Üvey annenin kendisinden olmayan çocukla görüşme hakkı olmalı mı?

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN (Tüm Yazıları Okuyun)

Boşanma davası, özellikle işin içinde bir çocuğun olması halinde karışık ve karmaşık hale geliyor.

Her çocuğun kendine özgü karakteri, davranış şekilleri ve ihtiyaçları olduğu kadar çocuğun dahil olduğu ailenin de kendine özgü gelenek ve görenekleri alışkanlıkları bulunuyor.

Çocuğun yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu, ailenin sosyal ve ekonomik konumu ile birlikte, kültürel yapının da değerlendirilerek velayet konusunda karara varılması gerekiyor.

Genel olarak çocuk ile velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn arasında iki haftada bir Cuma akşamından Pazar akşamına kadar olan zaman diliminde kişisel ilişki kurulması kabul edilmektedir. Bu süre hem çocuk hem de ana-babalık duygusunun tatmini için yeterli görülmektedir.

Bu sürenin dışında, dini bayramlar, sömestr ve yaz tatili, anneler – babalar günü, yılbaşı gibi özel günlerde de kişisel ilişki kurulması mutad hale gelmiştir.

Çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda çocuğun anne-babası yönünden bir tartışma yoksa da velayet kendisine bırakılmayan tarafın anne ve babası, yani çocuğun büyük anne ve büyük babası konusunda ise 4721 sayılı Medeni Kanun’un 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmesiyle önemli bir değişiklik olmuştur.

Bu Kanun’un 325. maddesine göre:

“Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir.”

Bu madde gereğince, büyük anne ve büyük baba’nın da torunlarını görmek, onlarla vakit geçirebilmek, yani kişisel ilişki kurmak hakkı bulunduğu kabul edilmiştir.

Ancak, çocukla kurulacak ilişkide Kanun, 3. kişileri büyük anne ve büyük baba ile sınırlı tutmamış ve kişisel ilişki kurulması hakkını “diğer kişilere ve özellikle hısımlarına” da tanımıştır.

Üvey Anne – Üvey Babanın Kendisinden Olmayan Çocukla Kişisel İlişki Hakkı Var mı?

anne-cocukBir çok durumda kişilerin birden fazla evlilik yaptıkları, sonraki evliliklerinde de önceki evliliklerinden olan çocuklarıyla bir arada yaşadıkları görülmektedir.

Bir çok küçük çocuk, velayet kendisine bırakılmamış anne-babasından daha fazla bu yeni eşlerle hayat paylaşmaktadır.

Bilindiği üzere, evlenme ile eş ile diğer eşin akrabaları (hısım) arasında aynı derecede bir akrabalık bağı otomatik olarak kurulmuş olur. Örneğin eşin kardeşi, evlenen kişinin de kardeşi (2. derece akrabası), önceki evliliğinden çocukları kendi çocukları gibi (1.derece) akrabası olur.

Buna kayın hısımlığı adı verilir. Bu hısımlık boşanma ile sona ermez, ortadan kalkmaz.

Özellikle çocukların yaşlarının küçük olduğu, diğer ebeveynin başka bir şehirde yaşadığı durumlarda, çocukların biyolojik ana-baba yerine bu kişilere duygusal ve fiziksel bağlılığının ortaya çıkmış olması olasıdır.

Öte yandan, evlat edinme kurumu da biyolojik ana-baba olunmasa dahi böyle bir sevgi ortamının bulunabileceğinin kanuni bir dayanağı olarak gösterilebilir.

Bu itibarla, olağanüstü bir durumun olması koşuluyla, üvey anne ve üvey babanın da kendisinden olmayan çocukla kişisel ilişki kurma hakkı bulunduğu kabul edilebilir. Ancak bu şekildeki taleplere sıkça rastlanılmadığını da hemen belirtelim.

 *Üvey anne-babanın, boşandığı/boşanacağı eşinin, kendisinden olmayan çocuklarıyla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı olmalı mı? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir