Ziynet Eşyaları Kime Aittir?

Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Yazının Son Düzenlemesi: 9.9.2020

Ziynet Nedir?

Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (Yılmaz, E.: Hukuk Sözlüğü, Ankara 2011, s. 1529). Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir (Sağıroğlu, M.Ş.: Ziynet Davaları, İstanbul 2013, s.3).

Ziynet Davasında İspat Yükü Kime Düşer?

Olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadında bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın iddiasını ispat etmek zorundadır. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadında olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır. Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerektirmez.

Düğünde takılan kadına özgü takılar kime takılmış olursa olsun kadına aittir

“…kadına özgü ziynet eşyası niteliğindeki bilezik eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir âdet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.”

Yani, erkeğe takılan ziynet eşyaların aksine örf-adet yoksa tamamı kadına ait sayılmakta iken bu kararla artık sadece kadına özgü olanlar kadına ait sayılmakta ve kadına özgü olmayan yarım altın, çeyrek altın, gram altın gibi ziynetler ile para erkeğe ait olacaktır. Erkeğe takılan ancak kadına özgü olan bilezik, küpe gibi ziynet eşyalarının aksine örf-adet olduğu iddia edilebilir.

Keseye konulan, zarf içinde verilen ziynetler ve para gibi varlıklar ise eşit olarak paylaşıma tabi tutulacaktır.

Kararın tam metni için:

YHGK, 04.03.2020, E. 2017/3-1040, K. 2020/240 

(Hukuk Genel Kurulunun 05.05.2004 tarihli ve 2004/4-249 E. ve 2004/247 K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.)

Düğünde hediye edilen altınlar kadının kişisel malıdır

Mahkemenin kabulünde olduğu üzere davalı erkek kadına düğünde hediye edilen ziynetleri bozdurarak harcamış ve iade etmemiştir. Düğünde kadına hediye edilen ziynetler kadının kişisel malı olup bunları harcayan erkek eş altınların kendisine iade edilmemek şartıyla verildiğini yani hibe edildiğini ispat edemediği müddetçe iade ile mükelleftir. Dosyamızda kadına ait olan ziynetleri bozdurarak harcadığı sabit olan erkek eş ziynetlerin kadın tarafından kendisine hibe edildiğini ispat edememiştir. Hal böyle iken kadının ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/11949 K. 2016/13666 T. 10.10.2016

İade edilmemek üzere verildiği ispatlanamazsa iade edilmelidir

Toplanan delillerden, dava konusu edilen ziynetlerin davacı-davalı erkek tarafından, kadının iddia ettiği gibi, erkeğin ailesine ait evin yapımında harcanmak üzere bozdurulduğu ve bu ziynetlerin erkeğe iade edilmemek üzere verildiği hususunun da kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında tanık beyanlarıyla varlığı ispatlanan 8 adet bilezik ve zincirin davalı-davacı kadının açtığı dava tarihi itibariyle değerlerinin belirlenerek davacı-davalı erkekten tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/5862 K. 2017/13116 T. 27.11.2017

Hakim tarafların talepleriyle bağlıdır, fazlasına veya başka bir şeye karar veremez

Davacı kadın dava dilekçesinde düğünde takılan ziynet eşyalarının aynen iadesini, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir [HMK m.297/ ( 2 )]. Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez

Yasal gereklilik yukarda belirtildiği şekilde iken, öncelikle mümkünse ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedele karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden ve karar yerinde tartışılmadan ziynet bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alman ziynetlerin cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3977 K. 2017/11461
T. 23.10.2017

Ziynet alacağı davası nispi harca tabidir

Davacı-davalı kadın dava dilekçesinde ziynet alacağı talebinde bulunmuştur. Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davacı kadının ziynet alacağı talebi boşanma talebinin eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Bu talep sebebiyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz. Mahkemece, davacı kadına talep edilen ziynet alacağı miktarı üzerinden nispi harcın ikmali için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde ise Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2017/3915 K. 2017/9417 T. 13.9.2017

Mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli olarak yazılır

Anayasanın 141/3. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 3. bendine göre, mahkeme kararlarında iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16036 K. 2017/6729 T. 1.6.2017

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Facebook
Facebook
Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email
Print this page
Print
error: Content is protected !!
ANKARA BOŞANMA AVUKATI ; BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR