Etiket arşivi: velayet

Eşin Borçlarından Sorumluluk

1.Nişanlım yaklaşık 3-4 yıl önce banka kredisi çekmiş ve ödeyememiş. Şuan çalışmıyor kendisi fakat çalıştığı
zaman maaşının 1/4 ine haciz konulacağını biliyorum ve bütçemizin yettiği kadar da ödeme yapmaya çalışacağız. Sorum şu biz evlilik hazırlığındayız şuan fakat benim tereddütlerim var evlendiğim vakit evime eşyalarıma takılarıma maaşıma bu borçtan dolayı el koyulabilir mi?

Kübra / İSTANBUL

Kübra Hanım, nişanlınızın kredi borcundan dolayı oturduğu eve ve şahsi malvarlığına icra takibi yapılabilir. Bu takiplerin takılarınız ve kendi maaşınız üzerinde bir etkisi olmayacaktır, çünkü bunlar sizin şahsi malvarlığınızı oluşturmaktadır. Kanunumuz her bir eşin kendi borçlarından bütün malvarlığı ile sorumlu olmasını kabul etmiştir. Yani eşin borçlarından diğer eş sorumlu değildir. Ancak oturduğunuz eve gelecek hacizden etkilenmeniz olasıdır.

2. Ben eşimi 92 yılında bırakıp yurt dışına kaçtım. Benim eşim
esrar işleriyle uğraşıyordu ve biz sürekli kavga ediyorduk. Ben yurt dışında olduğundan dava açmadım ve eşim şimdi dava açtı. Acaba ben mahkemeye gitmezsem dava süreci ne kadar zaman alır? Bilgi verirseniz sevinirim, selamlar.

Emine / İSVEÇ

Emine Hanım, boşanma davasının hangi sebeple açıldığı ve davayı açan tarafın sunduğu deliller dava süreci bakımından etkili olacaktır. Bu nedenle bir belirliliği yoktur.

3. Merhaba kolay gelsin. Benim 8 aylık bir bebeğim var,
eşim ceza evinde ilk girişi değil. Her suçtan girmiş bulunmakta. Eşimin bir avukatı var, eşimin
babası emekli ve evleri var. Ben ise şu anda annemle kalıyorum ve benim eskiden uyuşturucu kullanmaktan evden kaçmaktan kavgadan falan olaylarım var ama hiç ceza evine girmedim. Şu anda denetim falan göreceğim, benim
bebeğim daha bir aylık bile yokken eşim bana psikolojik şiddet uyguladı ve ben de intihar ettim ama polis kayıtlarında yok ve kayın babam da bunu mahkemede iki şahitle kullanacakmış. Bir şey olur mu ve ben çocuğumu alabilir miyim? Bilgilendirir misiniz lütfen çok zor durumdayım.

Elif / SAMSUN

Elif Hanım, hakim velayetin kimde kalacağına karar verirken çocuğun üstün yararını gözetir. Normal koşullarda 8 aylık bir bebeğin annesinin ilgisine muhtaç olması göz önünde bulundurularak; velayeti anneye bırakılır. Ancak mevcut durumunuzun velayete engel olacağı bir raporla tespit edilirse, baba da cezaevinde bulunduğundan bir vasi atanması söz konusu olabilecektir.

4. 8 yaşında kız çocuk annesiyim. Eşim ve ben asgari
ücretle çalışıyoruz boşanma durumunda velayeti kimde
kalır? Teşekkürler.

Elif / ZONGULDAK

Elif Hanım, 6-12 yaş okul çağında olan çocukların velayetinin belirlenmesinde tarafların çocuğa sunabilecekleri maddi imkanlar önem arz eder. Sosyal hizmet uzmanlarının bu konuda düzenleyeceği rapor hakimi bağlamasa da genellikle bu rapor doğrultusunda karar verildiği görülmektedir. Yani çocuğa daha iyi bir eğitim ve gelecek sağlayabilecek eş bir adım daha öne geçmiş olur.

 

5. 3 yıllık evliyim 2 yaşında oğlan çocuğum var. Eşim
ile geçinemiyoruz her gün kavga gürültü vs. Artık kendime hakim olamıyorum. Zaten borca battım param pulum da kalmadı babasının evine yeni döndü eşim. İlerde daha şiddetli kavgalarda kendime hakim olamamaktan korkuyorum. Aylık 2 binden fazla ödemem gereken borçlar var. Bu durumda boşanma sürecinde nafaka söz konusu mudur?

Onur / BALIKESİR

Onur Bey, nafaka, boşanma davası sürerken ya da boşanma davasının sona ermesinden sonra maddi olarak zorluğa düşecek olan kişiye bağlanan ve her ay ödenmesi gereken para olarak ifade edilebilir. Her nafaka türü için farklı şartlar gerekir. Boşanma sonrası ve boşanma davası sürerken alınabilecek 3 farklı nafaka türü (tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası) bulunmaktadır.

Şartları mevcut ise nafakaya hükmedilir ancak nafaka miktarının tayin ve takdiri bakımından, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ihtiyaçları, gelir ve giderleri gereği gibi araştırılmalıdır.

 

 

Boşanma Davası Sürerken Sadakat Yükümlülüğü

1. Evliyken ayrılıp 1 ay sonra başkası ile evlendim. O da
beni terk etti. Boşanma sürecindeyiz bu süreçte daha önceki eşim ile birleşmek istesem karşı taraf tazminat isteyebilir mi?Veya ben suçlu duruma düşer miyim? Bana bu konuda bilgi verirseniz sevinirim.

Ahmet / GAZİANTEP

Boşanma davasında maddi tazminata hükmedilebilmesi için bu yönde bir talebin olması gerekir. Boşanmada daha az kusurlu veya kusursuz olan eş, diğer eşten, boşanma ile zarar gören mevcut veya beklenen menfaatlerinin tazminini talep edebilir.

Boşanmaya sebebiyet veren olaylar ve boşanma ile birlikte evlilik birliğinin sona ermesi, kişilik haklarının zedelenmesine, kişinin duyduğu elem ve üzüntü ile toplumsal baskı gibi durumlar karşısında psikolojik zararlar görmesine neden olmuş olabilir. Bu durumda, kişilik hakları zedelenen taraf, kusurlu olan karşı taraftan, ödeme gücüne uygun miktarda manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Boşanma davasının kararı kesinleşene kadar eşler birbirlerine karşı evlilik yükümlüklerini yerine getirmek zorundadırlar. Çünkü karar kesinleşene kadar eşler hala evlidir ve evlilik birliğinin yükümlülükleri devam eder.  Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte eşlerin sadakat yükümlülüğü de ortadan kalkacaktır.

Eşler arasında boşanma davası devam ederken aldatma yaşanırsa veya sadakat yükümlülüğüne uygun olmayan hareketlerde bulunulursa, sorumlulukları doğacak ve ayrı bir dava açılması ile birleştirilmesiyle boşanma davasında kusur oranları belirlenirken aldatma hususuna önem verilecektir.

2. Eşimden sürekli psikolojik baskı görüyorum, hakaret ve kadını değersiz görme ve de boşanmak isteyince de notere gidelim benim malımda hakkın yok öyle gideceksin diyor. Derdim mal değil ama 17 senemi verdim, 2 evladım ve benden sıkarak vermemekle almamakla geçirdiğim  yıllarım var. Bundan olan malı bende ona bırakmak istemiyorum. Çok ağır şeyler oldu yalan vb. Çok canımı yaktı. 

Sema / İSTANBUL

Evlilik birliği, müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın hukuki sonuçlarından biri de mal paylaşımıdır. Aralarındaki mal rejimini sözleşme ile değiştirmemiş eşlerin 1 Ocak 2002’den önceki malvarlıklarına mal ayrılığı, 1 Ocak 2002’den sonraki malvarlıklarına ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır. Yani istisnai bir durum söz konusu değilse, 1 Ocak 2002’den sonra bir eşin edindiği malvarlığının değerinin yarısı diğer eşe aittir.

Eşine boşanma sonrası mal vermek istemeyen kişi bu durumda bir takım yasal olmayan yöntemlere başvurmak suretiyle boşanma öncesi mal kaçırma davranışını sergiler. Gerek boşanma öncesi gerekse de boşanma davası sürerken, eşin mal kaçırması tamamen iyi niyet dışı bir tutum olduğundan bu tür davranışlar karşısında hukuki hakların bilinmesi ve korunması gerekir.

 

3. Anlaşmalı ayrıldık iki yıl oldu. Ben  10 ve 6
yaşlarındaki erkek çocuklarımı göremiyorum görmek için ne
yapmalıyım?

Dilek / İSTANBUL

Anlaşmalı boşanmada hazırlanan anlaşma protokolünde çocukla şahsi ilişki de ayrıntılı olarak düzenlenmelidir.

Bu düzenlemelere aykırı olarak velayet kendisinde olan eş kendi rızası ile çocuğu teslim etmez ise; mahkeme ilamı ile birlikte herhangi bir icra dairesine başvurulmalıdır. İcra dairesi, mahkeme ilamını yükümlüye tebliğe çıkarır ve çocuğu teslime hazır etmesi ihtar olunur.

 

4. Eşimden boşanmak istiyorum. Çocuklarımın velayeti
nasıl olur? Endişe duyuyorum.

Özlem / İSTANBUL

Elbette ki boşanmanın en önemli sonuçlarından biri, çocukların velayetidir. Çocukların velayeti konusunda anne ve baba birlikte ve uyumlu hareket etmelidirler. Ancak anlaşamamaları halinde, çocuğun üstün yararı gözetilerek bu durum çözüme kavuşturulacaktır. Endişelerin giderilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi adına bir avukattan yardım almanızda fayda vardır.

 

5. Nikahım yok. 6 ve 8 yaşında iki oğlum var. Çocukların kimliklerinde babalarının adı yazılı. Nafaka alırlar mı? Baba emekli ve ayrıldığı diğer eşine nafaka ödüyor.

Nazik / İSTANBUL

Çocuk evlilik dışında doğduysa Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesi uyarınca velayet anaya aittir. Baba ve çocuk arasında tanıma yoluyla soybağı kurulduğunda, evlilik dışı çocuklar için de nafaka talep edilebilir. Aynı zamanda annenin tazminat hakkı da vardır.

 

Çocuğa Şiddet Uygulayan Eşe Velayet Verilir mi?

1. Ben eşime, çocuğuma şiddet uyguladığı için boşanma
davası açtım. Onca şahide rağmen velayet onda üstelik bir sürü psikolojik ilaç kullanan birisi, ceza davası da açtım komşuların şahitliği, darp raporu yara ve morluklar olduğunu gösteren fotoğraf ve videolara rağmen beraat etti. Temyiz ettim. Sizce temyizde bozulur mu bu karar? Teşekkürler şimdiden…

Mustafa / SİVAS 

Boşanma davası açıldığında hakim, varsa müşterek çocuğun kime bırakılacağına da karar vermek zorundadır. Hakim bu kararı verirken eşler arasındaki ilişkiyi inceler, eşlerin çocuğa karşı olan yaklaşımını da göz önüne alır. Hatta, ülkemizin taraf olduğu Milletlerarası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 12 yaşına gelmiş çocuğa da bu konudaki düşüncelerini sorar. Uygulamada dosyaya bakan hakim önüne gelen delilleri kesin olarak kabul etmez ve vicdani bir değerlendirmede bulunur.

Çocuğa şiddet uygulayan anneye velayet verilen bir davada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, durumu tespit etmiş ve dosyayı bozarak yeniden incelenmek üzere mahkemesine göndermiştir.

(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E.2012/13134 K.2012/17522 T.25.06.2012)

 

2.  Anlaşmalı boşanma durumumuzda çocuklarımın velayetini
alabilme şansım ne kadardır? İki kız (9,11 yaş) ve bir erkek(5 yaş) olmak üzere 3 çocuğum var. Mahkeme neye göre çocuklarımı benden alabilir ya da bana verebilir?

Fatma / SAKARYA 

Anlaşmalı boşanmak için eşler, maddi ve manevi tüm hukuki sonuçlar üzerinde uzlaşma içerisinde olduklarını hazırlanacak anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde beyan etmelidirler. Anlaşmalı boşanma protokolü olmaksızın anlaşmalı boşanma davası açılamaz.

Bu kapsamda protokolde, müşterek çocukların velayetinin kimde kalacağı açıkça düzenlenmelidir. Müşterek velayeti kendisinde olmayan tarafın, çocukla şahsi ilişkisi de düzenlenmelidir. Bu belirlemede, çocuğun üstün yararı gözetilir.

Hakim, anlaşmalı boşanma protokolünde geçen hususlara mutabakat etmek zorunda değildir. Tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.

3. 6 çocuk annesiyim. Onların dışında boşanma davamda tanık göstermiyorum, boşanmak için şiddetli geçimsizlik unsurunu daha nasıl ispatlayabilirim? İyi çalışmalar…

Zuhra / KONYA

Eski medeni kanunda yer alan ”şiddetli geçimsizlik” Yeni Medeni Kanun’un 166.maddesinde kenar başlığı “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak değiştirilmiştir.

Bu hükme göre, ortak hayatı sürdürmenin beklenilmeyeceği derecede evlilik birliği temelinden sarsılmışsa, bu durum boşanma davası açılması için bir sebep teşkil eder. Bu boşanma sebebinin mevcut olup olmadığını hâkim takdir edecektir.

Bu davayı ancak daha az kusurlu olan eş açabilir, yani açılan bir davada davacı eşin kusuru daha ağır ise ve davalı bunu itiraz olarak ileri sürerse boşanmaya karar verilemez.

Boşanmada delil olarak kullanılabilecek unsurlar, boşanma davasının mahiyetine göre değişecektir. Bu noktada Gsm operatörünün kayıtları, fotoğraf, kredi kartı harcamaları, faturalar, otel giriş ve çıkış kaydı,mektup, günlük, cep telefonu mesajları, video, sosyal medya paylaşımları, whatsapp konuşmaları,facebook mesajları, tanıklar… gibi bir çok argüman boşanmada delil olarak sunulabilir. Boşanmada kullanılmak istenilen delillere ilişkin olarak dikkat edilmesi gereken husus, bu delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasıdır.

Boşanmada ispat aracı olarak kullanılabilecek en önemli unsurlardan birisi de tanık beyanlarıdır. Müşterek çocuklar da tanık olabilirler, bir özellik arz etmez.

4. Merhaba şahıs açılışı olan iş yerimi kapattım. SSK, vergi ve
banka borçlarım var. İcralık olma durumunda, eşimin ailesinin vefatından dolayı satılan daireden gelen bir miktar bankada parası var.  Bu durumdan ne gibi etkilenir? Teşekkürler.

Özcan / İSTANBUL

Merhabalar.1 Ocak 2002’den sonra evlendiyseniz ya da evliliğiniz bu tarihten sonra da devam etmişse ve eşinizle aranızda evlilik sözleşmesi yapmadıysanız, otomatik olarak “edinilmiş mallara katılma (EMK)” diye adlandırdığımız sisteme dâhilsiniz demektir.

Bu sistemde evlilik süresince mal ayrılığı uygulanmaktadır. Evlilik devam ederken, mal kimin adınaysa onun sayılır. Malın sahibi olan eş, malından istediği gibi yararlanabilir, kiraya verebilir, satabilir, isterse bağışlayabilir.

Kanun burada eşlerden her birinin kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olmasını kabul etmiştir. Evlilik devam ederken eşin borçları da, eşe aittir. Yani eşin borçlarından diğer eş sorumlu değildir. Bu sayede, eşin borcundan dolayı diğer eşin aldığı maaşa, kendi adına kayıtlı eve haciz konamaz.

Ayrıca, miras yoluyla kalan ev, kişisel mal kabul edilmekte ve diğer eşin bu mal veya bu malın yerine geçen değer üzerinde bir hakkı bulunmamaktadır.

 

5. Boşanmada olan bir kişi  3 sene terk aldı. O da bu sene doluyor. Karşı taraf yine boşanmak istemiyorum dese terk uzar mı?

Ümran / HATAY 

Eylemli ayrılık sebebiyle boşanma genel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Eylemli ayrılığa dayalı olarak boşanmaya karar verilebilmesi için:

-reddedilmiş bir boşanma davası bulunmalı

-ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın kurulamamış olması

-ret kararının kesinleşmesinden sonra 3 yıl geçmiş olmalıdır.

 

6. Merhaba. Eşimin daha önceden yapmış olduğu telefon görüşmelerini nasıl öğrenirim? Yani nasıl ses kaydını alabilirim? 

Ayşe / GAZİANTEP

Telefonla yapılan iletişime dair bilgiler, cep telefonu operatörlerinde kayıt altına alınmaktadır. Bu operatörler, aboneleriyle ilgili bir problem yaşandığında ortaya koyabilmek için en az 5 yıl süre ile bu bilgileri tutmaktadırlar.

Boşanma davalarında, kişilerin telefon konuşmalarının detay bilgileri operatörlerden istenebilir. Bu detay bilgiler -kim kimi aramış, hangi saatte ne kadar görüşülmüş, hangi numaraya SMS atılmış- dışında, telefon görüşmelerinin içeriği operatörlerde tutulamaz.

Telefon konuşmaları mahkeme kararı ile, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı aracılığı ile kayıt altına alınabilir.

 

7. 1 ay önce kız kardeşim vefat etti. 1yaşında bebeği var.
Babası bebeği alıp gitti. Bebeğe babaannesi bakıyor ve biz bebeği göremiyoruz. Bebeğin velayetini annem alabilir mi?Annem ve babam ikisi yaşıyor ve başka kardeşim de yok.

Yasemin / İSTANBUL

Çocuk üzerinde doğumla birlikte ana babanın velayet hakkı kendiliğinden kurulur. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar.

Eşlerden birinin ölümü halinde velayet hakkı,çocuğun doğumu anında eşler evli ise sağ kalan eşe ait olur.
Çocuğun doğumu anında eşler evli değilse, velayet hakkı kendisinde olmayan sağ kalan tarafın velayeti alabilmesi için mahkemeye başvurması gerekir.

Medeni Kanunumuza göre,

Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hakim aşağıdaki hallerde velayetin kaldırılmasına karar verir:
1. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.
2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.
Velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.

 

8. Nafaka borcumu ödemedim şikayet üzerine dava açılmış ayın 19’unda duruşmam var. Nafaka borcunu ne zamana kadar
ödersem mahkeme düşer?

Hasan / KARS

Nafaka borcunun ödenmemesi halinde,

İcra ve İflas Kanunu Madde 344;
Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik
hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.
Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz
önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Duruşma gününe kadar borcunuzu öderseniz, şikayet düşer.

ANLAŞMALI BOŞANMADA ÇOCUKLARIN VELAYETİ

1. Şu an eşimle anlaşmalı boşanmak üzereyiz. Anlaşma yaptık ve 2 çocuğumdan birinin velayetini ben birini eşim alacaktı. Ancak velayetini eşimin alacağı çocuk, annesini istemediğini ve benim yanıma gelmek istediğini söylüyor. Bu sorunu nasıl çözebilirim, çocukların ikisinin de velayetini nasıl alabilirim?

Halil / ESKİŞEHİR

Anlaşmalı boşanma sürecinde hazırlanan ‘boşanma protokolü’ ile eşler, çocukların velayetinin kimde kalacağını açıkça düzenlemelidir. Düzenleme bununla da kalmamalı, velayeti almayan eşin çocukla şahsi ilişki kurması protokolde belirtilmeli ve detaylandırılmalıdır. Velayetin belirlenmesinde esas olan ”çocuğun üstün yararı”dır. Bu sebeple velayete ilişkin verilen hüküm kesin hüküm teşkil etmez. Henüz boşanma davası devam ederken tarafların anlaşması ile protokolde bu yönde bir değişiklik yapabileceği gibi, boşanma davası sonrasında da velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.

 

2. Eşim bana silah çektiği için avukat olmadan boşanma olur mu? Mal varlığımı alabilir miyim? Başka bir şehirde dava açabilir miyim?

Muhsine / GAZİANTEP

Eşin silahla tehdit edilmesi halinde ‘eşe çok kötü muamele’ nedeniyle boşanma davası açılacaktır. Bu fiil boşanma sebebi olmasının yanında Türk Ceza Kanunu bakımından da suç teşkil etmektedir. Bu sebeple boşanma davası açabilmek için 6 ay ve 5 yıllık süreler öngörülmüştür. Sürelerin geçmesi halinde dava hakkı düşmektedir.

Boşanmanın hukuki sonuçlarından biri de mal paylaşımıdır. Buna göre eşlerin tabi oldukları yasal mal rejimi doğrultusunda boşanma sürecinde mal paylaşımı yapılır.

Türk hukukunda ne sebeple olursa olsun boşanma davası açabilmek için avukat tutma zorunluluğuna ilişkin bir düzenleme yoktur. Ancak ileride meydana gelecek hak kayıplarının önlenebilmesi için işinin ehli bir avukata başvurmakta yarar vardır.

Kanunun düzenlemesi gereği boşanma davaları, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önceki son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.

3. 2016’da eşim tarafından dilekçe verilmiş ve hala davamız görülmedi. Bana hiçbir bilgi verilmedi, çocuğumu göremiyorum ne yapmam lazım?

Mustafa / ANKARA

Boşanma davası açıldığında hakim  davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Taraflar da dava süresince şahsi ilişki kurulmasına ilişkin her zaman talepte bulunabilirler.

 

BOŞANMA DAVASINDA ZİYNET EŞYALARI

1. Maddi sıkıntılardan dolayı eşim evi terk etti. Eşimle
ayrılma sürecindeyiz ve çekişmeli boşanma davası açtı. Düğünde takılan ziynet eşyalarını borç ödemek maksadıyla gönül rızasıyla bana verdi. Ben bunu ödemek istemiyorum. Ziynet eşyalarını verdiği zamana ait borç ödeme dekontlarının hepsi mevcut. Nasıl bir yol izlemeliyim? 2015 yılında olan SMS’ler var yalnız bunları mahkeme ister mi, isterse yeterli olur mu?

 Volkan / SAKARYA

Evlenme sırasında kadına armağan edilen ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı olduğu kabul edilir.

Ziynetlerin düğün masrafları, balayı masrafları ve ev eşyası alımında bozdurulması veya evlilik içerisinde bozdurularak harcanması halinde ise kadının isteği ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığının koca tarafından kanıtlaması gerekir.

Yani ispatlanması gereken, ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiği olup, bunun ispat edilememesi halinde koca koca ziynet eşyalarını iade etmek zorundadır.

Ziynet alacağı davalarında ispat araçları genel olarak; yemin, ikrar, tanık delili,bilirkişi raporu, teknik kayıtlardır. Sms kayıtları da bu anlamda delil olarak sunulabilecektir.

 

2. Eşim benden ayrılmak istiyor, ben istemiyorum. Benim
2000 öncesi bir evim, 2009’da ikinci evim oldu. 2013’te aynı sorundan evi 1 yıllığına başkasına devrettim. Şimdi ikisi de bende. Eşim şu an dava açmadı ama ayrılacağım diyor. Ben bu evlerin birini veya ikisini de gerçek usulde satsam  olur mu? Veyahut ne yapmam gerekir? 4 evladımı da bana karşı dolduruyor.

Mehmet / ANKARA 

Türk hukukunda 1926 öncesinde karı-koca mal rejimi kavramı yoktu. Tam anlamıyla mal ayrılığı vardı.

743 sayılı Medeni Kanun ise, yasal olarak mal ayrılığını kabul etmekle beraber, bunun yanı sıra mal birliği ve mal ortaklığı gibi 2 farklı mal rejimini de düzenlemişti. Böylece eşler 3 farklı mal rejiminden dilediğini seçebilme imkanına sahipti.

1 Ocak 2002’de 4721 sayılı yeni Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden evvel yapılan evlilikler için mal ayrılığı rejimi benimsenmiştir. Yani 1 Ocak 2002’den önce başlayan bir evlilikte evlilik sözleşmesi de yapılmamışsa, evliliğin bu döneminde eşlerin adına kayıt ettirdikleri mal varlıkları kimin adına kayıtlı ise onun olur.

