Etiket arşivi: velayet

Kişisel İlişki Süresi Yeterli Olması Gereği

Kişisel ilişki süresi, velayet davasında velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocukla kuracağı ilişkide önem arzeder. Velayet kendisine bırakılmayan tarafın müşterek çocukla kuracağı duygusal bağ yönünden kişisel ilişki süresinin dini ve milli bayramlar ile özel günler için yeterli seviyede belirlenmesi gerekir.

Örneğin tarafların aynı şehirde oturdukları bir boşanma davası sonucunda velayetleri anneye bırakılan müşterek çocuklar ile baba arasında kurulacak kişisel ilişkilerde çocukların üstün yararı yanında, babalık duygularının da tatmin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Mahkemece her ayın birinci ve üçüncü haftalarında kurulan kişisel ilişki ile dini bayramlarda kurulan kişisel ilişkinin yatılı olmaması ve Temmuz ayında kurulan kişisel ilişkinin de süre yönünden yetersiz olduğu Yargıtay tarafından belirlenmiş ve yerel aile mahkemesinin vermiş olduğu karar kişisel ilişki süresi yönünden bozulmuştur.

Mahkemece, tarafların aynı şehirde oturdukları dikkate alınarak yaş sınırlaması da yapılmaksızın daha uygun süre ile kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde yetersiz kişisel ilişki kurulması doğru olmadığı tespit edilmiştir.

BOŞANMA PROTOKOLÜ

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2008/5574 K. 2009/8213 T. 29.4.2009

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı Zeynep vekili tarafından davalı Mehmet aleyhine 7/6/2007 tarihinde açılan boşanma davasında, tarafların boşanma ve mali sonuçları ile velayet konusunda anlaştıklarına dair imzaladıkları protokol ve duruşmadaki beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, ayrıca hükümde tarafların müşterek çocukları Alper’e 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununun 1l/b maddesi uyarınca koruma kurulunca yardım ve koruma hizmetleri alanında yardımda bulunulması için karar kesinleştiğinde bir suretinin Kartal Denetimli Serbestlik Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece küçük Alper’e yardım ve koruma hizmetleri alanında yardımda bulunulması kararı verilmesi nedeniyle, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce Kartal 1. Aile Mahkemesine gönderilen 6/9/2007 tarih ve ÇDS 2007/4785 sayılı yazı ile küçük hakkında uygulanması istenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin açıkça belirtilmesinin istendiği, mahkemece bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/son maddesinde “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” öngörülmüştür.

Diğer taraftan, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesinde korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında alınabilecek koruyucu ve destekleyici tedbirler sayılmıştır.

Mahkemece verilen hükümde Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce küçüğe yapılacak yardımın ne olduğu, niteliği ve süresi konularında herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin infazda şüphe ve tereddüde yol açacak şekilde yardımda bulunulmasına dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 29.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

avukat, avukat ankara, boşanma avukatı

VELAYET İDRAK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUN VELAYETİ

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/19391 K. 2010/21455 T. 20.12.2010

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle toplanan delillerden; eşine şiddet uygulayan davalı kocanın evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesinde tamamen kusurlu bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Müşterek çocuk 11.05.1999 doğumlu Esengül idrak çağındadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12.maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6.maddesi gereğince küçüğün velayet yönünden görüş ve düşüncesi alınmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2.bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu sair yönlerin ise yukarıda 1.bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA,temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

VELAYETİN KALDIRILMASI TALEBİ

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/20742 K. 2010/20871 T. 13.12.2010

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Taraflar, 13.01.2009 tarihinde kesinleşen kararla boşanmış ve müşterek çocuklar 13.03.2001 doğumlu Emine, 27.04.2002 doğumlu İrem, 24.02.2007 doğumlu Şevket’in velayetleri anneye verilmiştir. Davalı annenin, 29.02.2009 günlü çocuk teslimi için İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2009/4004 sayılı dosyası ile takip yaptığı, 29.04.2009 tarihli tutanakta davacı babanın hazır olduğu çocukların bulunmadığı anneye teslim edilmediği anlaşılmaktadır.

Davacının halen çocukları anneye teslimden kaçındığı, davalı annenin velayet görevini yerine getirmekte ihmalinin bulunduğu kanıtlanamamıştır. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. avukat, avukat ankara,