Birlikte Yapılan Yatırımlar Diğer Eşe Bağış Kabul Edilemez

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
0850 840 0442 numaralı telefonumuzdan randevu için bize ulaşabilirsiniz
Av.Yasin GİRGİN

mal rejiminin tasfiyesinde bağış, eşler arası bağış eşler arası bağış, bağış edinilmiş mal mıdır bağış edinilmiş mal mıdır, evlendikten sonra miras veya bağış yoluyla geçen mallar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 285.maddesine göre bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak kazandırma yapması olarak tanımlanmıştır:

MADDE 285– Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere,
malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.
Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama
değildir.
Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.”

Doktrinde ise bağışlama, bağışlayanın bir karşılık (ivaz) almaksızın, bağışlananın malvarlığında bir artış sağlamak, zenginleştirmek amacıyla malvarlığından belirli değerleri ona vermesi olarak tarif edilmiştir.

Her somut olayın özelliklerine göre, bağış iradesi açıkça ortaya konulabileceği gibi gizli (örtülü) şekilde de yapılabilir.

Bu nedenle, bir kısım kazandırmalar, bağışa benzese de kazandırmanın salt bağışlama amacıyla yapılmaması nedeniyle bağışlama olarak nitelendirilemez.

Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz (TBK m. 285/3).

Evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşünceyle, ortak yaşamı ve geleceği güvence altına almak amacıyla, beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmaları bağış olarak değerlendirilemez.

Eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esastır. Gelecekte aile üyelerinin yararlanacakları beklentisiyle birlikte malvarlığı edinme çabaları, eşlerden birinin sebepsiz zenginleşmesiyle sonuçlanmamalıdır.

Bu açıklamalar nedeniyle, devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak değerlendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması gerekir.

Bağışlamanın yukarıda açıklanan öğeleri gözetildiğinde, bir eşin diğer eşe ait bir malvarlığına yaptığı her katkının ya da kazandırmanın bağışlama olmayacağı kabul edilmektedir.

Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin öteden beri uygulamalarına göre, duraksamaya yer vermeyecek şekilde bağış iradesini ortaya koyacak beyan ve davranış yoksa, salt eş tarafından adına olan taşınmazın diğer eşe devredilerek adına tescil edilmesi işlemi, tek başına bağış olarak kabul edilmesi için yeterli değildir.

Bu itibarla yapılan işlemin bağış iradesini gösterir nitelik taşıdığı, esasen beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, taşınmazın davalı eş adına tescil edilmediği anlaşılmadıkça iddia ve savunma çerçevesinde mal rejiminin tasfiyesi hakkında karar verilmesi gerekir.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page