Miras

Terekenin Tespiti Davası Nedir?

Takip edin

Terekenin Tespiti Davası Konusunda Bilinmesi Gerekenler

Türk Medeni Kanunu’nun 589. ve devamı maddelerinde yer alan “koruma önlemi” olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir.

Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe veya tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır. Bu işlem, tespiti yapılan malvarlığı unsurlarının terekeye ait olduğu, tespit edilmeyenlerin de terekeye ait olmadığına delil teşkil etmez.

Mirasçıların, tespit olunanlara “onay” vermeleri veya benimsemeleri, onları tespiti yapılmamış olan borçlara ilişkin sorumluluktan kurtarmayacağı gibi, tespit edilmemiş olan tereke alacakları için de talepte bulunamayacakları anlamına gelmez. Mirasçılar, terekenin tespitine rağmen, birbirlerine yahut üçüncü kişilere karşı tespit edilmiş veya edilmemiş (deftere yazılmış veya yazılmamış) olanları ihtilaf konusu yapabilirler.

“Koruma önlemi” olarak tutulan defter (terekenin yazımı), sonradan gündeme gelebilecek mirasın bölüştürülmesine yahut başka bir özel hukuk ilişkisine de esas olmaz. Bu bakımdan Türk Medeni Kanunu’nun 590/3. maddesindeki bir aylık süre, mirasçılar veya diğer ilgililer bakımından “hak düşürücü” bir süre olmayıp, aynı maddenin son fıkrasında yer alan “defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır” hükmü de dikkate alındığında, hakime yönelik bir ay içinde kendisine yapılacak başvuruları kabul etme zorunluğunu getiren bir düzenlemedir.

Bilindiği üzere, tereke mirasbırakanın sağlığında edinmiş olduğu devir ve intikal edebilen tüm özel hukuk ilişkilerini kapsamaktadır. Zira mirasbırakanın şahsına bağlı olanlar ölümle birlikte sona ermektedir. Mirasbırakanın ölümüyle birlikte her ne kadar malvarlığı bir bütün olarak mirasçıların mülkiyeti dahiline girse de, mirasın mirasçılara kişisel olarak paylaşımına kadar koruma önlemleri alınması gerektiği kabul edilmektedir.

Mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar tarafından malvarlığının tespiti bakımından terekenin tespiti davası açılabilecektir. Söz konusu dava usuli anlamda tespit davası niteliğindedir. Söz konusu dava ile mahkemece mirasbırakanın malları tespit edilir ve kayda geçirilerek koruma alına alınır. Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğindedir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir. (Yargıtay 8.HD. 2013/13009 E. ve 2014/17643 K. )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik Korumalıdır