Kategori arşivi: Velayet

Bir Çocuk Anaya Diğeri Babaya Bırakıldığında Kişisel İlişki Nasıl Düzenlenmelidir?

Boşanma davalarının karar verilmesi en zorlu ve en hassas konusu bana göre çocukların velayetidir. Genel olarak müşterek çocuğun bulunmadığı boşanma davalarında çekişmenin daha az olduğu düşünülür. Bu kısmen de olsa haklı bir ön yargıdır. Bir Çocuk Anaya Diğeri Babaya Bırakıldığında Kişisel İlişki Nasıl Düzenlenmelidir? yazısına devam et

Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi İle İlgili Yargıtay Kararları

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2016/10592

Karar Numarası: 2018/1617

Karar Tarihi: 08.02.2018

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Boşanma sebebiyle yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin kusurunun daha ağır olmaması ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m.175). Davalı kadının çalışmadığı gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; dosyanın incelenmesinden kadının sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde davacı kadının sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapılarak, çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise işinin ve gelirinin düzenli ve kendisini yoksulluktan kurtaracak nitelikte olup, olmadığı belirlenerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3-Tarafların ortak çocuklarından …’ın velayeti davacı anneye, … ile …’ın velayetleri ise davalı babaya verilmiş, davalı …’ın velayetinin de kendisine verilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmü bu yönden de temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalının uyuşturucu kullandığı, bu sebeple hakkında ceza kararları bulunduğu, yine ortak çocuk …’a karşı fiziksel şiddet eyleminden dolayı hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Velayet kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında hakim tarafından ortaya çıkan koşulların değerlendirilmesi ve

res’en dikkate alınması gerekir. Her ne kadar davacı kadın … ve …’ın velayeti yönünden temyiz talebinde bulunmamış ise de Dairemiz’ce bu husus resen dikkate alınarak inceleme yönüne gidilmiştir. O halde mahkemece yapılan iş aile mahkemeleri nezdinde bulunan sosyal çalışmacı, pedagog ve psikologlardan çocukların velayeti konusunda rapor alınması, idrak çağında olan …’ın mahkemede bizzat hakim tarafından dinlenilerek çocukların üstün yararı ve kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi de gözetilerek velayet konusunda karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenle hükmün ortak çocuklar … ve …’ın velayetleri yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.02.2018(Prş.)


YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2016/9224

Karar Numarası: 2018/87

Karar Tarihi: 08.01.2018

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Toplanan delillere göre, davacı kadının çalıştığı, düzenli gelirinin bulunduğu, tarafların gelirlerinin birbirine denk olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, Türk Medeni Kanununun 175. madde koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. O halde, davacı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiştir.

3- Mahkemece tarafların ortak çocukları 2001 doğumlu …, 2007 doğumlu …. ve 2012 doğuml….n velayetleri davacı anneye bırakılmıştır. Ortak çocuk ….. ve …..çağındadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana/baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gereken karar; yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır. Bu bakımdan ortak çocuklar ….. ve …e veya istinabe suretiyle eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istedikleri konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkmdaki tercihlerinin kendilerinden sorulması ve psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan (4787 s.K. m.5) ortak çocukların anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınmalı, kardeşlerin zorunlu olmadıkça ayrılmaması gerektiği de dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmalarının çocukların menfaatine olacağı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu hususlar nazara alınmadan, velayetle ilgili eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde düzenlemeye gidilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, 3. bentteki bozma sebebine göre iştirak nafakalarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.01.2018(Pzt.)

 

*kararlar Legalbank’tan alınmıştır

Çocuğun Soyadının Değiştirilmesi Davasında Görevli Mahkeme

Yargıtay’ın 8. Hukuk Dairesi 28.05.2018 tarihli Esas Numarası: 2017/7970 Karar Numarası: 2018/13277 olan kararında çocuğun soyadının değiştirilmesi ile ilgili emsal niteliğinde bir karara vararak görevli mahkemenin aile mahkemeleri olmasına hükmetti.
Dairenin aşağıda tam metni alıntılanan kararına göre, boşanma davası ile velayeti kendisine bırakılan anne, çocuğun soyadını değiştirmek istediğinde aile mahkemesine başvurarak dava açabilecek. Çocuğun Soyadının Değiştirilmesi Davasında Görevli Mahkeme yazısına devam et

Velayet Hakkının Kaldırılması Şartları

Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesine göre anne ve babanın,

  • deneyimsizliği,
  • hastalığı,
  • başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi;
  • ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamaları halinde hakim velayet hakkını kaldırabilir.

Velayet Hakkının Kaldırılması Şartları yazısına devam et

Velayetin Değiştirilmesi Davası Çekişmesiz Yargı İşidir

Dava, velayetin değiştirilmesi ve kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davacı-davalı babanın çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine yönelik davasının reddine, davalı-davacı annenin velayetin değiştirilmesine yönelik karşı davasının ise kabulüne dair verilen karar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince davalı-davacı babanın istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermiş, hüküm davacı-davalı baba tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı- davacı annenin davası velayetin değiştirilmesine dair olup çekişmesiz yargı işidir. Velayetin Değiştirilmesi Davası Çekişmesiz Yargı İşidir yazısına devam et

Çocuk Boşanma Protokolünün Tarafı Olmaz

Tarafların anlaşmalı boşanmalarına dair sözleşmenin, taraflarından biri davacı anne olup, velayeti anneye bırakılan ve boşanma protokolünde lehine eğitim giderleri konusunda düzenleme yapılan ortak çocuk boşanma hükmünün tarafı değildir.

Ortak çocuğun sonraki bir tarihte ergin olması da, çocuk lehine boşanma protokolüne dayalı bir hakkın ifasında ona taraf sıfatı kazandırmaz. Çocuk Boşanma Protokolünün Tarafı Olmaz yazısına devam et

Çocuğun Adını Ana ve Babası Birlikte Koyar

Çocuğu diğer kişilerden ayıran onun kişi olarak ifade edilmesini sağlayan, aynı ailedeki kişileri birbirinden ayırt etmeye yarayan bir kavram olan çocuğun adını ana ve babası birlikte koyarlar.

Ancak, ana ve babanın, velayet hakkının kapsamı içerisinde yer alan çocuğun adı konusunda anlaşmazlığa düşmeleri halinde, ana ve baba ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Çocuğun Adını Ana ve Babası Birlikte Koyar yazısına devam et