destekten yoksun kalma tazminatını rücuan talep etmektedir. Bu durumda taraflar işçi ve işveren sıfatını haiz olmayıp, hizmet akti ilişkisi de bulunmadığından, uyuşmazlığa mahkemesi sıfatı ile bakılması mümkün değildir.

DAVA : Türk Telekominikasyon AŞ. adına Avukat Nimet Özer ile 1-Necip Güner, 2-Hüseyin Belli Mirasçıları aralarındaki daha hakkında Nazilli 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden İş Mahkemesi sıfatıyla verilen 20.3.2001 günlü ve 862/99 sayılı hüküm, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü :

KARAR : Davacı kurum, davalılardan Necip Güner’e ait olup ve diğer davalıların murisi tarafından işletilen araçta kazası geçiren personeline yargılama ve icra yolu ile ödediği destekten yoksun kalma tazminatını rücuan talep etmektedir.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesine göre mahkemeleri “İş kanununa göre işin sağlam kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında aktinden veya kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeridir. Somut olayda taraflar işçi ve işveren sıfatını haiz olmayıp, hizmet akti ilişkisi de bulunmadığından, uyuşmazlığa mahkemesi sıfatı ile bakılması mümkün değildir.

Uyuşmazlıkta hukuk mahkemelerin görevli olduğu dikkate alınmadan mahkemesi sıfatı ile esastan karar verilmesi hatalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx

İŞ KAZASI SONUCU YAPILAN ÖDEMELERİN RÜCUU (Davacı ile Davalılar Arasında İşçi İşveren İlişkisi Olmadığından Davanın İş Mahkemesinde Görülememesi)

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/5690

K. 2002/4328

T. 18.3.2002

• RÜCUAN TAZMİNAT (İş Kazaso Sonucu Yapılan Ödemelerin Rücuan Tahsili)

• İŞ KAZASI SONUCU YAPILAN ÖDEMELERİN RÜCUU (Davacı ile Davalılar Arasında İşçi İşveren İlişkisi Olmadığından Davanın İş Mahkemesinde Görülememesi)

• GÖREVLİ MAHKEME (İşverenin İş Kazasında Kusurlu ve Yüklenici Durumunda Bulunan Davalı Şirketten İşçinin Hak Sahiplerine Ödediği Tazminatı Rücuu Etmesi-İş Mahkemesinin Görevli Olmaması)

5521/m.1

ÖZET : Davacı işveren, kazasında kusurlu ve yüklenici durumunda bulunan davalı şirketlerden, işçinin hak sahiplerine ödediği tazminatı rücu yoluyla talep etmekte olup, taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Ayrıca uyuşmazlık da İş Kanunu’ndan kaynaklanmadığından, davanın mahkemesinde görülmesi olanağı yoktur.

DAVA : Davacı, kazası sonucu yapılan ödemelerin rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde, davalılar avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı şirket, işyerinde kazası sonucu ölen işçinin hak sahiplerine yaptığı ödemelerin, olayda kusuru bulunan yüklenici şirketlerden kusurları oranlarında tahsili istemi ile rücuan dava açmıştır. Mahkemece istek kabul edilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre, mahkemeleri İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında aktinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeridir. Somut olayda, davacı işveren kazasında kusurları ve yüklenici durumunda bulunan davalı şirketlerden, işçinin hak sahiplerine ödediği tazminatı rücu yoluyla talep etmekte olup, taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Ayrıca uyuşmazlık da İş Kanunundan kaynaklanmadığından, davanın mahkemesinde görülmesi olanağı yoktur. Genel hukuk mahkemeleri yetkili olduğundan, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekir. Yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz har-cının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx