BOŞANMA DAVALARINDA ISLAH

Islah Nedir?

HMK’daki ıslahla ile ilgili düzenlemelere (HMK m. 176-182) göre, dava açıldıktan sonra doğan/gerçekleşen vakıaların ıslahla davaya dahil edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır.

Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir [HMK m. 176- (1)

Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir [HMK m. 177-(1)

Islah Kullanım Örnekleri

Daha fazla nafakaya hükmedilebilmesi için talebin ıslah edilmiş olması gerekir:

  • Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup tarafların taleplerinden fazlasına ya da başka bir şeye karar vermez. Ancak HMK 26/1’e göre talepten daha azına karar verebilir. Örneğin bir boşanma davasında velayetleri talep edilen çocuklar için 300,00’er TL tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi talep edilmişse bu talep ıslah edilmedikçe hakim, çocuklar için 400,00’er TL’ye hükmedemez.(1)

Sonradan ortaya çıkan olaylar ıslah yoluyla davaya dahil edilemez:

  • Örnek bir olayda davacı, anlaşmalı boşanma davası açmış, yargılama sırasında davasını ıslah ederek, yeni vakıalara da dayanarak davasını evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı çekişmeli boşanma davasına çevirmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş ancak verilen bu karar, davalının istinaf yoluna başvurması ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce kaldırılmış ve boşanma davasının reddine karar verilmiştir. BAM tarafından verilen bu karar temyizen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nce incelenmiş ve davadan sonra gerçekleşen vakıların ıslah yoluyla davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığına karar verilmiştir. (2)

Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi ıslah ile mümkündür. (3)

Süresinde istenmeyen tedbir – yoksulluk nafakası:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesi “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” hükümlerini düzenlemiştir.

Örnek bir dosyada davalı kadın süresinde sunduğu cevap dilekçesinde yoksulluk nafakası talebinde bulunmamış, usulüne uygun tebligata rağmen ikinci cevap dilekçesi de sunmamıştır. Davalı kadın, davacı tarafın da hazır bulunduğu ön inceleme duruşmasında yoksulluk nafakası talep etmiş ise de karşı tarafın bu talebe yönelik açık muvafakati olmadığı gibi bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. Bu nedenle yasal süre geçtikten sonra, ön inceleme duruşmasında yapılmış olan yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilmesi hatalıdır. (4)

Süresinde verilmeyen cevap dilekçesinde ileri sürülen vakıalar hükme esas alınamaz, süresinden sonra verilen cevap dilekçesi ile istenen yoksulluk nafakasına hükmedilemez. (5)


(1) 2. Hukuk Dairesi 2020/6190 E.  ,  2021/1187 K. 10.02.2021

(2) 2. Hukuk Dairesi 2020/6051 E.  ,  2021/1004 K. 03.02.2021

(3) 2. Hukuk Dairesi 2020/5076 E.  ,  2021/171 K. 14.01.2021

(4) 2. Hukuk Dairesi 2020/5555 E.  ,  2020/6512 K. 16.12.2020

(5) 2. Hukuk Dairesi 2020/5076 E.  ,  2021/171 K. 14.01.2021

 

 

Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Kazanılır?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166/I-II. maddesine göre, evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir” hükmünü içermektedir.

Anılan maddenin birinci fıkrası gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için başlıca iki şartın gerçekleşmiş olması gerekmektedir:

İlki, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması, ikincisi ise ortak hayatın çekilmez hâle gelmiş bulunmasıdır. Bu iki şartın gerçekleştiği ispatlanırsa çekişmeli boşanma davası kazanılır. İspatlanamamışsa boşanma davası kazanılamaz, yani reddolunur; taraflar boşanamaz.

Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş, birçok konuda evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime takdir hakkı tanımıştır.

Dolayısıyla olayın özellikleri, oluş biçimi, eşlerin kültürel, sosyal, eğitim ve mali durumları ile eşlerin birbirleri ve çocuklarıyla ile olan ilişkileri, yaşadıkları çevrenin özellikleri, toplumun değer yargıları gibi hususlar dikkate alınarak evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı tespit edilecektir.

Öte yandan, söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır.

Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki  Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde de belirtilen temel hukuk ilkesine aykırı düşer.

Bu durumda anılan madde hükmüne göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olunması gerekmeyip daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu hâlin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2).

Yine aynı yasanın “Maddi ve manevi tazminat ” başlıklı 174. maddesine göre “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” hükmünü içermektedir.

Bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olan boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte talep hâlinde boşanmanın eşler bakımından mali sonuçlarından olan maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelmektedir.

Kusur ilkesi Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından da önemli bir role sahiptir.

Anılan maddeye göre, manevi tazminat istenilebilmesi için öncelikle bir boşanma kararı, tazminat yükümlüsünün kusurunun varlığı, bu kusurun tazminat isteyen eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması ve talep gerekmektedir.

Yine boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekmektedir.

Manevi zarar, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir.

Manevi tazminat ise bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kanunun öngördüğü bir telafi şeklidir. 22.06.1966 tarih, 1966/7 E. ve 7. K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere manevi tazminat bir yönüyle de insanlardaki kırgınlık ve kızgınlığı, hatta intikam duygusunu tatmin etme aracıdır.

Amacı, olaydan duyulan acı, ızdırap, elem ve kızgınlığı kısmen olsun dindirmek, olayı unutturarak tekrar normal hayata dönüşü sağlamaktır. Bu nedenlerle de manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme diğer taraf için de fakirleşme aracı olarak görülmemesi gerekir.

Manevi tazminat miktarı belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurları ve varsa kusur derecesi, eylemin ağırlığı, olayın özelliği dikkate alınmalıdır. Hâkim, manevi tazminatın miktarını belirlemeye yönelik takdir hakkını kullanırken TMK’nin 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gereği tüm bu unsurları nazara alarak bir karara varacaktır.

Anlaşmalı Boşanma Örnek Dava Dilekçesi

Aşağıda, benim de anlaşmalı boşanma davası açarken kullandığım şablonu paylaşıyorum. Bu şablon üzerinde ilgili yerlerde değişiklik yaparak kullanabilirsiniz. Anlaşmalı boşanma davaları, şekli davalardır; dava dilekçesi de bu nedenle daha basittir. Çekişmeli boşanma dava dilekçelerindeki detayların bu dilekçede yazılmasına gerek yoktur. Bu yazıdan önce “Boşanma Davası Nasıl Açılır?” başlıklı yazımı okumanızda fayda olacağını düşünüyorum.


 

İstanbul Anadolu Nöbetçi Aile Mahkemesi’ne,

Davacı            : Nalan A…N

TC Kimlik No: 123456…..

Adresi            : Caferağa Mah. Moda caddesi …. Kadıköy İstanbul

Vekili           : Av.Yasin GİRGİN

-e tebligat-

Davalı            : Fahri A…N

TC Kimlik No:123456…..

Adresi.           :Osmanağa Mah.Canan Sokağı …. Kadıköy İstanbul

D.Konusu.     : Anlaşmalı boşanma dava dilekçesidir.

Açıklamalar. :

1.Taraflar 2015 yılında evlenmiş olup, evliliklerinde 1 yıllık süreyi doldurmuş bulunmaktadırlar.

2.Taraflar, ekte sonulan anlaşmalı boşanma protokolü ile evlilik birliğini anlaşmalı olarak sona erdirme konusunda anlaşmışlardır. Taraflar yine bu protokol ile velayet, nafaka, maddi-manevi tazminat, ev eşyaları, kişisel mallar ve evlilik içinde edinilmiş olan mallarla ilgili olarak da anlaşmaya varmışlardır.

3.Sayın Mahkeme’ye bu dilekçe ile, evlilik birliğinin sona erdirilmesine karar vermek üzere başvurulmuştur.

Deliller : Tarafların nüfus kaydı

Cevap Süresi : 2 hafta

Hukuki Sebep: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesi ve ilgili yasa

Talep Sonucu : Yukarıda belirtilen ve re’sen tespit edilecek nedenlerle tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini; Ek’te sonulan anlaşmalı boşanma protokolünün onaylanmasını; yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederim.

Saygılarımla,

Davacı Nalan A…N

Vekili Av.Yasin GİRGİN

 

Ekleri:

1.Noterde düzenlenmiş boşanma vekaletnamesi

2.Anlaşmalı boşanma protokolü

 

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği

Aşağıda, anlaşmalı boşanma davaları için ofisimizde kullandığımız bir şablon protokol örneğini paylaşıyorum. Anlaşmalı boşanma protokolü, terzi dikim kıyafet gibi her dosyaya özel olarak hazırlanması gereken bir sözleşme tipidir.

Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, tedbir nafakası tarafların ihtiyaçlarına yönelik olarak çok çeşitli şekillerde hazırlanabilir. Yine kişisel ilişki, velayetin bırakılacağı ebeveynin çalışma hayatına, yaşanılan şehre, çocuğun okul durumuna, yaşına ve özel ihtiyaçlarına göre çok daha farklı şekillerde belirlenebilir.

Mal varlığı ile ilgili olarak katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı, katılma alacağı gibi değişik alacak türleri söz konusu olabilir. Bunlar detaylı olarak düşünülerek, protokole yazılacak her bir kelimenin önemli olduğu ve yazılması ihmal edilen bir seçeneğin ileride hak kayıplarına yol açacağı dikkate alınarak anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanmalıdır. Bu yazımdan önce “Boşanma Davası Nasıl Açılır?” başlıklı yazımı okumanızda yarar vardır.


Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği

1.TARAFLAR

Nalan A…N ile Fahri A…N bu protokolü açılmış bulunan İstanbul Anadolu .. Aile Mahkemesi 2020/ … E. dosya numaralı anlaşmalı boşanma davasına sunmak üzere hazırlamış ve imza etmişlerdir. Taraflar, evlilik birliğini anlaşmalı olarak sona erdirmek konusunda mutabıktırlar.

2.NAFAKA 

a.Kadın için yoksulluk nafakası

Fahri, davanın açıldığı 1.3.2020 tarihinden itibaren her ayın en geç ilk iş günü Nalan hesabına aylık 6.000,00 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmiştir. Nafakaya her yıl ÜFE oranında artış uygulanacaktır.

b.Çocuk için iştirak nafakası

Fahri, davanın açıldığı 1.3.2020 tarihinden itibaren her ayın en geç ilk iş günü müşterek çocuk İda İlayda için, anne Nalan hesabına 3.000,00 TL iştirak nafakası ödemeyi kabul etmiştir.Nafakaya her yıl ÜFE oranında artış uygulanacaktır.

Müşterek çocuk İda İlayda’nın tüm özel okul, eğitim masrafları, piyano ve bale ders ücretleri de çocuk reşit oluncaya kadar baba Fahri tarafından ayrıca karşılanacaktır.

3. KİŞİSEL İLİŞKİ

Müşterek çocuk ile baba Fahri arasında her ayın 1. ve 3. haftası Cumartesi saat 10:00’dan Pazar akşamı saat 18:00’e kadar kişisel ilişki kurulacaktır.

4.MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT

Fahri, Nalan’a boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren en geç 1 hafta içinde, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre 250.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatı ödemeyi kabul etmiştir.

5.EDİNİLMİŞ MALLARIN PAYLAŞILMASI

Her bir tarafın kendi adına olan gayrimenkuller, araçlar kendilerinde kalacaktır. Taraflar birbirlerinde kalan bu mallara yönelik katkı ve katılma alacak hakkı bulunmadığını kabul ederler

6.KİŞİSEL MALLAR

Taraflar birbirlerinde bulunan her türlü kişisel eşya, ziynet alacağı, düğün takısı ve benzeri malvarlığını teslim almışlardır. Tarafların birbirlerinden bir alacağı kalmamıştır.

7.MAHKEME MASRAFLARI

Tarafların birbirlerinden mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti alacağı yoktur; her taraf kendi avukatının vekalet ücretinden şahsen sorumludur.

8. Bu protokol, açılmış bulunan boşanma davasına sunulmak üzere 3 nüsha olarak hazırlanarak imza edilmiştir.

…/…./ 2020

Nalan A…N.                 Fahri A…..N

Anlaşmalı Boşanma

ANLAŞMALI BOŞANMA

Anlaşmalı Boşanmada Ne Yapılır?

Anlaşmalı Boşanma

Genellikle eşlerin boşanma davasının uzun sürmesinden çekinmeleri nedeniyle anlaşmalı boşanmayı tercih ettikleri görülmektedir.

Eşlerin;

  • haklarını tam olarak aldığı,
  • paylarına düşen malvarlığının paylaşıldığı, ev eşyalarının, ziynetlerin sahibine verildiği,
  • çocuklarla ilgili velayet, nafaka ve kişisel ilişki günlerinin tam ve yerinde belirlendiği,
  • kusurlu olanın kusurunu kabul ettiği durumlarda anlaşmalı boşanma uygun olabilir.

Bunun yanında açılmış bir çekişmeli boşanma davasının anlaşmalı boşanma davasına dönüştürülmesi de mümkündür.

Anlaşmalı Boşanmada Avukat Zorunlu mu?

  • Eşler en az 1 yıldır evli olmalıdır, bu süre düğün tarihinden değil, nikah tarihinden itibaren hesap edilir.
  • İki taraf da boşanmayı kabul etmelidir.
  • Nafaka, velayet, tazminat ve sahip olunan tüm mal varlığı konularında anlaşılması gerekir.
  • Anlaşmalı boşanmada ya da çekişmeli boşanmada avukat tutmak zorunlu değildir.

Anlaşmalı Boşanma Davası İçin Gerekli Evraklar

  • TC Kimlik numarasını gösteren nüfus cüzdanı ya da eşdeğer belge 
  • Noterden hazırlatılacak fotoğraflı boşanma için düzenlenmiş avukat vekaletnamesi,
  • Tapuların, araç ruhsatlarının, maaş bordrosu, kira kontratı, banka hesap cüzdanları vb. fotokopisi doğru bir boşanma protokolü hazırlanması için gereklidir.

Anlaşmalı Boşanma Kaç Gün Sürer?

  • Eşler yukarıda sayılan anlaşmalı boşanma evrakları ile avukattan randevu alır.
  • Avukat, boşanma protokolünü hazırlar, gerekli görülürse, iki taraf da ayrı ayrı avukat tutabilir.
  • Tarafların boşanma protokolünü imzalamasından sonra anlaşmalı boşanma davası açılır.
  • Avukat boşanma için duruşma günü alır. İki taraf da bizzat duruşmada hazır bulunur.
  • Hakim, iki tarafa da serbest iradeleriyle boşanmak isteyip istemediklerini, hazırlanan boşanma protokolünü kabul edip etmediklerini sorar. Kabul ederlerse boşanmaya karar verir. Kabıl etmedikleri takdirde ise anlaşmalı boşanmanın çekişmeli boşanmaya dönüşmesi söz konusu olur.
  • Bu karardan sonra gerekçeli karar yazılır.
  • Avukat gerekçeli kararın kesinleşmesi için gerekli bir takım evrak işlerini takip eder.
  • Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra, karar nüfus müdürlüğüne gönderilir ve nüfus kaydına işlenir.
  • Adli tatilde anlaşmalı boşanma nöbetçi aile mahkemelerinde mümkün olur. Bunun için adliyelerin ve çalışma düzenlerinin iyi bilinmesi gerekir.
  • Yukarıdaki sürecin tamamlanması ortalama 2 ayı bulmaktadır.

Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer?

  • Anlaşmalı boşanmada tebligat ne zaman gelir: Normal olarak davanın açılmasını takip eden 4 ay içinde duruşmaya çıkılmaktadır.
  • Ancak avukat tutulması halinde, bu süre kısaltılabilmekte ve 1 – 2 hafta içinde duruşma ayarlanabilmektedir.
  • Duruşmadan sonraki 15-30 gün içinde gerekçeli karar yazılmaktadır.
  • Gerekçeli kararın yazılmasından yaklaşık 1 ay sonra boşanma kararı nüfus kayıtlarına işlenmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Davasında Taraflar Katılmak Zorunda mıdır?

  • Anlaşmalı boşanma davalarında eşlerin -her iki tarafın avukatı olsa bile- bizzat katılması zorunludur.

Anlaşmalı Boşanmada Avukat Tutmak Gerekli mi?

  • Kişilerin haklarını tam olarak bilmeleri için avukat tutmaları gerekir.
  • Avukatlar dahi çoğu zaman başka bir avukatın yardımını almaktadır.
  • İleride problem yaşanmaması için protokoldeki her bir cümlenin önemi vardır. Bu nedenle avukat tavsiye edilir.

Çocuğun Velayeti Nasıl Belirlenir?

  • Çocukların yaşları, cinsiyetleri, sağlık durumları, kişilik özellikleri dikkate alınarak annede ya da babada kalması konusunda taraflar anlaşırlar.
  • Özellikle, kadının aldatmasının söz konusu olduğu durumlarda, kocanın baskı yaparak çocuğu almaya çalıştığı gözlemlenmektedir. Anlaşmalı boşanmada çocuklar intikam aracı olarak kullanılmamalıdır.
  • Karı-koca arasındaki ilişki ile çocuk-ebeveyn arasındaki ilişki birbirine karıştırılmamalı, boşanma protokolü düzenlenirken çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Ödenir mi?

  • Boşanma protokolü ile birlikte yoksulluk ve iştirak nafakası konusunda da anlaşılması gerekir.
  • Boşanma avukatı, eşlerin ekonomik durumu (maaş, kira, faiz gelirleri, aile katkısı vb.) ile ailenin tüm giderlerini gözönüne alarak nafaka miktarının belirlenmesi konusunda yardımcı olacaktır.

Ev, Araba, Birikmiş Para Nasıl Paylaşılır?

  • Mal paylaşımı, evlilik tarihine, eşler arasında geçerli olan mal rejimi sözleşmesine, eşlerin gelirlerine ve harcamalarına göre hesaplanır.
  • Malların alım-satımı, ödeme şekli, maaş ve diğer kazançlar mal paylaşımının yapılmasında gözönünde bulundurulur.

Eşlerin Borçları Nasıl Bölüşülür?

  • Borcun hangi mal için, nasıl yapıldığı, neden yapıldığına göre borçlar paylaşılır

Ziynet Eşyaları Nasıl Paylaşılır?

  • Düğün takıları, evlilik içinde tarafların birbirlerine aldıkları hediyeler, maaş ve diğer kazançlardan yapılan birikimler kanun ve yargıtay kararları çerçevesinde hesap edilerek paylaşılır.

Boşanma Protokolü Nasıl Yapılır?

  • Velayet, nafaka ve mal paylaşımı konularında anlaşma sağlanınca taraflarıın avukatı bu konuda mahkemeye sunulmak üzere bir boşanma protokolü hazırlar. Bu anlaşmalı boşanma protokolünü her iki taraf da imzalar. Mahkemede de bu protokol altındaki imzanın kendilerine ait olduğunu, kendi serbest iradeleri ile anlaşmalı boşanma protokolünde yazılı maddeleri kabul ettiklerini beyan ederler.
  • Hazırlanan protokolün geçerlilik süresi yoktur yani 10 yıl önce de yapılmış olsa anlaşmalı boşanma protokolü geçerli olur, ancak protokolü mahkeme önünde tekrar edilip mahkemece de uygunluğunun kabul edilmesi gerekir.
  • Boşanma protokol ihlali, hazırlanan ve taraflarca imzalanan protokolüne uyulmaması hallerinde ise ihlal konusunun özelliğine göre dava açılması gerekir. Bu davanın açılabilmesi için boşanma protokolünün çok iyi hazırlanmış olması gerekir.
  • Örnek boşanma protokolü, boşanma protokolü örnek bizden de sürekli talep edilse de bu boşanma protokolünün her çift için özel olarak hazırlanması gerekir. İnternetten bulunan bedava boşanma protokolü genelde bilgisayarda doldurulmakta ve mahkemede sorun çıkmadan boşanma gerçekleşmektedir; ancak boşanmadan sonra bu protokoller sıkıntı yaratmakta ve çeşitli anlaşmazlıklara ve davalara yol açmaktadır.

Avukatlık Ücreti

  • Avukatlık ücreti ve dava açma masrafları her yıl tarife ile değişmektedir. Güncel miktarları ofisimizle iletişime geçerek öğrenebilirsiniz.

Çoğun İçinde Az da Vardır İlkesi

Çoğun İçinde Az da Vardır İlkesi

Çoğun içinde az da vardır ilkesi özellikle nafakanın azaltılması ve kaldırılması davalarında karşımıza çıkan bir ilkedir.  4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176/4 hükmüne göre:

“Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde aylık olarak ödenen arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”

Aynı şekilde aynı kanunun 331. maddesi uyarınca; “durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”

Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere göre, aylık olarak ödenen nafakanın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.

Nafakanın kaldırılması için dava açılmışsa, “çoğun içinde az da vardır” kuralı gereğince, nafakanın tarafların gelir durumlarına göre hakkaniyete uygun şekilde indirilmesine de karar verilebilir.

Nafakanın kaldırılması için dava açılmışsa, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince nafakanın indirilmesine de karar verilebilir.

Mahkemece, nafaka alacaklısının (genelde kadın) boşanma davası sırasında, çalışıp çalışmadığı, gelirinin bulunup bulunmadığı konularının araştırılarak, o dava sırasında da, şimdiki gibi bir gelirinin bulunması durumunda, davanın reddine karar verilmesi, eğer nafaka alacaklısı kadının boşanma davası sırasında iş ve gelirinin bulunmadığı, boşanmadan sonra çalışmaya başladığının anlaşılması halinde ise “çoğun içinde az da vardır” kuralı gereğince, nafakanın tarafların gelir durumlarına göre hakkaniyete uygun şekilde indirilmesi hususunun düşünülmesi gerekir.

Yargıtay, istinaf mahkemesine yapılan başvuruda kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemenin karar verilmesine yer olmadığına dair istemi de kapsadığına karar vermiş ve bu prensibe şu şekilde vurgu yapmıştır:

“Davacı istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmek sureti ile kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Bölge adliye mahkemesince, davacının istinaf dilekçesinde kararın konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına çevrilmesini talep etmediği bu nedenle istinaf sebepleriyle sınırlı inceleme yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, “çoğun içinde az da vardır” kuralı gereğince, davanın kabulü talebinin, karar verilmesine yer olmadığına dair istemini de kapsadığı gözönünde bulundurularak açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken…”

Bir diğer dosyada, davacı gecikme zammı talep etmiş ancak yerel mahkeme bu talebi davalının sıfatı nedeniyle reddetmiştir. Yargıtay ise, gecikme zammı talebinin çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince abonenin sıfatına göre yasal faiz olarak değerlendirilebileceğine karar vermiştir:

“Somut olayda; dava konusu abonelik sözleşmesinde, geciken ödemelerle ilgili olarak 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme cezası alınacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, talep edilen alacak amme alacağı da sayılmadığına göre ,davacının yasal oranda faiz isteyebileceğinin kabulü gerekir. Nitekim, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da , bu doğrultuda hesaplama yapılmış olup, 3.963,05 TL asıl alacağa , takip tarihi olan 06/12/2011 tarihine kadar işlemiş yasal faizin 5.227,19 TL olduğu, yasal faiz üzerinden % 50 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, bu durumda davacı kurumun davalıdan isteyebileceği gerçek alacak miktarının 3.963,05 TL asıl alacak, 2.622,08 TL işlemiş faiz olduğu belirtilmiş olup, rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişlidir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının gecikme zammı talebi, ” çoğun içinde az da vardır” kuralı gereğince, abonenin sıfatına göre yasal faiz olarak değerlendirilip, 01/03/2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken…”

 

 

Kanser Hastasından Velayet Alınır mı?

Eşin İşyerindeki Çalışmanın Boşanma ile Sona Ermesi

-Eşimle ayrılma aşamasındayız. Ben kendisinin sahibi olduğu iş yerinde çalışıyorum. Eşim artık benimle çalışmak istemediğini söyledi. Fakat malum pandemi döneminde iş bulmak oldukça zor. Bu sebeple ben şu anda işsiz kalmak istemiyorum. Beni işten çıkarması durumunda boşanma davasında bu durumu belirterek tazminat talep edebilir miyim?

İş hukuku açısından bir çalışanın iş akdinin sonlandırılması İş Kanunu’nda düzenlenmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde, işverenin, işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple sona erdirebileceği durumlar sayılmıştır. Bu durumların varlığı halinde, işveren işçinin sözleşmesini tazminatsız olarak feshedebilir.

Ancak, bir eşin diğer eşin işyerinde çalışıyor olması halinde, boşanıyor ya da ayrılıyor olmaları iş sözleşmesinin haklı olarak sona erdirildiği bir durum olarak kabul edilmez. Bu nedenle eşinizin sizi sırf boşanıyor olmanız nedeniyle işten çıkarıyor olması durumda tazminat ödemesi gereklidir.

Diğer yandan boşanma halinde, eşlerden biri boşanmaya yol açan fiiller sebebiyle daha ağır kusurlu bulunursa Medeni Kanun’un 174. maddesi gereğince maddi tazminat ödemekle de yükümlü tutulabilir. Maddi tazminat, mevcut veya beklenen menfaatler için belirlenen bir tazminattır. Panemi ya da bir başka nedenle iş bulamayacak durumda olmanız halinde, mahkeme bu durumu da gözönünde bulundurarak daha yüksek bir maddi tazminata hükmetmelidir.


Kanser Hastasına Velayet Davası Açılır mı?

-Merhaba ben 1 sene önce kocamdan boşandım. 5 yaşında bir kızımız var ve velayeti bende. 

Yaklaşık 3 aydır kanser tedavisi görüyorum ve oldukça zor günler geçiriyorum. Kocam bu durumun kızımı olumsuz etkilediği iddiasında bulunarak kızımın velayetini alabileceğini söylüyor. Böyle bir şey olabilir mi?

Hastalıklar, fiziksel engeller, ruhsal problemler her insanın her an karşılaşabileceği durumlardır. Kanser hastalığı da bulaşıcı olmayan ancak tedavi süreci ağır ve sıkıntılı bir hastalıktır. Kansere yakalanmış bir kişiden velayetin alınması değil tam aksine bu süreç içerisinde yakınları ile daha yakın olmaya ihtiyacı vardır. Bir çocuğun kanser oldu diye annesinden ya da babasından uzaklaştırılması, hasta ile yaşamasından daha fazla zarar verebilir.

Bu nedenle bulaşıcı olmayan bir hastalık nedeniyle, çocuğa bakım görevinin tedavi nedeniyle ihmal edilmemesi sağlandığı müddetçe çocuğun velayetinde değişikliğe sebep olmayacağı görüşündeyim.


Düğün Takıları Nasıl Paylaşılır?

-Kayınvalidem düğünde takılan (benim akrabalarımın da dahil olduğu) bütün altınlarımı alarak kendi borcunu ödemek istiyor. Eşim de bu konuda bana ısrarcı oluyor. Eşimin akrabalarından gelen altınlar onların hakkı mı oluyor?

Evlilik kurulurken düğün davetlileri yeni evli çifte destek olmak için çeşitli yardımda bulunabilirler. Bu, gelenek göreneklerimizde altın-para takılması şeklinde olur. Yargıtay, önceki kararlarında kim tarafından ve kime takılırsa takılsın düğünde takılan altın-para ve diğer ziynetlerin kadına ait olacağına dair kararlar veriyordu. Yargıtay bu yılın başında bu hatalı kararından döndü ancak yerine hala çok da doğru bulmadığım başka bir ilke kararı verdi. Bu ilke kararına göre Yargıtay, düğünde kadına özgü takılan takılar haricinde kalan takıları iki tarafa ait sayıyor. Yani bilezik, küpe ve kolye gibi takıların dışında kalan çeyrek altın, para gibi takılar eşlerden ikisi arasında eşit olarak bölünmesine karar veriliyor.


İki Tarafın da Çocuğa Bakamaması Durumunda Velayet

-Biz eşimle ayrılmaya karar verdik. 8 yaşında bir çocuğumuz var. Karım velayeti almak istemiyor. Ben çocuğumun bende kalmasını istiyorum ama iş sebebiyle sürekli şehir dışına gidiyorum. Mahkeme, eşimin istememesine rağmen benim şehir dışında olduğum günlerde çocuğun onda kalması için karar verir mi?

Çocuğun velayeti hakkında karar verilirken önemli olan çocuğun menfaatidir. Eğer taraflardan birinin velayeti istememesi halinde, genel olarak mahkemeler başkaca araştırma yapmadan velayeti diğer tarafa bırakıyorlar. Eşlerden iki tarafın da velayet görevini üstlenme imkanlarının olmadığı durumlarda ise çocuğun bakımı devlet kurumuna yerleştirilerek sağlanabilir. Mahkeme, sizin şehir dışında olduğunuz günler için çocuğun bakımını annesine bırakılacak şekilde bir karar vermez.


Evin Kilidini Değiştirmek

-5 senelik evliyim. Bir süredir eşimden şiddet görüyorum. En son tartışmamızda şiddetin boyutu arttı ve ben de darp raporu alarak şikayetçi oldum. Sonrasında ise evin kapısının kilidini değiştirerek ona kapıyı açmadım. Beni sürekli arayarak özür diliyor ve uzaklaştırma kararı bile olmadan kapının kilidini değiştirmemin suç olduğunu söylüyor. Bu doğru mu?

Eşlerden birinin evin kilidini değiştirerek eşini eve almaması boşanmada kusur olarak kabul edilir. Ancak şiddete uğrayan eşin kilidi değiştirmesi ve eşini eve almaması halinde bu durum mazur görülebilir. Çünkü uzaklaştırma alınmamış olsa bile eve gelen eşin yeniden şiddet uygulama ihtimali mevcuttur. Bu nedenle fiilinizin suç olmayacağı düşüncesindeyim.

İnternette kendini bekar olarak tanıtmak boşanma sebebidir

2. Hukuk Dairesi 2011/20057 E.  ,  2012/15965 K.

MAHKEMESİ :Karşıyaka 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :28.7.2011
NUMARASI :Esas no:2011/12 Karar no:2011/700

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı koca tarafından; kendisinin reddedilen tazminat talepleri yönünden, davalı kadın tarafından ise, boşanma davasının kabulü ve hükmün diğer fer’ileri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de, yapılan araştırma ve toplanan delillerden davacı kocanın internette kendisini bekar olarak tanıtarak bir başka kadınla görüşmek suretiyle güven sarsıcı davranışlar içine girdiği, kayınpederine boşanmak istediğini söyleyerek eşini baba evine bırakmak suretiyle birlikte yaşamaktan kaçındığı; buna karşılık davalı kadının da

birlik görevlerini ihmal ettiği, davacı eşine ağır sözlerle hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliği temelinden sarsıldığından, boşanma kararı verilmesi doğru olmakla birlikte; boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gereklidir. Hal böyle iken; davalının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de; davalının davacı ile aynı oranda kusurlu olduğu gerçekleştiğine göre, verilen boşanma kararı bu sebeple sonucu itibarıyla doğru olup; davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi uyarınca boşanmaya ilişkin hükmün kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiş ve bu duruma bağlı olarak da davacı kocanın tüm, davalı kadının ise aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Kocanın internette kendisini bekar olarak tanıtarak başka bir kadınla görüşmesi güven kırıcı davranıştır.

2-Davalı kadının boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olduğu gerçekleşmediğine göre; hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
3-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle tedbir ve yoksulluk nafakaları yönünden BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışındaki temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ve boşanma hükmünün kusur belirlemesine ilişkin gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.06.2012 (salı)

Erkek Lehine Tedbir (Yoksulluk) Nafakası Verilir mi?

Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

-Eşimle ortak bir karar alarak boşanmaya karar verdik. Anlaşmalı boşanma davası açmak istiyoruz. Bu davanın bir koşulu var mı?

Anlaşmalı boşanma davasının kabul edilebilmesinin ilk şartı evliliğin 1. yılını doldurmuş olmasıdır. Henüz evleneneli 1. yıl olmamışsa eşler, anlaşmalı olarak boşanma davası açamazlar. Anlaşmalı boşanma davasının ikinci şartı, eşlerin boşanmanın mali sonuçları hakkında da anlaşmış olmalarıdır. Boşanma davasının açılması için eşlerin her ikisi birden başvuruda bulunabileceği gibi açılan boşanma davasının diğer eşin kabul etmesi de yeterlidir. Boşanma kararı verilebilmesi için iki tarafın da mahkemeye çıkması ve boşanma konusundaki iradelerini hakim önünde de tekrar etmeleri gereklidir.

İlgili Yazı : Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?


Feragat Edilen Davadaki Gerekçelerle Yeniden Boşanma Davası Açılabilir mi?

-3 senelik evliyim. Eşimden ayrılmaya karar vererek boşanma davası açmıştım. Ancak dava devam ederken tekrar barıştık. Şu durumda davadan çekilirsem ilerde aynı durumu yaşamam halinde mahkemeye sunduğum sebeplerle yeniden dava açmam mümkün olur mu?

Bir boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmelerine, barışmalarına sıklıkla rastlıyoruz. Boşanma davası açarken, karşı tarafın boşanma davasının açılmasına neden olan davranışları dilekçe ile mahkemeye sunulur. Bu fiillerin mahkeme tarafından boşanmayı gerektirir olup olmadığı incelenir.

Eşlerin boşanma davası sürecinde barışmaları ise bu dilekçede belirttikleri olayları affettikleri anlamına gelir. Yeniden aynı nedenlerle dava açılamaz; açılan davanın reddedilmesi gerekir.

İlgili yazı: Boşanmada Af Sayılan Davranışlar     ; Anlaşmalı Boşanmadan Feragat Edilmesi Af Sonucunu Doğurur mu?


Kadının Maddi Durumunun Daha İyi Olması Halinde Tedbir ve Yoksulluk Nafakası

-Kocamla boşanıyoruz. Bir çocuğumuz var. Benim maddi durumum onunkinden daha iyi. Bu durum mahkemenin vereceği nafaka miktarını nasıl etkiler? Teşekkürler.

Boşanma davası sürecinde tedbir nafakası hem kadın hem de çocuk için tedbir nafakası adı altında bağlanır. Her ne kadar kanuna göre tedbir nafakası yönünden kadın-erkek ayrımı yapılmamış olsa da meslek hayatım boyunca lehine tedbir nafakası bağlanan bir erkekle henüz karşılaşmadım.

Çalışan ve sürekli gelir elde eden kadın lehine tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası da verilmez. İki tarafın gelir elde ediyor olması halinde çocuk için takdir edilecek tedbir nafakası ise tarafların gelir düzeyine, çocuğun yaşına, ailenin ekonomik ve sosyal durumuna göre belirlenir. Kadının geliri de nafakanın belirlenmesinde önem taşır. Genellikle çocuğun ihtiyacı için gereken miktarın yarı-yarıya karşılanması akla gelse de çocuğa fiilen bakan tarafın bu fedakarlığı nafakaya daha az katılımıyla dengelenmeye çalışılmaktadır.

 


Dava Açmadan Evi Terkedebilir miyim?

-6 yıldır evliyim. Eşimin beni aldattığını öğrendim. Kendisinden ayrılmak istiyorum. Boşanma davası açarak evi terk edecektim ama yakınlarım mahkemeye bir kanıt sunmadan evi terk etmemin benim aleyhime olacağını söylüyor. Bu ne kadar doğru?

Medeni Kanun’a göre evlilik birliğinin devamı süresince eşlerin birlikte yaşamaları esastır. Ancak evlilik birliğinin devam ettirilmemesine karar verildiği durumlarda, dava açmaya karar veren eş evden ayrılabilir. Diğer eş, evden ayrılan eşe eve dönmesi için terk ihtarı gönderme hakkına sahiptir. Evden ayrılan eş ise, eve dönmek ve evlilik birliğini sürdürmek istemiyorsa boşanma davası açabilir. Mahkemeye kanıt sunmadan evin terk edilemeyeceği söylemi doğru değildir.

TMK 164:

(Değişik madde 6217 sayılı 31.3.2011 tarihli kanun madde 19)Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz”

İlgili yazı: Terk Nedeniyle Açılacak Boşanma Davası


Mallar Paylaşılırken Kredi Borcunu Kimin Ödediği Önemli mi?

-Biz eşimle ayrılma aşamasındayız. Kendisiyle evlendikten sonra 2 adet ev satın aldık. Bu evlerin ödemelerinde eşimin de katkısı oldu ancak büyük bir bölümünü ben ödedim. Mahkeme mal paylaşımında bunu nasıl değerlendirmeye alır?

Eşler evlenirken mal ayrılığı sözleşmesi yapmamışlarsa evlilik içinde maaşlarından, gelirlerinden biriktirerek satın aldıkları mallar edinilmiş mal olarak kabul edilir. Bir eşin tüm gelirini harcadığı, diğer eşin ise gelirini biriktirdiği, kredi ödediği durumlarda da bu kural değişmez. Evin kredi borcunu kimin ödediğinin önemi yoktur. Mahkeme, edinilen malın değerinin yarısını karşı taraf lehine hükmedecektir.