Davada Usulüne Uygun Tebligat Yapılmamış Olmasının Sonuçları

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ile 2011 yılında evlendiklerini, 2012 doğumlu müşterek Semih isimli çocuklarının olduğunu, davalı ile son zamanlarda eve geç gelmesi, evle ve çocukla ilgilenmemesi yüzünden problemler yaşadıklarını, davalının bir aydır eve gelmediğini, çocuğun kreşe gittiğini, aylık 450 TL kreş ücreti ödediğini, oturdukları evi aylık 1.693 TL kredi ile aldıklarını, davalının evin, çocuğun masraflarına katlanmadığını, bu nedenlerle müşterek çocuk için aylık 750 TL, konut kredisi masrafı, evin masrafları için aylık 1.000 TL nafakanın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Ankara 8.Aile mahkemesinin 2015/1006 Esas-2016/832 Karar sayılı, 19/09/2016 tarihli karar ile tarafların belirlenen günde duruşmaya gelmediklerinden ve mazerette bildirmediklerinden 29/02/2016 tarihinde HMK 150/1 maddesi gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olup, yasal üç aylık süre içerisinde taraflarca dava dosyası yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf başvuru talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından duruşma gün ve saatini bildiren davetiyenin davacıya usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu nedenle belirtilen günde tarafların duruşmaya gelmediklerinden ve mazerette bildirmediklerinden gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle; “tebligat”, “taraf teşkili”, “adil yargılanma” ve “hukuki dinlenilme hakkı” kavramları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.

Yetkili makamlar tarafından bir takım hukuki işlemlerin, bunların hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukuki dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır.

Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, Tebligat Kanununda açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile vakıf olabilecektir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun’ nun 27.maddesinde “Hukuki dinlenilme hakkı” düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır.Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır.Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.’nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı).

Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkili sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun amir hükmü gereğidir.
Görüldüğü üzere, taraf teşkili sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında da önem taşımaktadır.(HGK.23.11.2011 GÜN VE 11-554 Esas-684 Karar).

Davacıya duruşma gün ve saatinin bildirilmesi için dava dilekçesinde yazdığı adrese tebligat yapılmış, evrakın davacı adresten taşındığı gerekçesi ile iade edilmiştir. Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır. (Teb.K.Mad.10/1). Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Başkaca adres araştırması yapılmaz. (Teb.K.Mad.10/2).

Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.(Tebl.K.Mad.21/2).

Buna göre, mahkemece, davacı adına Tebligat Kanunu hükümlerine göre, usulüne uygun tebliğ yapılmadan, taraf teşkili sağlanmadan, varsa tarafların göstereceği deliller toplanmadan, davacının yokluğunda aleyhine hüküm kurulması isabetsizdir. Bu nedenle davacının istinaf başvuru talebi yerinde bulunmuştur.