4721 sayılı Medeni Kanun, yasal olarak edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmiştir.

Bu düzenlemelerin sonucu olarak, aralarındaki yasal mal rejimini değiştirmemiş eşlerin 1 Ocak 2002  tarihinden önceki mal varlıklarına mal ayrılığı, 1 Ocak 2002’den sonraki mal varlıklarına ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır.

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Ancak mal rejimi içerisinde eşin edindiği araba veya evin boşanma dönemi öncesinde satılması ve bu vaziyette diğer eşin mağdur olması gibi durumlarda mahkeme satım işlemlerini incelemekte ve mal rejimi içerisinde edilen malların tamamı için katılma alacağına ilave etmektedir.

 

3. Eşim yaklaşık 3 yıldır yurt dışında ve 1 yıldır sözde benden ayrıldı. 2 çocuğumu da yanına götürmek istiyor. Aksi takdirde çocuklarımı elimden alabileceğini iddia ediyor. Eşimin oturumu yok ve de başka bir bayanla da birlikte ve bir çocukları var. Boşanmaz isem resmi kurumlarda adamlarının olduğunu çocukları elimden almak istediğini  iddia ediyorlar. Ben daha Türkiye’deyken benim için en mantıklısı ne olur?

Zeliha / TÜRKİYE

Medeni Kanunumuz, boşanmaya imkan veren sebepleri altı maddede düzenlemiştir. Boşanma nedenleri, özel ve genel nedenler olmak üzere ikiye ayrılır. Boşanmanın özel nedenleri, zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır. Genel nedenler ise evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanmadır.

Bu boşanma nedenlerinden zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk, anlaşmalı boşanma, fiili ayrılık nedeniyle boşanma etkileri yönünden mutlak boşanma sebepleri olarak gösterilmekteyken; suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelden sarsılması nispi boşanma sebepleri olarak ayrılmaktadır.

Eşlerden birinin evlilikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi halinde belirli sürelerin geçmiş olması halinde terk edilen eş boşanma davası açabilecektir. Aynı zamanda eşin başka bir kadınla birlikte olması halinde zinaya dayalı boşanma davası açılabilmesi mümkündür.

Hakim çocuğun velayetinin kimde kalacağı, çocuk ile ana baba arasındaki kişisel ilişkiler ve iştirak nafakası konusunda düzenleme yapmak zorundadır. Eşlerin bu konuda anlaşamaması halinde hakim çocukların yararını gözeterek karar verecektir.

İleride doğabilecek hak kayıplarını engellemek amacıyla sürecin bir avukatla takip edilmesinde yarar vardır.

4. Merhaba. Aldatılıyorum, lütfen bana yardım eder misiniz?
Bir gelirim yok, ne yapabilirim? 

Gülten / İZMİR

Merhaba. Sosyal devlet anlayışının bir sonucu olarak yoksulluğun hak aramaya engel olmaması amacıyla hukukumuzda adli yardım düzenlemesi yer almaktadır.

Bulunduğunuz ildeki Baro Başkanlığına yazılacak bir dilekçe ve gerekli evrakların teslimi ile adli yardım talebinde bulunabilmeniz mümkündür.

5. Merhabalar imam nikahlı Kırgızistan uyruklu eşimden 3
yaşında oğlum var ancak eşimin deport olması durumunda çocuk velayeti nasıl olur? Çocuk benim adıma kayıtlı Türk vatandaşı, eşim Kırgızistan vatandaşı. Teşekkür ederim.

Mustafa / İSTANBUL

Merhaba. Velayet hakkı sadece ana-babaya aittir.

Hakim, velayetin kimde kalması gerektiğini tayin ederken çocuğun çıkarlarını göz önünde bulundurmalı ve buna göre karar vermelidir. Velayet hakkı kendisinde bulunan eşin velayet hakkını kullanmasının doğal sonucu olarak ortak çocuğu yurt dışına çıkarması boşandığı eşinin muvafakatına bağlı değildir.

 

6. 2011 senesinde açmış olduğum boşanma davası,avukatımın davayı yanlış gerekçe ile açması yüzünden reddedildi.
Davalı olan taraf istinaf dilekçesi vererek, boşanmanın
gerçekleşmesini ve nafaka ödemek istemediğini söylüyor. Avukatım olmadığından istinaf dilekçesine yanıt vermek istiyorum. Teşekkürler.

Sandra / İSTANBUL

İstinaf dilekçesinin size tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde gerekçeli olarak yazılan cevap dilekçenizi kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verebilirsiniz. Ancak hak kaybı yaşamamak adına işinin ehli bir avukattan yardım almanız yararlı olacaktır.

 

7. Abimin evliliğinde geçimsizlik var, boşanmak istiyor. Karşı taraf dava açsa babamın evinde bir hakları olabilir mi?  

Güngör / SAKARYA

Evliliğin hukuki sonuçlarından en önemlilerinden biri de mal paylaşımıdır. Yargıtay, eşlerden birinin anne veya babalarından gelen malları, satış gösterilse dahi, bağış olarak kabul etmektedir. Bağış, karşılıksız kazanma yoluyla elde edildiğinden kişisel mal statüsünde olup, edinilmiş mal statüsünde değildir. Yani diğer eşin bu mallarda katılma alacağı hakkı yoktur.

 

8.  Eşimle anlaşmalı boşanacağız. 2 çocuğumuz var, ne
kadar nafaka çıkar?

Hasan / BURSA 

Anlaşmalı boşanmada taraflar sadece boşanmak konusunda değil, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların boşanmadan sonraki durumlarının ne olacağı konusunda anlaşmış ve hâkim onlar tarafından yapılan düzenlemeyi uygun bulmuş olmalıdır.

Hâkim tarafların yaptığı düzenlemeyi uygun bulmazsa tarafların ve müşterek çocukların menfaatlerini dikkate alarak taraflarca öngörülen düzenlemede gerekli saydığı değişiklikleri yapabilir.

Boşanmalarda nafakanın ne kadar ödeneceğine ilişkin hakim, nafakayı ödeyecek kişinin geliri oranında bir miktara hükmetmektedir. Bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse anlaşma tamamlanmış olur.

 

9. Evi ve babasının emekli maaşını alan kadına
yoksulluk nafakası bağlanır mı? Ve karşı tarafın kredi borçları
yüzünden aldığı maaş kendine bile yetmezken yoksulluk nafakası yine de bağlanır mı? Teşekkür ederim.

Yeliz / ANTALYA

Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde aynen şöyle düzenlenmiştir:

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Yoksulluk nafakası isteyen tarafın, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşı karşıya olması, yeterli gelirinin olmaması ve talepte bulunması gereklidir. Bu halde, maddi geliri olan ve boşanma dolayısıyla yoksulluğa düşme tehlikesi olmayan taraf yoksulluk nafakası alamayacaktır.

Nafaka, diğer tarafın mali gücüyle orantılı olarak takdir edilmelidir. Ödenecek yoksulluk nafakası, talepte bulunan tarafın yoksulluğa düşmesini önleyecek ve normal şartlarda onun geçimine yetecek miktarda olmalıdır.

10. 17 senelik evliyim. 3 çocuğum var. Evliliğimde eşimle
sürekli geçimsizlikler yaşadım. Hep ben bilirim ben harcarım düşüncesinde. Akraba bağlarım koptu psikolojik baskı altındayım. Sürekli küçük görülüyorum, adımı söylemek bile istemiyor lütfen bana yardımcı olur musunuz? Ev hanımıyım, hiçbir gelirim yok.

Leyla / TOKAT 

Medeni Kanunumuz, boşanmaya imkan veren sebepleri altı maddede düzenlemiştir. Boşanma nedenleri, özel ve genel nedenler olmak üzere ikiye ayrılır. Boşanmanın özel nedenleri, zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır. Genel nedenler ise evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanmadır.

Pek kötü davranış mutlak bir boşanma nedeni olduğundan ortak yaşamın davacı açısından çekilmez hale gelip gelmediği araştırılmayacaktır. Pek kötü davranış, zulüm, işkence, ağır eziyet, dövmek, aç bırakmak ile ağır hakaret, silahla tehdit ve benzeri fiiller kabul edilmiştir. Eylemin pek kötü davranış sayılıp sayılmayacağını hakim durumun gereklerine göre belirleyecektir.

Pek kötü davranışta yeterli ağırlık yoksa eylemin tekrarlanması koşulu vardır. Ancak onur kırıcı davranışlarda tek bir olay boşanma kararı verebilmek için yeterlidir. Onur kırıcı davranışta hakaret doğrudan doğruya davacının kişiliğine yönelmiş olmalı ve hakaretin tecavüz kastı ile yapılmış olması şarttır.

Yoksulluğun hak arama özgürlüğüne engel olmaması için hukukumuzda adli yardım düzenlemesi bulunmaktadır. Adli yardım talebinde bulunmak, gerekli evraklar ve baro başkanlığına yazılan dilekçe ile mümkündür.

Velayetin Düzenlenmesi ve Değiştirilmesinde Re’sen Araştırma İlkesi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/13962 K. 2015/17285 T. 5.10.2015
VELAYETİN DÜZENLENMESİ VE DEĞİŞTİRİLMESİ ( Kamu Düzenine İlişkin Olup Bu Davalarda Re’sen Araştırma İlkesi Geçerli Olup Düzenlemede Ana ve Babanın İstek ve Tercihlerinden Önce Çocuğun Bedeni Fikri ve Ahlaki Gelişimi Önem ve Öncelik Taşıyacağı – Velayet Hakkına Sahip Olanın “Davayı Kabul” Açıklaması Bu Davalarda Tek Başına Sonuç Doğurmayacağı )
RE’SEN ARAŞTIRMA İLKESİ ( Velayetin Düzenlenmesi ve Değiştirilmesi Kamu Düzenine İlişkin Olup Düzenlemede Ana ve Babanın İstek ve Tercihlerinden Önce Çocuğun Bedeni Fikri ve Ahlaki Gelişimi Önem ve Öncelik Taşıyacağı – Velayet Hakkına Sahip Olanın “Davayı Kabul” Açıklaması Bu Davalarda Tek Başına Sonuç Doğurmayacağı )
ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI İLKESİ ( Taraflardan Delillerinin Sorulması ve Göstermeleri Halinde Toplanması ve Göstermedikleri Takdirde de Re’sen Delil Toplanması Gerektiği – Velayet Sahibinin Değiştirilmesini Gerekli Kılan Bir Durumun Bulunup Bulunmadığı Hususunda Psikolog Pedagog ve Sosyal Çalışmacıdan Oluşan Uzmanlara İnceleme Yaptırılarak Rapor Alınması Gerektiği )
6100/m.385/2
4787/m.5
ÖZET : Velayetin düzenlenmesi ve değiştirilmesi kamu düzenine ilişkin olup, bu davalarda re’sen ( kendiliğinden ) araştırma ilkesi geçerlidir Düzenlemede, ana ve babanın istek ve tercihlerinden önce, çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimi önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan, velayet hakkına sahip olanın “davayı kabul” açıklaması bu davalarda tek başına sonuç doğurmaz. Velayetinin değiştirilmesi istenilen müşterek çocuk Hatice 19.06.2009 doğumludur. Taraflar boşanmışlar, boşanma kararıyla velayeti anneye bırakılmış, karar kesinleşmiştir. Düzenlemede asıl olan çocuğun üstün yararı olduğuna göre, taraflardan delillerinin sorulması, göstermeleri halinde toplanması, göstermedikleri takdirde de re’sen delil toplanması, bu çerçevede çocuğun üstün yararının ebeveynlerinden hangisinin yanında bulunmak olduğu ve velayet sahibinin değiştirilmesini gerekli kılan bir durumun bulunup bulunmadığı hususunda 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi uyarınca, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlara inceleme yaptırılarak, rapor alınması ve tüm deliller birlikle değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Velayetin düzenlenmesi ve değiştirilmesi kamu düzenine ilişkin olup, bu davalarda re’sen ( kendiliğinden ) araştırma ilkesi geçerlidir ( HMK.md.385/2 ). Düzenlemede, ana ve babanın istek ve tercihlerinden önce, çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimi önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan, velayet hakkına sahip olanın “davayı kabul” açıklaması bu davalarda tek başına sonuç doğurmaz. Velayetinin değiştirilmesi istenilen müşterek çocuk Hatice 19.06.2009 doğumludur. Taraflar boşanmışlar, boşanma kararıyla velayeti anneye bırakılmış, karar 21.01.2013 tarihinde kesinleşmiştir. İşbu dava ise 16.02.2015 tarihinde açılmıştır. Düzenlemede asıl olan çocuğun üstün yararı olduğuna göre, taraflardan delillerinin sorulması, göstermeleri halinde toplanması, göstermedikleri takdirde de re’sen delil toplanması, bu çerçevede çocuğun üstün yararının ebeveynlerinden hangisinin yanında bulunmak olduğu ve velayet sahibinin değiştirilmesini gerekli kılan bir durumun bulunup bulunmadığı hususunda 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi uyarınca, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlara inceleme yaptırılarak, rapor alınması ve tüm deliller birlikle değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir. Bu yönde araştırma ve inceleme yapılmadan, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.10.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Dava velayetin değiştirilmesi talebine ilişkin olup, davalının kabulü üzerine velayeti davalı annede bulunan 2009 doğumlu müşterek çocuğun velayetinin değiştirilerek davacı babaya verilmesine karar verilmiştir. Velayetin düzenlenmesi ve değiştirilmesi davalarında re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu ( HMK. md. 385/2 ) konusunda sayın çoğunlukla aramızda görüş ayrılığı yoktur. Re’sen araştırma ilkesine tabi davalarda tarafların bildirdiği deliller dışında mahkemece yeni deliller toplanması veya tarafların beyanlarına itibar edilmemesini gerektirecek, dosya içerisinde buna ilişkin bir kısım delillerin en azından az da olsa bir emarenin bulunması gerekir. Ancak böyle bir durumda tahkikat aşamasında veya temyiz dilekçesinde davanın kabulüne ilişkin beyanının çocuğun yararına olmadığına ilişkin ciddi bir iddia ileri sürüp buna ilişkin bir delilde göstermemiştir. Dosya içerisinde de davalının kabulünün ve velayetin değiştirilmesinin çocuğun yararına olmadığına ilişkin bir delil veya emare bulunmamaktadır. O halde davalı annenin kabul beyanı üzerine velayetin değiştirilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu sebeple temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Çocuğun Üstün Yararı Ana Babanın İsteklerinden Önce Gelir

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/16656 K. 2015/17893 T. 8.10.2015
VELAYETİN DÜZENLENMESİ ( Çocukların Üstün Yararının Ana Ve Babanın İsteklerinden Önce Geleceği – İdrak Çağında Olan Çocuğun Görüşünün Aksine Velayetin Babada Kalmasına Dayanak Yapılan Gerekçelerin Velayetin Anneye Verilmesi Halinde Çocuğun Fikri Ahlaki Ve Bedeni Gelişmesinin Zarara Uğrayacağını Gösterir Nitelikte Olmadığı/İdrak Çağındaki Çocuğun Görüşü de Dikkate Alınarak Davanın Kabulüne Karar Verilmesi Gerektiği )
ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARININ KORUNMASI ( Anne Babanın İsteklerinden Önce Geleceği – İdrak Çağındaki Çocuğunun Dava Hakkındaki Görüşüne Önem Verileceği/Çocuğun Fikri Bedeni Ve Ahlaki Gelişimindeki Yüksek Yararı Gerektirdiği Takdirde Açıkladığı Görüşünün Aksine Karar Verilmesi de Mümkün Olup Bunun Haklı Gerekçelerinin Kararda Gösterileceği )
İDRAK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUN GÖRÜŞÜ ( Çocuğun Bilirkişiye Babasının Kendisine Tokat Attığını Ve Aşağılayıcı Sözler Söylediğini Belirttiği Ve Velayetinin Anneye Verilmesi Yönünde Görüş Bildirdiği/Mahkemece Çocuğun Görüşünün Aksine Verilen Kararın Haklı Gerekçelerinin Kararda Gösterilmesi Gereği – Çocuğun Görüşü Doğrultusunda Davanın Kabulüne Karar Verileceği )
ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ ( İç Hukuk Bakımından İdrak Çağında Olduğu Kabul Edilen Çocukların Kendilerini İlgilendiren Konularda Görüşünün Alınması Ve Görüşüne Gereken Önemin Verilmesini Öngördüğü )
4721/m. 182
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi/m. 12

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi/m. 3, 6

ÖZET : Velayet düzenlemesi yapılırken iç hukuk bakımından idrak çağında olduğu kabul edilen çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşüne gereken önemin verilmesi gerekir. Çocuğun fikri, bedeni ve ahlaki gelişimindeki yüksek yararı gerektirdiği takdirde, açıkladığı görüşünün aksine karar verilmesi de mümkün olup; bunun haklı gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekir. Mahkemece, idrak çağında olan çocuğun görüşünün aksine velayetin babada kalmasına dayanak yapılan gerekçeler, velayetin anneye verilmesi halinde çocuğun fikri, ahlaki ve bedeni gelişmesinin zarara uğrayacağını gösterir nitelikte değildir. Bu yön gözetilerek, idrak çağındaki çocuğun görüşü de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Velayet kamu düzenine ilişkindir. Velayetin düzenlenmesinde, çocukların üstün yararı, ana ve babanın isteklerinden önce gelir. Dava, boşanma kararıyla düzenlenen velayetin değiştirilerek müşterek çocuk G.’in velayetinin babadan alınarak davacı anneye verilmesi istemine ilişkindir. İdrak çağında bulunan 2000 doğumlu müşterek çocuk G.’in, mahkemece görevlendirilen bilirkişiye, babasının kendisine tokat attığını ve aşağılayıcı sözler söylediğini belirttiği ve velayetinin anneye verilmesi yönünde, görüş bildirdiği anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, iç hukuk bakımından idrak çağında olduğu kabul edilen çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşüne gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocuğun fikri, bedeni ve ahlaki gelişimindeki yüksek yararı gerektirdiği takdirde, açıkladığı görüşünün aksine karar verilmesi de mümkün olup; bunun haklı gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekir. Mahkemece, idrak çağında olan çocuğun görüşünün aksine velayetin babada kalmasına dayanak yapılan gerekçeler, velayetin anneye verilmesi halinde çocuğun fikri, ahlaki ve bedeni gelişmesinin zarara uğrayacağını gösterir nitelikte değildir. Bu yön gözetilerek, idrak çağındaki çocuğun görüşü de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kızımın velayetini geri alabilir miyim?

Merhaba,ben 2011 Kasım ayında boşandım, boşanırken kızım küçük olduğu için velayetini annesine vermiştim. 13.04.2015 tarihine kadar da nafakamı yatırdı, ancak bu süre zarfında kızımın beslenmesi yetiştirilme tarzından endişe etmekteyim ve bu yüzden velayeti almak istiyorum. Sizden ricam konu hakkında neler yapmam gerektiği ile ilgili bilgi verirseniz sevinirim iyi çalışmalar. Cüneyt P. 

velayet davası
Velayet davası, her zaman açılabilir, verilen karar kesin hüküm niteliği taşımaz.

Cüneyt bey, sorunuzda kızınızın şu andaki yaşını yazmamışsınız. Ancak, 5 ila 8 yaşları arasında olduğunu tahmin ediyorum.

Boşanma durumunda çocukların ebeveynlerin hangisinde kalacağı tayin edilirken, çocuğun üstün yararı gözetilir. Çocuk hakkında verilmiş velayet kararları kesin hüküm niteliği taşımaz, yani mahkemenin verdiği karar aleyhine her zaman yeni bir dava açılarak değişmesi istenebilir.

Ancak velayetin bir tarafa bırakılmasından sonra tekrar değiştirilmesi için önemli ve esaslı gelişmelerin ortaya çıkması gerekir. Çocuğun sosyal, psikolojik ve fiziki gelişimini olumsuz etkileyen, ihmal, şiddet vb. fiiller velayetin değiştirilmesi sonucunu doğurabilecek sebeplerdendir.

Nafaka Ödemeyebilir miyim?

Ben beş yıl önce boşandım. Kadın annesinin emekli maşını alıyor evi var, ben evlendim kirada oturuyorum nafaka ödememem mümkün mü? Mehmet Ö.

Mehmet bey, sizin yeniden evlenmeniz nedeniyle maddi durumunuzun değiştiği kabul edilebilir. Bunun yanında eski eşinize annesinden emekli maaşı kalmış olması halinde, maaşın miktarı, eski eşinizin yaşı, ihtiyaçları, sair gelirleri incelenerek nafakanın kaldırılmasını ya da miktarının yeniden düzenlenmesini açacağınız bir dava ile isteyebilirsiniz.

Amcalarım miras davası açabilir mi?

Dedem; babama 2 sulanabilir tarla, abime noter satışı ile tarla, bana da tarla vermiştir bu tarlalardan biri dedemin hesabına para giriş çıkışı olmuştur. Diğerleri tapu satışıdır, ayrıca amcama 2 katlı bir ev yanında bir garaj bulunan taşınmaz vermiştir. Diğer amcalarımın dava açmamaları ve elimizden alamamaları için ne yapmamız gerekir yardım olursanız sevinirim. Gökhan K.

Gökhan bey, dedenizin sağlığında yaptığı bu paylaşım nedeniyle amcalarınız şu anda bir dava açamaz. Ancak, dedenizin vefatından sonra mirasçıları ve mirasçılarına bıraktığı tereke belli olacaktır. Terekeye dedenizin gerçek olmayan tüm bağışlamaları ve satışları da dahil edilecek, mirasçıların saklı payları hesap edilecek ve buna göre tecavüz miktarı saptanacaktır.

Eşim ev eşyalarını satacak

Eşim şiddet uyguladığı için evden çıkmak zorunda kaldım ve evdeki eşyaları satacağını öğrendim. Fiziksel şiddet, aldatma alkol her şey var, benim ona nasıl bir dava açmam gerek ve nafaka alabilirim, 18 yaşından küçük bir kızım var ne yapabilirim ? Emine Y.

Emine hanım, eşiniz aleyhine elinizdeki delillere göre yarışır biçimde Medeni Kanun’un 161. Maddesine göre zinaya ya da 166. Maddesine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak boşanma davası açabilirsiniz. Eşinizin ve sizin maddi durumu çerçevesinde hem siz hem de velayeti size bırakılması halinde kızınız için nafaka alabilirsiniz. Ev eşyalarını satmasını önlemek için de mahkemeye başvurabilir ve tedbir talep edebilirsiniz.

Kişisel İlişki Süresi Yeterli Olması Gereği

Kişisel ilişki süresi, velayet davasında velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocukla kuracağı ilişkide önem arzeder. Velayet kendisine bırakılmayan tarafın müşterek çocukla kuracağı duygusal bağ yönünden kişisel ilişki süresinin dini ve milli bayramlar ile özel günler için yeterli seviyede belirlenmesi gerekir.

Örneğin tarafların aynı şehirde oturdukları bir boşanma davası sonucunda velayetleri anneye bırakılan müşterek çocuklar ile baba arasında kurulacak kişisel ilişkilerde çocukların üstün yararı yanında, babalık duygularının da tatmin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Mahkemece her ayın birinci ve üçüncü haftalarında kurulan kişisel ilişki ile dini bayramlarda kurulan kişisel ilişkinin yatılı olmaması ve Temmuz ayında kurulan kişisel ilişkinin de süre yönünden yetersiz olduğu Yargıtay tarafından belirlenmiş ve yerel aile mahkemesinin vermiş olduğu karar kişisel ilişki süresi yönünden bozulmuştur.

Mahkemece, tarafların aynı şehirde oturdukları dikkate alınarak yaş sınırlaması da yapılmaksızın daha uygun süre ile kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde yetersiz kişisel ilişki kurulması doğru olmadığı tespit edilmiştir.