Bir Çocuk Anaya Diğeri Babaya Bırakıldığında Kişisel İlişki Nasıl Düzenlenmelidir?

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
0850 840 0442 numaralı telefonumuzdan randevu için bize ulaşabilirsiniz
Av.Yasin GİRGİN

Boşanma davalarının karar verilmesi en zorlu ve en hassas konusu bana göre çocukların velayetidir. Genel olarak müşterek çocuğun bulunmadığı boşanma davalarında çekişmenin daha az olduğu düşünülür. Bu kısmen de olsa haklı bir ön yargıdır.

Çocuklu boşanma davalarını diğer davalardan ayıran ve farklılaştıran kısmı ise davanın her iki yanından bir parçanın dava sonucu ne olursa olsun diğer tarafta da kalacak olmasıdır.

Kendi canınızdan, kanınızdan olan bir varlık boşanma davası ile birlikte artık hiç görmek istemediğiniz, belki adını duymaya dahi tahammül edemediğiniz bir kişinin, ama hafta boyu ama iki haftada bir hafta sonu boyunca, bakım ve gözetimi altına verilmiştir. Bu mahkeme kararına uymamanın sonuçları ise daha da ağırdır: Çocuklarınızı hiç görememeye, görme hakkınızın tamamen kaldırılmasına kadar varan yaptırımlar uygulanabilir.

Müşterek çocukların velayeti düzenlenirken Yargıtay belli başlı bazı ilkelerden hareket eder. Ülkedeki mahkeme kararlarının birbiri ile çelişik olmaması, belli bir standardı takip edebilmesi için yerel mahkemelerin sıra içerisinde bölge adliye mahkemeleri ve nihayet ilgili Yargıtay Dairesi’nde incelenmesi kanuni bir hak olarak getirilmiştir.

Yargıtay, çocukların velayeti konusunda içtihat kararları alırken, ülkemizin de tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerden yararlanır. Bu şekilde, tüm ülkelerin insani boyutta aynı düzeyde bir medeniyete ulaşmasının sağlanması hedeflenmiştir.

Velayet konusunda karar verilirken Yargıtay’ın benimsediği en önemli ilke çocuğun üstün yararı ilkesidir. Bu ilke doğrultusunda hakimin, ebeveynler arasındaki velayete ilişkin çekişmeyi çocuğun üstün yararının hangi ebeveynde kalması gerektiğini tespit ederek çözmesi beklenir. Ancak bu ilkenin Ankara’da bile, üstelik en tecrübeli hakimler tarafından dahi tam ve yerinde uygulanmadığına şahit olmak beni hem şaşırtıyor hem de endişeye sevkediyor.

Dosyalardan birinde hakimin yaklaşık 1,5 yıldır çocuğunu görmeyen, terk edip gitmiş anneye geçici velayeti bıraktığına; bir başka dosyada ise çocuğu, kendisini istemediğini söyleyen, hatta çocuğun kafasını yaran anneye teslim edildiğine maalesef bizzat şahit oldum.

Aile mahkemeleri hakimlerinin verdikleri ara karardan kadın aleyhine ise çok zorlukla ve nadiren dönmeleri de uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve tüm meslektaşların şikayet ettikleri mutad bir durum haline geldi. Bu konuda avukat meslektaşlarımdan aldığım yakınmalar, mağdur olduğunu iddia eden taraflardan çok daha fazla olmaya başladı.

Çocuğun üstün yararı ilkesinden sonra takip edilmesi gereken diğer bir ilke de “kardeşlerin ayrılmaması ilkesi“dir. Kardeşlik, yani eski dildeki karındaşlık, kültürümüzde çok önemli bir yer tutar. Arkadaşların, çok sevdikleri ve en yakın oldukları arkadaşlarına , arkadaştan da öte manasında “kardeşim” şeklinde hitap ettikleri sıklıkla görülmektedir.

Hal böyle iken Yargıtay da müşterek çocukların en az iki tane olması durumunda “kardeşlerin ayrılmaması ilkesi” uyarınca zorunlu olmadıkça velayetlerinin ayrı ayrı ebeveynlere bırakılmamasını belirtmektedir. ( Kararın tam metni için: YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2016/9224 Karar Numarası: 2018/87 Karar Tarihi: 08.01.2018 )

Bu ilkeye rağmen kardeşler birbirinden ayrılmışsa, bu takdirde kişisel ilişki kurulurken kardeşlerin birbirleri ile vakit geçirebilmelerine dikkat edilmelidir. Buna dikkat edilmeden verilmiş bir karar hatalı olur ve bozulmalıdır:

“Mahkemece ortak çocuklardan 2003 doğumlu ….’ın velayeti davalı-davacı babaya, 2003 doğumlu…. velayeti ise davacı-davalı anneye verilmiş ancak kişisel ilişki dönemlerinde kardeşlerin birbirlerini göremeyecekleri şekilde, anne-baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki düzenlenmiştir. Çocukların velayetinin ebeveynler arasında paylaştırılması halinde, kişisel ilişkinin kardeşlerin birbirlerini görmelerine imkan verecek tarzda düzenlenmesi, onların menfaati gereğidir. Bu husus nazara alınmadan velayeti babaya verilen çocuk ile velayeti anneye bırakılan çocuğun birbirlerini göremeyeceği şekilde kişisel ilişki tesisi doğru görülmemiştir.”  (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2016/22779 Karar Numarası: 2018/9958 Karar Tarihi: 25.09.2018)

 

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page