Velayet Davası

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Velayet Davası

Velayet davası açma hakkı, henüz ergin olmayanlar hakkında terbiye,bakım, eğitim, barınma vb. her türlü ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda söz sahibi olma hakkını talepli dava türünü  ifade eder. Evlilik birliği süresince müşterek çocuklar hakkında bu hak eşler tarafından birlikte kullanılır. Boşanma davasının açılmasıyla, hakim bu hakkın hangi eşe bırakılacağına da karar verir, ayrıca velayet davası açmaya gerek yoktur. Bu hak kendisine bırakılmayan taraf, müşterek çocuğun giderleri için boşanma süresince tedbir nafakası, boşanma davasının kesinleşmesi ile ise iştirak nafakası öder. Velayet davası ile çocuklar genel olarak anaya bırakılmaktadır. Ancak bu mutlak bir kural değildir. Bu hak ve görevin gereği gibi kullanılmaması halinde kaldırılması ve değiştirilmesi ancak velayet davası ile söz konusu olabilir.

Velayet davası hakkı kural olarak sadece birbiriyle evli olan ana ve babaya tanınmıştır.Bunun gibi evlat edinenin de ergin olmayan evlatlık üzerinde velayet hakkı vardır. Ana ve baba evli iseler, onların velayet hakkı çocuğun dünyaya geldiği anda doğrudan doğruya kanundan doğar.

Evlatlık üzerinde evlat edinene tanınan velayet hakkı da evlilik içinde doğmuş çocuklarda olduğu gibi doğrudan doğruya kanundan doğar.Bu hakkı evlat edinen tarafından evlat edinme işleminin tamamlanmasıyla yani hakimin karar vermesiyle birlikte kazanılmış olur, ayrıca velayet davası açılmasına gerek bulunmamaktadır.

Çocuk üzerinde ana ve baba ile evlat edinenin dışında hiç kimsenin velayet davası açma hakkı yoktur. Bu kimseler örneğin yaşça büyük kardeşler veya büyük ana ve babalar ile amca, hala, dayı ve teyzeler gibi çocuğun ne kadar yakın dereceli kan hısımları olurlarsa olsunlar durum değişmez, velayet davası açamazlar.

Kanun, kural olarak velayet hakkını ana ve babanın ikisine birden ortaklaşa tanımış, böylece bu bakımdan da kadın-erkek eşitliği ilkesine uymuştur. Her iki taraf da velayet davası açma hakkına sahiptir.  

Velayet Davası Açarak Velayetin Değiştirilmesi  

TMK md 349’a göre aile mahkemesi hakimi, çocuğun menfaati gerektirdiği takdirde velaye- tin değiştirilmesine karar verebilir.

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri  

a)Çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi:  

Çocuk ile velayet hakkı kendisinde olmayan taraf arasındaki doğrudan doğruya veya dolaylı olan kişisel ilişkinin velayet kendisinde olan tarafça engellenmesi, velayetin değiştirilmesi hallerindendir. Bu engelleme hali kanıtlanmalıdır. Aksi halde Y2HD 28.06.2010 2485-12823 sy kararında olduğu gibi “..davalının kişisel ilişkiye engel olduğu ve velayet görevini ihmal ettiği kanıtlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.” bir sonuç ortaya çıkacaktır.

b)Çocuğun fiilen velayet hakkı olmayan ana babada veya 3.kişide bırakılması:  

Çocuğun velayet hakkı olmayan kişide  uzun süre fiilen bırakılması velayetin değiştirilmesine sebep olur. Y2HD 01.03.2010 2598-3800 kararında “..1997 doğumlu Feyza’yı kendi annesine bırakarak küçüğü eylemli olarak terk edip Denizli’ye yerleştiği, anneanne tarafından çocuğun davacının anne babasına teslim edildiği, bu suretle annenin velayet görevini savsakladığı anlaşılmaktadır. Küçüğün velayetinin babaya verilmesi gerekirken davanın reddi doğru görülmemiştir.” şeklinde hüküm kurarak yerleşmiş içtihadını devam ettirmiştir.

c)Çocuğun menfaatinin gerektirdiği diğer haller:  

Çocuğun menfaatinin gerektirdiği diğer hallerde de velayetin değiştirilmesine karar verilebi- lir. Ancak velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmediği, yükümlülüklerin savsaklandığı ve ilgi gösterilmediği kanıtlanamazsa dava reddedilir, bu yüzden ispat önemlidir. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

Maddi durumun iyi veya kötü olması velayetin değiştirilmesine sebep olmaz, yapılması gereken maddi durumu iyi olup velayet kendisinde olmayan ana veya babanın ödeyeceği iştirak nafakasını arttırmaktır.

Davalının davacıya göre var olan sosyal statü eksikliği de velayetin değiştirilmesine neden olmaz.  

Velayetin Değiştirilmesi Usulü  

Velayetin değiştirilmesine ilişkin davada görevli mahkeme aile mahkemesi, aile mahkemesi- nin olmadığı yerlerde Hsyk tarafından belirlenmiş asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mah- keme davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Bu davada mahkemenin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmadığından yetki itirazı en geç ilk oturumda yapılmalıdır. Dava basit yargılama usulüne tabidir. Koşulları varsa yargılamanın iadesi istenebilir. İlgili olan herkes bu davayı açabilir, vekiller için genel vekaletname yeterlidir. Husumet velayet hakkına sahip ana ve/veya babaya yöneltilir.

Gerekli olduğu takdirde uzman görüşüne başvurulur. Uzman ise gerekli görürse taraflarla ve çocukla konuşarak raporunu hazırlamalıdır.

Davada idrak çağındaki çocuklar dinlenmelidir. BM çocuk haklarına dair sözleşmenin 12.maddesine göre çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak özellikle sağlanacaktır. Çocuğun tercihi dikkate alınmalıdır, Y2HD 25.09.2007 13242-12638 kararında “..Çocuk 1991 doğumlu olup idrak çağındadır. Velayetle ilgili tercihini anneden yana kullanmıştır. Velayetin değiştirilmesinin koşulları gerçekleşmiştir. İsteğin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabet- sizdir.” şeklinde hüküm tahsis ederek çocuğun tercihinin değerini belirtmiştir. İdrak çağında olmayan çocukların yönlendirilmiş beyanları ise dikkate alınmamalıdır.

Velayetin değiştirilmesi harcı verilmek suretiyle usulüne uygun olarak açılmış dava veya karşı dava ile istenir. Ancak velayetin değiştirilmesine bağlı olmayan fakat birlikte yapılan istekler ayrı harca tabidir. Dava adli tatilde görülebilir. Evrak üzerinden veya sadece davalının kabulüne dayanılarak karar verilemez.

Çocuk dava sırasında ergin olursa, dava şartı kalmadığından davanın reddine karar verilmelidir.

Anlaşmalı boşanmadan sonra çocuğun esenliği ve güvenliği gerektiriyorsa velayetin değiştirilmesi gerekir. Böyle bir durum ispatlanamazsa davanın reddine karar verilir.

Velayetin Değiştirilmesinin Sonuçları  

1)Velayet hakkının getirdiği ödevler velayetin verildiği ana veya babaya geçer.  

2)Kişisel ilişki düzenlenir.  

Hakim velayet hakkına sahip olmayan ana veya babayla çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasını düzenler.  

3)İştirak nafakası verilir.  

Velayet kendisinde olmayan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir