Etiket arşivi: manevi tazminat

Kooperatif Dairesi Boşanmada Nasıl Paylaşılır?

T.C.YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2838 K. 2015/13321 T. 16.6.2015

• MAL REJİMİ TASFİYESİNDEN KAYNAKLI KATILMA ALACAĞI İSTEMİ ( Kooperatif Üyeliği Yoluyla Edinilen Taşınmaz – 01.01.2002 Tarihinden Davalı Adına Tescil Edildiği Yıla Kadar Yapılan Ödemeler Edinilmiş Mallara Katılma Döneminde Yapıldığı/Davalı Kişisel Malı İle Ödendiğini İleri Sürmediği – Tasfiyeye Tabi Edinilmiş Mal Olduğu Kabulü Gerektiği )

• KATILMA PAYI ALACAĞI ( Konut Kredisi İle Alınan Taşınmaz – Mahkemece Kredinin Alındığı Tarihten Mal Rejiminin Sona Erdiği Tarihe Kadar Yapılan Ödemeler İle Bu Tarihten Sonraki Bakiye Ödemeler Belirleneceği/Evlilik Birliği İçerisinde Yapılan ve Edinilmiş Mal Niteliğinde Olan Taksitlerin Toplam Taksitlere Oranlanması Suretiyle Davacının Katılma Alacağı Saptanacağı )

• KOOPERATİF ÜYELİĞİ YOLUYLA EDİNİLEN TAŞINMAZ ( Katılma Payı Alacağı – Mal Ayrılığı Rejimi Döneminde Yapılan Ödemeler İle Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Döneminde Yapılan Ödemelerin Toplam Ödemeye Oranı Belirlenerek Sonuca Gidileceği )

• KONUT KREDİSİ İLE ALINAN TAŞINMAZ ( Katılma Payı Alacağı – Evlilik Birliği İçerisinde Yapılan ve Edinilmiş Mal Niteliğinde Olan Taksitlerin Toplam Taksitlere Oranlanması Suretiyle Davacının Katılma Alacağının Saptanması Gerektiği )

4721/m.202

ÖZET : Dava; mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Taşınmaz kooperatif üyeliği yoluyla edinildiğine göre, 01.01.2002 tarihinden itibaren davalı adına tescil edildiği yıla kadar yapılan ödemeler, yasal edinilmiş mallara katılma döneminde yapıldığından ve davalının kişisel malı ile ödendiği ileri sürülmediğinden tasfiyeye tabi edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece kooperatif üyeliğine ilişkin üyelik kayıtları, ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler getirtilerek, ödemelerin kim tarafından yapıldığı, mal ayrılığı rejimi döneminde yapılan ödemeler ile edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde yapılan ödemelerin toplam ödemeye oranının belirlenmesi, bu taşınmaz üzerindeki davacının katılma alacağının usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekir.

Bundan ayrı; taşınmazın alındığı sırada konut kredisi kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı yanca kullanılan konut kredilerine ilişkin kredi sözleşmeleri, ödeme planları getirtilmek suretiyle kredinin alındığı tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar yapılan ödemeler ile bu tarihten sonraki bakiye ödemelerin belirlenmesi, evlilik birliği içerisinde yapılan ve edinilmiş mal niteliğinde olan taksitlerin toplam taksitlere oranlanması suretiyle davacının katılma alacağının saptanması gerekir.

DAVA : U. T. ile İ. B. aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddin dair İstanbul Anadolu 4. Aile Mahkemesi’nden verilen 23.10.2014 gün ve 1231/850 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili, duruşmasız incelenmesi davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.06.2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davalı vekili geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, tarafların 2003 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde sahip olunan 2 adet taşınmaz ile 1 adet aracın alınmasına kişisel gelirleri ve ziynet eşyalarını vermek suretiyle katkıda bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 50.000 TL’nın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, harcını yatırmak suretiyle talep miktarına 120.000 TL ilave etmiştir.

Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, taşınmazlar ve aracın vekil edenin kişisel malı olduğunu, davacının katkısı bulunmadığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, 3994 ada 2 parsele ilişkin davanın reddine, 28 nolu bağımsız bölüm ve araç üzerinden belirlenen 155.571 TL katılma alacağının karar tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

Taraflar, 29.08.2003 tarihinde evlenmişler, 28.01.2011 tarihinde açılan boşanma davasına ilişkin hükmün 02.11.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM’nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği ölüm tarihine kadar ( TMK.nun 225/2. m ) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir ( TMK.nun 202.m ). Dava konusu 29 nolu bölüm, 12.07.1998 tarihli kooperatif üyeliğine dayalı olarak 16.05.2008 tarihinde ferdileştirme yoluyla davalı adına tescil edilmiş, 14.05.2010 tarihinde dava dışı kişiye devredilmiş, 28 nolu bağımsız bölüm, 24.05.2005 tarihinde konut kredisi kullanılmak suretiyle satış nedeniyle davalı adına tescil edilmiş, araç ise 25.08.2009 tarihinde davalı adına tescil edilmiştir.

Dava; mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan TMK’nun 202 vd. maddeleri uyarınca katılma alacağı isteğine ilişkindir.

1- )Dosya kapsamına dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mahkemece deliller değerlendirilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağı bentte yazılı nedenler dışındaki davacı ve davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- )Davacı ve davalı vekilinin 28 ve 29 nolu bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince mahkemece bu taşınmazlar yönünden yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Dava konusu 3994 ada 2 parsel 29 nolu bölüm, ferdileştirme yoluyla davalı adına tescil edilmiştir. Bu taşınmaz, SS. Ç… Yapı Kooperatifi aracılığı ile 12.07.1998 tarihinde üyelik yoluyla edinilmiş olup, 2008 yılında davalı adına tescil edilmiştir. Mahkemece, 29 nolu bölümün davalının kişisel malı olduğu görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiştir. Taşınmaz kooperatif üyeliği yoluyla edinildiğine göre, 01.01.2002 tarihinden itibaren davalı adına tescil edildiği, 2008 yılına kadar yapılan ödemeler, yasal edinilmiş mallara katılma döneminde yapıldığından ve davalının kişisel malı ile ödendiği ileri sürülmediğinden tasfiyeye tabi edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece kooperatif üyeliğine ilişkin üyelik kayıtları, ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler getirtilerek, ödemelerin kim tarafından yapıldığı, mal ayrılığı rejimi döneminde yapılan ödemeler ile edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde yapılan ödemelerin toplam ödemeye oranının belirlenmesi, bu taşınmaz üzerindeki davacının katılma alacağının usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekirken eksik araştırmayla davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Bundan ayrı; dava konusu 3961 ada 22 parsel 28 nolu bölümün, 13.05.2005 tarihinde kullanılan 126.000 TL konut kredisiyle alındığı, ilk kredinin 22.08.2010 tarihinde kapatıldığı, bu kez Yapı Kredi Bankası’ndan 102.000 TL konut kredisi kullanıldığı, taşınmaz üzerinde Koçbank lehine 180.000 TL bedelli ipotek konulduğu ve taşınmazın alındığı sırada konut kredisi kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı yanca kullanılan konut kredilerine ilişkin kredi sözleşmeleri, ödeme planları getirtilmek suretiyle kredinin alındığı tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar yapılan ödemeler ile bu tarihten sonraki bakiye ödemelerin belirlenmesi, evlilik birliği içerisinde yapılan ve edinilmiş mal niteliğinde olan taksitlerin toplam taksitlere oranlanması suretiyle davacının katılma alacağının saptanması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün ( 2. ) bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda ( 1. ) bentte yazılı nedenlerle reddine, bozma nedenlerine göre taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m.297/ç ) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 2.656,80 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İş Kazası Davalarında Ne Talep Edilebilir ?

iş kazası tazminat davası, iş kazası sonucu ölüm, iş kazasıyla yaralanma, iş kazasında haklar, iş kazası maddi, manevi tazminat, iş kazası davası, iş kazası iş göremezlik maddi zarar, iş kazası emsal karar, iş kazası kusur, iş kazası yargıtay kararı, iş kazasında yapılacaklar, iş kazası sayılan durumlar, iş kazası avukat, iş kazası bilirkişi

İş Kazası Sayılan Durumlar Nelerdir?

Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada; işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla; sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmak için geçen zamanlarda; sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere götürülüp getirilmesi sırasındaki hal ve durumların birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaya iş kazası denir.

İşveren, koruma önlemini almamış veya yasal yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve bundan dolayı işçi zarara uğramışsa işveren bu zararı tazmin etmek zorundadır.

İş mahkemesinde işçi tarafından işveren aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davası ile ölüm meydana gelmişse destekten yoksun kalma tazminatının konusu hep bu iş kazası olmaktadır.

İş Kazası Davası Nerede ve Hangi Mahkemede Açılır?

İş kazası nedeniyle dava, işverenin ikametgahı mahkemesinde yahut işin yapıldığı yer mahkemesinde, iş kazasının olduğu yer iş mahkemesinde açılabilir.

İş Kazası Davasını Kim Açabilir ?

Kural olarak bu davaları zarar gören kişi açabilir.İş kazası sonucu ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişi veya kişiler de dava açabilir.

Manevi tazminat davasını sadece cismani zarara uğrayan kişiler açabilmektedir. Kişi bu davayı açmadan ölmüşse dava açma hakkı mirasçılara geçmez. Ancak kişi dava açmış ve sonra ölmüşse mirasçıları bu davayı takip edebilirler. İşçi iş kazası neticesinde hayatını kaybetmişse bu takdirde ilgililer kendi açılarından manevi tazminat talepli dava açabilirler.

İş Kazası Davası Kime Karşı Açılır?

İş kazası davası, zararlandırıcı olayın meydana gelişine sebep olan veya olanlara yöneltilir. Asıl olan önlem alma görevini yerine getirmeyen ve tam kusurlu olan kişiye husumet yöneltilmesidir.Bu kişi veya kişiler işveren,işverenin çalıştırdığı kişi veya aracı olan kişi olabilir. Zarara uğrayan tüm zararının tazminini bütün sorumlulardan birlikte veya sorumlulardan her birinden ayrı ayrı ya da bunlardan sadece birinden müteselsil sorumluluk sebebiyle isteyebilir.

İş Kazası Davası Ne Zamana Kadar Açılabilir?

Bu tür davalar 10 yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Kural olarak zaman aşımı başlangıç tarihi zararlandırıcı olayın olduğu tarihtir. Eğer zararlandırıcı olay malüliyet artışı şeklinde artışlar göstermekteyse ortada yeni bir malüliyet surumu vardır ve bu artış tarihi de artışa ilişkin dava için zaman aşımı başlangıç tarihi olur.

İş Kazası Davasında Neler Talep Edilebilir?

İş kazasına uğrayan işçinin veya işçinin ölümü halinde onun hak sahiplerinin iş kazalarından dolayı açacakları davaların konusu , SGK tarafından sağlanan haklar ve menfaatler dışındaki zararların ödetilmesidir.

Bunlar maddi ve manevi zararlardır.

Maddi zararlar tedavi giderleri,çalışamamaktan doğan zarar, daimi iş görememezlik halinde ileride uğrayacağı zarar ve kaybı; işçinin kaza sonucunda ölümü halinde ise hak sahipleri destekten yoksunluk ile manevi üzüntülerinin dindirilmesine yönelik manevi tazminat talep edebilirler.

İş kazası tazminat davası hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın. http://girginconsulting.com/is-kazasi-tazminat-davasi/

MADDİ TAZMİNAT ( İş Kazası Sonucu Uğranılan Zarar )

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/6786

K. 2002/5901

T. 8.4.2002

• MADDİ TAZMİNAT ( İş Kazası Sonucu Uğranılan Zarar )

• MANEVİ TAZMİNAT ( Davacının İşverenin Kusuru Sonucu Oluşan İş Kazasında Uzun Süreli Tedavi Görmesi Nedeniyle Duyduğu Üzüntünün Karşılığının Ödetilmesi )

• İŞ KAZASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Davacının Uzun Süreli Tedavi Görmesi )

1475/m.73,74

ÖZET : Davacı işçi, davalıya ait yerinde çalışırken geçirdiği kazası sonucu yaralanmış ve yaklaşık olarak 5 ay tedavi görmüştür, kazanın oluşumunda işverenin %80 oranında kusurlu bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, kazası nedeniyle maluliyete uğramamışsa da görmüş olduğu uzun süreli tedavi sonucu duymuş olduğu maddi ve manevi acının bedelinin de ödenmesi gerekir.

DAVA : Davacı, kötüniyet ile maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.

Hüküm süresi içinde, davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dosya içeriğinden davacının davalı işyerinde çalışırken 25.7.1998 tarihinde geçirdiği kazası sonucu yaralandığı ve 7.12.1998 tarihine kadar tedavi gördüğü, kazanın oluşunda işverenin % 80 oranında kusurlu bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının kazası sebebiyle maluliyete uğramadığı anlaşılmakta ise de, kaza sonucu yaralanarak uzun süre tedavi gördüğü bu suretle manevi acıya uğradığı düşünülerek manevi tazminat isteği hakkında karar verilmesi gerekirken, anılan talebin yazılı şekilde reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 8.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx