Yargıtay’ın Kafası Karıştı: Yatakları Ayıran Erkek Manevi Tazminat Öder mi Ödemez mi?

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
0850 840 0442 numaralı telefonumuzdan randevu için bize ulaşabilirsiniz
Av.Yasin GİRGİN

Boşanma davalarında Medeni Kanun’un 174. maddesinin 2. fıkrasına göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği hükme bağlanmıştır.

Boşanma davasında manevi tazminat istenebilmesi için bu madde uyarınca, öncelikle boşanmanın gerçekleşmesi, bu boşanmada bir tarafın diğer tarafa göre daha ağır kusurunun bulunması gerekir.

Eşlerin her türlü fiili kusur sayılmamasına karşın boşanma sebebi sayılabilir. Boşanma davalarında manevi tazminatın ödenmesine karar verilebilmesi için ileri sürülen boşanma sebebinin yöneldiği eşin kişilik haklarına bir saldırı, zarar verici bir eylem olarak kabul edilmesi gerekir.

Örneğin eşin kişisel bakımına dikkat etmemesi, ağzının kokması, akıl hastalığına yakalanmış olması boşanma sebebi sayılmasına karşın eşin kişilik haklarına yönelik bir ihlal sayılamayacağı için manevi bir zarar da doğurmaz.

Buna karşın dayak, hakaret, tehdit, aldatma gibi fiiller boşanma sebebi olmakla birlikte eşin manevi dünyasında bir zarar da doğurur. Bu nedenle bu zararın tazmin edilmesi gerekli bulunmaktadır.

Evlilikte cinsel ilişki, evliliğin doğal ve beklenen bir sonucudur. Cinsel ilişkiyi isteme ve başarma her iki eşin de,evlilik ilişkisinden doğan bir görev ve yükümlülüğüdür.Yapılacak tahkikat ve toplanan delillerle;her iki eşin de cinsel ilişkiyi gerçekleştirebilecek fiziki ve biyolojik sağlıklarının mevcut olup olmadığı; ilişkiden kimin kaçındığı belirlenmelidir.

Kanaatimce, cinsel ilişkiyi gerçekleştirme davranışının her iki eş için de bir görevdir. Bu konuda eşler arasında bir görev önceliği bulunmamaktadır. Bu görevden kaçınanın hangi taraf olduğunun tespit edilememesi halinde, birliğin temelinden sarsıldığı ve boşanmayı gerektiren bu olayda eşlerin eşit kusurlu oldukları kabul edilmelidir.

Yargıtay’ın ise bu konuda kafası karışıktır:

Bazı kararlarında cinsel ilişkinin erkek tarafından sağlanmaması kadının kişilik haklarına saldırı olarak nitelenmemiş ve bu nedenle manevi tazminat verilmemiştir:

“Mahkemece, davalı-karşı davacı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, düzenli cinsel ilişki yaşanmadığı ve erkeğin bu sorunun çözümü konusunda herhangi bir çaba göstermediği ve erkeğin tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve davacı-karşı davalı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Toplanan delillerden; davalı-karşı davacı erkeğin, evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği anlaşılmış, ise de taraflar arasındaki cinsel ilişkiden kaynaklanan problemler nedeniyle erkeğin sorunun çözümünde çaba sarfetmediği. ispatlanamamıştır. Davalı-karşı davacı erkeğin evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmemesi kadının kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilemez.” YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2015/22742 Karar Numarası: 2017/2168 Karar Tarihi: 02.03.2017

Diğer bazı kararlarında ise Yargıtay, cinsel yükümlülüklerin yerine getirilmemesini kişilik haklarına saldırı olarak saymıştır:

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, eşine karşı cinsel yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve bağımsız ev temin etmeyen davalı kocanın boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun, davacı kadına atfı kabil bir kusurun bulunmadığının ve kadın yararına ara kararı ile hükmedilen tedbir nafakasının (TMK.md.169) kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinin tabii bulunmasına göre, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yersizdir.” YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2014/387 Karar Numarası: 2014/11031 Karar Tarihi: 13.05.2014

” Mahkemece de kabul edildiği üzere “davalı erkeğin cinsel yükümlülüklerini yerine getirmeyerek davacıyla ayrı yattığı” anlaşılmaktadır. Davalı erkeğin gerçekleşen bu kusurlu davranışı davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder.” YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2016/23990 Karar Numarası: 2018/9794 Karar Tarihi: 24.09.2018

Görüldüğü üzere, birbiriyle çelişik bu üç karar da Yargıtay’ın 2. Hukuk Dairesi’nden çıkmıştır. Tarih olarak da 2014 ve 2018’de saldırı; 2017’de saldırı saymayan kararlar Yargıtay’ın görüş değişikliğine de gitmediğini göstermektedir.

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page