Bir İntikam Aracı Olarak “Çocuk”

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN (Tüm Yazıları Okuyun)

Bundan yaklaşık 25-26 yıl kadar önceydi. Babamın ortağı olduğu işyerinin geniş ve nispeten korunmasız bir bahçesi vardı. Buranın güvenliğini sağlamak için bekçi köpeği besliyorduk.

*****

Bir gün, hangi aklı evvele uyduk hatırlamıyorum ama, babamın ortağının oğlu 2 aylık olduğunu söylediği bir yavru getirdi. Sarı-siyah tüylü, henüz çok küçük, sevimli mi sevimli bir yavru. Bıraksalar bütün gün oynayabileceğiniz inanılmaz tatlı bir yaratık 🙂

*****

Ama bir sorun vardı: Yavru köpek hiç bir şey yemiyordu ve sürekli olarak mırıl mırıl, bazen de yakarışı andıran sesler çıkarıyordu. Hayır, düpedüz ağlıyordu.

Yavru köpekçik ağladı. Köpek türünün huylarını bilenler bir kaç güne alışır dediler. Alışmadı. Gün ve gece boyunca, kulübesinin önünde, küçücük tasması boynunda, Ankara yazının sıcağında bile neredeyse hiç dokunmadığı su ve yemek kabı önünde, ağladı.

*****

Sonunda yavruyu getirendi sanırım, sorunun nedenini itiraf etmişti: Gelen yavru henüz daha iki aylık bile değildi. Annesinden belki de 20-30 günlükken ayırmışlar ve para için bize satmışlardı.

Neticede zamanından önce ayrıldığı yuvası için gözümün önünde günlerce yaş döktü, insan evladı gibi ağıt yaktı.

İnsan evladı gibi dedim ama gibisi fazla.

*****

Bugün, bir kadın müvekkilemin, çocuğu babaya teslimi sırasında çektiği videoyu izledim. Kadınla koca arasında uzun zamandan beri geçimsizlik söz konusu. Yollar ayrılmış ama nasılsa olan biri 4, diğeri 5,5 yaşındaki iki çocuk için yaşam aynı evde devam etmiş.

Sonunda adam aldatıldığını öğrenmiş ve hatta kadının cep telefonunda bir takım görüntüler de bulmuş.

Boşanma için mahkemeye başvurup elindeki görüntüleri de dosyaya sununca, bu görüntülerden etkilenen mahkeme çocukların velayetini babaya bırakmış.

Senden anne olmaz, demiş.

Velayet babaya bırakılınca anneyle de çocuklar arasında kişisel ilişki kuruluyor tabi: Hafta sonu bir gün, o da saat 10’dan akşam 18’e kadar.

Kadın da çalışıyor adam da. Dolayısıyla çocuklara zaten bir başkası bakacak hafta içi. Bu kişi de bulunmuş: Kocanın annesi. Önce oğluna bakmış yıllarca, büyütmüş; şimdi de oğlunun çocuklarına bakıyor.

Beni de babaannem büyütmemiş olsa belki anlamazdım o kadıncağzı da.

*****

Anne, çocukları her haftasonu alıyor ve saatleri geldiğinde teslim için geri götürüyor. Özellikle küçük olanın, babasının evine yaklaşırken ki davranışları değişiyor.Son durağa doğru, yavaş yavaş gözlerinden yaş gelmeye başlıyor. Arka koltukta yanında oturan ablasına doğru istemsizce sokuluyor. O küçük omuzlarını yukarı aşağı silkiyor, kendi kendine konuşur gibi gitmiycem işte gitmiycem derken minicik dudaklarını büzüyor.

*****

Anne, evin önüne gelince arabayı durduruyor, arka kapıyı açıyor ve çocuklar anne uzanamasın diye öbür kapıya doğru yanaşmaya çalışırken aynı anda “anne, anne” diye ağlaşıyorlar.

Gitmemek için minik elleriyle annenin ellerini itekliyor, arabanın içinde minik gövdeleriyle olabildiğince direnmeye çalışıyorlar. Anne, çocukları götürmek zorunda. Götürmese, teslim etmese hakkında ceza davası açılacak ve belki de zaten sınırlı olan bu görme hakkı bile tamamen elinden alınacak.

*****

Arabadaki bu direniş, aparman merdivenlerinde de koridorlarda da devam ediyor. Babaanneye teslim edilen çocuk, kurtulup kurtulup annesine koşuyor tam anneye kavuştum derken babaanne belinden kavrayıp eve çekiştiriyor. Daha tam dönmeyen diliyle “anneme gidicem, anneme gidicem” diye anlatmaya çalışıyor meramını.

Neden gidemeyeceğini anlayamayarak.

Neden annesiyle kalamayacağını anlayamayarak.

Mahkeme, karar, hüküm, icra, kişisel ilişki süresi onun bu somut dünyasından çok ama çok uzak, onun küçük dünyasına hiç de ait olmayan, anlamsız kavramlar.

Büyüklerin saçma sapan dünyasının kendi duygularını tatminine yarayan kurallar. Bir intikam aracı sadece.

Başka bir şey değil.

*****

Yukarıda yavru köpekçiğe insan evladı gibi dedim ama.

Acaba insan olmayı bırakıp biraz da hayvan mı olsak…

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

“Bir İntikam Aracı Olarak “Çocuk”” üzerine 2 düşünce

  1. Bu konu bence pek çok duruma özel olarak yönü değişkenlik gösterebilecek bir konu.Sanki tüm velayet işlerinde mevzu bu şekilde işliyormuş gibi yansımış okuyana.Annenin aldatma esnasında gösterdiği tüm davranışlarında evlatlarına karşı sorumluluk hissetmesi de gerekmez mi sizce?Ben bir anne olarak ,eşimden nefret dahi etmiş olsam ,bir ilişkiye girmenin aynı çatı altında yaşarken ve boşanma süreci işlemiyorken doğru olmayacağını çocuğuma bakarken saniyesinde düşünürdüm.
    Kaldı ki burada annenin çocuklara olan davranışlarında bir ihmal yada ekstrem bir olay belirtilmemiş.Konu annenin evlilik esnasında eşini aldatması.Hal böyle iken daha anne sevgisi,şevkati ve ilgisine muhtaç çocukların baba velayeti kisvesi altında babaanne eline teslim etmek ne kadar akılcıdır o da tartışılır.
    Benim boşanma davam devam etmekte ,çocuğumun geçici velayeti çok küçük olduğu için bende.Fakat baba ile her görüşme sonrasında oğlum ağlatılarak bana teslim edilmekte.Duygusal olarak istismar edilip,her görüşmede sağlıklı bir ilişki tesis etmek yerine ,çocuğumun babaya olan ihtiyacına yoğunlaşmak yerine sürekli terk edilme,anneyi kötüleme gibi konularla uğraşılıyor.
    Olayı şova çevirip baba çocuğu dramatize bir şekilde kucağa alıp son dakika elinden gelen duygusal yüklemeyi yaparken babaanne de uzaktan elindeki cep telefonu ile kayıt yapmaya devam ediyor.
    Velhasıl olaylar birbirinin aynı gibi görünse de, her olay kendi içinde matruşka bebekleri hesabı farklılar.

  2. Tmk ‘muz bu tür acı dramalari babaların annelere oranla % 90 daha fazla yaşadığını anlamiyor. Büyük umut ve sevinçle gidersin ama görüş günü çocuğunun senden kaçırılmistir. Orda yıkintilar içinde kalmış yardım edilmeyi bekleyen sahipsiz bir el gibisindir. Bu sahipsizligi çocuklarında yaşadığını gizlenmesi mümkün olmayan gerçekliktir. Çocukları ne anneden ne babadan nede aile büyüklerinden ayrı tutmaya , yasak koymaya kimsenin hakkı olmamalı.
    Çözüm 1:Ortak velayet: Çocuk üzerinde her iki ebebeyinde söz hakkı olmali. Çocuk annesi babası ayrida olsa sahiplenildiginin duygusunu yaşamalı.
    Çözüm 2:Istirak nafakasi kaldırılmalı:Herkesin ekonomik gücü aynı degil. Az kazanan az yedirir giydirir çok kazanan çok yedirir giydirir. Maddi gücü yok diye hapse sokmak ebebeyin açısından büyük sıkıntı. Birde çocuk acısından düşünürsek baba nafakasini ödeyemedigi için çocuk babayı göremiyor ve onun psikolojiside etkileniyor. Nafakayi boşandığı eşine de vermek istemez. Kendisi cocugunun ihtiyaçlarını daha fazlasıyla karşılamak ister. 3 veriyorsa 5 harcar.
    Çocuğu göstermeyen hergün git babanin yada annenin yanina der.
    Çözüm 3: Icra yolu tamamen kaldırılmalı: Çocuğu göstermeye ne 6 ay hapis. Ebebeyin çocuğu alamadığını polis tutanağı ile ispatlamasi yeterli olmali.Mahkemelerimize bu kadar iş yükü binmemeli.
    Çözüm 4:Çocuk Teslim Merkezleri olmalı. Boşanmış bireyler birbirini görmeye tahammül etmezler. Çocuk buraya teslim edilip buradan teslim alinmali.
    Çözümler basit ama uygulamaya koymasi bu kadar mi zorda çocuk , anne ve baba madur bırakılıyor?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir